GÜNDEM

CHP'den Saadet'e ziyaret: Erken seçim Türkiye için kaçınılmaz

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel ile Saadet Partisi Genel Merkezi’nde bir araya geldi. Heyetler arası gerçekleştirilen görüşmenin ardından iki lider ortak basın açıklaması için kameraların karşısına geçti.

Abone Ol

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel ile Saadet Partisi Genel Merkezi’nde bir araya geldi.

Arıkan, “2002’deki erken seçim koşullarının daha fazlası bugün mevcut sahada bunu net bir şekilde görebiliyoruz. Nasıl ki o dönem Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Bahçeli münferit kararıyla erken seçimi ilan etmiş, sonra diğer koalisyon ortakları devam etmiştir. Bugün de Sayın Bahçe'nin böyle bir sorumlu olduğunu ben ifade etmek istiyorum.” ifadesini kullandı.

Saadet Partisi Lideri Mahmut Arıkan’ın açıklamasında öne çıkanlar şu şekilde:

“SİYASİ ETİK YASASI KONUŞULDU”

“Hem dünyadaki gelişmeler hem ülkedeki gelişmeler üzerine verimli bir görüşme yaptık. Siyasi partiler arasındaki bu tip görüşmeleri biz Saadet Partisi olarak olumlu bulduğumuzu her zaman ifade ediyoruz. Konuştuğumuz konular arasında dünyadaki gelişmeler ve Türkiye'deki yönetimlerden kaynaklı ekonomik problemlerle alakalı Cumhuriyet Halk Partisi'nin Cumhuriyet Halk Partisi'nin hazırlamış olduğu ekonomik planlama paylaşımını yapıldı. Sonrasında siyasi etik siyasetin şeffaflaşmasıyla alakalı siyasetteki bütün aktörlerin hakeza bürokratların şeffaflık ilkesi gereği davranış usullerinin inceleneceği siyasi etik yasası konuşuldu. En nihayetinde de uzun bir süredir kıymetli genel başkanım heyetini dillendirdiği ara seçimle alakalı bir fikir alışverişinde bulunduk. Tabii şu husus herkesin hemfikri olduğu bir durum. Bugünkü AK Parti iktidarın sorunların çözme kabiliyetinin her geçen gün kaybolduğu hatta sorun çözme gayesiyle başlanan sürecin sorunu daha da kronik hale getirildiğini görüyoruz. AK Parti sorunların çözümüne alakalı bazen bakan değiştiriyor bazen politikaları değiştiriyor bazen söylemleri değiştiriyor. Ama ülkedeki problemlerin, vatandaşın sıkıntısının çözülmediğini de bu süreçte görüyoruz.”

“ERKEN SEÇİM TÜRKİYE İÇİN KAÇINILMAZ”

“Gerek dış politikada gerek iç politikada gerek ekonomideki sorunları Sayın Genel Başkanla verimli bir görüşme imkânı bulduk. Arkadaşlar ara seçim talebiyle alakalı Saadet Partisi'nin kanaati şu hiçbir muhalefet partisi önünde bir seçim imkânı olduğunda seçimden kaçması gibi durum söz konusu olmaz. Her seçime hazırlıklı bir siyasi hareketiz. Sorunların çözümüyle alakalı palyatif çözümlerden ziyade kökten bir çözüme ihtiyaç olduğunu biz her zaman söylüyoruz erken seçim Türkiye için kaçınılmaz bir süreç. Birçok sorun, birçok problem Türkiye'de var ama şunu kabul etmeliyiz ki hiçbir sorun birbirinden bağımsız sorunlar değil. Hepsi birbirine ilintili olan sorunlar bütün sorunların çözümü için de bütüncül bir yaklaşım ortaya konulması gerekiyor. Bugünkü bütüncül yaklaşımın adı da erken seçim olması lazım. Türkiye idare edilemiyor, AK Partili arkadaşlara, siyasetçilere ben hep şunu söylüyorum. Bir kez de tebdili siyaset yapın bir sahaya çıkın. İnsanların arasına girin, dolaşın neler konuşuyorlar. Ankara'da külliyedeki gündemle Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki gündemin Anadolu'nun gündemiyle uzaktan yakından alakası olmadığını görmelerini ben tavsiye ediyorum. Eminim o gündemi görecek olsalar sahadaki insanların feryadını, iş insanlarımızın, emeklilerimizin, çiftçilerimizin, asgari ücretlerimizin, gençlerimizin problemini görecek olsalar ne sayın Kurtulmuş bu taleplerle alakalı kapıları kapatacaktır. Ne de iktidar erken seçim yapmama noktasındaki direncini devam ettirebilecektir.”

BAHÇELİ’YE ERKEN SEÇİM ÇAĞRISI

“2002’deki erken seçim koşullarının daha fazlası bugün mevcut sahada bunu net bir şekilde görebiliyoruz. Nasıl ki o dönem Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Bahçeli münferit kararıyla erken seçimi ilan etmiş, sonra diğer koalisyon ortakları devam etmiştir. Bugün de Sayın Bahçe'nin böyle bir sorumlu olduğunu ben ifade etmek istiyorum.”

“BÜTÜN BELEDİYELER İNCELENSİN”

“Eğer hassasiyet bu kadar derinse Belediye imkanlarının seçimlerde kullanılması hususu soruşturmaya mahal teşkil ediyorsa Türkiye'de 1.300 belediye var hepsi masaya yatırılsın, hepsi incelensin ben eminim ki yüzde elliden fazla belediye önemli bir kısmında iktidar partisine olmak kaydıyla hepsi bu soruşturmaya muhatap olacaktır. İktidar partileri bu tip soruşturmalarda pas geçilirken muhalefet partilerine tabir yerinde ise mercekle bir kabahat aranıyorsa, suç aranıyorsa bu adalet değildir. Bu adaletsizliktir. Türkiye'deki sistemin ben çürüdüğünü iddia ediyorum. Ve bu çürümüş sistemle, çürümüş düzenle ülkeyi selamet erdiremezsiniz. Her geçen gün sorunların daha da büyümesine vesile olursunuz. Bugün her yeri geziyoruz. Her ilde kocaman adalet sarayları var. Ama adalet sarayları yapmakla adalet probleminin çözülemediğini görüyoruz. Yine okullar, dersliklerin yapıldığını görüyoruz. Ama eğitim probleminin çözülemediğini görüyoruz. Şehir hastanelerinin yapıldığını görüyoruz. Hastane, sağlık sorunlarının çözülemediğini görüyoruz. Emekli yılı ilan edildiği dönemde emekli sorunlarının kronik hale geldiğini, aile yılı ilan edildiği dönemde ailelerin darmadağın olduğunu, yolların, köprülerin yapılmasına rağmen yolsuzlukların bir türlü önüne geçilemediğini, ihalelerin bir türlü önüne geçilemediğini iddia ediyoruz. Bunun çözümü adaleti özgür bırakmaktan geçiyordur. Ne zaman ki biz adaleti Türkiye'de özgür bıraktık, kendi kurallarına göre uygulamasını temin ettik, o zaman çok daha yaşanabilir bir Türkiye'ye kavuşacağız. Hakimlere ve savcılara şu rahatlığı vermemiz lazım. Siz karar verirken masadaki dosyalar, yasalar ve vicdanınızla karar vermeniz lazım. Bunun dışındaki bir etken sizin kararlarınıza etkili olmaması gerektiği rahatlığını verdiğimiz an Türkiye'de birçok şey çözülecektir.”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, şunları söyledi:

'Malum bir haftayı bulan bir sürede, siyasi partileri ziyaret ediyoruz ve Sayın Genel Başkanlara önemle üzerinde durduğumuz hususlarla ilgili partimizin görüşlerini ifade ediyoruz. Biraz önce Sayın Arıkan'ın da özetlediği gibi, hem İran'da yaşanan gelişmeler ve bunun Türkiye ekonomisi üzerine yarattığı etkiler, bu konuda Ekonomi Eşgüdüm Konseyimizin hem MYK’mızda hem CAO’da görevli 11 ekonomist arkadaşımızın yapmış olduğu bir çalışma var. Hızlı olarak alınması gereken ve toplumdaki başta gelir seviyesi çok düşük olan emekliler, emekçiler, küçük esnaf, çiftçiler için alınması gereken tedbirler, KOBİ’ler ve saniyiciler için alınması gereken tedbirler, orta ve uzun vadede geliştirilmesi gereken yeni önlemlerle ilgili bir raporumuz vardı. Bunu Sayın Arıkan’a arz ettik.

“Siyasi Etik Yasası’nı önümüzdeki günlerde Meclis zeminine taşırız”

Zaten daha önceki yıllarda Meclis’teki ortak çalışmalarımızda, üzerinde hemfikir olduğumuz Siyasi Ahlak Yasası’nın bir an önce çıkarılmasına yönelik konuda birlikte çalışma kararlılığı içinde olduk. Bu çalışmaları ortaklaştırmak, en geniş kapsamda birleşmek, bürokratları da içine alacak, yerel yöneticileri de içine alacak, siyasi parti yöneticilerini, milletvekillerini, bakanları, cumhurbaşkanını da içine alacak bir Siyasi Etik Yasası’nın ve siyasetin finansmanının şeffaflaşmasıyla ilgili birlikte çalışma kararı aldık. Bu konudaki kararlılığımız bir kez daha teyit ettik. Önümüzdeki günlerde heyetler halinde birlikte partiler birbirlerini ziyaret ederek bu konuyu olgunlaştırıp Meclis zeminine taşırız.

Anayasal zorunluluk olan ara seçim için her şeyi yapmaya devam edeceğiz

Zaten bir Anayasal zorunluluk olan ara seçim konusunda, ara seçimin 30 ay geçtikten sonra boşalmış olan seçim bölgeleri için yapılmasının bir Anayasal zorunluluk olduğu ve görevin Meclis’te olduğu, ‘Ara seçim gündemimizde vardır-yoktur’ gibi yaklaşımların Meclis dışındaki hükümetin, yürütmenin konusu olmadığı, bunun Meclis’e bir saygısızlık olduğunu zaten ifade etmiştik. Bugün de Anayasa’nın amir hükmü gereğince bir ara seçim yapılmasının zorunluluğu konusunda hemfikiriz. Tabii burada esas hemfikir olduğumuz nokta, ara seçim gündeminin bir Anayasal zorunluluk olduğu ancak temel meselenin Türkiye'nin bir an önce bir erken seçime gitmesi ve artık Türkiye'yi yönetemeyen ve Türkiye'yi her geçen gün biraz daha yoksul, gençlerini biraz daha umutsuz kılan ve Türkiye'de yaşayan kimsenin memnun olmadığı bu yönetimin bir an önce değişmesi için bir erken seçim olması gerekliliği ortada. Erken seçim talebi, elbette ara seçim talebini ortadan kaldırır. Ancak iktidarın erken seçim yapmak için bir zorunluluğu, daha doğrusu bir Anayasal zorunluluğu olmadığı için onlar bir erken seçim kararı alana kadar Anayasal zorunluluk olan ara seçim için her şeyi yapmaya devam edeceğiz.

Millet çağırdığı bir sandığı, Anayasada yazdığı halde kendisinden kaçıranla ilk bulduğu sandıkta en şiddetli şekilde hesaplaşır”

2023 yılında AK Parti, bugün ara seçimin zaruri olduğu seçim bölgelerinin birçoğunda açık farkla ve tamamında birinci partiydi. Bugün buralarda seçime gitmekten çekinen, yani milletin gönlünden, gözünden düşmüş olduğunu ve elindeki anketlerde artık güçlü olduğu seçim bölgelerinde dahi seçime girecek cesaretinin olmadığını milletimiz görüyor. Sandıktan kaçmak, milletten kaçmaktır. Demokrasilerde milletten kaçmanın bedeli çok ağır olur. Millet çağırdığı bir sandığı, Anayasa’da yazdığı halde kendisinden kaçıranla ilk bulduğu sandıkta en şiddetli şekilde hesaplaşır. Bunun bedelini en ağır şekilde ödetir. Bu yüzden bir an önce bu ara seçimin yapılıp milletin sesinin duyulması gerekir diye düşünüyoruz.”

“Seçim yasaklarına uymayanların ABB konusundaki hassasiyetleri takdire şayan

Özel ve Arıkan, açıklamalarının ardından basın mesnuplarının sorularını yanıtladı. Özel, Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş hakkında verilen soruşturma izninin sorulması üzerine, şunları söyledi:

"2023 seçimlerinin temel tartışması şuydu: Sayın Erdoğan, cumhurbaşkanı adayı olarak her yere devletin kendisine cumhurbaşkanı olarak tahsis ettiği araçla gidiyordu ve seçim yasaklarının daha önceki parlamenter sistemde uygulandığı, seçimlere belli bir süre kala resmi açılış töreni yapmama, gittiğinde kendisine valilerin eşlik etmemesi gibi demokrasinin gereği olan hiçbir kurala uymaksızın devletin bütün imkanlarını kullanıyor, devletin bütün protokollerini kullanıyor, açılışları yapıyor ve ‘Ben Cumhurbaşkanıyım’ diyordu. Aslında o anda cumhurbaşkanı adayı olarak mitinglere gidiyordu ama bunları yapıyordu. Bu konudaki tüm uyarılara rağmen hassasiyet göstermemiş olanların Karabük mitingine giderken ABB’nin bir aracının kullanılıp kullanılmadığı konusundaki hassasiyetleri gerçekten takdire şayan. Ama konunun diğer detaylarını öğrendiğimde içeriğe yönelik nedir, ne değildir; bir değerlendirme daha yaparım."

"Grup toplantımızdan sonra Olağanüstü İl Başkanları Toplantımızı yapacağız"

Özel, "Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un Can Atalay konusunda inisiyatif almaması, ara seçime kapıyı kapatması ve Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin somut adımların atılması konusunda bayram sonrasına işaret ettiği görüşme takvimini nasıl değerlendiriyorsunuz” sorusunu şöyle yanıtladı:

“Bu görüşmeler tabii belli bir takvim içinde tamamlanması gerekiyor. Bunun dışında Meclis dışındaki bazı siyasi partilerle gündemi değerlendirmek üzere başka görüşmelerimiz de olacak. Genel Başkanlarıyla görüştüğümüz, örneğin bize daha önce ziyarette bulunup bizim ziyarette bulunamadığımız siyasi partiler var. Onları da önümüzdeki haftalarda gerçekleştireceğiz. Benim kendi takvimimde aslında bugün Sayın Numan Kurtulmuş'tan randevu talep etmek vardı. Kendisi de buna olumlu baktığını ifade etmişti. Ancak hem dünkü cenazeden bugüne kalan görüşmeler ayrıca Ankara İl Başkanımız Sayın Ümit Erkol’a İzmir'de yapılan tutuklama üzerine, tüm il başkanlarımızı Ankara'ya davet etmiştik. Şu an buradalar. Grup toplantımızdan sonra Olağanüstü İl Başkanları Toplantımızı yapacağız.

Numan Kurtuluş'tan gelecek hafta içi için bir randevu talebimiz var

Yarın da Barcelona'daki toplantı için yarın akşam saatlerinde Türkiye'den ayrılacağız ve dünyadaki tüm siyasi akrabalarımızla Barcelona'da bir araya geleceğimiz çok önemli bir toplantı var. O yüzden Numan Kurtulmuş'tan gelecek hafta içi için bir randevu talebimiz var. Bütün siyasi partilerle yapmış olduğumuz görüşmelerdeki özellikle ara seçim gündemi Sayın Numan Kurtulmuş’a çekinik davranamayacağı bir sorumluluk yüklüyor. Çünkü Sayın Numan Kurtulmuş Meclisin Başkanı. Meclis’in Başkanı’nın da Anayasa’ya topyekun uymasına ilişkin 78’inci maddeyle ilgili bir görevi var. Yani Numan Bey, ‘Bu beni ilgilendirmez’ diyorsa ondan daha çok ilgilendiren kimse yok. Çok net bir şekilde tüm siyasi partilerin ortak görevi, 30 ay geçtikten sonra boş sandalyeleri doldurmak. Bunun için ya bir mutabakata ya da tüm partilerin kendi görüşlerini söyledikten sonra alınacak bir karara ihtiyaç var. Bu konuda Numan Bey, ‘Ben yokum’ derse Numan Bey kendisine ver çok önemli bir görevi, çok kıymetli bir koltuğu boşu boşuna boşaltmış olur. Hiç doğru bir yaklaşım olmaz.

“Ara seçimle ilgili en önemli rol ve görev, Meclis Başkanı’na ait”

Bu konuyu kendisine dokuz yıl Meclis’te grup başkanvekilliği yapmış, geçmiş İçtüzük uygulamalarını, Meclis’e alınmış her kararı tüm detaylarına kadar inceleme konusunda geçmiş pratiği olan bir Genel Başkan olarak kendisiyle yapıcı ve doğruyu birlikte bulacağımız bir görüşme yapmayı ümit ediyorum. Erkenden, bu görüşme olmadan kendisinin ‘Benim yetkim yok’ gibi çok kestirmeden ve Sayın Erdoğan'ın kendisine benim ara seçim talebinden sonra yaptığım ziyareti farklı yerlere çekebilecek, bir anlam çıkabilecek cümleler kurmasını şu an için isabetli bulmuyorum. Önce, ‘Randevu veririz, görüşürüz’ deyip de sonra, ‘Benim ara seçimde bir rolüm yok’ gibi değerlendirmeler doğru değil. Bence ara seçimle ilgili en önemli rol ve görev, Meclis Başkanı’na ait. Kendisine bunu İçtüzük’e, Anayasa’ya ilişkin olarak çok net değerlendirmeler ve hatırlatmalar yaptıktan sonra kendisinin de bu konudaki fikrinin değişeceğini ümit ediyorum.

Numan Bey, Can Atalay’ı kütüğe kaydedip göreve çağırmak yerine, pasif bir tutum içinde kaldı”

Can Atalay meselesi ise, hele hele yani Numan Bey bir kez şunu söyleyelim: Hatay seçim sonuçları kesinleştikten sonra, geçici Meclis Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, yemin etmek için kendisini kürsüye çağırıp da Silivri’nin kapılarının kapalı tutulduğunu, Anayasa’ya uyulmadığını biz gördükten sonra, seçilen Meclis Başkanı’nın derhal bu konuda inisiyatif alması gerekiyordu. Kendisi bize Meclis’te toplantılarda, birkaç ay zamana ihtiyaç olduğunu, 1 Ekim'e kadar konunun çözüleceğini, bu konuda kendisinin inisiyatif alacağını söyledi. Türkiye İşçi Partisi'nin Genel Başkanı ile biz Numan Bey ile birlikte aynı toplantıydık ve ‘Bize süre verin. Ekim ayı gelmeden biz bu sorunu çözmüş olacağız’ dediler. Şimdi de ‘O konu çok çetrefilli. Çözemedik’ diyorlar. Bunun üstüne Anayasa Mahkemesi (AYM), Can Atalay’ın içeride tutulmasının Anayasa’ya aykırı olduğuna dair karar verdi. Hatta Can Atalay ile ilgili Meclis’in almış olduğu tutumun da yok hükmünde olduğuna karar verdi. Numan Bey, bu aşamada Can Atalay’ı kütüğe kaydedip göreve çağırmak yerine, pasif bir tutum içinde kaldı.

“Meclis Başkanı kendi altına attığı imzanın gereğini yapmalıdır

Ama bunun üstüne Meclis’te bir komisyon kuruldu. Kendisinin başkanlığında, 50 milletvekilinin varlığında ve o komisyonun raporunda AYM kararlarına uyulmasıyla ilgili oy birliğiyle karar verildi. Numan Bey hala daha kendi topladığı komisyon oy birliğiyle Can Atalay'ın göreve gelmesine karar verdiği halde, Can Atalay'ı milletvekili kütüğüne kaydetmiyor. Olacak şey değil. Altına kendisi imza atmış, herkes birlikte karar vermiş. Yapılacak iş; Can Atalay'ı kütüğe kaydedip göreve çağıracaksın. Bunun dışında bir şey yok. Ama nedense hangi planlama, yani Can Atalay gelecek de ne zaman geldiğine kim karar verecek? Ya Numan Bey karar vermiyor da Meclis dışında bir yerlerde birileri siyasetin akışına saat ayarı, dakika ayarı yapıyorsa hakikaten birbirimizin yüzüne nasıl bakacağız biz? Olacak şey mi bu? Bir an önce Meclis Başkanı, milletvekiliyle ilgili milletin verdiği karara uymalıdır. AYM’nin verdiği karara uymalıdır. Meclis komisyonunun verdiği karara uymalıdır. Kendi altına attığı imzanın gereğini yapmalıdır.”