Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Yüksel Yalçınkaya ve Şaban Yasak başta olmak üzere Türkiye aleyhine verdiği binlerce ihlal kararı üzerine, Türk ceza adaleti sistemindeki tıkanıklıkları gidermek ve evrensel ceza hukuku ilkelerini yeniden tesis etmek amacıyla hazırlanan kapsamlı bilimsel "Hukuki Mütalaa" kamuoyuna açıklandı.
Değerli Kamuoyu, Kıymetli Meslektaşlarım,
— Levent Mazılıgüney (@LeventisMG) August 4, 2026
Türk ceza adaleti sisteminde uzun süredir devam eden yorum farklılıklarını gidermek, ceza hukuku dogmatiğinin evrensel ilkelerini tahkim etmek ve uygulamadaki tıkanıklıklara bilimsel bir yol haritası sunmak amacıyla; AİHM Büyük Daire…
2005 Ceza Hukuku Reformu’nun mimarları Prof. Dr. Adem Sözüer ve Prof. Dr. İzzet Özgenç, ceza muhakemesi hukuku uzmanları Prof. Dr. Faruk Turhan ve Prof. Dr. Cumhur Şahin ile anayasa hukukçusu Prof. Dr. Tolga Şirin’in ortak imzasını taşıyan 71 sayfalık mütalaa, Avukat Levent Mazılıgüney’in talebi üzerine CMK’nın 67/6. maddesi kapsamında hazırlandı.
71 sayfadan oluşan mütalaa; Maddi Ceza Hukuku, Ceza Muhakemesi Hukuku ve AİHM Kararlarının İç Hukuka Etkisi olmak üzere üç temel başlık altında, yargılamalardaki kronik sorunlara öngörülebilir ve normatif çözümler sunuyor.
"Yasal ve rutin eylemler otomatik suçluluk karinesine dönüştürüldü"
Mütalaada, AİHM Büyük Dairesi ve müteakip daire kararlarının somut olarak ortaya koyduğu üzere, sorunun münferit yargılama hatalarından değil; Anayasa ve Sözleşme güvencesindeki sivil, hayri ve rutin faaliyetlerin kategorik suçlama unsuru yapılmasından kaynaklandığı vurgulandı.
Mütalaanın temel tespit ve değerlendirmeleri şöyle özetlendi:
1. Maddi Ceza Hukuku Açısından: "Doğrudan Kast ve Zihinsel Bağ Şart"
Tümdengelim Yöntemi Hukuka Aykırıdır: Suç örgütünün varlığının niyet okuma ile değil, işlenmiş somut suçlardan hareketle (tümevarım) tespit edilmesi gerektiği belirtildi.
Doğrudan Kast Aranır: TCK m. 314/2 kapsamındaki silahlı örgüt üyeliği suçunun oluşabilmesi için failin, yapının nihai cebir ve şiddet amacını bildiğini ve benimsediğini gösteren "zihinsel bağın" (doğrudan kastın) varlığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatı gerektiği tescillendi.
Sivil-Hayri Faaliyetler Suç Sayılamaz: 15 Temmuz 2016 öncesinde sırf dini veya hayri mülahazalarla derneklere üye olan, bankaya para yatıran, okula çocuk gönderen veya gazete abonesi olan kişilerin bu eylemlerinin kategorik olarak terör örgütü üyeliği veya yardımı sayılamayacağı ifade edildi.
15 Temmuz Milat Niteliğindedir: Sıradan bir yurttaşın bilme kapasitesi ve terör örgütü algısının başlangıcı bakımından 15 Temmuz darbe teşebbüsünün hukuki bir milat teşkil ettiği; bu tarihten önce meşru görülen sivil alan faaliyetlerinin suç kanıtı yapılamayacağı vurgulandı.
2. Ceza Muhakemesi Açısından: "Sanık Aleyhine Yeni Delil Toplanamaz"
Yenileme Süreci Sadece Hükümlü Lehinedir: CMK m. 311/1-f uyarınca AİHM ihlal kararları sonrası başlatılan yargılamanın yenilenmesi süreçlerinin münhasıran hükümlü lehine yürütülmesi gerektiği kaydedildi.
Aleyhe Delil Araştırması Yapılamaz: Mahkemelerin AİHM kararlarından sonra sanık/hükümlü aleyhine re'sen yeni delil araştırması (ByLock içerik raporları, dernek/gazete araştırmaları vb.) yapmasının veya suçu "örgüte yardım" olarak değiştirerek biçimsel revizyonlarla aynı mahkûmiyeti vermesinin CMK m. 311 ve adil yargılanma ilkelerine aykırı olduğu belirtildi.
Karar Beraat Olmalıdır: Şüphenin giderilemediği veya ihlale konu deliller çıkarıldığında suçun maddi-manevi unsurlarının oluşmadığı hallerde yargı organlarının vermesi gereken yegâne kararın beraat olduğu ifade edildi.
3. AİHM Kararlarının Objektif Etkisi ve Bağlayıcılık
AİHM kararlarının sadece başvurucular açısından değil, aynı hukuki durumda bulunan tüm kesinleşmiş ve devam eden dosyalar açısından "objektif etkiye" sahip olduğu; derece mahkemelerinin bu içtihatları emsal alarak hukuka aykırılıkları resen gidermesi gerektiği hatırlatıldı.
Mazılıgüney: "Çözümün Adresi Siyasi İradedir"
Mütalaayı kamuoyuyla paylaşan Av. Levent Mazılıgüney, çalışmanın ceza adaleti sistemi açısından "tarihi bir uzlaşı belgesi" niteliğinde olduğunu belirtti.
Mazılıgüney yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:
"Hukuk akademisi üzerine düşen tarihi ve entelektüel sorumluluğu yerine getirmiş; ceza adaletinin yeniden tesisi için tarafsız ve yapıcı bir hukuki altyapı sunmuştur. Bundan önce olduğu gibi bu noktadan sonra da çözümün adresi siyasi iradedir. Ülkemizi daha adil, daha müreffeh ve hukukun üstünlüğü temelinde sarsılmaz bir geleceğe taşımak için enerjimizi geçmişin yüklerine değil, geleceğin inşasına harcamak zorundayız."
Akademisyenler tarafından hazırlanan bu mütalaanın, derece mahkemeleri, Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi yargılamalarında emsal bir kılavuz ilke seti olarak sunulması bekleniyor.