Ali Aktaş
Ali Aktaş
Giriş Tarihi : 30-09-2019 14:14

Saadet Partisi’ni şeytanlaştıran kim?

16 Nisan 2017 Referandumunda “hayır” demesiyle başlayan, 24 Haziran 2018 seçimleri ile devam eden süreçte Saadet Partisi, iktidarın oy aldığı geniş muhafazakar ve dindar kesimlerin aksine bir tutum sergiledi. Bu tutum, iktidar tarafından beslenen “dindar-dindışı” “hain-vatansever” “milliyetçi-ingiliz uşağı” “terörist-milli / yerli” biçiminde kendini gösteren ayrıştırmacı siyaseti açık etmek ve durdurmak için sergilendi.

Saadet Partisi bu süreçte “İktidar her şeydir ve iktidar için her yol mübahtır” diyenlere “iktidar araçtır, aslolan millettir, vatandır” diyerek cevap vermiş oldu, oyun bozdu.

Plan, kategorize edilen ve fırkalara ayrılan halk kitlelerinin yaygın propaganda araçları da kullanılarak ve de gelecekle korkutularak oyunun alınması üzerine kurulu idi. Sonuçlarını düşünmediler. Halkın bir kısmını terörize edenler, halkın bir kısmını şeytanlaştıranlar için tek hedef kazanmaktı.

Saadet Partisi ise 17 yıllık “sözde dindar” iktidar tecrübesinin ürettiği travmanın toplumsal tabanda ayrışmaya yol açtığını gördü. Bu travmanın iktidar ve iktidarın temsil ettiği zannedilen sosyolojinin pratikleri üzerinden İslam’a karşı bir tepkiye dönüşme ihtimalini fark etti, ki bu ihtimal halen vardır ve hatta belirtileri her gün okunmakta ve izlenmektedir.

Parti, bu aşamada korunması gerekenin milletin birliği ve bu toprakları mayalandıran aziz İslam’ın kitleler nezdindeki algısı olduğunun farkındaydı. Bu farkındalık üzerinden hareket etti. Medyası ve sermayesi ile tüm iktidarın üzerine abanacağının da bilincindeydi.

Bu zor yolu bile isteye tercih ettik. Zannediyorum belki en geç 5 yıl sonra tercihlerimizin tarihi öneminin farkına varılacaktır, ki bugün bile bu tercihlerin bizim maksadımız ölçüsünde algılandığı görmekteyiz.

Özelikle 24 Haziran seçimleri öncesi sokakta bizi tekfire varan sataşmalara maruz kaldığımız cümlenin malumudur. 31 Mart seçimlerinde ekonomik krizin ve 24 Haziran’ın büyük sözlerinin fos çıkmasıyla oluşan hayal kırıklığının da tesiriyle daha az hissedilen tepkiselliğin yok olmadığını Temel Karamollaoğlu’na İstanbul’da yapılan Sivas Tanıtım Günleri’nde yükselen protesto sesleri ile gördük.

Gerçi bu protestocuların iktidara eklemlenmiş bir ideolojik grup tarafından yapıldığı da kameralara yansıyan bir gerçektir. Burada iktidarın 16 Nisan Referandumunda “artık koalisyonlar bitecek” vaadinin aksine adı konulmamış bir iktidar paylaşımının izlerini görüyoruz.

İktidar, kendisinden ayrılanların kaybettirdiği oyu görüyor. Oturdukları koltuklardan ilk seçimde kalkacaklarını biliyorlar. Ve gazeteci dövmek, tweet atanı dövüp teşhir etmek gibi şiddete varan sindirme hareketlerine karşı yeterli soruşturma yürütmeyerek toplumu sindirmek istiyor. Kamuoyunca hissedilen budur.

Saadet Partisi, iktidarın kendi seçmenlerince şeytanlaştırıldığı gibi şimdi de koalisyon ortaklarınca da şeytanlaştırılmak isteniyor. Biz bunun tutmayacağını biliyoruz. Bizans oyunları ile siyaseten elde edebilecekleri ilave bir seçmen gönlü kalmadı. Mevcut seçmenleri de kurdukları bu çatışmalı düzenin ayrıştırıcı ve ülkemiz zararına olduğunu pekala görüyor.

Gözü olana gün ışımıştır. Oyun bitti !

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA