CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, bugün Genel Merkez’de MYK sürerken düzenlediği basın toplantısında, 30 Ekim’de Ege Denizi’nde meydana gelen ve İzmir’in büyük ölçüde etkilendiği depremi değerlendirdi.

“Yıkılan binalardan bazılarının, imar affından da yararlandığını duyuyoruz”

“ Neden işler hep arama kurtarma ekiplerimize kalıyor?” diye soran Öztrak, bu soruyu şöyle cevapladı:

“Aslında bunun cevabını biliyoruz. Yurttaşlarımızın canını alan, tedbirsizlik,  kuralsızlık, tamahkârlık ve acımasız rant hırsı… İmar Kanunu, ülkemizde imar mevzuatının Anayasasıdır. 1985’ten bu yana yürürlükte olan bu yasa, bugüne kadar tam 30 kez değiştirilmiş ve yapılan değişikliklerin 22’si ise son 18 yılda AK Parti iktidarlarında yapılmış. Bu da bir başka ihale yasası hikâyesi gibi… Bu dönemde “imar affı” çıkarmak, artık vakayı adiyeden oldu. En son 2018’de, seçime gitmeden hemen önce, Meclis’ten yine bir “imar affı” çıkarılmış. İmar affını çıkarırken de gerekçelerinden biri oldukça önemliydi.  Bu aftan gelecek paralar, afet riski altındaki alanların dönüştürülmesinde kullanılacaktı… Şimdi yıkılan bu binalardan bazılarının, çıkarılan imar affından da yararlandığını duyuyoruz. Bu durumda sormak gerekiyor: Bu binalar neden dönüşüme tabi tutulmadı? Neden sağlamlaştırılmadı veya yıkılmadı? Burada eksik olan ne? Sistemde eksik olan ne? Hasarlı binanın tespitini kim yapıyor? Yıkıp yeniden yapmanın finansmanı nasıl sağlanıyor? Bunların açıklığa kavuşturulması ve bir eksiklik varsa hızla giderilmesi gerekiyor.”

CHP olarak, Elazığ depreminden sonra pek çok öneride bulunduklarını; ‘Aktif fay hatları üzerinde yerleşime izin vermemeliyiz. Ya da ancak çok özel tedbirler alındıktan sonra, vatandaşlarımızın buralarda yerleşmesine izin vermeliyiz’ dediklerini hatırlatan Öztrak, sözlerine şöyle devam etti:

“Bugün şimdi bunun eksikliğini hissediyoruz. Mevcut mevzuatta bir eksiklik varsa, bunu telâfi etmek için el birliğiyle çalışmalı, gereken adımları hızla atmalıyız. Yine, ‘Bina envanterimizin depreme dayanıklılık durumunu tespit etmeliyiz’ dedik. Türkiye’de şu an itibariyle 685 bin konutun riskli yapı olduğunu Cumhurbaşkanı’nın kendi programı söylüyor. Tüm bina stokunu hızla gözden geçirmek gerekiyor. Yine, ‘Başta İstanbul olmak üzere, depremler için şimdiden kriz masası oluşturmalıyız’ dedik. ‘Kriz senaryolarını yeniden gözden geçirmeliyiz. Toparlanma ve barınma alanlarını yeniden belirlemeliyiz iletişim ve ulaşım alt yapımızı depreme hazırlamalıyız’ dedik.

Kılıçdaroğlu: Ecevit'le Erbakan gittiler Kıbrıs'ın Türk kesimini aldılar Kılıçdaroğlu: Ecevit'le Erbakan gittiler Kıbrıs'ın Türk kesimini aldılar

5 yıl seferberlik ilân edelim

Yine, ‘Gelin aktif fay hatlarında ve hassas deprem bölgelerinde kentsel dönüşümü gerçekleştirmek üzere gelecek 5 yılı seferberlik yılı olarak ilân edelim’ dedik. Bu projenin adını da ‘Hayatta Kal Projesi’ koyalım demiştik. Biz, depremlerde vatandaşlarımızın hayatını kurtarmak için Meclis’e gönderilecek her yasa teklifini ve kaynakları bu iş için seferber edecek her türlü düzenlemeyi destekleriz.”

Bu 35 milyar dolar nereye gitti?

“Bu iş için kaynak ve finansman mı yok?” diye soran Öztrak, aslında gerekli malî kaynağın kâğıt üstünde var olduğunu belirterek, sözlerine şöyle devam etti:

“Hani, imar affından toplanan paralar bu işler için kullanılacaktı? Toplanan paralar bu iş için kullanılmadığına göre; nereye harcandı, kimlerin cebine gitti? Sadece imar affı değil, deprem vergisi olarak, yıllardır vatandaştan toplanan Özel İletişim Vergileri de var. 2003 ile bu yılın Eylül ayı arasında toplanan Özel İletişim Vergisi, tamı tamına 35 milyar dolar. Yani öyle az buz paralardan bahsetmiyoruz. Bu 35 milyar dolarla milyonlarca konut, depreme dayanıklı hale getirilebilirdi. Biz, ‘Bu 35 milyar dolar nereye gitti?’ diye sorduğumuzda, Saray sinirlenip, “Bu tür şeylerin hesabını vermeye zamanım yok” demişti. Ama ne kadar kızarlarsa kızsınlar, ne kadar sinirlenirlerse sinirlensinler, milletten deprem için toplanan paraların neden kentsel dönüşüme gitmediğinin, neden bu can kayıplarına mani olmak için kullanılmadığının hesabını, biz kendisinden sormaya devam edeceğiz.”