CHP Grup Başkanı Özgür Özel, CHP Grup Toplantısı'nda milletvekillerine seslendi.
"Bugün bu kürsüden çok farklı, çok önemli beklentiler var. Ona dair konuşacağız" diyen Özel, sözlerine "NATO toplantısı yaklaşırken yüzlerce gözaltı yapıldı, 29 gündür 100'ün üzerinde arkadaşımız içeride haksız yere tutuklu bulunuyor. En şiddetli itirazlarımızı bildiriyor, dayanışma duygularımızı iletiyoruz" diye başladı.
Özel, "Mine Özerden'in, Çiğdem Mater'in durumunu takip ediyoruz, kendilerine ve ailelerine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz" dedi. "Mehmet Murat Çalık sağlık sorunlarıyla İzmir'de tutuldu, mahkeme için Silivri'ye getirildi. Onlar da dün Buca'ya sevk edildiler. Arkadaşlarımıza yapılan bu haksızlığı bir kez daha not ediyoruz" ifadelerini kullandı.
"Kürsüye vakti gelmiş vedanın hüznüyle çıktım"
"Bugün bu kürsüye her zamankinden farklı duygularla, vakti gelmiş vedanın hüznünü taşıyarak çıktım" diyen Özel sözlerini şöyle sürdürdü:
"Hep beraber tarihi bir kavşaktayız. Bugün buradan tarihi bir konuşma değil, tarihe not düşen, tarihe emanet edilen cümleleri bırakan samimi bir konuşma yapmaya geldim. Tarihi konuşmayı yapılacak seçimin ilk akşamında yapmak üzere tarihe emanet ediyorum.
Kasım 2023'ten bu yana yaşadıklarımızın siyasi tarihimizde çok önemli bir yer tutacağından hiçbirimizin şüphesi yok. Tarih sayfalarının siyasi başarıları, sevinci, başarıyı yazacağını bizler bu dünyadan göçtüğümüzde tutumlarımızı, kumpasları, onurlu duruşları evlatlarımıza miras kalacağını görüyoruz.
Uğradığımız büyük haksızlıklardan sonra daralıp çıktığımız sokakta karşılaştığımız herkesle kurduğumuz diyaloglardan, illerden, ilçelerden bu memlekette bir şeyler olduğunu, bir şeylerin değiştiğini gösteriyor. Hep birlikte göz gözeyiz, gönül gönleyiz.
"Unutkan olmayacağız"
Her şey bittiğinde asla unutkan olmayacağız, hep birlikte hatırlayacağız. Bugüne kadarki tutumlarımızdan, duruşlarımızdan, yaptıklarımızdan birileri unutulur, biter, üzerinden yıllar geçer, yapanın yanına kar kalır diye kimse düşünmesin. Zalimi zalim mazlumu mazlum olarak, tembeli tembel olarak emek vereni çalışkan olarak, dost olanı dost olmayanı bugünlerdeki tutumunu unutmayarak anacağız.
Türkiye'de yıllardır kurulmuş, kurgulanmış bir düzen var. Değişmeyen aktörleri dayatan bir düzen var. Bizim ilk itirazlarımızın farklı tarihleri olabilir ama bu salonda olanlar bu itirazı büyütenler 14 Mayıs ve 28 Mayıs seçim yenilgilerini hazmedemeyen, kabul edemeyen, Cumhuriyetle meselesi olanların Cumhuriyet'i yönetmeye mani olmamasına kendine kabul ettiremeyenlerdir.
AK Parti'nin kara düzenin bir dönem daha devam edeceği görüldüğünde, milli egemenliği hakim kılmak, yeni nesil siyaseti kurmak için hemen yola çıkmadık. Bir duyguya sahip olanlar, milletin duygusal kopuşunu görenler, akşam ağızların bıçak açmadığını görenler bu milletin karşısına çıkıp özeleştiri yapmanın, yeni bir yol açmanın, hiçbir şey olmamış gibi yapmamanın izahı olmayacağını bilenler bir tutum takındılar. Bunları hiç görmeyenler, duymayanlar 'aday olmadım', 'o gün gelince düşünürüm' diyenlere karşı 'Bu millet bir yerel seçime daha bizimle gitmeyecek, bir daha bize yüzünü dönmeyecek. Anketi görmüyor musunuz? Parti yüzde 13'lerde gerilemeye devam ediyor. Biz bu noktada bir şeyler yapmalıyız' diyenler iki ayrı yola girdiler. O gün yol ayrıldı. Tarihin doğru yerinde durmaya devam ediyorum. Önemli olan samimiyettir, doğru olan yerde durmaktır, önemli olan gerekirse kendini feda etmek memleketin, partinin önünü açmaktır.
O günü hatırlayalım. O gün CHP değişirse Türkiye değişir diyenler, Değişim Kurultayı'na giderken 'Bu delege yapısıyla değişim mümkün değil' derlerdi. Olmayacak diyenlere şunu söyledim; 'Evet zordur, delegenin iradesinin ben değiştiremem. Ama o delegeyi komşusu, eşi bu değişimi gerçekleştirecek' demiştim.
O gün genel başkan, yöneticiler değişti ama partide ve Türkiye'de yönetim anlayışı değişti. 'Tıpış tıpış oy verecekler', 'CHP'liler zaten ne tarafa gidecek' diyen anlayışa karşı bu yönetim geldi. 7 yıllık ilçe başkanıyla 3'üncü kez tanışıp memnun olanın yerine, 10 farklı yerde çay demleyenin torunun adını bilenler iktidara geldi.
Bu partiyi bölemezler; partinin adı, logosu değişir, ayrı düşenler birleşir ama bu partiyi bölemezler. Biz bir bütünüz bu bütünü bozamazlar. Bu bütün 103 yıllık gelenekle birbirinden ayrı durmayan bir bütündür.
Hepiniz şahitsiniz ki ilk yerel seçimler için sadece 4 ay vardı. İşte o 4 ayda kadınlara, gençlere, ölçme değerlendirmeye önem verildi. En yakınımızda duran bir şey istediğinde gerçekliği yoksa, değişim görüntüsünü, sözünü kim verecekse o adaylara yöneldik. Eldekiler kazanıldı, Türkiye'nin yüzde 65'i kazanıldı. Doğru yapılan, samimiyetle arkasında durulan tek göstergenin başarı olan... Girdiğimiz herhangi bir seçimde ikinci çıkarsak kurultayı toplayacağız dedik. Ben siyasetin kararlılık işi, ekip işi olduğunu biliyorduk.
Şükürler olsun 47 yıl sonra söz verdiğimiz gibi CHP 1'inci partiydi. Maalesef iki sınav geçilemedi. Kaybettiği ilk seçimde kirli iradeye çeviren Recep Tayyip Erdoğan demokratlık sınavını geçemedi. Demokrat olup olmadığına kaybettiği akşam bakacaksın. Öyle bir noktaya geldik ki bazı gecikmiş vedalar olur. Hep seçimi kaybettiğinde rakibine teslim edebilmenin, emaneti teslim ettiklerinin huzur bulmasının bir engel olmamanın tarih önünde onur ve gururu vardır.
Belediye başkanlarımıza art arda operasyonlar başladı. Partinin kurumsuzlaştırma, lidersizleştirme süreci düğmesine basıldı. Millete bunlar casus, hırsız, yolsuz damgaları vurulmaya çalışıldı. Ekrem İmamoğlu gibi girdiği seçimleri kazanmış birisinin başarılarını gayriahlaki suçlamalarla her türlü haysiyet suikastını servis ederek arkadaşlarımızı perişan etmeye çalıştılar. 'Partimizin bunlardan arınması lazım' diyen Özgür Özel olamazdı.
Kılıçdaroğlu'na çağrı
Geliyor diyor ki sana 'Ankara merkezli siyaset yap'. 'Arkadaşlarının üzerine betonu sen dök, 30 yıl partinin başında oturursun' diyorlar. Yol ayrımı burasıdır. Kurultayı kaybedip hazmedemeyenler ile yerel seçimi kaybedip hazmedemeyenlerin sorusuna verilmiş bir cevaptır bizim yürüyüşümüz.
O yüzden butlan kararının üzerinden 61 gün geçti. Ya biz bu kördüğüme susacağız ya bu kördüğümleri koparıp atacağız memleketin önünü açacağız. O gün bugün. Partinin benim için kıymetini, bu partiye söz söyletmeyen Özgür Özel'in mücadelenin en iyisini yapmak için üzerine düşeni yapacağından hiçbirimizin şüphesi yoktur.
Bugünlerde yaşananları bir kez konuşacağız, tam konuşacağız. Kadının iradesine karar veren erkekler. Kadının seçtiğine karşı sarayın seçtiği karar verecek. Gençlerin seçtiklerine saray karar verecek. Sonra diyor ki 'Gitmeyin partiden.' Yok öyle yağma. Bir kez daha söylüyorum; ister yarıştığımız kongrenin delegesiyle, son kongrenin delegesiyle, 2 milyon üyemizle yarışalım; yüzde 90 altı oyu güvensizlik sayarım, partinin önünü açarım. Var mısın?
"Tarih kırılacaksa burada kırılacak"
Bu kararlılığımın olduğu noktadayız. Tarih bir yerde kırılacaksa burada kırılacak. Kimse bana particilik oynamayacak.
Şükürler olsun ki bugün istikameti millete soran ve doğru yolu milletle bulan bir yolda ilerliyoruz. Bütün başvuruları yaptık. Şimdi geldiğimiz noktada biz milletimize hep şunu söyledik; hep sabır dedik, bekleyin dedik. Milletimize onları asla ve asla yalnız bırakmayacağımızı, onların umutlarımızı köreltmeyeceğimizin sözünü verdik.
Bugün mecbur bırakılmış, vakti gelmiş, hüzünlü bir vedanın eşiğindeyiz. Yeni bir başlangıcın sarsılmaz umudunu içimde taşıyoruz. Demokrasi mücadelesinin ağır bedellerini ödemiş bir partidir bu. Bugün geldiğimiz noktada büyük mirasın her satırına, her neferine ezbere bildiğimiz hatırasının, her gününe sahip çıkıyoruz. Artık partimiz butlanla, yargı kollarıyla bir işgalin altındadır. İşgal altında olan Atatürk'ün mirasını koruma sorumluluğu bizim omuzlarımızdadır. Biz binayı terk ettik ama emaneti alıp çıktık. Miras, meşruiyet bizdedir. Yetki, görev bizdedir.
"Ateşten gömleği giyiyoruz"
Biz asla ve asla 47 yıl sonra partiyi birinci parti yapan, AK Parti'ye ilk yenilgisini tattıran, Ankara'da partinin işgaline direnen o günden sonra milletvekillerimizle, üyelerimizle, il başkanlarımızla, parti meclisi üyelerimizle o binadan çıktık. Geride yenilgileri, teslimiyetleri, hüzünleri bıraktık ve karşımıza umuda yürüyüşü, iktidara yürüyüşü aldık.
Bugün gelinen nokta sarayla uzlaşmanın ya da uzlaşanlarla uzlaşmanın teslim olmanın noktası değildir. İşgal altındaki İstanbul'da saray kuklası bir paşa olmak yerine Anadolu'ya geçip Kurtuluş mücadelesi veren Atatürk'ün yolu bizim yolumuzdur. Bugün geride bıraktığımız şey ne Cumhuriyettir, ne demokrasi mücadelesidir, ne tarihi mirastır.
Bundan sonraki her adımda eskimiş siyaseti geride bırakıyoruz. Kontrollü muhalefet olmayı kabul etmiyoruz. Devleti partiye dönüştüren anlayışı, siyaseti hukukla dizayn etme girişimlerini geride bırakıyor, bunları yapanları cesaretle karşımıza alıyoruz. Bu bir ayrılık, vazgeçiş değil. Daha güçlü şekilde iktidara yürüyüşün kararlı adımlarıdır. Hiçbir siyasi parti milletten büyük değildir.
Biz dün olduğu gibi bugün de milletin emrindeyiz. Herkesin haberi olsun; biz siyasette gömlek çıkarmıyoruz, bu ülkenin yarınları için ateşten gömleği hep beraber giyiyoruz.
"Yeni partimizi kuruyoruz"
Korkanlar, çekinenler, rahat koltuklarını düşünenler geride kalsınlar. Bugün seçilmiş il başkanlarımızla, yarın seçilmiş MYK'mızla, milletvekillerimizle bir araya geliyoruz. Yeni partimizi milletvekillerimizle ilk adımı atarak kuruyoruz. Teknik işlemlerin ardından milletvekillerimizle birlikte yeni kuracağımız partimizde açık ara farkla TBMM'nin ana muhalefet partisi oluyoruz. Bugün bu kürsüye CHP'nin kürsüsüne veda ederken, ana muhalefet grup kürsüsünü asla bırakmıyoruz Ana muhalefet kürsüsüne veda etmenin iktidar kürsüsüne varmanın da gününü sayıyoruz.
Altıoka sonuna kadar bağlıyız. Ülkenin kuruluş kodlarına, partimizin ideallerine elbette sahibiz. Biz büyük bir çağrının da sahibiyiz.
Atatürk'le sorunu olmayan, Cumhuriyet'le sorunu olmayan tüm demokratları Türkiye İttifakı'nda kucaklamaya, iktidara yürümeye davet ediyorum. Milletvekillerimizi bu yürüyüşün ilk adımını atarken, doğru bir takvimlendirme içinde iktidar yürüyüşümüze herkes güvensin. Bir programımız var. Kimseyi geride bırakmayacağız. Kimseden ayrı ya da uzak değiliz. Bu iktidar yürüyüşünde ne Ekrem İmamoğlu'nu ne Mansur Yavaş'ı geride bırakırız. Edirne'den Iğdır'a, Trabzon'dan Antalya'ya. 'Ben onlarla değilim' diyen diyebilir. Bu lafı duymadığımız herkes bizimle birlikte, iktidar yürüyüşündedir."