Hayatı

1543/950 yılında Esterâbâd’da dünyaya geldi. Önemli bir ailenin mensubu olarak iyi bir eğitim aldı. Babası Seyyid Şemseddin Muhammed, Muhakkik-i sani olarak bilinen kadı Şeyh Ebu’l-Hasen Nuruddin Ali b. el-Hüseyin b. Ali Kerekî el-Amilî’nin (ö. 940/1534) damadıdır ve ‘Damad’ lakabı babası sebebi ile kendisinde de devam etmiştir.

Mir Damad, Meşhed’de büyüdü ve eğitim gördü. Kazvin ve Kazan’da bulundu. Daha sonra İsfahan’a gitti. Burada döneminin önemli birçok ismi ile tanışma ve yazışma imkanı oldu. Döneminin önemli filozof, matematikçi, fakih, müfessir ve muhaddisi olarak dikkat çeken Mir Damad, özellikle Mir Ebu’l-Kasım Findiriskî ve Şeyh Bahâuddin el-Amilî ile olan arkadaşlıkları bakımından da önemli bir isimdir. 1041/1631 yılında kutsal mekanları ziyareti için çıktığı yolculukta, Kerbela yolunda vefat etti. Kabri Necef’tedir.

Mir Damad, ilimdeki derecesi ve etkisi itibari ile Aristo ve Fârâbî’den sonra “muallim-i sâlis” (üçüncü öğretmen) ismi ile anılmıştır. Önde gelen öğrencilerinden Molla Sadra ondan ‘üstazu’l-beşer ve aklu’l-hadi aşer’ (insanların hocası ve on birinci akıl) olarak bahseder. Şiirlerinde ‘İşrak’ mahlasını kullandığı kaynaklarda zikredilir.

Öğretisi

Mir Damad, döneminin önde gelen bir ismi olmasının yanında, iki özelliği ile dikkat çeker. Birincisi eserlerinin içeriği ve düzenleme biçimidir. İkincisi ise zamana dair düşüncesidir. Felsefe tarihi açısından Yunan akılcılığı ile yemâni hikmet anlayışını birleştirmesi açısından önemlidir. Kendi felsefe sistemine zaman zaman “Yemâni Hikmet” olarak isim verir. Yemâni hikmetin kaynağı vahiy ve işraktir. Doğu ile güneşin doğusu ve nurun ve işrakın kaynağına da atıfta bulunulur. İbn Sînâcılığın önemli bir görüş olarak varlığını sürdürmesinde etkili olmuştur. Sühreverdî sisteminin bir takipçisi olarak görülmesi konusunda çağdaş literatürde fikir ayrılığı bulunmaktadır. Sistemindeki keşfi bilgi ve idrak vurgusunu, nazari sufiliğin bir etkisi olarak görmek mümkündür.

İbn Sînâ’nın varlık-mahiyet ayrımı, daha sonraki dönemlerde “varlık mı mahiyet mi önceliklidir?” sorusuna dönüşmüştür. Mir Damad’ın öğrencisi Molla Sadra’nın aktarımı takip edilecek olursa, hocası bu tartışmada mahiyetin önceliğini savunmuştur. Molla Sadra da ilk dönemlerinde hocasının etkisinde kalarak mahiyetin asaletini savunmuş, daha sonra vücudu esas alan bir sistem kurmuştur.

Mir Damad, varlık zincirini, bir yönü ile tecellinin Tanrının zatından uzaklaştığı “iniş”, diğer yönünde ise tecellinin aslına dönüş yaptığı “çıkış” ile gerçeklesen bir daire olarak tasvir eder. İniş zinciri beş dereceden oluşur: 1. Saf akıllar derecesi; 2. Feleki nefisler; 3. Tabii nefisler ve feleklerin arketipleri, gezegenler, dört tabiat, unsurlar ve bileşiklerin derecesi; 4. Cismani form derecesi 5. Heyula derecesi. Rücu zinciri de beş tabakadır: 1.Mutlaka cisim; 2. Unsurların birleştiği bileşik cisimler; 3. Bitkiler; 4. Hayvanlar; 5. İnsanlar.

Hikmet geleneğinden beslenen düşüncesi, onun küçük ve büyük alem tasavvurlarında da kendisinin gösterir. İnsan, küçük bir alemdir. Büyük alem ise insan gibi akıl sahibi kabul edilir. Küçük ve büyük alemler, bir arada, her bir varlığın bir kelime ya da harf olduğu ilahi kitaptır.

Mir Damad'in zaman teorisi temelde Tanrının ezeliliği ve âlemin sonradanlığına (hudûs) dair sorunları çözmeyi hedefler. Buradaki önemli sorulardan biri şudur: Tanrı zamanın içinde mi yoksa dışında mıdır? Hakikat üç ontolojik asamaya ayrılır: Zaman, Dehr, Sermed. Dehr ve Sermed sonsuzlukla ilgilidir. Sermed mutlaka anlamda ezelidir. Sabit olana dairdir. Değişenler ve sabit olan ile irtibat alanını içeren zamanla ilgili kavram dehrdir. Tanrının sıfatları ve isimler, musul bir yönleri ile dünyanın idarecileri değişimin alanı; değişim dünyasının oluşumuna örneklik teşkil eden ve oluşumlara ilke eden yönleri ile ise sabitlik alanı olarak görülebilirler. Değişkenlerin kendi aralarındaki etkileşimin alanı ise zaman olarak vazedilir. Zaman alanı içinde tanımlananın dehri alanda, dehri alanda olanın ise sermedi alanda varlıkları yoktur. Yine daha yüce olan alan, bir altındaki alanın nedeni olarak tanımlanır. Buna göre, sermed, dehrin nedeni; dehr ise zamanın nedenidir. Tanrının zatı ise her şeyin nedenidir. Bu şekilde ontolojik alanlar olarak üç farklı zaman kavramı öneren Mir Damad, hem alemden tamamen soyutlanmayan ve dolayısıyla deist bir anlam içerme tehlikesi olmayan, hem de alem ile benzer görülüp teşbihe düşülerek tanımlanan bir tanrı imajından uzak durmuştur. Peki, alemin yaratılışı bu durumda nasıl açıklanmaktadır? Mir Damad öncesi alemin yaratılışı ve sonradan oluşuna dair temel iki görüş filozof ve mütekellimlere ait idi. Mütekellimlere göre alem zaman içinde yaratılmış (hudus-i zamani) idi, filozoflar ise sudur teorileri gereğince zaman içerisinde yaratılışı temellendirememekte idiler. Onların görüşüne göre (hudus-i zati) tanrı ile sonradan varolanların farkı zamansal olarak değil de, zat itibari ile vazedilmekte idi. Mümkün oluşu mantıksal zorunluluğu olarak alemin sonradanlığı temellendirilmekte idi. Mir Damad’in zaman ile ilgili kavramlarının da ele verdiği gibi, ona göre her iki açıklama da yetersizdir. Zaman içinde yaratılış yerine zaman-dışı ve fakat tanrısal alan içerisinde yaratılışı yerleştirir. Bu görüş, “hudûs-i dehrî” olarak ünlenmiştir.

Öne Çıkan Eserleri

  • el-Kabasât: ed. Mehdi Muhakkik, Litografik baskı, Tahran 1977.

  • es-Sırâtu’l-mustakim fî rabti’l-hâdis ve’l-kadîm, ed. A. Awjabi, Tahran: Mîrâs-ı Mektûb, 2002.

  • el-Ufuku’l-mubîn, ed. A. Nûrânî, Mîr Dâmâd, Musannefât II, Tahran: Encümen-i Âsâr ve Mefâhir-i Ferhengî, 2006.

  • er-Revâşihu’s-semâviyye fî şerhi’l-ehâdîsi’l-İmâmiyye: Tahran 1311.

  • Cezevât: Müellif hattı Tahran’da Mektebet-i’s-seyyid Muhammed el-Miskat’da bulunmaktadır. Neşirleri için bkz. Bombay, 1302/1884; Tahran 1360/1981.

  • Kitabu Divan-i Işrak. 1983 ve 2000 yıllarında iki kademede yayımlanmıştır.

  • Risâletü mefhûmi’l-vücûd, (Kelimâtu’l-muhakkikîn içinde) Tahran, 1315.

  • Risâletü hudûsi’l-âlem, (Heft Risale içinde), Tahran, 1315.

  • er-Risâeletü’l-kal‘iye, ed. H. Corbin “Confessions extatiques de Mîr Damâd, maître de théologie á Ispahan (eb. 1041/1631-1632)”, Mélanges Louis Massignon I, Damascus, 1956, s. 331-78 

Kaynak: İslam Düşünce Atlası
Dijital Yapım: MÜSİDER ve TV5 Televizyonu