CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Manisa'da bayram namazı sonrası gazetecilere açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "iade-i ziyaretimizi hazmedemediler" şeklindeki sözlerine tepki gösterdi. Özel, bu sözleri üzerlerine almadıklarını, ziyaretin kendileri tarafından başlatıldığını ve Cumhur İttifakı ortaklarının iletişimini doğrudan yapmaları gerektiğini belirtti.

Ayrıca, Erdoğan ile yaptığı görüşmede asgari ücrete ve emekli maaşlarına yönelik umut verici bir izlenim almadığını ifade ederek, bu konularda her platformda mücadele edeceklerini ve en sert tepkiyi göstereceklerini vurguladı. Özel, tüm siyasi partilere bayramlarını kutladı ve kavga değil barışın ön planda olması gerektiğini vurguladı.

AK Partili eski belediye başkanı Beyoğlu tutuklandı AK Partili eski belediye başkanı Beyoğlu tutuklandı

Görüşmede ayrıca, Türkiye'nin dış politika konularına ilişkin sorular da geldiğinde, Özel hükümetin Filistin'e destek ve İsrail'e karşı yaptırımlar konusunda gelebilecek her türlü adımı desteklemeye hazır olduklarını söyledi. Anayasa konusunda ise, mevcut anayasaya uyma çağrısında bulunarak, herkesin eşit ve adil bir şekilde yasaların önünde olması gerektiğini vurguladı.

'Ramazan Bayramı’nda bütün siyasi parti liderlerini aradım'

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Özel, Erdoğan'ın İspanya ve İtalya temasları sonrası uçakta yaptığı CHP'ye iade-i ziyareti üzerinden yaptığı açıklamalarına ilişkin şunları söyledi:

"Sağ olsun sayın Cumhurbaşkanı’na biz ziyarette bulunmuştuk. 22 yıllık iktidarları boyunca siyasi partiler arasında bir istisnai kanlı darbe girişiminden hemen sonra olan ziyaret hariç bu tip ziyaretler yapılmıyordu. Ben Cumhuriyet Halk Partisi'nin genel başkanı seçildiğimde artık bu kin ve nefret siyasetini, gerilim siyasetini bitirmemiz gerektiğini herkesin kendi işini yapmasını ama herkesin birbirinin seçmenine saygısından dolayı da siyasi partilerin birbirleriyle nezaket ilişkilerini hiç olmazsa korumasını gerektiğini söylemiştim. 31 Mart tarihinde birinci parti çıktık. İlk iş olarak Ramazan Bayramı'nda bütün siyasi parti liderlerini aradım.

Ben genel başkan seçildiğimde sayın Cumhurbaşkanı teşekkür telefonu açmamıştı ama o zaman o birinci partiyiydi şimdi biz birinci partiyiz. Bize düşer dedik ve bütün siyasi partileri kendisinden başlayarak aradık, bayramlaştık. Daha sonra da randevulaştık. Ben kendilerinin genel merkezlerinde ziyaret ettim. Gayet nezaket içinde elbette hepimiz her konuda aynı düşünmeyeceğiz. Ama müzakere ettik, görüş alışverişinde bulunduk. Kendisi de bu ziyaretten sonra iadeiziyarette bulunacağımı söyledi. Arada geçen 5 haftalık sürece Türkiye'de insanlar 'normalleşme' dediler. Siyasette 'yumşama var' dediler ve bundan herkes memnun oldu.

Bundan sayın Bahçeli de memnun olmuştu ama Bahçeli'nin partisindeki belli odaklar bundan rahatsız oldular. Olur olmaz hakaretlerde bulundular, tehditlerde bulundular, halen bulunuyorlar. O gerilim ortamından sayın Bahçeli'nin bazı değerlendirmeleri oldu. Ben bir kez daha ifade etmek isterim ki ben kimse istiyor diye kavga edecek, gerilim yaratacak değilim. Benim işim gerilim yaratmak değil. Şu anda mağdur olan, mazlum olan, yoksul olan, işsiz olan, aç olan, ürünü para etmeyen insanların derdine deva olabilmek için onların sorunlarını dile getirmek.

'Biz o sözü hiç üzerimize almıyoruz'

Bu ziyaretten sonra yapılan değerlendirmelerin tamamını saygıyla ve memnuniyetle karşılıyorum. Sayın Cumhurbaşkanı dün uçakta demiş ki 'herhalde iadeiziyaretimizi hazmedemeyenler' oldu. Biz o sözü hiç üzerimize almıyoruz. Çünkü bu işi başlatan biziz. Herkesin gözü önünde oldu, herhalde bunu yine kendi ittifak ortağına söylüyor. Burada sorun şu ki Cumhur İttifakı'nın ortakları bizim üzerimizden iletişim kuruyorlar. Ramazan ve Kurban bayramlarında yaptığımız gibi lütfen birebir doğrudan iletişim kursunlar. Birbirlerine iyi söz de söyleyeceklerse, birbirlerine söylesinler. Kötü söz söyleyeceklerse de birbirine söylesinler. Biri benim üzerimden öbürüne mesaj yolluyor. Efendim siz ittifak ortağı olun. Biz yokuz. İhtiyaç olursa buradayız diyor. Öbürü de dönüyor.

'Bundan sonra da iyi anlaşmaya devam ederler'

Bu ziyareti hazmedemeyenler var diyor. Bizim üzerimizden konuşmasınlar, birbirleriyle konuşsunlar. Zaten bugüne kadar çok iyi anlaşıyorlardı. Bundan sonra da iyi anlaşmaya devam ederler. Buradaki sorun şu ki onların birlikteliği maalesef memlekete işsizlik getirdi. Yoksulluk getirdi. Bugün memlekete maliyetinin altında buğday fiyatı veren, maliyetinin altında çay fiyatı veren endişe ederiz ki maliyetinin altında fındık fiyatı artışı uygulayacak olan endişe ederiz ki maliyetinin altında kuru üzüm fiyatı açıklayacak olan bir birliktelikleri var. Sorun burada. Yoksa onlar iyi geçinsinler, birlikte olsunlar. Onların birlikteliğine laf eden yok. Ama bu birliktelik açlık, yoksulluk, sefalet ve işsizlik üretiyorsa sorun burada. Ben bu sorunları çözmeniz derdindeyim. Bir kez daha hangi siyasi görüşten olursa olsun, tüm siyasi partilerin hem liderlerine, hem mensuplarına, üyelerine hem de oy verenlerine hayırlı bayramlar diliyorum. Bayram günü, kavga günü değildir. Bayram günü küslerin barıştığı, kavgaların bittiği günlerdir. Ümit ediyorum herkes bayramın ruhuna uygun bir bayram geçirir. Bayramdan sonra da güzel işleri hep birlikte yaparız."

‘Size bu yetki asgari ücretliyi ezmek için emekliyi aç bırakmak için verilmedi’

CHP Genel Başkanı Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan'la görüşmesinde asgari ücret ve emekli maaşına zam konusu konuşulup konuşulmadığının sorulması üzerine ise şunları kaydetti:

"Konuşuldu ama bu konuda umutlu olabileceğimiz bir işaret almadığımı ifade etmeliyim. Emekliye zaten geçen sene enflasyon TÜİK'e göre bile yüzde 80'ken yüzde 33 zam verildi. Yani emekliyi yüzde 50 yoksullaştırıldı. Şimdi de yeniden enflasyonun altında bir zam yapılacağı ve hatta asgari ücrete hiç zam yapılamayacağı izlenimini aldım ben. Bunu kabul etmemiz mümkün değil. Eğer böyle olursa susamayız. Normalleşme bu değil. Normalleşme yıllardır tartışan siyasetçilerin birbirine laf söylememesi değil, yıllardır hakkını alamayanların hakkını alması sonucunu doğurmalıdır. Normalleşme olacaksa bu emekliden ve emekçiden başlamalıdır. Çiftçiden ve esnaftan başlamalıdır. Onların yüzü gülmeden bizim yüzümüz gülmez. Eğer asgari ücrete zam yapmazlarsa bu konuda her platformda mücadele ederiz. En son sokaklara dökülürüz, meydanları doldururuz. En sert tepkiyi gösteririz. Ben bir emek şehrinde yaşıyorum. Benim evim Manisa'da. Benim başka bir yerde evim yok. Bu şehirde on binlerce, yüz binlerce asgari ücretli var. Bu asgari ücrete zam yapılmalıdır. Asgari ücrete zam yapmayan asla ve asla bu memlekette 'hükümet ediyorum, iktidarım' demesin. Size bu yetki asgari ücretliyi ezmek için emekliyi aç bırakmak için verilmedi."

‘Ana muhalefet partisi olarak her türlü desteği vermeye hazırız’

''Maldivler parlamentosunun İsrail pasaportluların ülkelerine girişini yasaklamasını hatırlatarak, "Parlamentoya ana muhalefet olarak böyle bir önerge vermeyi düşünüyor musunuz" sorusuna ise Özel, şu şekilde yanıt verdi:

"Türkiye'de pasaportlar ve pasaportlar yapılacak işlemler konusunda yasama meclisi değil, yürütme yetkili. Bu konuda hükümetten gelebilecek olan Filistin'e destek ve İsrail'e yaptırım olabilecek her şeyi görüşmeye ve desteklemeye hazırız. Bu noktada hükümet nasıl bir adım atmayı planlıyorsa yürütme olarak hazırlasın. Biz yasama meclisi olarak ve ana muhalefet partisi olarak her türlü desteği vermeye hazırız."

'Bu ayıpların hiçbirisini biz yapmadık'

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın anayasa açıklamalarını da değerlendiren Özel, şöyle devam etti:

"Eğer bugün millet seçimleri yapıyorsa ama seçimlerden sonra kimin bakan olacağına millet değil bir kişi karar veriyorsa bu gerçekten anayasal bir sorundur. Bu bakanlar milletin bakanı değil de birilerinin bakanı olarak milletin gözünün içine değil de birilerinin ağzının içine bakıyorsa görevden alınacak mıyım diye. Tabii ki bu demokrasi açısından ayıplı bir durumdur. Bu bakanlar meclise gelmiyorsa, mecliste sözlü sorulara yanıt vermiyorsa yazılı sorulara ya çok geç cevap veriyor ya da hiç vermiyorsa. Bunlara gensoru verilemiyorsa, görevini kötü yapan bakandan hesap sorulamıyorsa evet demokrasi açısından bir ayıptır. Ama bu ayıpların hiçbirisini biz yapmadık. 16 Nisan 2017 referandumunda itirazlarımıza rağmen bu arkadaşlar yaptı. O dönemde biz dedik ki anayasalar her doğan için yapılır. Ama onlar Erdoğan için anayasa yaptılar. Anayasalar herkesin üstüne olacak mucizevi kıyafetlerdir, bir kişiye dikilmez. Eğer her doğana değil, Erdoğan'a dikersen üç gün sonra kolu kısa gelir.

‘Mevcut anayasaya uymasını bekleriz’

Beş ay sonra paçası uzun gelir. O da rahatsızlıklarını dile getirir. İçinde bulunduğumuz durum tam olarak budur. Eğer gerçekten her doğan için bir anayasa yapılacaksa ilk önce Erdoğan'ın mevcut anayasaya uymasını bekleriz. Mevcut anayasa bu kadar ihlal ediliyorken yeni anayasa tartışmaları manasız geliyor vatandaşa da. Bir de şöyle diyorlar; yani bugün bayram günü herhangi birimizin evladı bana yeni bir kıyafet al dese eskisini ne yaptın diye sorarız. Bize 'yeni kıyafet dikecek misiniz' diye sormadan eski kıyafeti giyiyorlar mı ona bir baksınlar."