Dünya baki değil insan da fanidir

Abone Ol

Leonardo Da Vinci’ye göre; “İnsanlar üçe ayrılır: Görenler, gösterilince görenler, asla görmeyenler.” Bazen siyasi, sosyal ve ekonomik meseleleri görenlerin kısmı azamisi gördüğü halde, görmemezlikten gelmektedir. Yani hadiselere şaşı bakmaktadır. Gösterilince görenler de şahsi menfaatleri gereği, gözlerinin numarasını bahane ederek gördüklerini gizlemekte, böylece kendilerine gelebilecek zararlardan kurtulmaya çalışmaktadırlar. En enteresanı da gördüğü halde, görmemezlikten gelmeleridir.

Oysa Allah görmek için göz verdi. Duymak için de kulak verdi. Buna rağmen görmemezlik, duymamazlık mazeretinin kabulü düşünülemez. Maalesef öyle bir zamandayız ki haklı olanlar susuyor, buna mukabil yalancılar, yanlış yapanlar bağırıp duruyor. Onun için doğru olanlar yalnızlaştırılıyor, yanlış yolda olanlar da alkışlanıyor.

Yani haklı olanlar siyasi baskıdan çekiniyor, doğruyu savunamıyor, verilen zararları göz ardı etmeye çalışıyor. Oysa haksızlığa karşı susanlar, ancak dilsiz şeytanlardır. Her konuda imkânlar baskı aracı olarak kullanılıyor. Onun için insanlar sessiz ve mutsuz bir anlayış içinde çırpınıp duruyor. Bu sebeple de insanlar;

· Çok TV izliyor, dizi hastası haline geliyor.

· Az kitap okuduğu için mankurtlaşıyor.

· Particilikte taassupkârane davranıyor.

· Ön yargı meselesini ilaç gibi kabulleniyor.

· Bilimden konuşuyor, ortalığı karıştırıyor.

Prof. Dr. Sayın İlber Ortaylı diyor ki:

Günümüzün 7 hastalığı (var):

· Cehalet,

· Aşırı ego,

· Doymayan göz,

· Vicdan eksikliği,

· Akıl yoksunluğu,

· Empatiden uzaklık,

· Tepkisizlik.

İşte bu hastalıklar sebebiyle ülkemizde kaos eksik olmuyor. Zira siyasetimiz, ehliyetsiz insanların elinde, bunalımlara sebebiyet veriyor. Ayırımcılık zirvede, partidaşlık, karındaşlık, hükmünü sürdürmektedir. Maalesef bilenler, tecrübeliler susuyor, cahiller at koşturuyor. Vicdanlar nasırlaştı, akıl buharlaştı, enaniyet zirve yaptı. Buna mukabil sorumluların vicdanı ‘tın’ bile etmiyor.

Ayrıca belirtelim ki, A’râf Suresi 179. Ayette belirtildiği üzere, haram yiyenlerin gözü var ama görmüyor, kulağı var duymuyor. Zira onların gönülleri mühürlenmiş, hak olanı terk edip, yanlış olan yollara revan oluyorlar. Ancak bu sokak, çıkmaz sokaktır.

Dostoyevski diyor ki: “Doğruyu söylemekten korkanlar, zalimlerin kölesi olurlar.” Ayrıca George Orwell’in de dediği gibi: “Adalet güçlü olanın ayrıcalığı değil, herkesin hakkıdır.” Ne var ki siyasi korku, adaleti de ortadan kaldırıyor. Yani güçlü olanlar adaleti istediği gibi kullanıyor. Günümüzde olduğu gibi, adaletin siyasallaşması insanları ürkütüyor. Onun için doğruları dillendiremiyor.

Hemen belirtelim ki, insan olarak; “Ömrünüzü uzatan insanlarla görüşmeye devam edin, hayatınızı karartanlar kim olursa olsun, onlarla aynı karede görünmemeye bakın. Zira onların hedefi karanlıktır, zararı dokunur. Peygamberimiz buyuruyor ki: “Devlet malını yiyenin cenaze namazı kılınmaz.” Ama günümüzde doyumsuz iştiha ile ‘devletin malı deniz, yemeyen domuz’ anlayışı revaçtadır.

Nitekim haram mal deniz suyu gibidir. İçtikçe insanın susuzluğu artar. Helal mal ise faydalı bir yağmur gibidir. Nereye inerse orayı mamur eder, fayda sağlar, rahmete vesile olur. Ancak A. Einstein’in dediği gibi, maalesef haramilerin baskısı altında, dünya yaşamak için tehlikeli bir yer haline geldi. Kötülük yapanları durup seyreden ve onlara ses çıkarmayanlar yüzünden ortamların karanlığı devam etmektedir. Onun için laf kalabalığına inanmayın. Çünkü herkes menfaati kadar insanlara yanaşmaktadır.

İnsanların menfaatleri bahis konusu olunca samimiyet gösterisi artar, menfaatine halel gelecek olursa o zaman da kıyametler kopar, dostluklar son bulur. Malum, Hz. Mevlana der ki: “Köpeklerin kardeşliği, aralarına kemik atılana kadardır.” İnsanlarda da iyilik, menfaat sağlandığında vardır. Oysa bir hadis-i şerifte: “Birbirinizle alâkayı, irtibatı kesmeyin. Birbirinize sırt çevirmeyin, birbirinize kin beslemeyin, birbirinize haset etmeyin. Ey Allah’ın kulları kardeş olun” buyrulmaktadır. Bizler yüreği sevgi ve merhametle dolu olan insanlarız. Onun için bizim dostluğumuz ağır olur. Yüreği katı ve sahte olanlar bizim gibi insanları taşıyamazlar.

Abdurrahim Karakoç’un mısralarında dediği gibi:

Aşk ceylanı emzirince sütünü

Taşa çalıp, kırdım benlik putunu

Düşmanımdır inkârcının bütünü

Allah dostlarıdır dostum; gel de gör.

Ne güzel yazmış, bize tercüman olmuş ve istikamet yönlendirmesini yapmış. Fakat sözde Müslüman görünenlerden bazılarının icraatlarına bakıldığı zaman, inkâra yöneldiğini görüyoruz. Siyasetin batağına saplandıklarına şahit oluyoruz.

Malum, hırsız olanlar bekçi köpeğinin önüne menfaat somununu atarak evi, büroyu, köşkü soyarlar. Zira köpek önüne yem koyana hırlamaz tam aksi sevinçle kuyruğunu sallamaya başlar.

Ayrıca belirtelim ki cadde ve sokak kaldırımlarına taş olamayacak insanları, hangi sebeple olursa olsun, başınızda taşımayın, onları baş tacı yapmayın. Zira saygı adam olana, sevgi de layık olana gösterilmelidir. Aksi hal perişanlığa, kalitesizliğe yol açılır.

Gidişatımız fecidir. Bu perişanlığa son verilmezse, o ahvalde, öyle bir zaman gelecek ki, insanların bütün kaygısı mide, şerefi mal, kıblesi kadın, makam, dini de para olacaktır. Nitekim günümüz insanlarının büyük çoğunluğu mal için, makam için, rütbe için canhıraş bir mücadele vermekte, helalden uzaklaşmakta, haram peşinde koşmaktadır.

Hemen belirtelim açık sözlü, sözü doğru, özü doğru olan insanlardan korkma, zira bu gibi insanlardan zarar gelmez. Ancak kendini bulunmaz Hint kumaşı gibi gösteren insanlara yaklaşma. Çünkü bu gibilerin ekserisi mürai ve münafıktır. Unutmamak gerekir ki, kim ne yaptıysa, nasıl olsa bir yerde ortaya çıkar. Zira kul unutsa bile, Allah (hâşâ) asla unutmaz.

Neticede, Allah yolumuza hep kalbi bahar gibi olan, yüreği merhametle dolup taşan, kırmayan, incitmeyen, güzellikleri yayan güzel insanlar çıkarsın. Yalancılardan, nadan olanlardan uzak durmayı nasip etsin. Nefsimize uydurmasın, şımartmasın. Hayırda yarışıp, şerde fren olmalıyız. Zira dünya bâkî değil, insan da fânidir.

Rahman ve Rahim,

Kadir ve Muktedir,

Gaffar ve Settar olan Allah’a emanet olunuz.

Selam doğru yola uyanlara olsun. (Taha/47). 29.01.2026