İstanbul’un en yoğun nüfuslu ilçelerinden biri olan Esenyurt’ta yıllardır çözüm bekleyen konut mağduriyetleri, Saadet Partisi’nin hazırladığı yeni bir çalışmayla yeniden Türkiye gündemine taşındı. Parti tarafından yayınlanan videoda, resmi verilere göre Esenyurt’ta 30 bin, İstanbul genelinde ise yaklaşık 100 bin konut mağdurunun sesini duyuracak kimseyi bulamadığı vurgulanıyor.
Bürokrasi ve siyaset duvarına çarpan hayatlar
Yayınlanan çalışmada, dişinden tırnağından artırarak bir ev sahibi olma hayali kuran ancak projelerin yarım kalmasıyla ortada bırakılan bir vatandaşın hikayesi üzerinden tüm mağdurların yaşadığı süreç özetleniyor.
Videoda, konut mağdurları haklarını aramak için çaldıkları her kapıdan elleri boş dönüyor. Mağdurların başvurduğu;
Ana Muhalefet Partisi: "Seçimden sonra bakarız" diyerek süreci erteliyor,
Büyükşehir Belediyesi (İBB): Vatandaşları "Hukuka gidin" diyerek adli mercilere yönlendiriyor,
Esenyurt Belediyesi ve İlgili Komisyonlar: Çözüm üretmek yerine konuyu bakanlıklara havale ediyor,
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı: "Bize mi sordunuz da aldınız?" yaklaşımıyla sorumluluk almaktan kaçınıyor.
"Biz müteahhide değil, devlete güvendik"
Haklarını arayan vatandaşların ortak serzenişi ise sisteme olan güvenlerinin sarsılması oldu… Projelerin arkasındaki müteahhitlerden ziyade; devletin verdiği ruhsatlara, imar planlarına ve resmi makamlara güvenerek birikimlerini bu projelere yatırdıklarını belirten mağdurlar, karşılarında muhatap bulamamaktan şikayetçi.
Saadet Partisi: "Kimse yoksa saadet var"
Gittikleri her kapının yüzlerine kapandığını ifade eden konut mağdurlarının sesine kulak veren Saadet Partisi, kurduğu "Saadet Masası" ile mağdur vatandaşları dinleyerek çözüm yolları üzerinde çalışmaya başladı.
"Ev yoksa hayat eksik kalır" sloganıyla hareket eden parti, Esenyurt konut mağdurlarının yalnız olmadığını ve hukuki ile siyasi platformlarda bu davanın sonuna kadar takipçisi olacaklarını ifade etti.
Saadet Partisi, sistemin yarattığı bu boşluğun ve bürokratik tıkanıklığın ancak adil bir yönetim anlayışıyla çözülebileceğini belirterek, tüm yetkilileri bir an önce sorumluluk almaya çağırıyor.