YAŞAM

OKB Sadece Temizlik Takıntısı Değil: Uzman Klinik Psikolog Mert Arslan Anlattı

Abone Ol

Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB), toplumda çoğu zaman temizlik, düzen veya titizlikle ilişkilendiriliyor. Oysa OKB; kişinin istemediği halde zihnine tekrar tekrar gelen düşünceler, imgeler veya dürtüler ile bunların yarattığı kaygıyı azaltmak amacıyla gerçekleştirdiği tekrarlayıcı davranışlardan oluşabilen çok daha geniş bir tabloyu ifade ediyor.

Uzman Klinik Psikolog Mert Arslan, OKB’nin yalnızca aşırı temizlik davranışları üzerinden değerlendirilmesinin birçok kişinin yaşadığı belirtileri fark etmesini zorlaştırabildiğine dikkat çekiyor.

“Her takıntı temizlikle ilgili değildir”

OKB denildiğinde akla ilk olarak sürekli el yıkamak veya çevredeki nesneleri tekrar tekrar temizlemek gelse de bozukluğun farklı görünümleri bulunabiliyor.

Kişi kapıyı kilitleyip kilitlemediğini defalarca kontrol edebilir, birine zarar vermiş olabileceğinden şüphe duyabilir, yaptığı bir davranışın ahlaki açıdan yanlış olup olmadığını saatlerce düşünebilir veya zihnine gelen cinsel ve dini içerikli düşünceler nedeniyle yoğun suçluluk yaşayabilir.

Mert Arslan, bu noktada özellikle düşüncenin içeriği ile kişinin isteğinin birbirinden ayrılması gerektiğini belirtiyor:

“OKB’de insanları en fazla zorlayan durumlardan biri, zihne gelen düşünceleri kendi kişiliklerinin veya gerçek isteklerinin bir göstergesi olarak değerlendirmeleridir. Oysa zihne bir düşüncenin gelmesi, kişinin onu istediği ya da gerçekleştireceği anlamına gelmez. Tam tersine, kişi çoğu zaman bu düşüncelerden rahatsız olduğu için onları kontrol etmeye çalışır.”

Kontrol ettikçe kaygı neden büyüyor?

OKB’nin dikkat çeken özelliklerinden biri, kişinin kaygısını azaltmak amacıyla gerçekleştirdiği davranışların kısa süreli rahatlama sağlamasına rağmen zaman içerisinde aynı döngüyü güçlendirebilmesi.

Örneğin kapının kilitli olup olmadığından emin olamayan bir kişi kapıyı tekrar kontrol ettiğinde geçici olarak rahatlayabilir. Ancak bir süre sonra aynı şüphe yeniden ortaya çıkabilir. Böylece kontrol davranışı giderek daha sık tekrarlanmaya başlayabilir.

Benzer şekilde temizlik, tekrar tekrar onay alma, internette araştırma yapma, zihinden belirli kelimeleri geçirme veya geçmişte yaşanan bir olayı sürekli analiz etme gibi davranışlar da bazı kişilerde kompulsif bir nitelik kazanabilir.

Arslan bu döngüyü şöyle açıklıyor:

“İnsan doğal olarak kaygısından kurtulmak ister. Fakat OKB söz konusu olduğunda kişi her kaygı yaşadığında kontrol ederek, araştırarak veya kendisini rahatlatmaya çalışarak cevap verdiğinde zihnine istemeden şu mesajı verebilir: ‘Bu düşünce gerçekten tehlikeli ve bundan emin olmam gerekiyor.’ Bir süre sonra kişi rahatlamak için daha fazla kontrol etmeye ihtiyaç duyabilir.”

Cinsel, dini ve zarar verme takıntıları da görülebiliyor

OKB’nin toplumda daha az konuşulan biçimleri arasında zarar verme takıntıları, cinsel obsesyonlar, dini ve ahlaki takıntılar, hastalık korkuları, simetri ve düzen takıntıları da bulunuyor.

Bu tür düşünceler kişinin değerleriyle tamamen çelişebildiği için yoğun suçluluk ve utanç ortaya çıkabiliyor. Bazı kişiler yaşadıkları düşünceleri çevrelerine hatta bir uzmana anlatmaktan dahi kaçınabiliyor.

Mert Arslan, özellikle bu noktada insanların kendilerini düşüncelerinden dolayı yargılamamasının önemli olduğunu vurguluyor:

“İnsanın zihni yalnızca istediği düşünceleri üretmez. Bazen tam olarak görmek veya düşünmek istemediğimiz şeyler zihnimizde daha fazla yer kaplayabilir. OKB’de problem çoğu zaman düşüncenin ortaya çıkmasından ziyade, kişinin o düşünceye yüklediği anlam ve ondan kesin olarak kurtulmaya çalışma çabasıyla büyür.”

“Emin olma ihtiyacı hayatın merkezine yerleşebiliyor”

OKB yaşayan kişiler için en zorlayıcı süreçlerden biri de sürekli olarak kesinlik aramak olabiliyor.

“Kapıyı gerçekten kilitledim mi?”, “Ya istemeden birine zarar verdiysem?”, “Bu düşüncenin aklıma gelmesi benim kötü biri olduğumu gösterir mi?” veya “Ya kontrol etmediğim için kötü bir şey olursa?” gibi sorular kişinin zihnini uzun süre meşgul edebiliyor.

Bu durum yalnızca kişinin düşüncelerini etkilemiyor. Kişinin sosyal ilişkilerini, iş hayatını, akademik yaşamını ve günlük rutinlerini de etkileyebiliyor.

Arslan’a göre kişinin yaşamını giderek bu şüphelere göre düzenlemeye başlaması önemli bir işaret:

“Bir düşünceye sahip olmak tek başına psikolojik bir bozukluk anlamına gelmez. Burada önemli olan bu düşüncelerin kişinin yaşamında ne kadar yer kapladığıdır. Eğer kişi gününün önemli bir bölümünü kontrol etmekle, düşünmekle, emin olmaya çalışmakla veya bazı durumlardan kaçınmakla geçiriyorsa profesyonel değerlendirme faydalı olabilir.”

OKB’de psikoterapi süreci

OKB psikoterapiyle çalışılabilen ruhsal sorunlardan biri. Özellikle bilişsel davranışçı terapi içerisinde kullanılan maruz bırakma ve tepki önleme çalışmaları OKB tedavisinde yaygın olarak kullanılan yöntemler arasında yer alıyor. Gerektiğinde psikiyatri hekimi değerlendirmesiyle ilaç tedavisi de sürecin bir parçası olabiliyor.

Bununla birlikte psikoterapi yalnızca kişinin görünen davranışlarına değil; belirtilerin kişinin yaşamındaki anlamına, kaygıyla kurduğu ilişkiye ve tekrar eden psikolojik örüntülerine de odaklanabiliyor.

Uzman Klinik Psikolog Mert Arslan, OKB yaşayan kişilerin kendilerini yalnızca düşüncelerinden ibaret görmemeleri gerektiğini belirtiyor:

“Terapi sürecindeki temel amaçlardan biri kişinin zihnine gelen her düşünceyi kontrol etmek zorunda olmadığını fark edebilmesidir. Zihnimizden geçen her düşünce gerçek değildir, her şüphe cevaplanmak zorunda değildir ve her kaygının ortadan kaldırılması gerekmez. Bazen iyileşmenin önemli bir kısmı, belirsizliğin hayatın doğal bir parçası olduğunu kabul edebilmeyi öğrenmekten geçer.”

Günlük yaşamını etkileyen yoğun takıntılar, tekrarlayıcı davranışlar veya kontrol etme ihtiyacı yaşayan kişilerin, yaşadıkları belirtilerin niteliğinin değerlendirilmesi için ruh sağlığı alanında yetkin bir uzmana başvurması öneriliyor.

Uzman Klinik Psikolog Mert Arslan, NP Feneryolu Tıp Merkezi’ndeki klinik çalışmaları sırasında; Temizlik OKB’si, Dinî ve Ahlaki Takıntılar, Cinsel OKB, Zarar Verme Takıntısı, Simetri ve Düzen Takıntısı, Kontrol Etme Takıntısı ve İlişki OKB’si başta olmak üzere, OKB’nin birçok farklı görünümüyle çalışmıştır. Literatürde daha az karşılaşılan ve sınıflandırılması güç obsesif belirtiler de dâhil olmak üzere çok sayıda vakayla çalışma fırsatı bulan Arslan, yüzlerce danışanla gerçekleştirdiği binlerce seans sonucunda Obsesif Kompulsif Bozukluk alanında kapsamlı bir klinik deneyim edinmiştir. Bu yoğun klinik çalışma süreci, OKB’nin farklı alt türlerini ve kişiden kişiye değişen görünümlerini değerlendirme ve psikoterapi sürecinde ele alma konusunda önemli bir uzmanlık birikimi kazanmasını sağlamıştır.

Mert Arslan’ın klinik çalışmaları yalnızca Obsesif Kompulsif Bozukluk ile sınırlı değildir. Arslan; anksiyete bozuklukları, panik atak, depresyon, ilişki sorunları, bağımlılıklar, öfke problemleri, özgüven sorunları, duygusal yeme ve duygu düzenleme güçlükleri gibi farklı psikolojik sorunlarla da çalışmaktadır.

Mert Arslan, psikoterapi çalışmalarını Kadıköy’de yüz yüze ve online olarak sürdürmektedir. Kadıköy psikolog hizmetleri hakkında detaylı bilgiye kendi web sitesi üzerinden ulaşılabilir.