Mustafa Tuncer
Mustafa Tuncer
Giriş Tarihi : 03-12-2020 23:50
Güncelleme : 03-12-2020 23:53

Ankara’nın Washington’dan beklentisi Biden’in ne kadar umurunda?

Donald Trump’ın son dört yıldır bayraklaştırdığı “Önce Amerika” söyleminin makas değiştirip “Her yerde Amerika”ya dönüşmesine iki aydan az bir süre kaldı.

Trump’in ABD’nin dünyayla uğraşmak yerine, kendi dertlerimizi önceleyelim mantığıyla bayraklaştırdığı bu söylemlerinden şüphesiz ki ABD içindeki küreselcilik karşıtı Cumhuriyetçiler’in bir kısmı kadar, Washington’un müdahaleci politikasından rahatsız olan Türkiye gibi ülkeler de memnundu.
 
Zira Barack Obama döneminden alışık olduğumuz Dışişleri Bakanlığı’nın günlük basın toplantılarında,
adeta ültimatom verir gibi diğer ülkelere müdahale etmesi, ülkelerin bölgesel olarak attığı her adımın hesabını sorar tavrı Trump döneminde adeta rafa kaldırılmıştı.

Her ne kadar Başkan Trump, dönem dönem attığı twitler ya da gönderdiği mektuplarla diğer ülkelere ayar vermeye çalışsa da bu Obama dönemindekli gibi süreklilik göstermiyordu. Gerek söylemleri gerekse oluşturduğu ekibiyle, yeni seçilen Başkan  Joe Biden’ın göreve başlamasıyla birlikte eski alışkanlıkların geri gelmesi bekleniyor.
 
Peki bizi, yani Türkiye’yi bu süreç içerisinde ne bekliyor olacak?
 
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Biden’ın galibiyeti sonrası kendisine ABD-TR ilişkileri üzerine yöneltilen bir soru üzerine, PKK, YPG ve FETÖ’nün Türkiye için ulusal güvenlik sorunu olduğuna dikkat çekerek, iki ülke arasındaki ilişkilerin Washington’un bu örgütlere karşı alacağı tavır üzerinden şekilleneceğini söylemişti. Türkiye’nin ABD’ye dair bu beklentileri yeni değil.

Daha önce Obama ve Trump’a da aynı beklentilerini ifade eden Türkiye’nin Biden’e dönük de farklı bir söylem geliştirmesi beklenmiyor. Öte taraftan ne Obama, ne de Trump’ın çözüm için adım attığı bu konularda Biden’dan bir adım beklemek ne kadar gerçekçi olur bunu da  zamanla göreceğiz. 

Biden’ın daha önce yaptığı açıklamalardan yola çıkarak bizi nasıl bir fotoğrafın beklediğini ön görmek pek zor olmasa da Türkiye’nin haklı taleplerini ifade etmede taktik değiştirme ihtimalini de gözardı etmeyelim.
Trump, Ortadoğu’yu bir çöl yığını olarak tanımlayıp, ABD’nin burada kalmasının ekonomik olarak ABD’ye faydası olmadığını, aksine zararı olduğunu belirterek Suriye’den askerlerini çekmek istediğinde, Biden’ın ilk hassasiyeti YPG’nin Suriye’deki varlığı olmuştu.

Yani Biden, ABD’nin böyle bir hamle yapması durumunda, DEAŞ’a karşı önemli bir güç olarak tanımladığı YPG’ye sırtlarını dönmüş olacaklarını ve bunun da ileri de ABD’nin benzeri grupları taşeron olarak kullanmak istediğinde, kötü bir referans olacağının altını çizmişti. Biden YPG’ye sahip çıkılması gerektiğini söylemişti. Nitekim, Dışişleri Bakanlığına aday olarak gösterdiği Antony Blinken da zaten bu fikrin güçlü savunucularından.

Asıl sorun şu ki Türkiye’nin her seferinde PKK ve uzantısı YPG’nin terör örgütü olarak ülkemize karşı oluşturduğu tehditleri söylerken, bu terör örgütlerinin bölgedeki Kürtler’e de bir tehdit unsuru olduğu hakikatini atlaması.

Zira PKK/YPG Türkiye kadar Kuzey Irak Bölgesel Kürt yönetimi ve coğrafyada yaşayan başta Kürtler olmak üzere Araplar  ve Türkmenler gibi tüm etnik unsurlar için de bir tehdit. Bu noktada bu terör örgütlerinin mağduru bölgesel diğer unsurlarla ortak bir söylem geliştirmek, haklı davamızın ABD’de yankı uyandırması hususunda elimizi güçlendirecektir.

Biden’in başkanlık koltuğuna oturmasında sonra Türkiye-ABD ilişkilerindeki tek problemli alan PKK-YPG meselesi de değil şüphesiz. Türkiye’nin tarihsel olarak en önemli dış politika sorunlarından olan Yunanistan ve Ermenistan konusunda da Biden’in pozisyonu pek de Türkiye’nin çıkarlarını gözetmiyor. Nitekim Biden, 2020 Temmuz ayında NATO’ya yaptığı çağrıda, Türkiye’yi bölgede provakatif adımlar atmakla suçlayarak kınamış ve NATO’nun da Türkiye’yi uyarması gerektiğini dile getirmişti.

Ayrıca, S400 konusunda da Türkiye’ye karşı CAATSA yaptırımlarının devreye sokulması gerektiğini düşünen Biden’in muhtemelen Ankara’yı en çok rahatsız bir başka yaklaşımı da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı direk hedef alan sözleriydi. Biden, New York Times’a yaptığı açıklamada Türkiye’de Erdoğan karşıtı muhalefetin desteklenerek, Erdoğan’ın görevinin sona ermesi gerektiği yönünde bir açıklama yapmış, bu açıklaması ise Ankara’da ciddi bir krize yol açmıştı.

Gerçi Sayın Erdoğan’ın da Macron’dan Merkel’e bir çok ülke liderine diplomatik nezaketi aşan sözler sarfettiği hatırlanınca çözümün ilk adımının ülkeler arasındaki ilişkilerde kullanılan dilin değiştirilmesinden başlamak olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Şu hakikatin de altını çizmek gerekir ki, Türkiye-ABD arasındaki ilişkiler sadece yukarıda belirttiğimiz konulardan ibaret değil. NATO gibi önemli bir ortak paydamızın bulunmasın yanında, kızışan dünya ticaretinde Çin’e karşı atılan adımlarda Türkiye dahil çok sayıda ülkenin öneminin artması Türkiye ve ABD için hayati konulardır. Türkiye’nin üretim odaklı sanayi yönünde atacağı adımlarla hem ABD hem de Avrupa için önemli bir üretim üssü olması, Çin’e karşı ticaret savaşında ülkemizi gözardı edilemeyecek bir noktaya getirecektir.
 
Bugüne kadar Sayın Erdoğan yaptığı konuşmalarda, konuyu bir şekilde Washington’a getirip, FETO ve PKK gibi konular üzerinden ABD politikalarının Türkiye için varlıksal bir soruna dönüştüğüne vurgu yaptı.
Yani, bir “dış mihrak” olarak ABD Türkiye’ye karşı adım attıkça, yaptırım tehditleri üzerinden Türkiye’nin ekonomisini hedef aldıkça içeride Türk seçmeni Erdoğan’ın ABD karşıtı söylemlerini destekledi. Bir anlamda Türk-ABD ilişkileri ne zaman gerilse, bundan “dış mihrak” söylemini dillendiren Sayın Erdoğan iç siyasette hep karlı çıktı.

Şu ana kadar Obama’nın, hatta Erdoğan’ın yakın ilişki kurduğu Trump’ın dahi Türkiye’nin beklentilerini karşılama hususunda atmadığı adımları Biden’dan beklemek naiflik mi olur?

Ya da zaten Ankara, kullanıldığında iç siyasette her zaman kazanç getiren “dış mihraklar” jargonunu zayıflatabilecek bir ilişki geliştirmek ister mi? Özellikle sosyo ekonomik sıkıntıların olası bir erken seçimi tetiklemesi beklenirken.

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA