Raporda, santraldeki mevcut koruma sisteminin tam kapasiteyle işlev görmediği ve özellikle iç radyasyon kalkanında yapısal zayıflamalar bulunduğu ifade edildi. Greenpeace’e göre, dış koruma kabuğunda geçmişte meydana gelen hasarların tam olarak giderilememesi, genel güvenlik seviyesini düşürüyor.
Kuruluş, sistemin tasarım amacına uygun şekilde çalışmadığını ve bu durumun uzun vadede riskleri artırdığını vurguladı.
“İçeride yüksek derecede radyoaktif madde var”
Greenpeace Ukrayna Nükleer Uzmanı Shaun Burnie, kalkanın içinde son derece tehlikeli radyoaktif materyaller bulunduğuna dikkat çekerek, “Burada yaklaşık dört ton yüksek derecede radyoaktif toz ve yakıt parçacığı bulunuyor. Bu yapının çökmesi, ciddi bir radyasyon salımına yol açabilir” dedi.
Uzmanlara göre, iç yapının stabilitesinin bozulması halinde sadece tesis değil, çevre ülkeler de etkilenebilecek bir risk zinciri oluşabilir.
Savaş koşulları müdahaleyi zorlaştırıyor
Raporda ayrıca Ukrayna’daki savaşın, santralde yapılması gereken bakım ve güçlendirme çalışmalarını ciddi şekilde engellediği belirtildi. Bölgedeki güvenlik riskleri nedeniyle uzman ekiplerin tam kapsamlı müdahale gerçekleştiremediği ifade ediliyor.
Greenpeace, özellikle askeri hareketliliğin tesis çevresinde ek tehlike oluşturduğunu ve yapının dış darbeler karşısında daha kırılgan hale geldiğini savunuyor. Çernobil Faciası sonrası inşa edilen geçici ve kalıcı koruma yapılarının zaman içinde yıprandığına dikkat çekilen raporda, mevcut durumun “acil müdahale gerektiren kritik bir eşik” olduğu uyarısı yapılıyor.
Onarım maliyeti ve uluslararası çağrı
Öte yandan, santraldeki koruma kubbesinin güçlendirilmesi ve onarımı için daha önce uluslararası düzeyde yüz milyonlarca euroya ulaşan maliyet hesaplamaları gündeme gelmişti. Greenpeace ise, finansman ve güvenlik koşulları sağlanmadan yapılacak her gecikmenin riski artıracağını belirterek acil uluslararası iş birliği çağrısında bulundu.