Hayatı

Sofyalı Bâlî Efendi, günümüzde Makedonya sınırları içinde kalan Usturumca’da (Strumitsa) doğdu. Biyografisine yer veren kaynaklarda Usturumca’da başladığı eğitimini Sofya ve İstanbul’da tamamladığına ilişkin düşülen kayıt dışında tahsili hakkındaki detaylara rastlanılmaz. Bununla beraber eserlerindeki üslubu dolayısıyla iyi bir dînî eğitim aldığı tahmin edilebilir. Tasavvufa intisabı Cemal Halvetî’nin İstanbul’daki halifelerinden Kasım Çelebi (ö. 926/1519) vasıtasıyladır. Kasım Çelebi’den hilafet alışı sonrasında bir süre İstanbul’da Zeyrek Camii bitişiğindeki Semerci İbrahim Efendi Tekkesi’nde (Akşemseddin Tekkesi) şeyhlik yaptı; ardından irşad faaliyetlerine Sofya’da devam etti. Kaynaklar geniş bir mürid kitlesinin varlığı konusunda ve siyâsî-idârî bakımdan döneminde nüfûz sahibi oluşunda müttefiktirler. Bu bağlamda Kanûnî’nin idaresindeki ordu ile birlikte Macaristan Seferi’ne katılması ve para vakıfları hakkında yapılan tartışmalara ya da çizgi dışı addedilen Bedreddînîler gibi dînî gruplara dair devlet erkanına yazdığı yönlendirici mektupları zikredilebilir. Bali Efendi 960/1553’te Sofya yakınlarındaki Salâhiye’de (Kniajevo) vefat etti.

Öğretisi

Sofyalı Bâlî Efendi, Fusûsu’l-hikem’e yazdığı şerh dışında, Etvâr-ı Seb’a, Risâletü’l-kazâ ve’l-kader, Şerhu hadîsi küntü kenzen, Risâle fî halli müşkilâti’l-Fusûs ve Vâridât başlıklarını taşıyan bâzı küçük risaleler kaleme almıştır. Eserlerinde büyük oranda savunmacı bir söylemi benimseyen Bâlî Efendi, başta Çivizâde Muhyiddin Mehmed Efendi (ö. 954/1547) olmak üzere döneminde tasavvuf karşıtı söylemce dillendirilen meseleleri ve eleştirileri dikkate alarak telif faaliyetinde bulunmuştur. İnsan-ı kâmil nazariyesi çerçevesinde insanın ezelîliği, Firavun’un imanı, velâyet-nübüvvet ilişkisi, tenzih-teşbih meselesi ve bununla irtibatlı olarak ibadet edilen her şeyde (putlarda dahil) Hakk’ın bir vechinin bulunuşu, hayal konusu ile birlikte düşünülen Hz. İbrahim’in oğlunu (İsmail ya da İshak) kurban edişinin yorumlanışı, cehennem ehlinin durumu ve cehennemde azabın ebedîliği meselesi tartışmaların odağındaki isim olan İbnü’l-Arabî ve düşünceleri üzerinden yürütülen dönemin bazı polemik konularıdır. Burada Bâlî Efendi söylemindeki savunmacı ve muhafazakar tutumun bir parçası olarak muhaliflerle birlikte İbnü’l-Arabî şârihlerini de eleştirmiştir. Özellikle şârihlerden Firavun’un mümin olarak ahirete göçtüğü yönünde kanaat bildirip yorum yapanların İbnü’l-Arabî’yi yanlış anladıkları düşüncesindedir. Aslında bu tavrıyla Sofyalı Bâlî Efendi’nin polemiklerin önünü almak için ehl-i sünnet ve şeriat vurgusunun hakim olduğu bir İbnü’l-Arabî yorumunu benimsediği söylenilebilir. Bunun dışında Sofyalı Bâlî Efendi Etvâr-ı Seb’a ile Halvetî gelenekte yaygın ve seyrü sülûkün aşamalarının tavsifine mahsus literatüre de katkıda bulunmuştur. Ancak özellikle belirtmek gerekir ki, seyrü sülûk yorumlarında da Bâlî Efendi’nin ana kaynaklarından birisi yine İbnü’l-Arabî’dir. Mesela seyrü sülûk aşamalarındanki farklılığı ya da çokluğu Bâlî Efendi a’yân-ı sâbite fikrinden hareketle izaha çalışmıştır. Nitekim cüz’î durumlar bakımından seyrü sülûkün evreleri nâ-mütenâhî iken küllî durumlar bakımından bu evreler sadr, kalp, ruh, sır, hafî, kürsî, mutlak hafî veya sırr-ı hafî olmak üzere yedi tavra (makam) sahiptir. Bu yedi makamın her birisinden fenâ bulduktan sonra maksada erişilmiş olunmaktadır.

Öne Çıkan Eserleri

  • Şerhu Fusûsi’l-Hikem: thk. Fâdî Es’ad Nasîf, Dârü’l-kütübi’l-ilmiyye, Beyrût 2002.

  • Etvâr-ı Seb’a Risâlesi: trc. Muhammed Bedirhan, Yedi Makam Yedi Nefs, Hayykitap, İstanbul 2010.

  • Risâletü’l-Kazâ ve’l-Kader: trc. Hatice Arpaguş, “Kazâ ve Kader Risâlesi”, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, sy. 30 (2006), s. 68-88.

Kaynak: İslam Düşünce Atlası
Dijital Yapım: MÜSİDER ve TV5 Televizyonu