Özdağ, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, Dışişleri Teşkilatını Güçlendirme Vakfı Kanunu Teklifini eleştirdi.

İktidarın, TBMM'yi noteri gibi gördüğünü savunan Özdağ, "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile Türkiye, prangalarından kurtulacak, yasamanın yani çatısı altında bulunduğumuz yüce Meclisin daha etkin ve saygın olacağı söylenmiyor muydu? Oldu mu? Asla olmadı. 'Evet oldu' diyen buyursun." ifadelerini kullandı.

Karadeniz'in kıyısında büyüyen tehlike: Tsunami alarmı Karadeniz'in kıyısında büyüyen tehlike: Tsunami alarmı

Konuşma haklarının bile İçtüzük bahane edilerek kısıtlanmaya çalışıldığını öne süren Özdağ, bakanlara yönelttikleri sorulara cevap vermeye tenezzül edilmediğini söyledi.

Dışişleri Teşkilatını Güçlendirme Vakfı Kanunu Teklifine işaret eden Özdağ, "İktidar istemese bu yasa teklifinin içeriğinde tek bir paragraf, tek bir cümle, tek bir kelime hatta tek bir harfi değiştirme kabiliyetimiz var mı? Bu nasıl bir sistem?" diye sordu.

Vakfın yönetiminin nasıl olacağını soran Özdağ, "Elbette bu işe imza atan kişinin yani Bakanın şahsında bir yönetim organizasyonu olacak. Mütevelli heyeti, Dışişleri Bakanlığında genel müdür veya büyükelçi ve üstü seviyede görev yapan veya yapmış kişilerle akademi ve iş dünyasından Bakan tarafından beş yıllığına seçilecek. Kamu görevlileri dışındaki yönetim kurulu ve denetleme kurulu üyelerine huzurları kaçmasın diye bir yandaş semirtme uygulaması olan, olmazsa olmazları huzur hakları verilecek." ifadelerini kullandı.

- "Dışişleri Bakanlığımız gibi saygın bir kurumumuza yan yollardan ticari işletme misyonu veriliyor"

Söz konusu teklif kanunlaşırsa, Dışişleri Bakanlığı bütçesinden hemen 10 milyon TL'nin vakfa aktarılacağını anlatan Özdağ, "Dışişleri Bakanlığımız gibi saygın ve kadim bir kurumumuza yan yollardan ticari işletme misyonu veriliyor." dedi.

Vakfın bir kamu idaresi statüsünde olmadığından, Sayıştay denetiminin dışında bırakılacağını dile getiren Özdağ, "Dışişleri Teşkilatını Güçlendirme Vakfının adı vakıf ama Vakıflar Kanunu'na göre de kurulmuyor. Deve kuşu gibi bir şey." diye konuştu.

İlkesel olarak kanunla ve devletin bizzat kendisinin veya kuruluşlarının vakıf kurmasının, vakıf kültürüne ve anlayışına uymadığını dile getiren Özdağ, "Vakıfları, Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı Vakıflar Genel Müdürlüğü denetliyor. Peki Sayıştay'ın bile denetleyemeyeceği ve başında da Dışişleri Bakanının olacağı söz konusu vakfı, Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı Vakıflar Genel Müdürlüğü nasıl denetleyecek?" diye sordu.

- "Koskoca Türkiye Cumhuriyeti'ni ticarethane yaptınız"

Dışişleri Bakanlığı Güçlendirme Vakfının dünyada ilk ve tek olma özelliğine sahip olacağını kaydeden Özdağ, "Dışişlerinden bahsediyoruz, dünyanın neresinde böyle dışişleri bakanlıklarını desteklemek için kar amacı güden bir vakıf var? Varsa çıkıp özür dileyeceğim. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti'ni ticarethane yapıyorsunuz." dedi.

Özdağ, vakfın yapabileceklerine ilişkin de şunları kaydetti:

"Vakfın her türlü taşınır ve taşınmaz mal alımı yapabilecek, inşa edebilecek olması, kiralayabilmesi, bakanlığa ait ya da tahsisli olan taşınmazların bakanlık yararına değerlendirilmesi, vakfın, üniversite ve akademiler kurabilecek olması yani aslında Dışişleri Bakanlığı ile yetki paylaşacak olması, başka devletlerin, legal ya da illegal yapıların ekonomik ve siyasi müdahalesine kapı aralayacaktır. Koskoca hariciyemiz ve şu anda onun başındaki istihbaratçı zat ve amiri konumundaki zevat bunları düşünmüyor mu, hesap edemiyor mu? Bir an evvel bu insanların, abartılı algı operasyonu ve hayal mahsulü editlerden kendilerini azade edip gerçek dünyaya ve aklıselime dönmelerini tavsiye ederim."