Aydın’ın Nazilli ilçesinde çiftçiler, mazot ve girdi maliyetlerindeki artışın üretimi sürdürülemez hale getirdiğini söyledi. Çapahasan Mahallesi çiftçilerinden Güray Küçüksavran, traktör ve ekipmanlarla birlikte milyonlarca liralık yatırım yaptıklarını belirterek, “Bu şartlarda bu çiftçinin ayakta durması mümkün değil” dedi. Bir başka üretici ise geçen yıl 40 lira olan akaryakıtın 100 liranın üzerine çıktığını, buğdayını 13,5 liradan sattığını belirterek “Tarlamı nasıl süreceğim, nasıl ekeceğim” diye sordu.
Aydın Nazilli Çapahasan Mahallesi çiftçilerinden Güray Küçüksavran, sahip oldukları traktör ve tarımsal ekipmanların değerinin milyonlarca lirayı bulduğunu belirterek, yüksek akaryakıt fiyatlarının çiftçiyi çıkmaza sürüklediğini söyledi.
Küçüksavran, “Bu görmüş olduğunuz alet, ekipmanlar ve traktörle beraber dört-beş milyonu bulan sadece ekipmanlarımız var. Tarlalar hariç. Akaryakıta gelen yüksek meblağdaki zamlardan dolayı biz bu çiftçiliğin içinden çıkamaz hale geldik” dedi.
Ülke ekonomisine ve üretime katkı sağlamak amacıyla gece gündüz çalıştıklarını ifade eden Küçüksavran, buna rağmen ürettikleri ürünlerden yeterli karşılığı alamadıklarını söyledi. Gübre ve ilaç başta olmak üzere üretim girdilerinin geçen yıldan bu yana yüzde 100’ün üzerinde arttığını belirten Küçüksavran, ürün satış fiyatlarının ise aynı oranda yükselmediğini kaydetti.
Küçüksavran, “Ekonomiye katkımız olsun, ülkemize katkımız olsun diye gecemizi gündüzümüze katıyoruz. Fakat ekmiş olduğumuz hiçbir ürünün karşılığını alamıyoruz. Gübre maliyeti olsun, ilaç maliyeti olsun geçen yıldan bu yana yüzde yüzden fazla girdi maliyetlerimiz arttı. Fakat ürettiğimiz ürünü satmaya gidiyoruz, geçen yılki fiyattan daha düşük fiyata satıyoruz. Geçen yılki fiyatı dahi satamıyoruz” diye konuştu.
“Bu çiftçinin ayakta durması mümkün değil” diyen Küçüksavran, devletin artan maliyetler karşısında çiftçiye çözüm üretmesini istedi.
Geçen yıl yaklaşık 40 lira olan akaryakıtın bugün 100-102 lira seviyelerine çıktığını belirten Küçüksavran, buğday ve silajlık mısır hasadının ardından yeniden tarlaya girmek için gerekli mazotun maliyetinin üreticiyi zorladığını söyledi.
Küçüksavran, “Ben buğdayımı kaldırdım, silajlık mısırımı kaldırdım. Fakat bugünün şartlarında bu ekipmanlarla bu tarlaları nasıl süreceğim? 102 liraya bir litre mazot alıp da gidip tarlayı çift sürdüğümüzde bu işin içinden çıkmamız mümkün değil. Bu işe el atılması gerekiyor. Bu kadar yüksek girdi maliyetleriyle bu çiftçinin ölüm fermanı imzalandı” ifadelerini kullandı.
"Babamın kurduğu düzeni devam ettiremiyorum"
Çiftçiliğin yalnızca ekonomik değil, kuşaklar arası devamlılık açısından da ciddi bir sorunla karşı karşıya olduğunu anlatan Küçüksavran, babasının yıllarca çalışarak kurduğu tarımsal düzeni sürdürmeye çalıştığını ancak kendi çocuğunun çiftçilik yapmak istemediğini söyledi.
Küçüksavran, “Babam yıllarca çalıştı, didindi, bu düzeni kurdu, bu ekipmanları aldı. Babamdan sonra ben bu işi, düzeni devam ettirmeye çalışıyorum. Fakat benim evladım bu işi yapmak istemiyor. Benden sonraki, bizden sonraki gelen nesiller bu işi yapmak istemiyorlar” dedi.
Çiftçilikten yıllarca geçimlerini sağladıklarını ve sahip oldukları mal varlığını bu üretim sayesinde edindiklerini ifade eden Küçüksavran, bugün ise çiftçinin çalışmasına rağmen yoksullaştığını söyledi.
Küçüksavran, “Yıllarca karnımızı bu çiftçilikten doyurduk. Edindiğimiz bütün mal varlığını bu çiftçilikten edindik. Fakat şu anda çiftçi çalışarak fakirleşiyor. Gecemizi gündüzümüze katıyoruz. Yazın o susuzluk dönemlerinde Menderes’ten oraya, oradan oraya iki-üç traktörle bir tarla suluyoruz” diye konuştu.
Akaryakıt fiyatlarındaki artışın üreticinin planlama yapmasını da zorlaştırdığını belirten Küçüksavran, son dönemde akaryakıta kısa aralıklarla yapılan zamların çiftçinin maliyetlerini daha da artırdığını söyledi.
"Bu düzen bozulursa bir daha kurulmaz"
Tarımda kullanılan ekipmanların birbirini tamamlayan bir zincirin halkaları olduğunu dile getiren Küçüksavran, ekipmanlardan birinin eksilmesinin üretimin tamamını etkilediğini söyledi.
Küçüksavran, “Şu aletlerden bir tanesi, iki tanesi eksik oldu mu çiftçiliğin hepsi eksik. Zincirin halkası gibi. Bu ekipmanlardan bir tanesi eksik oldu mu çiftçiliği devam ettiremiyor insan” dedi.
Nazilli ve çevresinde geçmişte pamuğun önemli bir üretim kalemi olduğunu anlatan Küçüksavran, yüksek girdi maliyetleri nedeniyle bölgedeki tarımsal üretimin giderek zorlaştığını belirtti.
“Burası, ben kendimi bildim bileli, geçmiş dönemlerde pamuktan başka bir şey ekilmezdi. Her taraf pamuk olurdu. Şimdi girdi maliyetleri tavan yaptı. Bu şartlarda bu çiftçilik artık çok zor. Yapılmaz” diyen Küçüksavran, tarımsal üretimde kurulu düzenin kaybedilmesi halinde aynı düzenin yeniden kurulmasının kolay olmayacağını söyledi.
"Mazotu 13,5 liraya sattığım buğdayla alıp tarla mı süreceğim, nasıl ekeceğim"
Bir başka üretici ise mazot fiyatları ile emekli maaşını karşılaştırarak, mevcut maliyetlerle tarlasını sürüp yeni üretim sezonuna hazırlanmanın güçleştiğini dile getirdi.
Geçen yıl yaklaşık 40 lira olan akaryakıtın bugün 100 liranın üzerine çıktığını belirten üretici, buğdayını 13,5 liradan sattığını ve yağışları bekleyerek yeniden tarlasını sürmeye çalışacağını söyledi. Üretici, “23 bin liralık gelirle, 100 lira mazotu nasıl alacağız? Ben tarlamı şimdi, mahsullerimizi kaldırdık. 13,5 liraya buğdayı sattık. Tarlamı süreceğim ama nasıl süreceğim? Mazotu, 13,5 liraya sattığım buğdayla alıp tarlamı süreceğim. Nasıl ekeceğim? Tekrar nasıl vatana ve millete faydalı olabileceğim?” ifadelerini kullandı.
"Çiftçi üretemiyor"
YENİ Parti Aydın Milletvekili ve Parti Meclisi Üyesi Süleyman Bülbül ise Aydın’ın önemli bir tarım merkezi olduğunu belirterek, yüksek mazot fiyatlarının üreticinin üretim yapmasını zorlaştırdığını söyledi. Bülbül, "Aydın tarım ili. Aydın’da çiftçi üretemiyor. Aydın’da artık çiftçi sahipsiz. Türkiye’de çiftçi sahipsiz. Mazotun 100 lirayı aştığı bir ortamda bu çiftçi nasıl üretecek? Nasıl bu topraklar sürülecek" diye sordu.
Türkiye’de tarımsal üretimin geldiği noktaya ilişkin eleştirilerde bulunan Bülbül, farklı ülkelerden yapılan tarımsal ürün ithalatına dikkati çekti.
Bülbül, “Bu çiftçi üretemiyor. Artık Yunan çiftçisinden pamuk, Bulgar çiftçisinden saman, Ukrayna çiftçisinden arpa, buğday. Ne olacak bu Türk çiftçisinin hali” ifadelerini kullandı.
Tarım Kanunu’nun 21. maddesine atıfta bulunan Bülbül, tarımsal desteklerin milli gelire oranı üzerinden de değerlendirmelerde bulundu.
Bülbül, “Tarım Kanunu 21’e göre gayrisafi milli hasılanın en az yüzde biri destekleme primi verilmesi gerekiyor. Geçen yıl bütçede ise çiftçiye verilen destekleme primi binde iki. Bu çiftçi nasıl desteklenecek?” diye konuştu.
Nazilli Ovası’ndaki pamuk üretiminin geçmişteki önemine de değinen Bülbül, Sümerbank’ın Nazilli’de kurulmasının bölgedeki pamuk üretimiyle bağlantısına dikkat çekti.
"Bakın Nazilli Ovası’na, Büyük Menderes Ovası’na. Pamuk yok. Nazilli Ovası’nda pamuk var diye Mustafa Kemal Atatürk Nazilli’ye Sümerbank’ı kurdurdu. Şu anda Sümerbank yok, pamuk yok ve çiftçi üretemiyor" diyen Süleyman Bülbül, Türkiye’de tarımsal üretimin sürdürülebilirliği konusunda sorun yaşandığını, çiftçinin yüksek maliyetler karşısında desteklenmesi gerektiğini ifade etti.