Milli Gazete yazarı Mahmut Toptaş, “Medine ve Medeniyet” başlıklı köşe yazısında insanlık tarihinin başlangıcından günümüze uzanan medeniyet anlayışını ele aldı. Toptaş, insanlık tarihinin Hz. Âdem ile birlikte medeni bir temele dayandığını ifade ederek, ilk eğitimin ilahi kaynaklı olduğunu hatırlattı.
Kur’an-ı Kerim’de yer alan ayetler üzerinden şehirlerin merkezine mescitlerin yerleştirilmesinin önemine dikkat çeken Toptaş, Mekke’de Mescid-i Haram, Medine’de Mescid-i Nebevi ve Kudüs’te Mescid-i Aksa gibi kutsal mekânların medeniyetin kalbini oluşturduğunu belirtti.
İslam şehir geleneğinde camilerin merkez kabul edildiğini vurgulayan Toptaş, İstanbul’da Ayasofya ve Fatih Camii gibi yapıları da bu anlayışın örnekleri arasında gösterdi.
Toptaş, İslam tarihinde şehirleşmenin planlı bir şekilde gerçekleştiğine işaret ederek, Hz. Ömer’in Küfe’nin kuruluşunda izlediği yöntemi aktardı. Şehrin merkezine cami inşa edilmesi ve yaşam alanlarının buna göre düzenlenmesi gerektiğini belirten Hz. Ömer’in, aynı zamanda ilim insanlarını bölgeye yerleştirerek bir “ilim merkezi” oluşturduğunu ifade etti. Bu anlayışın sonucunda büyük âlimlerin yetiştiğine dikkat çekildi.
Şehirlerin, farklı kültür ve mesleklerden insanların bir araya gelmesiyle bilgi ve tecrübenin paylaşıldığı yerler olduğuna değinen Toptaş, medeniyetin binalardan ziyade insanın birikimiyle inşa edildiğini kaydetti. Günümüzde adres tariflerinin camiler yerine bankalar üzerinden yapılmasını eleştiren yazar, bunun medeniyet algısındaki değişime işaret ettiğini dile getirdi.
Toptaş yazısında ayrıca, şehir hayatının bilgi akışı açısından önemine vurgu yaparak, medeniyetten uzak yerlerde yaşamanın insanı gelişimden kopardığını belirtti. Peygamber Efendimizin bu konudaki tavsiyelerine yer veren yazar, ilim ve etkileşimden uzak yaşamın, gelişimi durdurduğunu ifade etti.
İslam’ın evrensel bir din olduğuna dikkat çeken Toptaş, Kur’an ve sünnetin tüm insanlık için rehber olduğunu hatırlattı. Örf, adet ve geleneklerin de bu temel ölçülere uygun olması gerektiğini belirten yazar, gerçek medeniyetin ilahi ölçüler doğrultusunda şekilleneceğini vurgulayarak yazısını tamamladı.