Siyaset alanımız, maalesef çok kirlenmiş durumdadır. Nitekim ehliyet gözetilmeksizin, ehliyetsiz insanlar makamlara getirilmiş, böylece şaibeli durumlar tavan yapmıştır. Hemen belirtelim ki, siyaset bahçesinden bülbüller kovulunca, o alanı ya gak gaklar ya da vakvaklar istila eder. Hal böyle olunca da siyasi alan çirkinleşir ve çamurlaşır.
Günümüzde bu tür manzaralara çok şahit oluyoruz. Bir nevi şaibeli insanlar siyaset alanını çoraklaştırmış, utanmadan, sıkılmadan siyasi alan içinde volta atmaktadır. Bu insanlar isnatlara, ithamlara cevap verecekleri yerde, makamları sayesinde kendilerini koruma altına almaya çalışmaktadır.
Milletimiz, bu utanç verici durumlardan dolayı üzülmekte ama sağır sultanlara seslerini duyuramamaktadır. “… Onları uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir. (Çünkü) onlar inanmazlar.” (Bakara/6) ve keza: “Artık onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Onlar (Hakk’a) dönmezler.” (Bakara/18) buyrulmaktadır. Yani bu gibiler, milletin feryadını dinlemez oldukları için, manevi bir çukura nasıl yuvarlandıklarını görüyoruz.
Bunların; “Kalpleri var fakat onlarla anlamazlar; gözleri var fakat onlarla görmezler; kulakları var fakat onlarla işitmezler…” (A’râf/179) Bu gibiler emredileni değil, nefsin isteklerini yerine getirmeye çalıştıkları için, ülkelerini perişan etmektedirler.
Bu gibi insanlar maalesef Yaradan’a değil, kendileri gibi kul olanlara tabidirler. Allah buyuruyor ki: “Allah katında canlıların en kötüsü, düşünmeyen sağırlar ve dilsizlerdir.” (Enfâl/22) Bu gibi insanlar milletini, memleketini sömürmeyi, kullanmayı marifet sayarlar. İhtiraslarını tatmin için her türlü dalavereyi mubah saydıklarından nefislerinin esiri bir hayatı tercih etmektedirler, utanmadan da dolaşabilmektedirler.
Bu gibi insanlar ayıplandıkları halde, kendileri milletin gözünün içine bakarak, insanları kandırmaya çalışmakta ama milletimizin kahır ekseriyeti bu gibileri lanetlemektedir. Çünkü bu gibiler kendilerini koruma altına alanlara tabi olmaktan başka bir güç tanımamaktadırlar. Oysa Allah: “Ey iman edenler! Allah’a ve elçisine itaat edin…” (Enfâl/20) buyurmaktadır.
Yutulan haram lokmalar insanları çığırından çıkarmış olduğu için, mal, mülk yığmakla meşgul olmaktadırlar. Nitekim bu gibilerin kepazeliklerini, her gün, TV ekranlarından seyrediyoruz. Bu görüntüler günümüzde maalesef prim yapmaktadır. Bu gibi insanlar utanmadan, hayâ etmeden, bir şey yokmuş gibi sokaklarda, meydanlarda dolaşabilmekte ve maalesef itibar görmektedirler. Böylece ölmeyeceklerini sanmakta, onun için de çalmaya, sömürmeye devam etmektedirler.
Unutmamak gerekir ki; “Dünya hayatı oyun ve eğlenceden ibarettir.” (Ankebût/64) Onun için aldanmamak gerekir. Dünya fâni, insan da fânidir. Sadece Yaratan bakidir. Ama bazı insanlar bu idrakten uzak kaldıkları için çalmayı, rüşvet almayı, vermeyi marifet saymakta, yalan konuşmayı hak zannetmektedirler.
Bu gibi insanlar makamlarını suiistimal etmekten çekinmez, rütbelerini de baskı aracı olarak kullanırlar. Onun için de korkmadan, çekinmeden ve utanmadan bir şey yokmuş gibi davranırlar. Bizim siyasi dönemimizde böyle kepazeliklere rastlamak yoktur. Onun için insanlara akıl vere vere yanıldık. İnsanlar bizi anlamaz halde, zira insanlar dünyevileşmiş ve mankurtlaşmış durumdadır.
Bir fıkrada anlatıldığı gibi: Bektaşi mektep-medrese görmüş komşusundan sürekli bir şeyler soruyor, cevap alıyordu. Bir gün adamın ters bir zamanına gelmiş olacak ki, sinirli bir şekilde: Sana akıl vere vere bende kalmadı yahu! Bektaşi hiç istifini bozmadan şu karşılığı verdi: Zaten sendeki akıl bir işe yaramıyordu ki…
Evet, yazarak, konuşarak, bilgilerimiz muvacehesinde aktarmalarda bulunuyoruz. Ama: “Onlar Allah’ın kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir, işte gafil onlardır.” (Nahl/108) Onun için bu gibilere doğruları duyuramıyoruz. Uyarmalarımızın tesiri de olmuyor.
Bu gibiler yanlışı benimsediği için, ikazlardan nasiptar olamıyorlar. Şeytanın şerrinden de kurtulamıyorlar. Çünkü nefis dünyevi lezzetlere, şöhretlere meylettiği için, hak söze kulak veremiyor. Hemen belirtelim ki, günahların ve kötü ahlakın baş mimarı nefistir. Zira nefis şeytanı kuvvetlendirir ve insanları daima kötülüğe ve şer olana sürükler.
Sonuç olarak; Allah: “Ey Âdemoğulları! Şeytana kulluk etmeyiniz (onun vesveselerine uymayınız). O size apaçık bir düşmandır diye beyan etmedik mi?” (Yâsîn/60) buyurmaktadır.
Biz de o makamlarda bulunduk ve şerefimizle, dedikodusuz bir şekilde o makamlardan ayrıldık. Bu günküler gibi suçlanmadık. Milletten ibra aldık elhamdülillah. Ancak anlaşılan odur ki, bazı insanlara maalesef nasihat kâr etmiyor.
Rahman ve Rahim,
Kadir ve Muktedir,
Gaffar ve Settar olan Allah’a emanet olunuz.
“Ya Rabbi bu haftayı bize hayırlı ve bereketli kıl. Hayırlara yakın, şerlere uzak eyle.”
Selam doğru yola uyanlara olsun. (Taha/47). 06.04.2026