Gazeteci ve araştırmacı Sebahattin İsmail, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) yabancı sermayedarlara ve paravan şirketlere yapılan arsa satışlarına ilişkin resmi ada, parsel ve koçan numaralarını içeren belgeler yayınladı. Ortaya çıkan veriler, adadaki stratejik, verimli ve sulak arazilerin büyük bir hızla el değiştirdiğini ortaya koyarken; uzmanlar ve yazarlar yaşanan süreci geçmişte Filistin’de uygulanan toprak satın alma stratejilerine benzeterek acil önlem çağrısında bulundu.
Milli Gazete yazarı Mustafa Uzun, konuyu taşıdığı köşe yazısında KKTC’nin büyük bir beka kriziyle karşı karşıya olduğunu belirtti. Resmi kayıtlara dayandırılan verilere göre, bugüne kadar toplamda 22 bin futbol sahası büyüklüğündeki yüzlerce kilometrekarelik arazinin İsrail menşeli sermayenin kontrolüne geçtiği ileri sürüldü.
Tek bir grup üzerinden 95 stratejik tarla satıldı
Yayınlanan belgelerde, özellikle İsrail vatandaşı Simon Mistriel Aykout ve Afik Group bünyesinde faaliyet gösteren Afi Construction Ltd. ile Dumica adlı şirketlerin alımları öne çıktı. Belgeler doğrultusunda, söz konusu şahıs ve şirketlerin 2006-2022 yılları arasında İskele, Kalecik, Tatlısu ve Kuruova bölgelerinde toplam 95 büyük tarla satın aldığı tespit edildi. Satışa konu olan bu arazilerin neredeyse tamamının yüzlerce dönüm büyüklükte, tarıma uygun verimli ve sulak alanlardan oluştuğu kaydedildi.
Araştırmada yer alan iddialara göre, bu veriler yalnızca tespit edilebilen kısmı oluşturuyor. İsrailli yatırımcılara ait olduğu bilinen diğer 36 ortaklı şirketin ve bu kişilerin birinci derece yakınlarının gizli protokollerle ne kadarlık bir toprak grubunu kontrol ettiği ise henüz tam olarak bilinmiyor.
"Vatandaşlık" statüsü ile yabancı satışı gizleniyor mu?
Haberde, devasa boyutlara ulaşan bu mülk edinimlerinin resmi yabancı satışı istatistiklerinde neden görünmediğine de açıklık getirildi. İddialara göre, arazileri kapatan kritik isimlere Bakanlar Kurulu kararıyla istisnai yollardan KKTC vatandaşlığı verildi.
Bu kişilerin vatandaşlık alması sebebiyle, yaptıkları gayrimenkul ve arsa alımları resmi kayıtlarda "yabancıya satılan mülk" statüsünde yer almıyor. Dolayısıyla yerli bir vatandaşın haklarına sahip olarak sınırsız mülk edinebiliyorlar. Bu durum, hükümet yetkililerinin "Abartılıyor, o kadar toprak satılmadı" yönündeki açıklamalarının arka planını oluştururken; vatandaşlık alan Rusya, Ukrayna, İran, İngiltere ve İsrail kökenli kişilerin alımlarının resmi istatistikleri yansıtmadığı savunuluyor.
Yetkililere sert tepki: "Görevinizi yapmadınız"
Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ve Başbakan Ünal Üstel’in "Belge yok, kanıt yok, spekülasyon yapıyorsunuz" diyerek tehlikeyi göz ardı ettiğini belirten gazeteci Sebahattin İsmail, mevcut ve geçmiş hükümetlerin bu tabloda sorumluluğu olduğunu ifade etti. İsmail, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
"Aslında hiçbir şey bilmiyorlar. İsraillilere ait şirketleri hem başıboş bıraktılar hem de vatandaş yaparak bir Kıbrıs Türkü gibi diledikleri sayıda arazi almalarına bile bile fırsat verdiler. Bakanlar Kurulu kararıyla bugüne kadar kaç İsrailliye istisnai vatandaşlık verildiğini bir sır gibi gizliyorlar. Görevinizi yapmadınız, bari susunuz!"
Mustafa Uzun’un yazısının tamamı şu şekilde;
Gazeteci ve araştırmacı Sebahattin İsmail, KKTC'de İsrailli sermayedarlara satılan yüzlerce kilometrekarelik verimli ve sulak araziyi resmi ada, parsel ve koçan numaralarıyla ifşa etti. Ortaya çıkan dehşet verici veriler, geçmişte Filistin’de parayla toprak satın alarak sızan ve ardından kanlı bir işgale girişen İsrail aklının, bugün aynı stratejiyi Kıbrıs’ta uyguladığını gözler önüne seriyor.
Kıbrıs tarihinin en büyük beka krizlerinden biriyle karşı karşıya. İsrailli yatırımcıların ve paravan şirketlerin, KKTC’nin en verimli, sulak ve stratejik bölgelerini adeta parsel parsel topladığı resmi kayıtlarla kanıtlandı. Gazeteci Sebahattin İsmail’in yayınladığı koçan ve ada/parsel numaraları, Yavru Vatan’ın adım adım bir kuşatma altına alındığını ortaya koyuyor. Toplamda 22 bin futbol sahası büyüklüğünde, yüzlerce kilometrekarelik Türk toprağı artık İsraillilerin kontrolünde! Sadece tespit edilebilen 95 stratejik tarla tek bir grup üzerinden kapatılmış durumda.
Filistin'de Ne Yaptılarsa Kıbrıs'ta da Aynısını Yapıyorlar!
Tarih, ders almayanlar için tekerrürden ibarettir. Bugün Gazze’de ve tüm Filistin topraklarında soykırım mekanizmasını yürüten İsrail, bu topraklara gökten zembille inmedi. 19. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında, dönemin yerel halkından ve idarecilerinden "para karşılığı" toprak satın alarak, mülk edinerek Filistin’e sızdılar. "Sadece ticaret yapıyoruz, ev alıyoruz" diyerek başlayan bu sinsi yerleşme süreci, on yıllar içinde milyonlarca Filistinlinin öz yurdunda mülteci konumuna düşmesi ve topraklarının vahşice işgal edilmesiyle sonuçlandı.
Bugün KKTC’de yaşananlar, Filistin’in işgal edilmeden önceki ilk aşamasıyla birebir aynıdır. İsrailli sermayedarlar, Kıbrıs Türkünün kan dökerek, can vererek vatan yaptığı toprakları "cüzdan satın alarak" ele geçiriyor.
Sadece Bir Şirket Üzerinden Onlarca Tarla!
Sebahattin İsmail’in sunduğu belgelerde, özellikle İsrail vatandaşı Simon Mistriel Aykout ve Afik Group bünyesindeki Afi Construction Ltd. ile Dumica adlı şirketlerin faaliyetleri dikkat çekiyor. Sadece bu şahıs ve şirketler üzerine, 2006-2022 yılları arasında İskele, Kalecik, Tatlısu ve Kuruova bölgelerinde tespit edilebilen tam 95 büyük tarla satın alınmış durumda. Üstelik bu arazilerin neredeyse tamamı yüzlerce dönüm büyüklüğünde, verimli ve sulak alanlardan oluşuyor.
Daha da vahşi olanı, bu buzdağının sadece görünen kısmı. İsraillilere ait olduğu bilinen diğer 36 şirket ortaklığının, bu şirket sahiplerinin ve akrabalarının gizli kapılar ardında ne kadar toprak topladığı ise henüz bilinmiyor.
"Vatandaşlık" Oyunuyla Gerçekler Gizleniyor
Peki bu devasa işgal harekatı resmi istatistiklere neden yansımıyor? İşte işin en kirli kısmı burada başlıyor. İddialara göre, toprağı kapatan bu iki kritik İsrailli isme jet hızıyla KKTC vatandaşlığı verildi.
Vatandaş yapıldıkları için bu kişilerin aldıkları araziler resmi kayıtlarda "yabancıya satılan mülk" olarak görünmüyor. Bir Kıbrıs Türkünün sahip olduğu tüm hakları sonuna kadar kullanarak diledikleri gibi illegal bir yayılma gerçekleştiriyorlar. Hükümet yetkililerinin "Abartılıyor, o kadar toprak satılmadı" yönündeki açıklamalarının tamamen bir göz boyamadan ibaret olduğu; zira vatandaş yapılan İsrail, Rusya, Ukrayna, İran ve İngiliz vatandaşlarının mülk alımlarının "yabancı" statüsünde sayılmadığı net bir şekilde anlaşılıyor.
"Hiçbir Şey Bilmiyorsunuz, Görevinizi Yapmadınız!"
Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ve Başbakan Ünal Üstel’in "Belge yok, kanıt yok, spekülasyon yapıyorsunuz" diyerek tehlikeyi halının altına süpürmeye çalıştığını belirten Sebahattin İsmail, yetkililere sert tepki gösterdi. Gelmiş geçmiş tüm hükümetlerin bu beka sorununda sorumluluğu olduğunu vurgulayan İsmail, şu ifadelerle devlet kademesine seslendi: "Aslında hiçbir şey bilmiyorlar. İsraillilere ait şirketleri hem başıboş bıraktılar hem de vatandaş yaparak bir Kıbrıs Türkü gibi diledikleri sayıda arazi almalarına bile bile fırsat verdiler. Bakanlar Kurulu kararıyla bugüne kadar kaç İsrailliye istisnai vatandaşlık verildiğini bir sır gibi gizliyorlar. Tüm riskleri göze alarak gerçekleri Türk ulusuna açıkladığım, bu sessiz işgali sergilediğim için de kızıp bağırıyorlar. Hangi yüzle? Görevinizi yapmadınız, bari susunuz!"
Kamulaştırma Şart!
Bu sessiz ve sinsi işgalin durdurulması için KKTC hükümetinin önünde çok az bir zaman kaldı. Kıbrıs’ın ikinci bir Filistin olmasını engellemek amacıyla acilen tedbirlerin alınması gerekiyor. Bu amaçla yabancılara toprak ve arazi satışı derhal tamamen yasaklanmalıdır. İstisnai yollarla ve şaibeli mülk alımları için vatandaş yapılan tüm yabancılar derhal vatandaşlıktan çıkarılmalıdır. Bu kişilerin ve paravan şirketlerin bugüne kadar ele geçirdiği tüm mülkler devlet eliyle kamulaştırılmalıdır. Yabancıların mülk edinebilmesi için her bölgeye kesin ve delinemez bir biçimde yüzde 10 kotası getirilmelidir. Kıbrıs toprakları parası olan yabancı sermayedarların oyun alanı değil; şehit kanıyla sulanmış Türk vatanıdır. Hükümet, bu işgale göz yummayı bırakmalı ve vatan topraklarını koruma görevini acilen hatırlamalıdır!