GÜNDEM

Mahmut Arıkan: Türkiye ile İran’ı karşı karşıya getirmek istiyorlar

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, partisinin Çankırı İl Teşkilatı tarafından “Adalet Sofraları” temasıyla düzenlenen iftar etkinliğine katıldı. İran’ı hedef alan ABD-İsrail saldırılarına tepki gösterdi.

Abone Ol

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, partisinin Çankırı İl Teşkilatı tarafından “Adalet Sofraları” temasıyla düzenlenen iftar etkinliğine katıldı. İran’ı hedef alan ABD-İsrail saldırılarına tepki gösteren Arıkan, iktidarın ABD’li yetkililerin İslam inanç değerlerine hakaretlerine sessiz kalmasına tepki gösterdi. Türkiye’yi İran ile karşı karşıya getirmek isteyen odakların olduğuna dikkat çeken Saadet Partisi Genel Başkanı, provokasyonlara karşı uyardı.

Mahmut Arıkan’ın konuşmasında öne çıkanlar şöyle:

“Kadınlara özgürlük diyerek kız çocuklarını katlettiler”

“İran'da Amerika ve İsrail tarafından bombalandığı esnada ilk kurulan hedef ne bir askeri tesis oldu, ne bir komuta merkezi oldu, ne bir füze rampası oldu, ne bir nükleer tesis oldu. Nereyi bombaladılar? Kız çocuklarının okuduğu bir okulu bombalamaktan bile imtina etmedi. Ramazan gününde, mübarek bir günde bir kız ilkokulunda 168 kızımızı Amerika'nın hedef aldığına şahitlik ettik. Halbuki gerekçe neydi? İran'da kadınlara özgürlük verilmiyordu. Kadınların yaşama alanları kısıtlanıyordu. Oraya özgürlük getireceklerdi. Ama özgürlük getireceği iddiasında bulunanlar, ilk önce kızların okuduğu bir ilkokulu bombalamakta bir beis görmediler. Bu asla bir tesadüf değil. Bu bilinçli bir tercih. O coğrafyadaki acıları dayanılmaz hâle getirerek Büyük İsrail’i kurmak istiyorlar.”

“İktidar inançlarımıza hakarete sessiz kalıyor”

“Bu hadiseler olurken ısrarla birileri de bizi Amerika ile İran arasındaki savaşın içerisine çekmek istiyorlar. Ve bizimle alakalı akla hayale gelmeyecek hadsiz ifadelerde bulunan Amerikalı yetkililerin konuşmalarına şahit oluyoruz. Amerikalı üst düzey isimlerden biri Mikael Rubin diyor ki; ‘2026’da Tahran’da yaşanan hadiseler acaba 2036’da Ankara’da yaşanacak mı?’ diyor. Ne demek istiyor? ‘2036’da da Ankara’yı biz bombalayacağız.’ diyor. Bu cümle karşısında Türkiye’deki idarecilerimizin sessizliği bizi de daha büyük bir dehşete düşürüyor.

Devam ediyorlar. Amerika Savaş Bakanı çıkıyor. Diyor ki: Haşa, ‘İslam Peygamberi’nin yanılgılarına inanan rejimler’ ifadesini kullandı. Peygamberimize hakaret ediyor Amerikalı bir yönetici. Ve en son dün Trump’ın yakın dostu Lindsey Graham diyor ki: ‘Bu bir dinî savaştır.’ Ve bu savaş neticesinde Orta Doğu’nun gidişatını bin yıl boyunca biz belirleyeceğiz diyor. Bin yıl boyunca bu coğrafyaya kendilerinin hükmedeceğini ilan ediyorlar. Ve bizimkiler maalesef bu açıklamalar karşısında yine sessizler.

Şuna da açıklık getirelim. Bu açıklamayı yapan Amerikalılara bir mesaj vermek istiyorum. Sizin dedeleriniz yine bin yıl önce Haçlı seferlerinde aynı şekilde bu coğrafyaya geldiler. “Dinî bir savaş yapıyoruz.” dediler. ‘Gidişatı bin yıl boyunca biz belirleyeceğiz.’ dediler. Şimdi o dedelerinizin bu coğrafyada mezarları bile yok.

Bin yıl önce bu işi beceremediniz. Yüz yıl önce yine geldiniz. Bu sefer Türkiye’yi işgal edeceğiz dediniz. Türkiye’yi işgal etmek üzere gelen dedeleriniz, donanmalarınız şu anda Çanakkale’nin derin sularında yatmaktalar. Bir mezar taşları bile yok onların.

Yine buradan söylüyorum: Değil 2036, 3036 olsa bile sizler bu hayalinizi asla gerçekleştiremeyeceksiniz. Bizim müktesebatımız asla buna müsaade etmeyecek. Bu coğrafyada o kadar çok hesap yapan oldu ki, bu coğrafyaya o kadar çok hükmetmek isteyen oldu ki; bunların hepsi tarihin çöplüğünde yerlerini aldılar. Bugün de görüyoruz ki o çöplükte yer almak isteyen Amerikalıların bu iş için can attıklarını takip ediyoruz.”

“Türkiye ile İran’ı karşı karşıya getirmek istiyorlar”

“İki gün önce Türkiye’ye bir mühimmat düştü. Korktuğumuz gibi olmadığını elhamdülillah öğrendik. Dün de Azerbaycan’da istemediğimiz hadiselerin yaşandığına şahitlik ettik. Bir kez daha dile getiriyorum: Bu bölgedeki hiçbir ülke, hiçbir lider, hiçbir provokasyon bu süreci bölgesel bir savaşa götürmemelidir. Biz siyaset olarak sivil toplum kuruluşlarımızla, iktidarımızla, muhalefetimizle bölgesel bir savaşın çıkmaması için olağanüstü bir gayret göstermek istiyoruz.

Şu net: Türkiye ile İran’ı bu karmaşa içinde karşı karşıya getirmek isteyen çok ciddi bir kitle var. O kitleye karşı ortaya koyacağımız duruşla bu tuzağa ülkemizi düşürmemeliyiz. Biz şunu biliyoruz: Böyle bir tehlike gelecek olursa Türkiye’nin bu tehlikenin altından kalkabilecek kudreti fazlasıyla vardır, hamdolsun. Nice zorluklar gördük, bunları aştık, yine aşarız. Ancak bu savaş lobisinin bizi böyle bir mecraya çekmesine de müsaade etmememiz gerekiyor.

Bazı isimlerin ortaya çıktığını görüyoruz. “Efendim İran şunu yaptıda, bunu yaptıda; İran’la gerekirse savaşırız” cümlesini kuran kişiler olduğunu görüyoruz. Ben onlara buradan diyorum ki; çağrıda bulunarak diyorum ki, Erbakan Hocamızın deyimiyle, sözleriyle onlara sesleniyorum: Kim İran’la bizi savaşa sokma vebaline girerse, deyin dedeleriniz, yeni sülaleniz alnını secdeden kaldırmasa bu vebalin altından kalkamazsınız.”

“Türkler, Kürtler, Araplar, Farisiler bölgenin yönetimini asla Trump’ın avarelerine bırakmayacağız”

“Trump çıkıyor, bölgedeki insanları İran’a karşı kışkırtmaya çalışıyor. ‘Efendim İran’a karşı kara savaşında şu kimlikteki insanlardan destek bekliyoruz’ diyor. Biz bu coğrafyanın onurlu halkları olarak Türkler, Kürtler, Araplar, Farisiler bu bölgenin yönetimini asla Trump’ın avanelerine bırakmamız mümkün değildir arkadaşlar. Ne dedi Amerikan İsrail Büyükelçisi Maccabi? “Fırat’la Nil arasındaki topraklar, İsrail halkına ait olan topraklardır.” dedi. Eğer İsrail bu toprakları ele geçirmek isterse, Amerika olarak biz onlara yardımcı olacağız dedi. Değerli arkadaşlar, Arz-ı Mevud dedikleri toprak neresi? Türkiye’nin önemli bir kara parçasından bahsediliyor. Türkiye’nin önemli bir kara parçasının İsrail’in hakkı olduğunu söylüyorlar. Buradan sesleniyorum: Arz-ı Mevud’un içerisinde yer alan ülkelerin hepsi hiç olmadığı kadar bugünlerde bir araya gelmek, beraber planlama yapmak zorundalar. Biz bunu derken bazıları diyorlar ki: “Efendim Saadet Partisi bu İran güzellemesine ne bıktık.” Ya biz İran güzellemesi falan yapmıyoruz. Biz ülkemizin hızlı bir şekilde ateş çemberi içerisine alınmaya çalışıldığını görüyor, buna engel olmaya çalışıyoruz. Bu sıkıntıyı çözmeye çalışıyoruz. Büyük Orta Doğu Projesi hâlâ orada bekliyor. Büyük İsrail Projesi hâlâ orada bekliyor ve bu projeleri hayata geçirebilmek için Amerika’sıyla, İsrail’iyle, kukla devletleriyle bu işi bitirebilmek için, bu projeyi hayata geçirmek için canhıraş çalışıyorlar.”

“İç cephede birlik bölgenin bütünlüğü için de önemlidir”

“Bizler kavga ile değil, kavgacıyla yani Siyonizmle Saadet Partisi olarak mücadele etmeye devam ediyoruz. Her yerde şu sorular geliyor. Biz de bunu birçok kere ifade ettik. ‘Efendim sıra Türkiye’de mi?’ sorusunu herkes konuşmaya başladı. Erbakan Hocamız yıllarca bunu anlattı. Biz neler olduğunu, hangi hadiselerin gerçekleşeceğini, bu hadiselerle alakalı nasıl tedbir almamız gerektiğini defaten anlattık. Ve bu süreçte iktidarın bir cümlesi var: ‘Efendim biz iç cepheyi tahkim etmeliyiz.’ diyor. Evet, iç cepheyi tahkim etmeliyiz. Ama iç cepheyi tahkim ederken bu gayretin sadece iktidarın bir müddet daha devam etmesi üzerine kurulmaması gerekir. Gerçekten Türkiye’nin bu hengâme içerisinde zayiat vermeden atlatabilmesi, sadece Türkiye’nin değil bölge ülkelerinin de zarar görmemesi için içerideki ittifakı sağlamak gerekiyor.”