UAD'de devam eden Güney Afrika'nın İsrail'e karşı açtığı soykırım davasına müdahil olan Hollanda, 12 Mart'ta UAD'ye sunduğu müdahillik metninde, soykırım fiillerinin yorumlanması ve soykırım kastının belirlenmesi konusunda görüşlerini açıkladı.
Hollanda, "Soykırımın temel fiilleri açlık ve insani yardımın kasıtlı olarak alıkonulması şeklini alabilir ve bunlar soykırım kastının belirlenmesinde de önemli bir rol oynayabilir." ifadelerini kullandı.
Hollanda, müdahillik metninde soykırım yasağının emredici hukuk kuralı (jus cogens) niteliği ve Soykırım Sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerin herkese karşı (erga omnes partes) niteliği göz önüne alındığında, tüm taraf devletlerin Soykırım Sözleşmesi'nin yüksek amaçlarının gerçekleştirilmesinde ortak bir çıkarı bulunduğunu belirtti.
Hollanda, UAD'nin bu davadaki ilk geçici tedbir kararında Soykırım Sözleşmesi'ne taraf tüm devletlerin çıkarlarına ilişkin yaptığı açıklamaya atıfta bulunarak, "Bu müdahillik, Soykırım Sözleşmesi'nin yorumlanması, uygulanması ve yerine getirilmesiyle ilgilidir." ifadesini kullandı.
"Zorla yerinden etme soykırım fiili olabilir"
Hollanda, "Zorla yerinden etme, olgulara bağlı olarak, soykırımın bir temel fiiline denk düşebilir veya yol açabilir ve zorla yerinden etme, özel kastın belirlenmesinde önemli bir rol oynayabilir." ifadelerini kullandı.
Hollanda, zorla yerinden etmenin duruma göre Soykırım Sözleşmesi'nin 2(b) ve 2(c) maddelerinde sayılan soykırımın temel fiillerinden birine yol açabileceğini ve ayrıca özel soykırım kastının kanıtını oluşturabileceğini savundu.
Zorla yerinden etmenin Soykırım Sözleşmesi'nin 2 (b) maddesiyle yasaklanan ciddi zihinsel veya bedensel zarara yol açabileceğini veya bu zarara neden olabileceğini belirten Hollanda, zorla yerinden etmenin, Soykırım Sözleşmesi'nin 2 (c) maddesindeki grubun bütünün veya bir kısmının fiziksel olarak yok edilmesine yönelik hesaplanmış yaşam koşullarının yaratılmasına yol açabileceğini veya denk düşebileceğini kaydetti.
Hollanda, zorla yerinden etmenin soykırımın temel fiillerine yol açmasının veya denk düşmesinin yanı sıra özel soykırım kastının kanıtını da oluşturabileceğini vurguladı.
"Çocuklara karşı işlenen fiiller farklı değerlendirilmeli"
Hollanda, "Soykırımın çocuklara karşı işlendiğinde farklı değerlendirilmesi gerekir ve çocuklara karşı işlenen fiiller özel soykırım kastının tespitinde önemli bir rol oynayabilir." değerlendirmesini yaptı.
Çocukların ayırt edici ihtiyaçları ve hassasiyetleri ışığında "ciddi bedensel veya zihinsel zarar" teriminin uygulanmasına ilişkin görüşünü sunan Hollanda, Soykırım Sözleşmesi'nin 2 (b) maddesi kapsamında mağdur bir çocuk olduğunda "ciddi bedensel veya zihinsel zarar" için uygun ve daha düşük bir eşiğin olması gerektiğini belirtti.
Hollanda, Soykırım Sözleşmesi'nin 2 (c) maddesiyle yasaklanan bir grubun üyelerinin fiziksel olarak yok edilmesine yönelik hesaplanmış yaşam koşullarının, çocukların ayırt edici ihtiyaçları ve hassasiyetleri ışığında uygulanması gerektiğini kaydetti. Hollanda, çocukların özel ihtiyaçları ışığında zorla yerinden etmenin etkilerinin, belirli koşullar altında bir soykırım fiiline denk düşebileceğini savundu.
Ayrıca özel kastın belirlenmesine ilişkin görüşünü de sunan Hollanda, burada Soykırım Sözleşmesi'nin 2. maddesindeki özel kast gerekliliklerini yorumlarken, özel kastı belirlemek amacıyla mahkemenin, öldürme dahil olmak üzere çocukların hedef alınmasını dikkate almasının birkaç yolu olduğunu belirtti.
Hollanda, çocukların hedef alınmasının soykırım kastının kanıtını sunabileceğini ve dolayısıyla soykırımın özel kastının belirlenmesiyle ve bir grubu bütünün veya bir kısmının yok edilmesinin ne anlama geldiğine ilişkin uygun yorumla alakalı olduğunu vurguladı.
"Açlık ve insani yardımın alıkonulması soykırım fiili olabilir"
Hollanda, "Açlık ve insani yardımın kasıtlı olarak alıkonulması, soykırımın temel fiillerini teşkil edebilir ve bunlar soykırım kastının belirlenmesinde de önemli bir rol oynayabilir" ifadelerini kullandı.
Hollanda, Soykırım Sözleşmesi'nin 2 (c) maddesi kapsamında grubun bütünün veya bir kısmının fiziksel olarak yok edilmesine yönelik hesaplanmış yaşam koşullarının gruba kasıtlı olarak yaratılmasına denk düşebilecek fiillerle ilgili olarak, bu tür fiillerin grubun üyelerinin ölümüne derhal yol açacak yıkım yöntemleriyle sınırlı olmadığını savundu.
Bu tür fiillerin grubun üyelerinin nihai fiziksel yok edilmesine yol açacak şekilde hesaplanmış olması gerektiğini belirten Hollanda, bunun, fiili fiziksel yok edilmenin gerçekleşmesini gerektirmediğine, aksine koşulların böyle bir yıkıma yol açacak şekilde "hesaplanmış" olmasını gerektirdiğine dikkati çekti.
Hollanda, Soykırım Sözleşmesi'nin 2. maddesindeki özel kast gerekliliklerini yorumlarken, mahkemenin özel kastı belirlemek amacıyla açlığı veya insani yardımın kasıtlı olarak alıkonulmasını dikkate alması gerektiğini savundu. Özellikle bunun uyumlu bir plan temelinde veya tutarlı bir davranış kalıbı üzerinden gerçekleştiğinde böyle olduğunu vurguladı.
Ayrıca Hollanda, "Soykırımı önleme yükümlülüğünün gerekli özeni gösterme yükümlülüğü ve dolayısıyla bir davranış yükümlülüğü olduğu" görüşünü sundu.
Hollanda'nın yanı sıra İsrail'e karşı açılan davaya Kolombiya, Libya, Meksika, Filistin, İspanya, Türkiye, Şili, Maldivler, Bolivya, İrlanda, Küba, Belize, Brezilya, Komorlar, Belçika, Paraguay, Norveç, Hollanda, İzlanda, Namibya, ABD, Macaristan ve Fiji de müdahillik bildiriminde bulundu.
Başta Türkiye olmak üzere birçok ülkenin müdahillik beyanları Güney Afrika'nın iddialarıyla paralellik gösterirken, Paraguay, ABD, Macaristan ve Fiji'nin beyanları kısmen İsrail'in savunduğu argümanlarla benzerlik gösteriyor.
Almanya, Fransa, İngiltere ve Kanada müdahil olmadı
Hollanda'nın savunduğu argümanların benzeri, Gambiya'nın Myanmar'a karşı açtığı ve Arakanlı Müslümanlara yönelik soykırım iddialarını ele alan davada, Kanada, Danimarka, Fransa, Almanya, Hollanda ve İngiltere'nin ortak müdahillik bildiriminde de savunulmuştu.
Ancak bu 6 ülkeden sadece Hollanda, Güney Afrika'nın soykırım davasına müdahil olurken, Almanya başta olmak üzere Kanada, Fransa, İngiltere ve Danimarka'nın müdahillikten kaçınması çifte standart ve tutarsızlık yorumlarına neden oldu.
İsrail yanlısı kuruluştan Hollanda'ya eleştiri
Hollanda'daki İsrail yanlısı lobi kuruluşu İsrail Bilgi ve Belge Merkezi (CIDI), Hollanda'nın müdahillik bildirimine itiraz etti. CIDI, sosyal medya platformunda yaptığı açıklamada, "Müdahillik, Hollanda'nın Güney Afrika'dan mesafe almadığını gösteriyor ve bu son derece endişe verici. Hollanda müdahillikteki görüşlerinde Güney Afrika'nın tanımı genişletme girişimlerinden hiçbir şekilde mesafe almıyor." ifadelerini kullandı.
CIDI, Hollanda hükümetinin böyle bir kararı meclise danışma yükümlülüğü olmasa da danışmasının daha doğru olacağını savundu.
Güney Afrika'nın İsrail'e karşı UAD'de açtığı soykırım davası
Güney Afrika Cumhuriyeti, 29 Aralık 2023'te, 1948 tarihli Birleşmiş Milletler Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi'ni ihlal ettiği gerekçesiyle İsrail aleyhine Uluslararası Adalet Divanında dava açmıştı.
Güney Afrika, Gazze'deki insani durumun aciliyet teşkil etmesi nedeniyle UAD'den ihtiyati tedbirlere hükmetmesini talep etmişti.
Divan, 26 Ocak, 28 Mart ve 24 Mayıs 2024 tarihlerinde üç ayrı tedbir kararı almıştı.
Bu kararlarda İsrail'in, Soykırım Sözleşmesi'nin 2. maddesinde tanımlanan fiillerin işlenmemesi için gerekli tüm önlemleri alması, İsrail ordusunun soykırım fiillerini engelleyecek tedbirleri ivedilikle uygulaması, özellikle Refah'taki soykırım tehlikesi yaratabilecek askeri operasyonları sonlandırması ve aldığı tedbirleri düzenli olarak Divan'a raporlaması istenmişti.
İsrail Adalet Bakan Yardımcısı Dr. Gilad Noam, X hesabından yaptığı paylaşımda, İsrail'in 12 Mart'ta UAD'ye sunduğu savunma dilekçesinde Güney Afrika'nın iddialarının "tamamen temelsiz ve iftira niteliğinde" olduğunu belirttiklerini açıklamıştı.
Noam, "İsrail, Soykırım Sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerine bağlıdır ve her zaman bağlı kalmıştır. Aksi yöndeki her iddia, devletlerin kendilerini yok etmeye kararlı terörist silahlı gruplara karşı yasal olarak savunma hakkını ve yükümlülüğünü baltalamayı amaçlamaktadır." ifadelerini kullanmıştı.
Güney Afrika Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa imzalı açıklamada, Güney Afrika'nın İsrail'in cevap dilekçesini değerlendireceği ve mahkemeden ek yazılı beyanlar sunmak için izin isteyip istemeyeceğine veya doğrudan sözlü aşamaya geçip geçmeyeceğine karar vereceği belirtilmişti.
Açıklamada, 10 Ekim 2025 tarihli ateşkes ve UAD'nin İsrail'e soykırım eylemlerini önlemesini ve "acil olarak ihtiyaç duyulan temel hizmetler ve insani yardımın gecikmeksizin engelsiz sağlanmasını" emreden üç bağlayıcı kararına rağmen Gazze'de İsrail saldırılarının, can kayıplarının ve vahim yaşam koşullarının devam ettiği kaydedilmişti.