Mustafa Tuncer
Mustafa Tuncer
Giriş Tarihi : 11-11-2020 14:18
Güncelleme : 11-11-2020 15:51

TRUMP AZL Mİ EDİLDİ, AF MI?

“Sen ve yağmur. 
Başa dönemezsiniz. 
Öyle bir yol yürüdünüz ki ancak 
dönüş yolunu yok ederek gelebilirdiniz 
inişiniz bir iniş olurdu başa dönmemecesine. 
Yağmur yalnız yağarken yağmurdur 
sen yalnız senken sensin 
burada kalamazsın ve başa dönemezsin”
 
Trump’ın başa geldiğinden beri kullandığı radikal söylem, karşı cepheyle pazarlık payını ortadan kaldıran, rakipleriyle arasını açarken taraftarları arasındaki safları sıklaştıran tarzı İsmet Özel’in yukarıdaki mısralarını getirir aklıma.
 
2020 Başkanlık sonuçları resmi olarak nihayetine kavuşmamış olsa da önümüzdeki net fotoğraf  Biden’in seçimleri kazandığını söylüyor.
 
Yenilirken dahi rekor bir oya kavuşmuş olması, Trump’ın göreve geldiğinden beri ABD’de sıkça tartışılan sosyal bölünmenin bir turnusol kağıdı oldu.
Sessiz çoğunluk olarak nitelenen az eğitimli, kırsaldaki cumhuriyetçi seçmeni adeta kampanyasının motoru haline getiren Trump, alternatif siyasal bir güç oluşturdu ve bu güç gerektiğinde Trump için kendi partisiyle dahi çatışabilecek bir pozisyon almaktan çekinmedi.
Trump sadece ABD’nin dış politikasını değil Cumhuriyetçi Parti’yi de değiştirdi.
Kovid tartışmasının ilk başladığı günlerde, Trump’ın virüsü dışarıdan gelen doğrudan bir ekonomik saldırı olarak ele alması ve bunun üzerinden siyasal söylemini oluşturması karşılık buldu. Cumhuriyetçi Parti bu söylemi tamamen desteklemese de, Trump’ın kendi taraftarları maske ve kepenk kapatma karşıtı bir harekatı ABD’nin gündemine getirdi ve diğer hiçbir ülkede olmadığı kadar Kovid tartışması ABD’de siyasal bir cepheleşmenin sembolü haline geldi.
 
Ülkedeki demografik değişim, liberal elitlere karşı Cumhuriyetçi seçmen içerisinde oluşan cephe, ve küresel ilişkiye karşı alınan pozisyonda Trump’ın söylemi, seçmenini bir holigan haline getirdi. Trumpizm diye de ifade edilebilecek bu holiganlaşma, parti seçmeni içerisinde daha radikal, sokağa çıkabilecek ve siyasal arenada cesaret bulmuş bir grubu etrafında toplamayı başardı.
Trump’ın müttefiki ve aynı zamanda kendisi de bağımsız olarak 1992 yılında Başkan adayı olan Ross Perot, toplumun içerisinde varolan bu gücün Trump etrafında toplanmasını şöyle tarif eder, “Cumhuriyetçiler George Wallece gibi ırkçı bir hareketi, Çay harekatını gördü fakat bunlar karizmatik bir lider eksikliğinden dolayı çabucak tükendiler.”
2016 seçimlerine göre halk desteğini 11% oranında arttırarak 70 milyon seçmenin oyunu alan Trump’ın, gitse dahi Trumpizm üzerinden siyasal bir güç oluşturup oluşturamayacağı, artık tartışılmaya başlandı.
 
Temsilciler Meclisi’nde de Trump’ın siyasal söylemlerini devam ettirecek isimlerin olması, Trumpizmin siyasetteki temsiliyeti adına önemli. Fakat, Cumhuriyetçi Parti’nin kendi içerisinde de bölünmesine sebep olan bu söylemlerin Parti ve statüko tarafından nasıl dengeleneceği henüz belli değil.
 
Göreve geldiği ilk günden itibaren, dış güçlerin Amerika’yı parçalamalarına müsaade etmeme (!) söylemiyle ülkeyi yöneten Trump, taraftarlarına öylesine güvemişti ki sandıkta olmasa da sokakta iktidarı savunabilme hülyasına bile dalmıştı. Seçimler sırasında ve sonrasında Trumpizm taraftarlarının yer yer, ağır silahlarla sokaklarda yaptığı showlar bunun sonucuydu.
Sandıkla geldiği Başkanlık koltuğunu bırakmamak için sokağı militarize edebilecek kadar “Patriotic” olan Trump’ın unuttuğu bir şey vardı.
Demokrasilerde yetkiyi veren de, hor kullanıldığını gördüğünde azl eden de halktır.
Halkın azlettiğini hiçbir güç af edemez.

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA