Tarihçi-yazar Erhan Afyoncu, Süleyman Şah Türbesi’nin tarihi serüvenini kaleme alarak türbenin asli yerinin Caber Kalesi civarı olduğunu vurguladı.
Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi’nin atalarından Süleyman Şah’ın, 1200’lü yıllarda Caber Kalesi civarında Fırat Nehri’ni geçerken boğularak hayatını kaybettiği ve kale eteklerine defnedildiği tarihi kaynaklarda yer alıyor. Mezarı, asırlar boyunca “Türk Mezarı” veya “Mezar-ı Türk” olarak anıldı ve Türkmenler için önemli bir ziyaretgâh oldu.
Tarihçi-yazar Erhan Afyoncu, sabah.com.tr için kaleme aldığı yazıda, ilk Osmanlı tarihçileri Aşıkpaşazade, Neşri ve Oruç Bey’in eserlerinde Süleyman Şah’ın Caber Kalesi civarında defnedildiğinin açıkça ifade edildiğini belirtti. Afyoncu, Osmanlı Beyliği’nin ilk dönemlerinden itibaren bu mezarın bilinen ve ziyaret edilen bir mekân hâline geldiğini ifade etti.
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Türk Toprağı
İkinci Abdülhamid döneminde, 1887 yılında Süleyman Şah’ın mezarı üzerine bir türbe inşa edildi. Türbe, askerler tarafından korunurken bir türbedar da görevlendirildi. Milli Mücadele yıllarında ise Türkiye, Suriye sınırı belirlenirken tarihi haklarını gündeme getirdi. 20 Ekim 1921 tarihli Ankara İtilafnamesi ile Caber Kalesi ve kuzeybatı eteklerindeki Süleyman Şah Türbesi’nin bulunduğu 8 bin 797 metrekarelik alan Türkiye toprağı olarak kabul edildi. Bu durum, 1923 Lozan Antlaşması ile de teyit edildi.
Cumhuriyet döneminde türbe, Türk askerleri tarafından korunmaya devam etti. 1938’de karakol inşa edildi, Türk bayrağı dalgalandırıldı ve türbe uzun yıllar Türkiye’nin Suriye içindeki sembolik toprağı oldu.
Baraj ve İç Savaş Nedeniyle Taşınmalar
1960’lı yıllarda Suriye’nin Tabka Barajı’nı inşa etmesiyle türbenin sular altında kalma riski doğdu. 1973’te yapılan anlaşma çerçevesinde Süleyman Şah’ın naaşı Karakozak’a nakledildi ve 1975’te yeni bir türbe inşa edildi. Ancak 2011’de Suriye’de başlayan iç savaş, türbenin güvenliğini yeniden gündeme getirdi.
21-22 Şubat 2015 gecesi gerçekleştirilen askeri operasyonla Süleyman Şah Türbesi’ndeki kabirler, geçici olarak Suriye Eşmesi’ne taşındı ve eski türbe alanı imha edildi.
“Asli Yerine Dönmeli” Vurgusu
Erhan Afyoncu, yazısında 2015’te yapılan bu naklin yanlış bir karar olduğunu savunarak, Süleyman Şah Türbesi’nin tarihî, dini ve hukuki açıdan asli yerinin Caber Kalesi civarı olduğunu ifade etti.
Afyoncu’ya göre, Süleyman Şah’ın yüzyıllardır “Türk Mezarı” olarak bilinen bu bölgede yeniden defnedilmesi, hem tarihî süreklilik hem de milli hafıza açısından büyük önem taşıyor.
Erhan Afyoncu'nun yazısının tamamı şu şekilde;
Osman Gazi’nin atalarından Süleyman Şah, 1200’lü yıllarda Caber Kalesi civarında Fırat Nehri’ni geçerken boğulunca, kale eteklerine gömüldü. Kabri “Türk Mezarı” olarak adlandırıldı. Ankara İtilafnamesi’yle türbenin bulunduğu bölge (8 bin 797 metrekare) Türkiye’ye bırakıldı. Türbe 1973’te Caber Kalesi’nden Karakozak’a, 2015’te ise sınırımızda Suriye Eşmesi’ne taşındı
Türkmenler, Anadolu'ya gelmeden Suriye ve Irak'a da gidip yerleşmişlerdi. Tarihi rivayetlerde de Osmanlı hanedanının mensup olduğu aşiretin Suriye üzerinden Türkiye'ye geldiği anlatılır.
Türk mezarı diye anıldı
Aşıkpaşazade, Neşri ve Oruç Bey gibi ilk Osmanlı tarihçileri, Osmanlı hanedanının atası Süleyman Şah'ın Caber Kalesi civarında Fırat Nehri'ni geçerken boğulduğunu ve cesedinin nehirden çıkarılarak kale eteğine gömüldüğünü anlatır. Yine bu eserlerde Süleyman Şah'ın mezarının "Türk Mezarı" olarak adlandırıldığı söylenir. Bölge Türkmenlerin yoğun olarak yaşadığı bir yerdi. Türkmenler ve bölgede yaşayanlar açısından Süleyman Şah Türbesi önemli bir ziyaretgâhtı. Süleyman Şah'ın Caber'deki mezarı, "Mezar-ı Türk" veya "Mezar-ı Türki" adıyla daha Osmanlı Beyliği'nin ilk dönemlerinden itibaren bilinen bir yerdi ve zamanla önemli bir ziyaretgâh hâline gelmişti. 15. yüzyıla gelindiğinde Süleyman Şah'ın mezarıyla ilgili halk inanışları çoktan oluşmuştu. Tarih kitaplarına göre, sıtmalılar gidip bu türbe üzerinde Fatiha okuyunca, Allah'ın izniyle dertten kurtulmaktaydılar. Mezar, hasta atların da ziyaretgâhıydı. Evliya Çelebi, 17. yüzyılda Suriye seyahati sırasında Caber Kalesi'ni ve Süleyman Şah Türbesi'ni de ziyaret etmiştir. Türbeyi, "Ziyaretgâh-ı Süleyman Şah" başlığı altında şöyle anlatır: "Âl-i Osman'ın büyük atası Ertuğrul Bey'in babası Süleyman Şah, Mâhân diyarından çıkıp Âl-i Selçukiyân'a gelirken bu Caber Kalesi dibinde bütün adamlarıyla otururken, Süleyman Şah'a gusl icap ettikte Fırat Nehri'nde guslederken bi-emrillah boğulup naaş-ı şerifini kale eteğinde tepeye defnederler."
İkinci Abdülhamid döneminde imparatorluğun dört bir tarafındaki önemli şahsiyetlerin türbesi inşa edildi. Bunlardan biri de padişahın büyük atası Süleyman Şah'tı. 1882'de Süleyman Şah mezarının durumu gündeme geldi. 1884'te türbenin inşası için yapılan keşifte 49 bin 145 kuruş harcanacağı tahmin edildi. Plana göre kare biçimindeki türbenin yanı sıra kuyu, ambarlar, odalar ve türbenin korunması için askerlerin kalacağı bir koğuş da vardı. Masrafları hazine-i hassadan karşılanan inşaat 1887'de bitti. Türbeyi koruması için bir onbaşı takımı ve 100 kuruş maaşla bir de türbedar tayin edildi. 1910'da Sultan Mehmed Reşad döneminde yapılan keşifte türbenin Süleyman Şah'ın şan ve şerefine uygun olmadığı tespit edilip tamiri kararlaştırıldı.
Türbeyi 10 asker koruyordu
Milli Mücadele sürerken Fransa ile TBMM hükümeti antlaşma masasına oturdu. Türkiye, Suriye sınırı çizilirken tarihi haklarının da göz önüne alınmasını istedi. Sınırın Türk Mezarı diye adlandırılan ve Osman Gazi'nin dedesinin mezarının bulunduğuna inanılan Caber Kalesi'nden geçmesini talep ettik. Fransa bu durumu kabul etmeyince sınır Caber Kalesi'nin daha kuzeyinden geçti, ancak Türk mezarının bulunduğu bölge Türkiye toprağı olarak kabul edildi.
20 Ekim 1921'de TBMM hükümeti ile Fransa hükümeti arasında imzalanan Ankara İtilafnamesi'nin dokuzuncu maddesi gereğince Caber Kalesi ve kuzeybatı eteklerindeki "Türk Mezarı" diye anılan türbenin bulunduğu bölge (8 bin 797 metrekare), Anadolu Türkleri açısından manevi bir önem taşıdığı için Türkiye'ye bırakıldı.
1938'de sonra Süleyman Şah'ın mezarının olduğu yere bir de karakol yaptırıldı. Türkiye Cumhuriyeti toprağı sayılan bu bölgede bulunan jandarma karakolu Türk bayrağını dalgalandırmaktaydı. 1949'da Caberkale Jandarma Karakolu'nda bir astsubay, bir onbaşı ve sekiz er türbeyi korumaktaydı. Türbede bir de imam bulunmaktaydı. Tekke, Zaviye ve Türbeler Kanunu ile maaşı kesilen Süleyman Şah Türbesi'nin imamlık maaşı, 1931'den itibaren Evkaf Umum Müdürlüğü bütçesinden ödendi.
1951 yılında, Caber Kalesi, Süleyman Şah'ın mezarı, Halep ve Şam'daki şehitliklerin durumunu inceleyen Konya Milletvekili Saffet Gürol, gördüğü aksaklıkları devlet makamlarına bildirdi. Milletvekilinin durumu gündeme getirmesi üzerine Süleyman Şah Türbesi incelendi. Türbenin ve karakolda bulunan askerlerin hayat şartlarındaki olumsuzluklar tespit edildi.
Asli yerine nakledilmeli
1966'da Suriye, Tabka Barajı'nı yapmaya başlayınca, sular altında kalacağı anlaşılan mezarın taşınmasını istedi. Suriye ile yapılan antlaşma uyarınca Aralık 1973'te Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Tayyar Altıkulaç'ın nezaretinde Süleyman Şah ve türbede yanında yatanların kabirleri kuzeye, Karakozak'a nakledildi. 1975'te Süleyman Şah'ın kabri üzerine yeni bir türbe inşa edildi. Caber Kalesi, kuş uçuşu Türkiye'ye 92 kilometre, Karakozak ise 28 kilometredir. Suriye'de iç savaş çıkmasından sonra türbenin taşınması kararı alındı. 21-22 Şubat 2015 gecesi, Süleyman Şah Türbesi'ndeki mezarlar açılarak, cenazeler Türkiye'nin askeri bir operasyonuyla geçici olarak Suriye Eşmesi'ne getirildi ve türbenin eski yeri tamamen imha edildi. Bu yanlış bir karardı. Şimdi Süleyman Şah, Caber Kalesi civarına, asıl gömüldüğü bölgeye nakledilmeyi bekliyor.
***
800 YILLIK TÜRBENİN KRONOLOJİSİ
1200'ler: Süleyman Şah, Caber Kalesi önlerinde Fırat'ta boğularak öldü.
1400'ler: Türbe sıtma hastaları ve hasta atları tedavi etmek için bir ziyaretgâh olarak ziyaret ediliyor.
Ocak 1882: Süleyman Şah'ın mezarının üzerine türbe yapılması için ilk defa Halep Vilayet Meclisi talepte bulundu.
Nisan 1884: Türbe yapılması için ilk keşif raporu İstanbul'a ulaştı.
Temmuz 1884: Türbenin yapılması için İkinci Abdülhamid'den izin alındı.
1887: Türbe inşası çalışmaları tamamlandı.
1910: Halep Vilayet Meclisi, türbenin tamiri için İstanbul'a müracaat etti.
20 Ekim 1921: Ankara İtilafnamesi ile türbe Türkiye toprağı olarak kabul edildi.
24 Temmuz 1923: Lozan Antlaşması ile türbenin Türkiye toprağı olduğu onaylandı.
1926: 30 Kasım 1925'te çıkarılan Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine ve Türbedarların Birtakım Unvanlarının İlgasına Dair Kanun'un bir gereği olarak türbe 1926'da Maarif Vekâleti'ne bağlandı.
1931: Tekke ve zaviyelerle ilgili 1925'te çıkarılan kanuna istinaden Süleyman Şah Türbesi'nin türbedarının maaşı kesildi ve türbedarın müracaatı sebebiyle türbe Türkiye Cumhuriyeti makamlarınca gündeme alındı.
1936: Türbeyi koruyan Jandarma Saygı Kıtası için bir karakol yapılması yönünde yazışmalar başladı.
23 Haziran 1937: Jandarma Saygı Kıtası için karakol yapılmasına ödenek ayrılmak üzere kararnâme kabul edildi.
Haziran 1938: Süleyman Şah Türbesi karakolu resmen açıldı.
8 Eylül 1949: Türbeyi koruyan askerlerin maaşları artırıldı.
1951: Genelkurmay'ın isteği üzerine türbeyle ilgili Şam Ataşemiliterliği bir rapor hazırladı. Ayrıca türbe TBMM'de gündeme geldi.
5 Ağustos 1956: Halep'teki üst düzey bir toplantıda türbeyi koruyan askerlerle ilgili yeni bir düzenleme kabul edildi.
1963: Suriye'de iç karışıklıklar çıktı ve Süleyman Şah Türbesi'ndeki askerlerimiz bir müddet mahsur kaldılar.
1966: Suriye, Tabka Barajı çalışmaları sebebiyle Süleyman Şah Türbesi'nin taşınmasını istedi.
24 Aralık 1973: Süleyman Şah Türbesi yeni yerine nakledildi, ancak henüz türbe inşa edilmemişti.
1975: Süleyman Şah'ın kabri üzerine yeni bir türbe inşa edildi.
1990: Suriye, Fırat Nehri üzerinde Tişrin Barajı'nı inşa etmeye başladığından Süleyman Şah Türbesi'nin tekrar taşınması gündeme geldi.
2001: Süleyman Şah Türbesi, TBMM'de gündeme geldi.
22 Ocak 2003: Ankara'da Suriye ve Türkiye heyeti, Süleyman Şah Türbesi ile ilgili bir teknik protokol imzaladı. Aynı sene protokol Bakanlar Kurulu tarafından kabul edilerek kanun hâline getirildi.
13 Mayıs 2004: Suriye ve Türkiye yetkilileri arasında Süleyman Şah Türbesi Tahkimat Projesi imzalandı.
2005: Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Suriye ziyareti öncesinde türbe tekrar gündeme geldi.
Ağustos 2006: Türbeyle ilgili Bakanlar Kurulu'nda 22 maddelik yeni bir protokol kabul edildi.
2007: Türbenin baraj sularından korunması için Kültür ve Turizm Bakanlığı, 4.5 milyon TL'lik bir tahsisat ayırdı.
2011: Suriye'de iç savaş çıktı ve Süleyman Şah Türbesi tekrar gündeme geldi.
2 Ekim 2014: TBMM'de Suriye ve Irak tezkeresi tartışmalarında Süleyman Şah Türbesi de birçok kez konuşuldu.
21-22 Şubat 2015 gecesi: Süleyman Şah Türbesi'nde yatanların kabirleri, Türkiye'nin askeri bir operasyonu sonucu Suriye sınırına getirildi ve türbenin eski yeri tamamen imha edildi.