TCMB Para Politikası Kurulunun 12 Mart'taki toplantısına ilişkin özet yayımlandı.
Özette, şubat ayı sonunda başlayan jeopolitik gelişmeler neticesinde belirsizliklerin arttığı, küresel risk iştahında bozulma ve enerji fiyatlarında yükseliş gözlendiği belirtildi.
Enerji arzı, tedarik zincirleri ve taşıma maliyetlerine ilişkin artan bu belirsizliklerin emtia fiyatlarında genele yayılan yüksek oynaklık ile ham petrol ve doğal gaz fiyatlarında önemli artışa neden olduğu belirtilen özette, tedarik zincirlerindeki aksamaların süresi ve ölçüsünün enerji fiyatlarının gelecekteki seyri açısından önem taşıdığı ifade edildi.
Özette, diğer taraftan ABD yüksek mahkemesinin bazı tarifeleri iptal etmesi ile küresel ticaret politikalarına ilişkin belirsizliklerin bir önceki PPK dönemine göre bir miktar yükseldiği, jeopolitik gelişmelerin de etkisiyle büyüme görünümü üzerindeki aşağı yönlü risklerin güçlendiği bildirildi.
Bu çerçevede, küresel ölçekte zayıf ve kırılgan görünümün devam edeceği belirtilen özette, "Türkiye'nin dış ticaret ortaklarının ihracat paylarıyla ağırlıklandırılan küresel büyüme endeksinin bir önceki PPK dönemine göre bir miktar aşağı yönde revize edilerek 2026 ve 2027 yıllarında yıllık bazda yüzde 2,2 artacağı tahmin edilmektedir." ifadesi kullanıldı.
- Portföy hareketleri üzerindeki aşağı yönlü riskler güçlendi
Emtia fiyatlarındaki yükselişin küresel enflasyon üzerindeki riskleri artırdığı vurgulanan özette, şunlar ifade edildi:
"Merkez bankaları söz konusu riskleri gözetmeye devam ederken, gelişmelerin büyüme ve istihdam üzerindeki olumsuz etkilerini de dikkate almaktadır. Jeopolitik gelişmelerin neden olduğu arz şokunun ne kadar kalıcı olacağı ve enflasyon beklentilerini ne ölçüde bozacağı küresel para politikalarının seyri açısından önem taşımaktadır. Son dönemde, artan belirsizlik ve risk iştahındaki dalgalanmalara bağlı olarak, gelişmekte olan ülke hisse senedi piyasalarından portföy çıkışları gözlenirken, portföy hareketleri üzerindeki aşağı yönlü riskler güçlenmiştir."
Özette, bireysel kredilerin 4 haftalık büyüme oranlarının ortalamasının 23 Ocak-6 Mart döneminde yüzde 2,7 seviyesine gerilediği ifade edilerek, bu yavaşlamada ihtiyaç ve taşıt kredilerinin etkili olduğu değerlendirmesine yer verildi.
TL ticari kredilerin 4 haftalık büyüme oranlarının ortalamasının da yüzde 2,7 seviyesine gerilediği belirtilen özette, kur etkisinden arındırılmış yabancı para (YP) ticari kredilerdeki 4 haftalık büyüme oranlarının ortalamasının yüzde 1,1 ile yatay bir seyir izlediği ifade edildi.
Özette, Türk lirası (TL) mevduat faiz oranlarının 23 Ocak ile biten haftaya kıyasla 39 baz puan artarak 6 Mart ile biten haftada yüzde 44,4 seviyesinde gerçekleştiği bilgisi verilerek şu ifade kullanıldı:
"Aynı dönemde TL ticari kredi faizleri (Kredili Mevduat Hesabı ve Kredi Kartı hariç) 239 baz puan artışla yüzde 48,3 seviyesinde oluşmuştur. İhtiyaç kredisi (Kredili Mevduat Hesabı hariç) faizleri 259 baz puan artarak yüzde 59,0, konut kredisi faizleri 208 baz puan azalarak yüzde 34,2, zaman zaman oynak bir seyir izleyen taşıt kredisi faizleri ise 534 baz puan azalarak yüzde 32,6 seviyesinde gerçekleşmiştir."
Özette, TCMB'nin, 24 Ocak tarihinde, makrofinansal istikrarı ve parasal aktarım mekanizmasını güçlendirmek amacıyla yurt dışından temin edilen Türk lirası borçlara uygulanan zorunlu karşılık oranlarında değişiklikler yaptığı belirtildi.
Buna ilaveten, 31 Ocak tarihinde sıkı parasal duruşu desteklemek ve makrofinansal istikrarı güçlendirmek amacıyla yabancı para kredilerde 8 haftalık dönemler için yüzde 1 olan büyüme sınırının yüzde 0,5'e düşürüldüğü, tüketicilere tahsis edilen kredili mevduat hesabı limitlerine büyüme sınırı getirilerek 8 haftalık dönemler için büyüme sınırının yüzde 2 olarak belirlendiği ifade edildi.
Özette, TCMB brüt uluslararası rezervlerinin 23 Ocak'tan bu yana 18,1 milyar dolar azalarak 6 Mart itibarıyla 197,5 milyar dolara gerilediği belirtilerek şu bilgiler verildi:
"Türkiye'nin 5 yıllık kredi risk primi (CDS) 21 Ocak'tan bu yana yaklaşık 40 baz puan artarak 11 Mart itibarıyla 254 baz puan seviyesine yükselmiştir. Türk lirasının 1 ay vadeli kur oynaklığı 11 Mart itibarıyla 21 Ocak'a kıyasla yükselişle yüzde 13,3 seviyesine, 12 ay vadeli kur oynaklığı yüzde 20,8 seviyesine yükselmiştir. Önceki PPK toplantı haftasından 6 Mart'a kadar Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) piyasasına 0,6 milyar dolar, hisse senedi piyasasına ise 1,1 milyar dolar olmak üzere toplamda 1,7 milyar dolar net portföy girişi gerçekleşmiştir."
- Özel tüketim ve toplam yatırımlar yıllık büyümeye pozitif katkı verdi
Özette, Gayri Safi Yurt İçi Hasılanın (GSYH), 2025 yılının dördüncü çeyreğinde yıllık ve çeyreklik bazda sırasıyla yüzde 3,4 ve yüzde 0,4 arttığı belirtilerek, "Bitkisel üretimdeki don ve kuraklık olayları kaynaklı gerilemenin etkisiyle tarım katma değerinde gerçekleşen daralma, yıllık bazda büyümeyi yılın son çeyreğinde de sınırlamaya devam etmiştir." değerlendirmesinde bulunuldu.
Harcama yöntemiyle incelendiğinde, özel tüketim ve toplam yatırımların yıllık büyümeye pozitif katkı verdiği belirtilen özette, şöyle denildi:
"Çeyreklik bazda ise özel tüketimde artış olurken, toplam yatırımlar sınırlı olarak gerilemiştir. Aynı dönemde, çeyreklik bazda mal ve hizmet ithalatında artış, ihracatında ise düşüş gerçekleşmiştir. Böylelikle net ihracatın çeyreklik büyümeye katkısı negatif yönde olmuştur. Bu çerçevede, iktisadi faaliyet, son çeyrekte hız kesmeye devam ederek potansiyelinin altında bir büyüme sergilemiştir. 2025 yılı genelinde ise büyüme yüzde 3,6 gerçekleşmiştir. Özel tüketimin yıllık büyümeye verdiği katkı sınırlı olarak gerilemiş, yatırımların katkısı artmış, net ihracat ise büyümeyi sınırlamıştır."
Ocak ayında perakende satış hacim endeksinde aylık bazda yüzde 2,4, çeyreklik bazda ise yüzde 4,3 artış gerçekleştiğine dikkatin çekildiği özette, altın hariç perakende satışların aylık ve çeyreklik artışının daha düşük olduğu ifade edildi.
Özette, aynı dönemde ticaret satış hacim endeksinin, aylık bazda yüzde 0,1, çeyreklik bazda ise yüzde 1,5 artış gösterdiği belirtilerek, şunlar kaydedildi:
"Hizmet üretim endeksinde aralık ayında, aylık bazda yüzde 1,0, çeyreklik bazda ise yüzde 0,5 oranı ile ılımlı bir artış olmuştur. Şubat ayı itibarıyla kartla yapılan harcamalar çeyreklik olarak sınırlı bir artış göstermiştir. Beyaz eşya satışları ocak ayında düşmüş, otomobil satışları şubat ayı itibarıyla yılın ilk çeyreğinde gerilemiştir. İmalat sanayi firmalarına yönelik anket verileri, yılın ilk çeyreğinde kayıtlı iç piyasa siparişlerinde bir miktar artışa, geleceğe yönelik iç piyasa sipariş beklentilerinde ise gerilemeye işaret etmiştir. Özetle, yakın döneme ilişkin veriler talep koşullarının dezenflasyon sürecine verdiği desteğin sürdüğünü ima etmektedir."
Özette, ocak ayında sanayi üretim endeksinin, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış olarak aylık bazda yüzde 2,8, takvim etkilerinden arındırılmış olarak yıllık bazda yüzde 1,8 gerilediği ifade edilirken, çeyreklik bazda sanayi üretiminin, ocak ayı itibarıyla ilk çeyrekte yüzde 1,2 düşüş kaydettiği belirtildi.
Deprem bölgesinde yapılmakta olan konutların 2025 yılı sonuna kadar tamamlanarak teslim edilmesi hedefiyle uyumlu olarak, geçen yılın ikinci yarısında daha kuvvetli seyreden inşaat bağlantılı sektörlerin üretiminin ocak ayında gerilediği ifade edilen özette, "Nitekim ocak ayında sanayi üretimindeki aylık azalışın yarısından fazlası kauçuk-plastik, mineral ürünler, ana metal, fabrikasyon metal sektörlerinin negatif katkısı kaynaklı olmuştur." denildi.
- Sanayi üretiminin ana eğilimi halen zayıf seyrediyor
Özette, tipik oynaklık sergileyen diğer ulaşım ve benzeri sektörler de dışlandığında, sanayi üretiminin çeyreklik bazda daha sınırlı bir gerileme gösterdiği, sanayi üretiminin ana eğiliminin halen zayıf seyrettiği bildirildi.
İmalat sanayisine yönelik anket göstergelerinin, birinci çeyrek için sektör faaliyetinde ılımlı bir artışa işaret ettiği belirtilen özette, şu değerlendirme yapıldı:
"Diğer taraftan, kapasite kullanım oranı yataya yakın bir seyir izlemiştir. İnşaat üretim endeksi ise 2025 yılının dördüncü çeyreğinde çeyreklik bazda yüzde 1,3, bir önceki yılın aynı dönemine göre ise yüzde 12,9 oranında yükseliş kaydetmiştir."
Özette, ocak ayında mevsimsellikten arındırılmış istihdamın 32 milyon kişi seviyesinde gerçekleştiği ve bir önceki çeyrek ortalamasına kıyasla yüzde 1,7 azaldığı kaydedilirken, "Bu dönemde, iş gücüne katılım oranı çeyreklik olarak 1,1 puan düşmüştür." ifadesi kullanıldı.
İstihdamdaki azalışa karşın katılım oranındaki düşüşün etkisiyle işsizlik oranının bir önceki çeyrekteki ortalama yüzde 8,3 seviyesinden ocak ayında yüzde 8,1 seviyesine gerilediği belirtilen özette, yılın ilk çeyreğinde imalat sanayi firmalarının geleceğe yönelik istihdam beklentilerinde tarihsel ortalamanın altında seyreden görünümün devam ettiği bildirildi.
- Şubat ayında mevsimsellikten arındırılmış ihracat ve ithalat artış kaydetti
Özette, ocak ayına ilişkin verilerin yayımlanmasıyla birlikte ödemeler dengesi istatistiklerinde, birincil gelir dengesi altındaki portföy yatırımları kaleminde faiz giderlerinin hesaplamasında yöntem değişikliğine gidildiği ifade edilirken şu değerlendirmede bulunuldu:
"2020 yılının eylül ayından başlamak üzere geriye dönük revizyon yapılmıştır. Menkul kıymet sahibinin yerleşikliğinin esas alındığı söz konusu revizyon, cari işlemler açığını söz konusu dönemde toplamda 8,9 milyar dolar artırıcı yönde etkilemiş, bu etkinin 4,8 milyar doları ise 2025 yılında gerçekleşmiştir. Revizyonun karşılıklı etkisi net hata noksan kalemine aynı tutarda yansımıştır. Böylelikle 2025 yıl geneli cari açığı 25,2 milyar dolardan revizyon sonrasında 30,1 milyar dolara, cari açığın GSYH'ye oranı ise yüzde 1,6'dan yüzde 1,9 seviyesine yükselmiştir. Söz konusu revizyon sonrasında ocak ayında cari işlemler dengesi aylık bazda 6,8 milyar dolar açık vermiştir. 12 aylık birikimli cari açık önceki aya kıyasla 2,8 milyar dolar artarak 32,9 milyar dolar olmuştur. Seyahat gelirleri 3,4 milyar dolar olarak gerçekleşmiş, 12 aylık birikimli olarak 60,2 milyar dolara yükselmiştir. Hizmetler dengesi fazlası ise 63,1 milyar dolar seviyesinde gerçekleşerek güçlü seyrini sürdürmüştür."
Şubat ayında mevsimsellikten arındırılmış olarak ihracat ve ithalatın artış kaydettiği belirtilen özette, 12 aylık birikimli dış ticaret açığının bir önceki aya göre yükseldiği ifade edildi.
Özette, söz konusu dönemde, altın ithalatının küresel düzeyde altın fiyatlarının artışı ile desteklenmeye devam ettiği, şubat ayı itibarıyla altın ithalatının 12 aylık birikimli olarak 23,4 milyar dolar olduğu bildirildi.
Mevcut veriler ışığında, 12 aylık birikimli cari açıkta şubat ayında artış olacağının öngörüldüğü belirtilen özette, şunlar kaydedildi:
"Yakın dönemde gerçekleşen jeopolitik gelişmelerin cari açık üzerindeki olumsuz etkilerinin mart ayı itibarıyla gözlenmeye başlanacağı, söz konusu etkilerin boyutunun ise savaşın seyri ve şiddetine göre farklılaşacağı değerlendirilmektedir. Ocak-şubat döneminde mevsimsellikten arındırılmış tüketim malı ithalatı sınırlı olarak gerilemiştir. Şubat ayına ilişkin geçici dış ticaret verileri ve mart ayı için yüksek frekanslı öncü verilerle beraber değerlendirildiğinde, üç aylık ortalama eğilimler, ihracatta sınırlı bir gerilemeyle birlikte ithalatta yatay seyre işaret etmektedir."
Özette, cari açığın finansmanı tarafında ise bankacılık sektörünün 12 aylık birikimli uzun vadeli borç çevirme oranının ocak ayında yüzde 167,2 olarak gerçekleştiği bilgisi verilerek, "Söz konusu oran, bankacılık sektörü dışındaki firmalarda yüzde 214,4 olmuştur. Bu çerçevede, yurt dışı borçlanma imkanlarının yüksek seviyelerini koruduğu değerlendirilmiştir." ifadesi kullanıldı.
Özette, tüketici fiyatlarının şubat ayında yüzde 2,96 oranında arttığı, yıllık enflasyonun 0,88 puan yükselişle yüzde 31,53 olduğu anımsatıldı.
Yıllık enflasyonun gıda ile alkol-tütün-altın gruplarında belirgin oranda yükseldiği, diğer ana gruplarda ise gerilediğinin belirtildiği özette, "Yıllık tüketici enflasyonundaki yükselişe karşın, B endeksinin (işlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE) yıllık değişim oranı 0,2 puan, C endeksinin (enerji, gıda ve alkolsüz içecekler, alkollü içkiler ile tütün ürünleri ve altın hariç TÜFE) yıllık değişim oranı ise 0,34 puan düşerek sırasıyla yüzde 29,91’e ve yüzde 29,46’ya gerilemiştir." bilgisi verildi.
Özette, yıllık tüketici enflasyonuna temel mallar ve enerji gruplarının katkıları bir önceki aya kıyasla sırasıyla 0,45 ve 0,25 puan azalırken, gıda ve alkolsüz içecekler, hizmet ve alkol-tütün-altın gruplarının katkılarının sırasıyla 1,24, 0,24 ve 0,10 puan arttığı belirtildi.
Mevsimsellikten arındırılmış verilerle, tüketici fiyatlarının aylık artışının bir önceki aya kıyasla görece yatay seyrettiği, gıda hariç tüketici enflasyonunun yavaşladığı kaydedildi.
Özette, şu değerlendirmede bulunuldu:
"Şubat ayında tüketici enflasyonundaki yükselişte gıda grubunun etkisi öne çıkmıştır. İşlenmemiş gıda fiyatları büyük ölçüde sebze ile beyaz et fiyatlarına bağlı olarak yükselirken, işlenmiş gıda grubunda özellikle süt ve süt ürünlerinin etkisi belirgin olmuştur. Bununla birlikte, fiyat artışlarının grup geneline yayıldığı izlenmiştir. Söz konusu dönemde gıda fiyatları üzerinde hava koşullarının yanı sıra ramazan ayına özgü unsurların da etkisi hissedilmiştir. Mevsimsel etkilerden arındırıldığında hizmet enflasyonu, haberleşme hizmetleri fiyatlarındaki belirgin artışların da katkısıyla bir önceki aya kıyasla yükselmiştir. Enerji grubunda, bu dönemde uluslararası enerji fiyat gelişmelerini takiben akaryakıt ve tüp gaz fiyatlarında artışlar gözlenmiştir. Diğer taraftan, piyasa takas fiyatlarındaki gelişmelere bağlı olarak son kaynak tedarik tarifesi (SKTT) kaynaklı elektrik fiyatındaki gerileme bu grupta daha olumsuz bir görünümü sınırlamıştır. Temel mal grubunda, giyim ve ayakkabı fiyatları mevsimsel etkilerle gerilemeye devam ederken, dayanıklı tüketim malları fiyatları ılımlı bir oranda yükselmiştir. Diğer temel mallar alt grubunda ise fiyatlar yataya yakın seyretmiştir. Bu görünüm altında, mevsimsel etkilerden arındırılmış temel mal enflasyonu düşüş kaydetmiştir."
Özette, enflasyonun ana eğiliminin şubat ayında yataya yakın seyrettiği belirtildi.
Mevsimsellikten arındırılmış aylık enflasyonun B endeksinde sınırlı bir oranda yükseldiği, C endeksinde ise düştüğü, bu ayrışmada işlenmiş gıda enflasyonundaki kayda değer artışın (ocak ayında yüzde 2,7’den şubat ayında yüzde 5,2’ye) etkili olduğu bildirildi.
Özette, fiyat artışlarının B endeksini oluşturan gruplardan işlenmiş gıda ve hizmet gruplarında yükseldiği, temel mallarda belirgin şekilde zayıfladığı belirtildi.
TCMB bünyesinde takip edilen tüm göstergeler bir arada değerlendirildiğinde, ana eğilimin yataya yakın seyrettiği belirtilen özette, "Göstergeler 3 aylık ortalamalar bazında ise sınırlı bir artış göstermiştir. Şubat ayı itibarıyla son 3 aylık dönemde mevsim etkilerinden arındırılmış ortalama enflasyon bir önceki aya kıyasla temel mallarda gerilerken hizmet sektöründe görece yatay seyretmiştir." ifadesi kullanıldı.
Özette, şu ifadelere yer verildi:
"Hizmet sektöründe hakim olan fiyatlama davranışı önemli bir atalete ve şokların enflasyon üzerindeki etkilerinin uzun bir zamana yayılmasına neden olmakta ve hizmet enflasyonu mallara göre yüksek seyretmektedir. Şubat ayı itibarıyla yıllık bazda mal enflasyonu yüzde 27, hizmet enflasyonu ise yüzde 40 civarında seyretmektedir. Şubat ayında alt kalemler arasında haberleşme hizmetleri aylık yüzde 8,73'lük artışla öne çıkmış, bu gelişmede cep telefonu görüşme ücretleri etkili olmuştur. Son 3 aylık dönemde haberleşme hizmetleri fiyatlarındaki hızlı yükseliş dikkat çekmektedir."
Özette, diğer hizmetler grubunda en belirgin yükselişin yüzde 11,06 ile finansal hizmetlerde gözlendiği, bunu yüzde 5 artışla bakım-onarım kaleminin izlediği bildirildi.
Eğitim hizmetlerinde ise aylık fiyat artışının bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla daha düşük gerçekleştiği belirtilerek, "Bu dönemde, kira enflasyonu aylık bazda yüzde 3,46 olurken yıllık bazda yüzde 53,91’e gerilemiştir. Lokanta-otel grubunda fiyatlar, gıdadaki olumsuz seyre rağmen, yüzde 2,82 ile görece daha sınırlı bir oranda artmıştır. Ulaştırma hizmetleri fiyatları, hava yolu ücretlerindeki dönemsel gerilemeye bağlı olarak ılımlı seyretmiştir." denildi.
Özette, yurt içi üretici fiyatlarının şubat ayında yüzde 2,43 artışla yüksek seyretmeye devam ettiği ve yıllık enflasyonun 0,39 puan artarak yüzde 27,56 olduğu belirtildi.
Bu dönemde enerji fiyatları (yüzde -0,22) düşerken, dayanıklı (yüzde 4,47) ve dayanıksız (yüzde 3,30) tüketim mal fiyatlarının yüksek artış oranları ile öne çıktığının ifade edildiği özette, "Şubat ayında ortalama 71,1 dolar civarında seyreden Brent ham petrol fiyatları, mart ayının ilk haftalarında jeopolitik gelişmelerin etkisiyle oldukça dalgalı bir seyir izlemiş, 11 Mart itibarıyla ortalamada 88,5 dolar seviyesine ulaşmıştır. Diğer taraftan, yurt içinde eşel mobil uygulamasının ivedilikle devreye alınması, ham petrol fiyatlarındaki artışların tüketici enflasyonuna yansımasını önemli ölçüde sınırlamıştır. Petrol fiyatlarına benzer şekilde, TTF doğal gaz fiyatları arz kısıtları endişesiyle bu dönemde belirgin bir oranda yükselmiştir." ifadesi kullanıldı.
Özette, ayrıca enerjiyle bağlantısı güçlü üre, sülfür, polipropilen, polietilen gibi emtiaların fiyatlarının da yukarı yönlü seyrettiği belirtildi.
Enerji ve ham madde akışındaki kesintilerin, özellikle petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki yüksek artışla birlikte üretim maliyetlerini artırarak küresel ölçekte enflasyonist baskı oluşturma riski taşıdığının altı çizilen özette, küresel arz zinciri baskı endeksinin şubatta tarihsel ortalamasının üzerinde gerçekleştiği ifade edildi.
Özette, mart ayında Hürmüz Boğazı'nın kapanması ve alternatif rota arayışlarının teslimat sürelerini uzattığı, güvenlik riskleri nedeniyle sigorta primleri ve navlun fiyatlarının da yükseldiğine işaret edildi.
Bu dönemde, Çin'e yönelik konteyner endeksinin önemli ölçüde yükseldiği, kuru yük taşımacılık endekslerinin de arttığının bildirildiği özette, küresel konteyner endeksinin ise gerilediği belirtildi.
Özette, döviz kuru sepetinin 11 Mart itibarıyla avro kurundaki gelişmelerle görece yatay seyrettiği ifade edilerek şöyle denildi:
"Mevsimsel etkilerden arındırılmış imalat sanayi PMI verileri şubat ayında hem girdi fiyatlarında hem de ürün fiyatlarında yükselişe işaret etmiştir. Şubat ayında enflasyon beklentilerinde yükseliş gözlenmiştir. Piyasa Katılımcıları Anketi sonuçlarına göre, 2026 yıl sonu enflasyon beklentisi 0,9 puan yükselerek yüzde 24,1 seviyesinde, 2027 yıl sonu enflasyon beklentisi 0,6 puan artışla yüzde 18,4 düzeyinde ölçülmüştür. 12 ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi 0,1 puan aşağı yönlü güncelleme ile yüzde 22,1 olurken, 24 ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi 0,2 puan artışla yüzde 17,1 oranında ölçülmüştür. 5 yıl sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi ise 0,3 puan yükselerek yüzde 11,4 düzeyine çıkmıştır. Reel sektör beklentilerine bakıldığında, firmaların 12 ay sonrasına ilişkin yıllık enflasyon beklentisi, şubat ayında 0,9 puan azalarak yüzde 32,0 seviyesine gerilemiştir. Aynı dönemde hane halkının 12 ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi ise yüzde 48,8 ile yatay seyretmiştir. Enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışları dezenflasyon süreci açısından risk unsuru olmaya devam etmektedir."
Özette, öncü verilerin son 2 ayda gıda fiyatlarında gözlenen olumsuz seyrin mart ayında hız kestiğine işaret ettiği belirtildi.
Geçen dönemde sebze fiyatlarında kaydedilen yüksek artışların, mart ayının ilk yarısında yerini görece düşük oranlı bir artışa bıraktığı belirtilerek, "Diğer yandan, jeopolitik gelişmelerle yükselen petrol fiyatları nedeniyle yurt içi enerji fiyatlarının akaryakıt öncülüğünde önemli ölçüde yükseldiği izlenmektedir." ifadesi kullanıldı.
Özette, eşel mobil uygulamasına bağlı olarak, rafineri ürün fiyatlarındaki artışların önemli bir bölümünün maktu ÖTV tutarından karşılanmasıyla bu grupta daha olumsuz bir görünümün önüne geçildiği vurgulandı.
Hizmet grubunda, mart ayında ulaştırma hizmetlerinin öne çıkmasının beklendiği ifade edilerek, "Jeopolitik gerilim ve uluslararası petrol fiyatlarındaki gelişmelerin yansımasıyla başta hava yolu yolu ile yolcu taşımacılığı olmak üzere ulaştırma hizmetleri fiyatlarının yükselme eğiliminde olduğu takip edilmektedir." denildi.
Özette, ayrıca, özel okul ücret gelişmelerine istinaden eğitim fiyatlarındaki yükselişin sürdüğü belirtilerek, öncü göstergelerin temel mal grubunda ise görece ılımlı bir seyre işaret ettiği bildirildi.
Emtia fiyatlarındaki oynaklığın ve arz kısıtlarının boyutu dikkate alındığında, enflasyon görünümüne yönelik belirsizliklerin önemli ölçüde yükseldiğinin belirtildiği özette, "Jeopolitik gelişmelerin maliyet kanalı ve iktisadi faaliyet üzerinden enflasyon görünümüne etkileri yakından takip edilmektedir." ifadesi kullanıldı.
Özette, jeopolitik gelişmeler kaynaklı artan belirsizliklerin, ham petrol, doğal gaz ve emtia fiyatlarında yüksek oynaklıklara ve artışa neden olduğu bildirildi.
Söz konusu unsurların enflasyon görünümü üzerinde oluşturabileceği riskleri sınırlamak amacıyla sıkı para politikasını destekleyici kararlar ve eş güdüm dahilinde mali tedbirlerin alındığı belirtilen özette, şunlar kaydedildi:
"Bu kapsamda, finansal piyasalarda yaşanan gelişmeler dikkate alınarak, sıkı parasal duruşu desteklemek amacıyla 1 hafta vadeli repo ihalelerine 2 Mart itibarıyla ara verilmiştir. Böylece, likidite yönetimi araçları etkili şekilde kullanılarak ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinin, Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranı olan yüzde 40'ta oluşması sağlanmıştır. Ayrıca, döviz piyasasının sağlıklı çalışması, döviz kurlarında gözlenebilecek oynaklıkların engellenmesi ve döviz likiditesinin dengelenmesi amacıyla Türk lirası uzlaşmalı vadeli döviz satım işlemlerine başlanmıştır. Para politikası uygulamalarının yanı sıra eş güdüm dahilinde mali tedbirler de uygulamaya alınmıştır. Bu kapsamda, eşel mobil uygulanması kararı, gübre ithalatında gümrük vergisinin kaldırılması ve gübre ihracatına kısıtlama getirilmesi emtia fiyatlarındaki gelişmelerin tüketici enflasyonu ve üretici maliyetlerine geçişkenliğini sınırlayacaktır."
Özette, PPK'nin son toplantıda politika faizini yüzde 37'de, Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranının yüzde 40'ta, gecelik vadede borçlanma faiz oranını da yüzde 35,5'te sabit tuttuğu anımsatıldı.
Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşunun talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendireceğine vurgu yapılan özette, Kurulun politika faizine ilişkin atılacak adımları, enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyeceği vurgulandı.
Özette, şunlar ifade edildi:
"Para politikası kararları enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla alınmaktadır. Son dönem gelişmelerin de etkisiyle, enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması halinde parasal aktarım mekanizması ilave makroihtiyati adımlarla desteklenecektir. Likidite koşulları yakından izlenmeye ve likidite yönetimi araçları etkili şekilde kullanılmaya devam edilecektir.
Kurul, politika kararlarını enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyecektir. Kurul, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede alacaktır."