Fesih Bozan
Fesih Bozan
Giriş Tarihi : 19-10-2020 20:25

Yanan ışıklar mı, sönen ocaklar mı?

Son günlerde ülke gündemini en çok meşgul eden konulardan biri, Anayasa Mahkemesinin bir üyesinin paylaştığı “ışıklarımız yanıyor” mesajı. Ne yargı üzerindeki siyasi baskı, ne alt bir mahkemenin en üst mahkeme olan Anayasa Mahkemesine kafa tutması, ne kaybolan adalet, ne özgürlükler üzerinde artan baskılar, ne geçimsizlikten sönen ocaklar, ne 23 milyonu aşan icra dosyaları, ne kurumlar arası kavga, ne dövizin rekor üstüne rekor kırması, ne ülkenin 422 milyar dolar dış borcu, ne 10 milyonu bulan işsiz sayısı, ne pahalılık, ne vatandaşların 800 milyarlık bankalara olan borcu, ne tarımdan hayvancılığa, sanayiden teknolojiye dışa bağımlı hale gelmiş ülkemizin durumu, ne israf, ne torpil, ne rüşvet ve ne de dış gelişmeler.... en büyük sorun, “ışıklarımız yanıyor” mesajı ve buna yüklenen”darbe” mesajı...!

Mesajın sahibi, özür dilemesi ve kastını aştığını söylemesine rağmen tartışma devam ettirildi. Konuyu başka yerlere çekmenin bir anlamı yokken, buna İçişleri Bakanlığı da karşı bir hamle ile “bizim ışıklarımız hiç sönmedi” şeklinde bir mesajla cevap verdi. Elbette bir hukukçunun, siyasi çağrışım yapan böyle bir mesaj vermesi doğru değildir. Çünkü yargıçlar, verdikleri kararlarıyla ancak konuşur. Bunca sıkıntı ve üstünde durulması gereken konular varken, gereksiz bir mesajdan, gereksiz bir gündemle fırtınalar koparıldı.

Hatırlanacağı gibi, bir süre önce AYM’nin “Şehirler arası karayollarında gösteri ve yürüyüş düzenlenemez” hükmünü iptal etmesini eleştiren İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Aslan’a “Madem özgür bir ülkeyiz, ana caddelerde, sokaklarda özgürce yürüyüş hakkının ortadan kaldırılmasını onayladınız. Polis koruması almana gerek yok. Bisikletinle işe git gel bakalım.” demişti.

Diğer üzücü bir taraf da, devletin kurumlarını temsil edenlerin, sosyal medya üzerinden birbirine meydan okuyacak hale gelmiş olması. Bu tür polemiklerin devlet ciddiyetine zarar verdiği unutulmamalıdır. Dikkat edilirse, iktidar, belli sürelerde kendine hep bir düşman üretip onunla kavga ediyor, kendilerine göre muhalif gördükleri her kuruma baskı yapmaya çalışıyor ve bu tartışmalarla gündemi değiştirerek, esas konuların ve gerçek gündemin konuşulmasına engel oluyor.

Neticede Anayasa Mahkemesi, özgürlüklerden yana bir karar almış. Beğenirsiniz, beğenmezsiniz; esas olan, Anayasa Mahkemesinin herkes için ve bütün kurumlar için bağlayıcı olmasıdır. İktidar yetkililerinin temel görevi, kurumları, hakimleri ve aldıkları kararları eleştirmek değil, o kararların ana kaynağını oluşturan adil yasalar yapmak, vatandaşların yaşadığı, adalet, hukuk, işsizlik ve geçim sıkıntısı gibi her türlü sıkıntılarına çözüm üretmektir.

Olması gereken, siyasetçilerin yargıçlık, yargıçların da siyaset yapmaması ve herkesin kendi işini gereği gibi yapmasıdır. Hâlbuki konuşulması gereken, alt bir kurumun, üst bir kurumu dinlememesi ve bunun nerelere varacağıdır. Konuşulması gereken, evrensel hukuk normlarının esas alınacağı, insan haklarını, onur ve haysiyetini koruyan ve 83 milyona hitap edecek yasaların niye yapılmadığıdır.

Konuşulması gereken, KHK’lı bir polisin, neden ve nasıl tek hücrede ölüme terk edildiğidir. Konuşulması gereken, insan hakları ihlalleri ve baskıların neden bu kadar arttığıdır. Konuşulması gereken,10 milyona yakın işsizin bulunduğu, çocuğuna bir pantolon alamadığı için intihar edenlerin olduğu bir ülkede, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın günlük 10 milyon giderinin olmasıdır. Konuşulması gereken, işsizlik, açlık ve sefalet içinde olan on milyonlarca vatandaşımız varken, yapılan köprü ve havalimanlarıyla, verilen geçiş ve yolcu garantileri ile yandaş müteahhitlere astronomik paraların kazandırılmasıdır. Ve bir kez daha gördük ki, belli kesimlerin yaptığı algı operasyonlarıyla, maalesef gerçeklerin üzerinin kapatıldığı ve enerjimizin gereksiz konular üzerinde harcandığı bir süreci, hep beraber yaşamaya devam ediyoruz. Bu ilk olmadığı gibi son da olmayacaktır.

Veselâm.

NELER SÖYLENDİ?
@
Fesih Bozan

Fesih Bozan

DİĞER YAZILARI AKP iktidarının ekonomi ve yargıda reform sözleri ve Nasrattin Hoca 19-11-2020 18:12 Yanan ışıklar mı, sönen ocaklar mı? 19-10-2020 20:25 Yükselmekte olan ırkçılık ve milliyetçilik -2 10-10-2020 23:21 Yükselmekte olan ırkçılık ve milliyetçilik -1 03-10-2020 17:06 Sakarya ve benzeri saldırıların düşündürdükleri 17-09-2020 15:01 Algı üzerine kurulu bir yönetim anlayışı 30-08-2020 13:15 Geleceğe dair umudun var mı? 20-08-2020 12:22 Sosyal medyayı denetleme mi düzenleme mi? 05-08-2020 13:44 Darbelerin perde arkasını görebilmek 27-07-2020 19:37 Hukuk ve adalet kişiye göre değişir mi? -2 06-07-2020 13:54 Hukuk ve adalet kişiye göre değişir mi? -1 29-06-2020 12:45 Tedricen değişmek ya da değiştirilmek 12-06-2020 23:02 Tarım ve çiftçi can çekişiyor 04-06-2020 17:07 Diyarbakır’ın Fethi ve Anlamı 29-05-2020 00:48 1 Mayıs İşçi Bayramı (!) 01-05-2020 15:02 Yardım, Kutuplaştırma ve Her Alanda Tekelleşme 01-05-2020 07:46 Kovid-19’un ortaya çıkardığı gerçekler ve sosyal devlet anlayışı 13-04-2020 14:58 Ceza İnfaz Paketi 31-03-2020 22:33 Üçüncü Yargı Reformu ve İstanbul Sözleşmesi 27-03-2020 22:05 Kürtlere Yapılan Soykırımın Adı: HALEPÇE 18-03-2020 21:40 Corona Virüsün Ortaya Çıkardığı Virüsler (!) 16-03-2020 18:50 Kurtlar Sofrasındaki Menü: Suriye 04-03-2020 04:35 Adalet Konuşulmaz Yaşanır (2) 07-02-2020 23:12 Adalet konuşulmaz, yaşanır (1) 21-01-2020 15:38 Orta Doğu’da Fotoğrafın Tümünü Görmek 07-01-2020 20:00 Cinsiyet, Kadın, Erkek, Aile ve İstanbul Sözleşmesi (2) 16-12-2019 21:33 Cinsiyet, Kadın, Erkek, Aile ve İstanbul Sözleşmesi (1) 11-12-2019 19:02 Beştepe’ye Giden CHP’li Kim? 28-11-2019 14:10 Saadet Partisi’nin Büyük Kongresi Sonrası Notlar (2) 17-11-2019 11:39 Saadet Partisi’nin Büyük Kongresi Sonrası Notlar (1) 13-11-2019 19:19 Fırat’ın doğusuna müdahale (3) 30-10-2019 21:45 Fıratın doğusuna müdahale  (2) 21-10-2019 02:01 Fıratın Doğusuna Müdahale (1) 13-10-2019 18:15 Toplumsal uzlaşının kodları 02-10-2019 19:56
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA