GÜNDEM

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Kamu personeline tahsis edilen kaynaklar, kimsenin babasının malı değildir

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Makamı, unvanı, mevkisi ne olursa olsun, kamuda görevli tüm personelin kaynak kullanırken hassasiyetle hareket etmesi bizim kırmızı çizgimizdir. Görevi veya konumu icabı kamu personeline tahsis edilen kaynaklar, kimsenin babasının malı değildir. Kapısının üstünde ne yazarsa yazsın, hiçbir kamu görevlisi bunu şahsi cüzdanı gibi kullanamaz, kullanmamalıdır" dedi.

Abone Ol

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'da Sayıştay'ın 164. kuruluş yıl dönümü nedeniyle düzenlenen törene katıldı. Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, devletin varlık gayesinin adalet, devamında emniyet ve son noktada huzur ve selamet olduğunu belirterek, şunları söyledi:

"Tabii şurası da önemlidir. Bizim zihin haritamızda bu kavramların her biri, insanı ve toplumu merkeze alarak şekillenmiştir. Adaleti mülkün, yani devletin temeli olarak gören ecdat, tam bu yüzden 'İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın' demiştir. Buradan hareketle, devletlerin kudreti hem beşeri sermayenin hem de mevcut kaynakların hikmeti de kuşatan rasyonel bir bakış açısıyla değerlendirilmesine bağlıdır. Kaynaklarını etkin ve verimli kullanamayan devletlerin muktedir ve müessir olması elbette mümkün değildir. Bunun için kamu maliyesinin iyi yönetilmesi büyük önem arz ediyor.

Biz Türkiye olarak, geçmişte savrukluğun, özensizliğin, popülizmin, sıkıntısını çok çekmiş bir ülkeyiz. Milletin dişinden, tırnağından artırdığı kaynakların har vurulup harman savrulduğunu gayet iyi hatırlıyoruz. SSK'nın göz göre göre nasıl batırıldığını, bankaların içinin nasıl boşaltıldığını, devletin hazinesinin nasıl hortumlandığını, rantiyenin halkın cebinden nasıl palazlandığını hiçbirimiz unutmadık."

"DARBECİLER HER BİR VATANDAŞIMIZIN CEBİNDEN BİNLERCE DOLAR GASP ETTİ"

Tamahkarlar ve beceriksizler kadar kamu maliyesine en büyük darbeyi indirenlerden birinin de vesayetçiler olduğunu söyleyen Erdoğan, "Geçen hafta 66'ıncı yıl dönümü geride kalan 27 Mayıs 1960 darbesinden başlayarak tüm antidemokratik müdahaleler bu ülkeye milyarlarca dolar zarar vermiş, halkımızı fakirleştirmiş, Türkiye'yi geride bırakmıştır" diye konuştu. Erdoğan, "İşte en son FETÖ'nün elebaşılığını yaptığı 15 Temmuz kanlı darbe girişiminin Türk ekonomisine faturası 350 milyar dolardan fazladır. Milli iradeyi gasbetmeye çalışan darbeciler bunda muvaffak olamasalar dahi her bir vatandaşımızın cebinden binlerce dolar gasbetmişlerdir. Yine bir darbe girişimi olan Gezi olaylarının doğrudan maliyeti 1,5 milyar doları, dolaylı maliyeti ise on milyarlarca doları bulmaktadır" ifadelerini kullandı. Erdoğan, şöyle konuştu:

"Kamu kaynaklarının halkın yararına olacak şekilde kullanılmasından bahsederken bunların da hesaba katılması gerektiğine inanıyorum. İster sokak olayları, ister FETÖvari terör örgütleri, isterse cuntacılar vasıtasıyla olsun, milli iradeyi hedef alan vesayet teşebbüslerinin ülkemize ve milletin kesesine verdiği zarar maalesef yeterince tartışılmıyor. Türkiye'nin her türlü vesayet odağına karşı mücadelesi, aynı zamanda bu yüklerden de tamamen kurtulma mücadelesidir. İnşallah bu mücadele zafere ulaşınca ülkemizin ekonomik şahlanışı daha da hızlanacak, milletin kaynakları milletin cebine daha fazla akacaktır."

Bir hususun altını çizmek istediğini dile getiren Erdoğan, "Milli iradenin savunulmasını nasıl namus borcu olarak görüyorsak, kamu malının israf edilmesine, yasa dışı ve usulsüz yollarla istismar edilmesine, bilhassa ikbal hesaplarına merdiven yapılmasına da göz yummuyoruz. Bu konuda bizim tavrımız, duruşumuz gayet nettir" dedi. Erdoğan, kamu malında 86 milyon vatandaşın her birinin hakkı olduğunu ve garip gurebanın, tüyü bitmemiş yetim ve öksüzün payı olduğunu vurguladı. Erdoğan, şunları kaydetti:

"YEREL YÖNETİMLER MERKEZLİ SKANDALLAR MAZUR GÖRÜLEMEZ"

"Beytülmal aynı zamanda gelecek kuşakların bizlere emanetidir. Makamı, unvanı, mevkisi ne olursa olsun, kamuda görevli tüm personelin kaynak kullanırken hassasiyetle hareket etmesi bizim kırmızı çizgimizdir. Görevi veya konumu icabı kamu personeline tahsis edilen kaynaklar, kimsenin babasının malı değildir. Kapısının üstünde ne yazarsa yazsın, hiçbir kamu görevlisi bunu şahsi cüzdanı gibi kullanamaz, kullanmamalıdır. Biz buna izin veremeyiz.

Hele hele son dönemde kimi zaman hayretle, kimi zaman utançla takip ettiğimiz yerel yönetimler merkezli skandallar asla mazur görülemez. Her kim olursa olsun milletin emanetini ganimet olarak görenlerle hukuk ve yasalar çerçevesinde mücadele etmek bizlerin boynunun borcudur. Ödediği verginin en yüksek kalitede hizmete dönüşmesini bekleyen 86 milyon vatandaşımıza karşı, unutmayın, hepimiz sorumluyuz.

Sayıştay'dan beklentimiz, bir taraftan yargı ve denetim faaliyetiyle halkın emanetine sahip çıkarken, diğer taraftan rehberlik çalışmalarıyla Türkiye Yüzyılı'nın inşasına aktif katkı yapmasıdır. Ulusal stratejilerin hazırlanması başta olmak üzere Sayıştayımızın, idarenin takdirini de gözeterek hazırlayacağı raporlara duyulan ihtiyaç günden güne artıyor. Farklı kurumları, süreçleri ve yöntemleri aynı anda görebilme imkanına sahip Sayıştayımızın veriye dayalı, sistem bazlı ve katma değer odaklı bir yaklaşımla daha nice yıllar milletimize ve devletimize önemli hizmetler sunacağına inanıyorum."