GÜNDEM

Mustafa Yılmaz: Epstein bir fuhuş skandalı değil, küresel zulüm şebekesidir

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Yılmaz, Epstein dosyalarına ilişkin partisinin genel merkezinde basın açıklaması düzenledi. Yılmaz, kamuoyuna yansıyan belgelerin yalnızca bireysel bir suç dosyası olmadığını vurgulayarak, küresel sistemin karanlık yüzüne işaret etti.

Abone Ol

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Yılmaz açıklamasında, Epstein dosyalarının dünya siyasetini ve küresel güç ilişkilerini sorgulatacak nitelikte olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “Bu, sadece bir fuhuş skandalı değil, dünyayı yöneten mekanizmaların ne denli kirli ve vahşi ellerde olduğunun resmidir.”

Epstein dosyalarının, uzun yıllardır bazı güç odakları tarafından kurulan ahlaksız düzeni açığa çıkardığını dile getiren Yılmaz, merhum Necmettin Erbakan’ın yıllar önce yaptığı uyarılara dikkat çekti. Yılmaz, Erbakan’ın küresel güçlerin ahlaksızlığı bir araç olarak kullandığına dair tespitlerinin bugün bir kez daha doğrulandığını ifade etti.

Yılmaz Necmettin Erbakan’ın “Merhum Erbakan hocamızın yarım asrı aşan mücadelesinde uyardığı gibi, bu şer odakları dünyayı yönetmek için ahlaksızlığı bir silah olarak kullanmakta ve kurdukları şantaj düzeniyle devletleri ve liderleri esir almaktadır.” uyarısını hatırlattı.

Ortaya çıkan dosyaların sadece bireysel suçları değil, küresel ölçekte örgütlenmiş bir yozlaşmayı ortaya koyduğunu belirterek, meselenin insanlık onuru açısından da ele alınması gerektiğini vurgulayan Mustafa Yılmaz, “Epstein dosyaları, küresel sistem makyajı altında saklanan korkunç bir çürümüşlüğü, insanlık dışı bir sapkınlığı ve küresel bir ‘zulüm şebekesini’ tüm çıplaklığıyla ifşa etmiştir.” dedi.

Mustafa Yılmaz’ın basın açıklamasının tamamı;

“Aziz Milletimiz ve Kıymetli Basın Mensupları;

Son günlerde kamuoyuna yansıyan Epstein dosyaları, küresel sistem makyajı altında saklanan korkunç bir çürümüşlüğü, insanlık dışı bir sapkınlığı ve küresel bir “zulüm şebekesini” tüm çıplaklığıyla ifşa etmiştir.

Bu dosyalar, sadece bir grubun ahlaksızlığı değil; vicdanını kaybetmiş, parayı ve gücü putlaştırmış bir “Batıl Düzenin” iflasıdır.

Epstein dosyaları göstermiştir ki; manevi terbiyeden yoksun, sadece maddi güç üzerine kurulu bir sistem, insanı yaratılmışların en şereflisi olmaktan çıkarıp aşağıların aşağısına sürüklemektedir.

“Önce Ahlak ve Maneviyat” demenin sadece bir slogan değil; bir sistemin, bir toplumun ve insanlığın varoluş mücadelesi olduğu bugün acı bir şekilde tescillenmiştir.

Bu sapkın ağın içinde siyasetçilerden sanatçılara, akademisyenlerden iş adamlarına kadar geniş bir yelpazenin bulunması, küresel bir vesayet sisteminin varlığını kanıtlamaktadır. Millî Görüş lideri merhum Erbakan Hocamızın yıllarca dikkat çektiği “Dünya Siyonizmi’nin, insanlığı kontrol etmek ve şantajla teslim almak için ne kadar alçak yöntemlere başvurabileceği” bir kez daha ortaya saçılmıştır.

Bu, sadece bir fuhuş skandalı değil; dünyayı yöneten mekanizmaların ne denli kirli ve vahşi ellerde olduğunun resmidir.

Yine merhum Erbakan Hocamızın yarım asrı aşan mücadelesinde uyardığı gibi, bu şer odakları dünyayı yönetmek için ahlaksızlığı bir silah olarak kullanmakta ve kurdukları şantaj düzeniyle devletleri ve liderleri esir almaktadır.

Bu, insanlığı köleleştirme operasyonunun en çirkin yüzüdür.

Bütün insanlığın bu kirli ağların kurbanı edilmesi, insanlık onuruna indirilmiş en büyük darbedir. Millî Görüş olarak bizler, aileyi toplumun kalesi, çocukları ise geleceğimizin teminatı olarak görürüz. Bu sapkınlıklar, aile kurumunu değersizleştiren ve insanı fıtratından koparmayı amaçlayan projelerin bir parçasıdır.

Zalimin güçlü olduğu değil, haklının güçlü olduğu bir “Adil Düzen” kurulmadığı müddetçe; güç sahipleri kendilerini her türlü hukuktan üstün görmeye devam edecektir. Bu “çürümüşlük”, ancak İslam’ın adalet anlayışı ve insan haklarına verilen gerçek değer ile temizlenebilir.

Aziz milletimiz,
Bir çocuğun feryadı, bütün bir dünyadan büyüktür.

Türkiye olarak bizlere düşen görev; kendi nesillerimizi ve bütün insanlığı bu küresel saldırılardan korumak, millî ve manevi değerlerimize sarılmak ve bu sapkın ağların ülkemize uzanan kollarını en ince ayrıntısına kadar takip etmektir.

Bu zulüm sistemine karşı “Bana ne?” diyemeyiz. Millî Görüşçüler olarak, yeryüzünde iyinin, doğrunun ve adaletin hâkim olması için gece gündüz çalışmaya devam edeceğiz.

Bu çirkinlikleri yapanları, destekleyenleri ve sessiz kalanları tarih ve insanlık vicdanı asla affetmeyecektir.

Saadet Partisi olarak yıllardır haykırdığımız “Önce Ahlak ve Maneviyat” ilkesi, bugün dünya için yegâne kurtuluş reçetesidir. Maneviyatın dışlandığı, sadece maddi gücün ve hazzın kutsandığı bir sistemin varacağı yer ancak bu tür sapkınlıklardır. Kendi değerlerinden kopan toplumlar, bu küresel ifsat projelerine karşı savunmasız kalmaktadır.

Bu lağım sistemi, mevcut uluslararası kurumlarla temizlenemez. Zira o kurumların sahipleri, bugün bu dosyaların baş aktörleridir.

Çözüm; hakkı üstün tutan yeni bir dünya düzeni inşa etmektir. Türkiye’miz, bu gibi küresel tehditlere karşı kalkan oluşturacak mekanizmaları hayata geçirecek güç ve potansiyele sahiptir.

Bizler Saadet Partisi olarak, mazlumun hakkının zalimden alındığı ve ahlakın her türlü makamın üstünde tutulduğu bir Türkiye ve dünya için mücadele ediyoruz.

Zulüm ebedî olamaz. Kötülüğün bu denli ayyuka çıkması, aslında batılın zeval vaktinin geldiğinin göstergesidir.

Ortaya çıkan tablo tek bir gerçeği ortaya koymaktadır: O da Millî Görüşçüler olarak her zamankinden daha büyük bir inanç ve daha büyük bir azimle çalışmamız gerektiğidir. Çünkü Millî Görüşçülerin mücadelesi sadece bir siyaset değil, bir iman ve haysiyet meselesidir.

Bu duygu ve düşüncelerle aziz milletimizi hürmet ve muhabbetle selamlıyorum.

Zafer inananlarındır ve zafer yakındır.”