"Beş para etmezsin"

İsmail Müftüoğlu "Beş para etmezsin" başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Abone Ol

Ülkemiz siyasi, sosyal ve ekonomik açıdan bunalım göstermektedir. Ekonomik çöküntü her gün biraz daha artmaktadır.

Bir memleket, ekonomik açıdan yoksul hale gelirse, o zaman, her konuda, ahlak bozulur. Bu hal de vicdan sahiplerini zorlar, kaos oluşmaya başlar. Zira zengin olanlar rahat nefes alırken, fakir-fukara sıkıntılar içinde feryadına devam eder. Bunun sorumlusu sadece iktidarlar değil, muhalefetin de bu meselede cesur hareket etmemesidir.

Birileri yanlış yaparken, diğerleri seyirci kalıyorsa, çalana, çırpana, sömürene, her türlü yanlışı yapana sesini çıkarmıyorsa, o ülkede huzurun sağlanması mümkün değildir. Hayvanlar dahi yiyeceğini çalmak isteyen diğer hayvana tepki gösterirken, insanların emeğini, ekmeğini çalanı alkışlaması, akıl tutulması değil de nedir?

Oysa çalan herkes insafa gelip, çaldığını geri koyarsa, çalanlar vergi affı ile taltif edilmezse, ekonominin düzelmesi kolaylaşır. Ama maalesef o vicdan sahibi kalmadı, buharlaştı. Çünkü öyle bir zaman içindeyiz ki, haklı olanlar susuyor, yanlış yapanlar bağırıp duruyor. Yani hem suçlu hem de meydan okuyor.

Ülkeyi yönetenler bu aymazlara karşı müdebbir olmazsa, onları desteklemekten vazgeçmezse, ekonomik dengesizliklere çare bulmazsa, o ülkede, adil ekonomik düzen elbette devreye alınamaz. Bu hal zengini, güçlü olanı daha da zengin eder, fakirler de yerlerde sürünür. Elini vicdanına koymayan, vicdanı olmayan birilerinden fayda beklemek nafiledir. Sadece hayal kırıklığına sebebiyet verir, insanlar ümitsizliğe yuvarlanır. O ahvalde de her yerde tartışmalar başlar, güçlü olanlar kalır, zayıf olanlar da alandan atılır.

Denir ki; hakkınızı yiyen, gönlünüzü kıran, her konuda günahınızı alanlardan seçim sandıklarında hesap sorulmalıdır. ‘Eski tas eski hamam’ anlayışından uzak durmak gerekir. Ancak maalesef ki, utanç duyulması gereken şeylerle gurur duyulan bir zamanı yaşıyoruz. Bu hal dünyevileşmenin sonucudur. Unutmamak gerekir ki, haram lokmanın girdiği evden salih nesil çıkmaz. Milli ve manevi olmayan eğitimden de evliya değil, eşkıya çıkar.

Açıklamalarımızı teyit için güzel bir alıntıyı nakletmekte fayda görüyoruz: “Muktedirler her zaman ‘belini kırdık’, ‘tepelerine bindik’, ‘kökünü kazıyoruz’ derken meğerse emekliden, az gelirliden bahsediyormuş.

Biz de artık yazmaktan, söylemekten yorulduk. Zira bir devlet sadece vergi toplamakla büyümez. Ayrıca kuru dualarla da hiç büyümez. Nitekim devlet üretimle, faydalı icraatlarla, sanayileşmeyle, tarımla, hayvancılıkla, güzel eğitim ve İslam ahlakıyla büyür.

Buna riayet etmeyen bazı yöneticilere karşı, yaptığımız analizlerdeki sertlik bize yakışmaz ise de bu tepkiler gittiği yere çok yakışıyor. Zira nezaket kurallarına dikkat etmeyenlere onların anlayacağı ile mukabele edilir ve böylece ok hedefine ulaşır.

Malum eskiden/çocukken yalan söylemeye korkardık. Şimdi de doğruları söylemeye, yazmaya korkuyoruz. Nereden nereye geldiğimizi hâlâ anlamıyoruz.

Prof. Dr. İlber Ortaylı diyor ki; “-Her nefis ölümü tadacaktır- ayetini bankalara ve makam koltuklarına yazmalı. Tabutlara, mezarlıklara değil.” Yani diyor ki, ey yere göğe sığmayanlar, siz de öleceksiniz. Yaptığınız icraatlardan da hesaba çekileceksiniz. Onun için makamlarınızdan, paralarınızdan, köşklerinizden dolayı avunup durmayın.

Gazeteci Hüsnü Mahalli de diyor ki; “42 yıllık gazetecilik hayatımda bütün İslam ülkelerinde gördüğüm en tehlikeli gerçek şudur: İnsanlar yoksul ve cahil bırakılıp, beyinleri esir alınarak iradeye (güç sahiplerine) boyun eğmeleri ve bunu da ibadet sanıp, inanmaları sağlanıyor.” Ondan sonra da yetkililer istedikleri gibi hareket edebiliyor. Böylece millet yoksulluk kazanında yanmaya devam ediyor. Buna sebep olanlar ‘Adil Düzen’den uzaklaşarak, firavunlaşıyor. Onun için merhum Erbakan diyor ki;

Hangi cemaatten, hangi tarikattan, hangi mezhepten olursan ol, ‘Adil Düzen’ için, İslam Birliği için, İslam’ın hâkimiyeti için çalışmıyorsan, Beş Para Etmezsin.

Merhum Mehmet Akif:

Allah’a dayan, sa’ye sarıl, hikmete râm ol,

Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol.

Mısralarıyla çare göstermektedir. M. Akif İnan da der ki:

Hakkın yolu bir, gayrıyı bühtan biliriz

Hakka götüren rehberi Kur’an biliriz

Neticede denildiği gibi:

Eğil başım, ilâhi fermana eğil

Hilekâr iblisin yolu yol değil.

Daha ne yazalım, anlatmak ve anlamak için…

Rahman ve Rahim,

Kadir ve Muktedir,

Gaffar ve Settar olan Allah’a emanet olunuz.

“Ya Rabbi bu haftayı bize hayırlı ve bereketli kıl. Hayırlara yakın, şerlere uzak eyle.”

Selam doğru yola uyanlara olsun. (Taha/47). 02.02.2026