Siyasilerimizin birçoğu ‘biz kardeşiz’ diye başlıyor. Oysa merhum Sezai Karakoç’un dediği gibi: “Kardeşiz demek yetmez. Habil misin, Kabil mi? Onu netleştirmek lazım.” Yani söz lafta kalmamalı, özden söylenmeli ve yaşanmalı ki tesiri olsun. Bir siyasetçi milletin derdi ile hemdert, kederi ile de müteellim olmuyorsa, böyle bir siyasetçiden hayır gelmez. Zira o bir sahtekârdır, ahlaksızdır.
Hz. Ali der ki: “İnsan ahlakıyla insandır, görüntüsüyle değil.” Yani ahlaken temayüz etmeyen bir insanı, layık olmadığı yere koymak zulümdür. Ehliyete önem vermemek, ehil olmayan insanı makamlara taşımak vebali muciptir. Zira naehil insanın kusur işlemesi mukadderdir. Bu gibileri Allah sevmez. Kısacası Allah:
· Fesadı sevmez. (Bakara/205)
· Zulme sapanları ve zalim olanları sevmez. (Âl-i İmrân/57-140)
· Şımarık olanları sevmez. (Kasas/76)
· Ahdini bozanları, hainlik edenleri sevmez. (Enfâl/58)
· Bozguncuları sevmez. (Mâide/64)
· Küfre sapanları sevmez. (Âl-i İmrân/32)
· Azıp, sınırı aşanları sevmez. (Mâde/87)
· Haddi aşanları sevmez. (A’râf/55)
· İsraf edenleri sevmez. (A’râf/31)
· Fesat peşinde koşanları, bozguncuları sevmez. (Kasas/77)
· Hiçbir hain ve nankörü sevmez. (Hac/38)
· Kasılıp, böbürlenenleri sevmez. (Nisâ/36)
· Kendini beğenip, övünenleri sevmez. (Hadîd/23)
Bu hususlardan haberdar olmayanlara görev tevdi edilmesi, topluma zarardır. Zira bu gibi insanlar hem egoist, hem de nadan olur. Fayda yerine zarar verirler. Bunların kısmı azamisi insanları din ile aldatır. Unutmamak gerekir ki, Allah ile insanları aldatanlar, dünyanın gördüğü en büyük hırsızlardır! Zira onlar sadece malı, mülkü değil, insanların imanını ve inancını çalarlar. Maalesef bu gibiler Allah korkusu taşımazlar.
Mevlânâ der ki: “Ey insan! Kafdağı kadar yüksek olsan da; kefene sığacak kadar küçüksün. Unutma! Her şeyin bir hesabı var; Üzdüğün kadar üzülürsün.” Onun için makamlarına güvenme, zira sonumuz kara topraktır. Hayırlı amellerle milletine, memleketine faydalı olmaya çalış.
Merhum N. Erbakan diyordu ki: “Namaz kılacaksın, oruç tutacaksın ama Siyonizm’in düzenine karışmayacaksın, köle olacaksın. (Unutma ki) Müslümanlık şuur dinidir, şekil değil. Müslümanlık kölelik kabul etmez.”
Ve devamla: “Müslümanlık, namaz kılmak, Kur’an okumak, tespih çekmekten ibaret olsaydı Ebû Eyyüb el-Ensarî’nin İstanbul’da ne işi vardı?” Müslüman olanlar için, hakkı tutup kaldırmak için, cihat önem taşır. Bu şuura ulaşamamış insanlardan devlet adamı, parti başkanı olamaz. Olursa devlet çarkı doğru çalışmaz.
Ama gördüğümüz manzaralar, hâlâ birikimsiz insanlara iltifat edildiğidir. Onun için hâlâ et yemek yetkililere, dert yemek emekliye-garibana, sefa sürmek devletlilere, cefa çekmek emekliye-garibana, mercedese-özel uçaklara binmek siyasi kodamanlara, sabır çekmek emekliye-garibana, zengin sofralarda iftar etmek siyasilere, kuru ekmekle iftar etmek emekliye-garibana düşer oldu.
Siyasilerimiz nefis taşkınlığı içinde her istediğini yiyebilmekte, giyebilmektedir. İsraf alabildiğine. Nitekim Cumhurbaşkanlığı hizmetinde, her değişim sonrası, çalışan insan sayısı artmaktadır.
· Sezer döneminde 19 personel çalışırken,
· Abdullah Gül döneminde personel sayısı 31’e yükselmiş,
· Erdoğan döneminde bu sayı maalesef 2374’e çıkmıştır.
Buna rağmen, hâlâ tasarruftan bahsedilmektedir.
Ayrıca ülkemizde dolandırıcılık her gün biraz daha artmakta, mafya güç kullanmakta, ziyadesiyle kara para aklanmaktadır. Rüşvet moda haline geldi, yolsuzluk diz boyu, hırsızlık kariyer haline getirildi. Bu da görevi ehline vermemekten kaynaklanmaktadır.
Ülkeyi düze çıkarmak, ülkeyi soyanların, çalanların, sömürenlerin malvarlıklarını kamulaştırmaktan geçer. Suiistimal kapılarını kapatmaktan geçer. Partidaşlık, karındaşlık yapmamaktan geçer. Kanaatimizce tek formül budur.
Sonuç olarak Peygamberimiz Hz. Muhammed(sav)’in buyurduğu gibi: “Siz bana kendinizden altı şeyi garanti edin, ben de size cenneti garanti edeyim:
· Konuştuğunuzda doğru söyleyin.
· Söz verdiğinizde (sözünüzü) yerine getirin.
· Size bir şey emanet edildiğinde, emanete riayet edin.
· Namusunuzu (iffetinizi) koruyun.
· Gözlerinizi (bütün uzuvlarınızı) haramdan sakının.
· Ellerinizi (her türlü kötülüklerden) çekin.”
Yani adam gibi adam olun. Adil olun, kayırmacılık yapmayın, ehliyete önem verin. Hiç kimsenin hayatına özenmeyin. Zira gerçek zenginlik sağlıklı olmaktır, huzurdur ve sağlam ailedir. Bir başka ifade ile vicdan rahatlığıdır.
Ölümün mutlak olduğu, hesap gününün var ve mutlak olduğu unutulmamalıdır. İnsanlara tepeden bakma hastalığından herkes vazgeçmeli, makamlar suiistimallere alet edilmemelidir. Hak olan savunulmalı, dik durulmalıdır.
Rahman ve Rahim,
Kadir ve Muktedir,
Gaffar ve Settar olan Allah’a emanet olunuz.
“Ya Rabbi bu haftayı bize hayırlı ve bereketli kıl. Hayırlara yakın, şerlere uzak eyle.”
Selam doğru yola uyanlara olsun. (Taha/47). 16.03.2026