İran Nur Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı ve Batı Asya Uzmanı Dr. Ahmed Zarei, ABD ve Siyonist rejimin bölgedeki nüfuz arayışlarının fiyaskoyla sonuçlandığını belirtti. Zarei, "7 Ekim sonrasında direnişi ortadan kaldırmak için başlatılan büyük proje, direniş ekseninin kararlılığı karşısında yenilmiştir" dedi.
Siyonistlerin normalleşme planı suya düştü
7 Ekim 2023'ten sonra Siyonist işgal rejiminin, ABD'nin tam desteğini arkasına alarak Batı Asya'daki direnişi tamamen ortadan kaldırmayı hedeflediğini hatırlatan Dr. Ahmed Zarei, bu planın asıl amacının işgal rejiminin bölgedeki varlığını normalleştirmek olduğunu vurguladı.
Zarei, bu süreçte direniş kurumlarını ve örgütlerini itibarsızlaştırmak, meşruiyetlerini ortadan kaldırmak amacıyla küresel ölçekte çok yönlü ve kirli siyasetlerin izlendiğini ifade etti.
"Asıl hedef direniş hükümetlerini silahsızlandırmak"
ABD’nin Lübnan’da izlediği baskı politikasının bir benzerini Irak’ta da uygulamaya çalıştığına dikkat çeken Zarei, Washington’ın Irak hükümetine yönelik baskılarını artırdığını belirtti. Batı Asya Uzmanı Zarei, konuya ilişkin şu analizde bulundu:
"Irak'ta şu anda emperyalizmin dayatmaya çalıştığı şey, direniş gruplarını tamamen silahsızlandırmak veya dağıtmak değil; Haşdi Şabi başta olmak üzere bu yapılar ile hükümet kurumları arasındaki ilişkiyi yeniden tanımlamaktır. Ancak silahsızlandırma, ABD'nin stratejik ufkunda her zaman nihai hedef olarak kalmaktadır. ABD sadece direniş gruplarını değil, aynı zamanda direniş hükümetlerini de silahsızlandırmayı hedefliyor. Bugün İran’ın füze programı veya nükleer çalışmalarının hedef alınması da bu küresel baskı zincirinin bir parçasıdır."
Irak'ta direnişi tasfiye etmek imkansız
Irak’taki direniş gruplarının geleceğine dair önemli öngörülerde bulunan Dr. Zarei, ülkenin mevcut sosyal ve etnik yapısı göz önüne alındığında, direniş gruplarının dağıtılmasının ya da silahsızlandırılmasının sosyolojik olarak imkansız olduğunu belirtti.
Irak'taki hassas etnik dengeye işaret eden Zarei, "Kürtlerin ve Sünnilerin her birinin kendi silahlı yapıları var. Direniş grupları ise bu denklemde Şii kimliğinin ve ülkenin egemenliğinin koruyucusudur. Kimliğin ve direniş kültürünün korunması arzusu, silahsızlandırma projelerinin önündeki en büyük engeldir" dedi.
Siyasi arenada yeni dönem: Direnişin meclis başarısı
Dr. Ahmed Zarei, direniş gruplarının Irak'taki siyasi sürece entegrasyonu ve gelecekteki rolleri hakkında şu 4 kritik noktaya dikkat çekti:
Haşdi Şabi Terör Listesine Alınamaz: ABD, direniş gruplarıyla olan bağlarını bahane ederek Haşdi Şabi’yi terör listesine alamaz. Haşdi Şabi, Irak’ın resmi ve etkili bir gücü olarak kapasitesini korumaya devam edecektir.
Asaib Ahl al-Haqq’ın Siyasi Yükselişi: Askeri tugaylarının komutasını Haşdi Şabi’ye devrederek siyasi alana odaklanan Asaib Ahl al-Haqq, hükümette güçlü bir şekilde yer alıyor. Şu an Irak parlamentosunda 28 sandalye ile en çok sandiyeye sahip parti konumundalar ve Meclis Başkan Yardımcılığı görevini yürütüyorlar. Siyaset sahnesi, direnişin büyük stratejilerini ilerletmesi için önemli bir fırsattır.
Hükümet Kurma Süreci Hızlanabilir: Direniş grupları ile askeri tugaylar arasındaki bağların yeniden tanımlanması, Irak hükümeti üzerindeki dış baskıları azaltacaktır. Şu an 23 bakanlıktan sadece 14’ünün atandığı kabinedeki tıkanıklık, bu grupların siyasi sürece tam katılımıyla aşılabilir.
Kataib Hizbullah Çizgisini Koruyor: Mecliste sandalyesi bulunan Kataib Hizbullah gibi bazı etkili direniş grupları ise hükümete katılım şartı olarak askeri bağların koparılması dayatmasını reddediyor. Bu gruplar, silahlarını ve askeri varlıklarını koruyarak net bir şekilde direniş statülerini sürdüreceklerini ilan etmişlerdir.
"İşgale karşı direniş sürecek"
Dr. Ahmed Zarei, tüm küresel ve bölgesel baskılara rağmen, Irak'ta emperyalist işgale ve Siyonist yayılmacılığa karşı direniş bilincinin dipdiri olduğunu vurgulayarak; direniş güçlerinin Irak’ın ve bölge halklarının güvenliğini, toprak bütünlüğünü ve onurunu korumaya kararlılıkla devam edeceğini ifade etti.