Saadet Partisi Genel Başkan Vekili Sabri Tekir, konuşmasına 29 Mayıs İstanbul'un Fethi'ne ilişkin değerlendirmelerde bulunarak şunları dile getirdi:

 Bugün 29 Mayıs 2024. Mutlu ve şerefli bir zaferin yıldönümü. Yani, İstanbul’un Fethinin 571. yıldönümü. Bu fetih muştusuna nail olmak için defalarca büyük seferler tertip edilmiş, kuşatmalar gerçekleştirilmiş, ancak fetih 1453 yılında Sultan Mehmed’e ve aziz ecdadımıza nasip olmuş, sultan da, Ebu-l Feth ünvanını kazanmıştır. En önemlisi, Hz. Peygamberin muştusuna nail olmuştur. Ve tarihte bir devir açmış, bir devrin kapanmasına neden olmuştur.

Hz. Peygamberden gelen o büyük muştu şöyleydi: “Kostantiniyye (İstanbul) muhakkak fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan; onu fetheden ordu ne güzel ordudur.”

Ve 29 Mayıs 1453’ten beri İstanbul bir İslam Diyarıdır, Asitanedir. Ve İslam’ın en önemli kültür ve medeniyet merkezlerinden biridir. Bu vesileyle, peygamberimizin bu muştusuna nail olmuş o şanlı komutanı ve ordusunu hayır ve rahmetle yad ediyor, aziz milletimizin de fetih gününü tebrik ediyorum.

Tekir, İstanbul'un Fethi'ne değindikten sonra Gazze'de 8 aydır tüm Dünya'nın gözü önünde devam eden soykırıma ilişkin şu ifadeleri kullandı. 

Şimdi de İslam Dünyasının ve İnsanlık Aleminin aylardır gündeminden hiç düşmeyen Gazze ve Filistin konusuna gelmek istiyorum.

Gazze’de yaşananlar insanlığın vicdanını derinden yaralamaya devam etmektedir.

Üzülerek ifade etmek gerekiyor ki gündemimiz yine Gazze!

Gündemimiz yine Filistin!

Artık gözlerimizde Gazze ve Filistin için dökecek gözyaşı kalmadı. Hatta, insanlık dışı bunca vahşeti gerçekleştiren İsrail’e, lanet okuyacak dermanımız bile kalmadı!

Ama bugün birileri, bu Gazi Meclisin çatısı altında, başka bir salonda, kendi partisinin grup toplantısında konuşabilir. İsrail’e yine lanetler edebilir, dünyaya da kızabilir. Filistinlilere taziye dileklerinde bulunabilir, hatta büyük ihtimalle hazırladığı bir videoyu izletebilir, çok sevdiği alkışları da alarak, ardından kürsüyü terk edebilir… Ancak, emin olun ki, yine hiçbir şey değişmeyecektir.

Merak ediyoruz; konuşacak daha neyiniz kaldı ki? 7 Ekim’den beri sayısız kere kınadığınız bu insanlık dışı vahşet ve zulmü, daha ne kadar kınamaya devam edeceksiniz?

Bakalım bu kez, neler söyleyeceksiniz?

Aylardır yaşanan bu lanetli soykırımı, bugün nasıl betimleyeceksiniz?

7 Ekim’den bu yana; siz konuşmaya başladığınızdan bu yana, Gazze yerle bir edildi, bombalanacak Okul kalmadı! Cami kalmadı! Hastane kalmadı!

İsrail şimdi de, çadırlarda barınmaya çalışan insanları çoluk çocuk demeden bombalıyor ve yakıyor! Siz hâlâ konuşmaktan öte bir şey yapmıyor, yapamıyorsunuz.

Buna sadece ve sadece “Yazıklar olsun!” denilebilir. Bu katliamlar karşısında sizinle aynı tavrı takınanlara da yazıklar olsun! Kınamakla yetinenlere, bir araya gelemeyenlere, yaptırım uygulayamayanlara da yazıklar olsun!

Kendini dünya lideri görenlerin bir kısmı, bu insanlık dışı vahşet ve zulme, seyirci kalmaya devam ediyor. Bir kısmı, korkudan veya başka bir nedenle sessiz kalmayı tercih ediyor. Bir kısmı da maalesef, genlerinde olan vahşet ve zulüm karakterini Gazze’deki vahşete destek vererek gösteriyorlar. Hepiniz dünya liderleri olarak, dünyaya yön verdiğinizi sanıyorsunuz… Allah aşkına sizde, İsrail askerlerine karşı direnen Gazzeli bir çocuk kadar bile cesaret yok mu? Sözde dünya liderisiniz…

Yaklaşık dokuz aydır tarihin en kanlı soykırımlarından biri yaşanıyor. Güya modern çağdayız… Demokratik çağdayız… Hem de İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin egemen olduğu söylenen bir çağdayız…

Güçsüzü korumak için “Barış Gücü”nün var olduğu bir dünyada!

Barış gücünüze de, insan hakları anlayışınıza da “Yazıklar olsun!”.

Biz, bu dünyanın ne kadar iki yüzlü, riyakar olduğunu zaten biliyorduk. Necmettin Erbakan Hocamızın öncülüğünde D-8, bunun için kurulmuştu. İslam ülkeleri bir araya gelsin, hiçbir İslam ülkesi sömürülmesin, işgale ve soykırıma maruz kalmasın, İslam ülkeleri olarak birlikte güçlü olalım diye…

Gelin görün ki, miyobik politikalar nedeniyle, D-8’e sahip çıkılmamasının sonuçlarını yaşıyoruz bugün. İsrail denilen terör devleti, koca koca İslam ülkelerinin gözlerinin içine baka baka kardeşlerimizi katlediyor, hem de tam dokuz aydır!

İsrail’in işlemediği savaş suçu kalmadı! Bir bölgeyi güvenli bölge diye duyurup, ardından o bölgeyi bombalayacak kadar vahşileşti ve alçaldı. Son bir haftadır, özellikle son iki gündür, İsrail’in Refah’ta yaptığı bombalamalar tam olarak bu.

İsrail’in bu hudutsuz vahşeti, birilerinden aldığı güce ve müsaadeye borçlu olabilir. Öyledir de. Biz, Türkiye ve bölge ülkelerinin bu derin ve kahredici suskunluk ve eylemsizliklerinin nedenlerini merak ediyoruz.

Kesin olarak bilinmelidir ki; bu zulüm Gazze’yle sınırlı kalmayacaktır. Bu işgal durdurulmazsa; Filistin’i aşacak, başka ülkelere de sıçrayacaktır. İsrail’e karşı bir ve beraber olmamak/olamamak; İsrail için yumuşak lokma olmak anlamına gelecektir.

Necmettin Erbakan hocamızın öncülüğünde kurulan D-8, aktif olarak devreye girmelidir. Nitekim, Türkiye’nin çağrısı üzerine, 8 Haziran 2024 tarihinde D-8’e üye ülkelerin dışişleri bakanlarının olağanüstü toplanacağı duyurulmuş bulunmaktadır. Bunu, geç kalınmış bir karar olmasına rağmen, memnuniyetle karşılıyoruz.

Ümidimiz, bu toplantıdan çıkacak kararların, D-8’in kuruluş amaçlarına ve ağırlığına gölge düşürmeyecek kararlar olmasıdır. D-8, kınama bildirileri yayınlamak amacıyla kurulmuş uluslararası bir örgüt değildir.

Türkiye başta olmak üzere, tüm üye ülkelere bu Meclisin çatısı altından sesleniyoruz; D-8’in gücünün farkında olunuz. İslam dünyasının geleceği açısından ne kadar önemli olduğunun bilincinde olunuz.

İsrail’in beklediği kınamaları değil; Gazze ve Filistin’in ve insanlık vicdanının beklediği kararları alınız.

Biz artık İsrail’in kınanmasından, İsrail’e lanet okunmasından bıktık.

Unutmayın ki, her işgalci gibi İsrail de bir gün mutlaka hüsrana uğrayacaktır. Her soykırımcının tattığı acı sonu; İsrail de bir gün mutlaka tadacaktır.

İlk kıblemiz Mescid-i Aksa, bir gün mutlaka özgürlüğüne kavuşacaktır. Her bağımsızlık mücadelesi gibi Hamas’ın verdiği bağımsızlık mücadelesi de bir gün mutlaka zafere ulaşacaktır.

DMM'den depremde ölenlerin sayısına ilişkin iddialara açıklama DMM'den depremde ölenlerin sayısına ilişkin iddialara açıklama

Biz buna yürekten inanıyoruz.

Asıl soru şu; Türkiye başta olmak üzere İslam ülkeleri, bu zaferin neresinde yer alacaklardır?

“Kuvayı Milliye neyse Hamas odur” diyebiliriz; iyi de biz, bu bağımsızlık mücadelesinin neresindeyiz?

Büyük Ortadoğu Projesi aslında Büyük İsrail Projesidir diyebiliriz; sadece Filistin için değil, coğrafyamızdaki bütün ülkeler için tehdittir diyebiliriz. İyi de biz, İsrail’e karşı duruşun neresindeyiz?

Kudüs mutlaka özgür olacaktır diyoruz, iyi de biz bu özgürlüğün neresindeyiz?

Mescid-i Aksa mutlaka kurtulacaktır diyoruz, iyi de biz bu kurtuluşun neresindeyiz?

İşte tüm bu soruları düşününüz ve yapılacak D-8 toplantısını bu sorulara cevap aramak için fırsat ve imkan olarak görünüz!

Bu ümmete ve insanlık alemine, 7 Ekim’den bu yana yaşatılan acıları dindirmenin yollarını arayınız!

Bu vahşete, bu zulme, bu soykırıma son verdirecek, insanlığın vicdan azabını dindirecek kararları alınız!

Şunu iyi biliniz ki; alacağınız olumlu ve hayırlı kararlar nedeniyle, sadece milletimiz değil, bütün bir insanlık size selam duracak, tarih sizi altın harflerle yazacaktır!

Bugün dünyanın her yerinde barışa, adalete ve insan haklarına inanan ve saygı duyan insanlar var. İsrail’in Gazze’ye yönelik katliamlarına başladığı günden beri sokaklarda, caddelerdeler… İngiltere’de gördüğümüz insan seliyle İstanbul’da gördüğümüz insan seli birbirinden farklı değil!

New York’ta da Madrid’de de bütün bir insanlık, Özgür Filistin diye haykırıyor!

Beyaz Saray’ın önünde de, Beyazıt Meydanında da insanlar, “Katil İsrail, Filistin’den Defol” sloganını atıyorlar.

Büyük devletler İsrail’in yanında olabilirler, fakat bütün insanlık Filistin’in yanındadır!

İnsanlık Filistin için bir adım atılsın, soykırım dursun diye aylardır çırpınıyor. Bu adımı Birleşmiş Milletlerin atmayacağı ve atamayacağı aşikardır. Amerika’nın, İngiltere’nin, Fransa’nın mazlumdan yana tavır takınmayacakları da aşikardır. Geriye insanlığın umutlarını yeşertebilecek İslam ülkeleri, D-8’ler ve vicdan sahibi insanlık kalıyor!

Dışişleri Bakanlığımızın daveti üzerine, üye ülkelerin dışişleri bakanlarıyla gerçekleşecek olağanüstü D-8 toplantısının; üye ülkeler ve İslam ülkelerinin tam bir birliktelik ve uyum içinde çalışmasına vesile olmasını temenni ediyorum.

Toplantıda İsrail’e karşı alınacak kararların ve yaptırımların etkili bir şekilde uygulanmasını ve Filistin’e de gereken tüm desteğin verilmesini diliyorum.