GÜNDEM

Mahmut Arıkan: “Sadece kınamakla zulüm engellenemez”

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, İsrail'in Gazze'ye temel insani yardım malzemeleri götürmek amacıyla yola çıkan ‘Sumud Filosu’na’ yönelik uluslararası sularda gerçekleştirdiği saldırıya tepki gösterdi.

Abone Ol

Anadolu Gençlik Derneği (AGD) tarafından İstanbul’daki İsrail Başkonsolosluğu önünde düzenlenen protesto eyleminde konuşan Arıkan; Siyonist rejimin hukuk tanımazlığına dikkat çekti. Saadet Partisi Genel Başkanının eleştirilerinin odağında İslam ülkelerinin sessizliği ve iktidarın eylemsiz ‘kınama’ politikaları da vardı.

“AKDENİZ'DE DURDURULMAK İSTENEN İNSANLIĞIN VİCDANIDIR”

Konuşmasına uluslararası hukukun hiçe sayıldığını vurgulayarak başlayan Saadet Partisi Lideri, filoda yalnızca sivil inisiyatiflerin topladığı temel gıda ve sağlık malzemelerinin bulunduğunu hatırlattı. Yapılan müdahaleyi "devlet terörü" ve "haydutluk" olarak nitelendiren Arıkan, şu ifadeleri kullandı, “Bugün burada sadece bombalanan hastaneleri, yıkılan okulları, aç bırakılan çocukları konuşmuyoruz. Bugün Akdeniz’de yapılan bir haydutluktur. Sumud’un taşıdıklarının içerisinde ne vardı? Sadece mama vardı, un vardı, acil tıbbi malzeme vardı. Akdeniz'de durdurulmak istenen sadece bir yardım filosu değil, insanlığın vicdanı ve onurudur. Cezasızlık zırhına güvenen, 21. Yüzyılın Hitler'i olan Netanyahu, ne uluslararası hukuku ne de insan haklarını tanıyor. Tanıdığı tek şey sapkın ‘arz-ı mevud’ inancıdır. Ancak katil Siyonistler bilmelidir ki; zalimler en çok vicdandan ve umuttan korkarlar.”

“İKTİDARIN KINAMA ENFLASYONU SAHADAKİ KATLİAMI DURDURMUYOR”

Türkiye'deki devlet kurumlarının, siyasilerin ve sivil toplum kurumlarının aylardır sergilediği tutumu “kınama enflasyonu” sözleriyle eleştiren Arıkan, diplomatik metinlerin Gazze'deki soykırımı durdurmakta hiçbir işe yaramadığını çarpıcı bir dille ifade etti, “Gazze bütün insanlığın gözü önünde, tarihinin en kanlı katliamına uğrarken Türkiye'nin kurumları bugüne kadar binin üzerinde kınama mesajı yayınlamış. İletişim Başkanlığı, Meclis Başkanlığı, bakanlıklar, belediye başkanları... Kınadılar. Sonra daha sert kınadılar. Sonra en sert şekilde kınadılar. Ama sadece kınadılar! Bunun bize gösterdiği çok acı ama tek bir gerçek var: Kınamak ile, tweet atmak ile zulüm engellenemez. İsrail'e kürsülerden soykırımcı, terör devleti demek yetmez; eylem gerekir, yaptırım gerekir.”

“MEYDANLARDA NUTUK ATIP, ARKA PLANDA İLİŞKİ KURULAMAZ”

Somut adım atılmamasına yönelik eleştirilerini derinleştiren Arıkan, iktidarı tutarlı olmaya davet etti, “Buradan kınama mesajı atanlara açıkça sesleniyorum, eğer ticaret devam ediyorsa, eğer o limanlar çalışıyorsa, eğer petrol sevkiyatı bir şekilde sürüyorsa, eğer savaş sanayi ve lojistik ilişkileri devam ediyorsa orada çok büyük bir ikiyüzlülük vardır. Bir tarafta meydanlarda Filistin nutukları atılırken, öbür tarafta İsrail savaş ekosistemiyle dolaylı ya da doğrudan ilişki kuruluyorsa biz bu durumu asla kabul edemeyiz.”

“SUMUD FİLOSU, 57 İSLAM ÜLKESİNİN UTANÇ SEMBOLÜDÜR”

Krizin yalnızca Türkiye'nin değil, tüm İslam dünyasının bir acziyeti olduğunu vurgulayan Arıkan, İslam İşbirliği Teşkilatı'nın (İİT) işlevsizliğine dikkat çekti, “57 İslam ülkesi Gazze'yi yalnız bırakmasaydı sivil insanların hayatlarını tehlikeye attığı Sumud’a ihtiyaç olur muydu? İslam İşbirliği Teşkilatı, donanmalar eşliğinde Gazze'ye devlet nezdinde yardım gönderseydi bu abluka sürdürülebilir miydi? Açık ve net söylüyorum: Sumud Filosu, eylemsiz kalan elli yedi İslam ülkesinin utanç sembolüdür.”

“MİLLETİMİZ KINAMA DEĞİL SOMUT BİR TUTARLILIK GÖRMEK İSTİYOR.”

Meydanlardaki küresel uyanışa da değinen Arıkan, Londra, Paris, New York ve Cape Town'daki vicdanlı insanların kendi hükümetlerine rağmen sokakları terk etmediğini belirtti. Filistin davasını “insanlık davası” olarak tanımlayan Saadet Partisi Genel Başkanı, sözlerini şu tarihi çağrıyla noktaladı, “Meydanlarda başka, şirket ve diplomasi masalarında başka konuşularak Filistin davası savunulamaz. Gemileri limanlarda durdurabilirsiniz ama vicdanları susturamayacaksınız. Milletimiz artık boş hamaset, süslü kınama cümleleri değil; devlet ciddiyetine yakışan somut bir tutarlılık görmek istiyor.”