Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Al Jazeera kanalında Resul Serdar Ataş’ın gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Ortadoğu’da Bölgesel Paktlar

Ortadoğu'daki gelişmeleri değerlendiren Dışişleri Bakan Fidan, şunları kaydetti:

Mahmut Arıkan, DEM Parti heyeti ile bir araya geldi
Mahmut Arıkan, DEM Parti heyeti ile bir araya geldi
İçeriği Görüntüle

Bölgedeki herhangi bir anlaşma daha kapsayıcı olmalı. Aksi halde bölücü olmak ya da yeni bir cephe oluşturmak istemiyoruz.

2-3 ülkeyle başlayabilir, ancak zamanla, bölgedeki çoğu ülkeyi kapsayan yapıya dönüşürse, bu ideal olur.

Bölgesel işbirliğine, bölgesel güvenlik yapısının kurulmasına ihtiyacımız var. Bir tarafla savaşacaksak, bu taraf terörist olmalıdır; birlikte, terörizmle mücadele etmeliyiz.

Suriye

Bakan Fidan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

(Suriye içinde uzlaşma) Prensip gereği, Türkiye olarak, taraflar kim olursa olsun bir uzlaşıya varırlarsa bunu destekleriz.

Ancak Türkiye’nin ulusal güvenlik çıkarlarıyla ilgili kendi kaygılarımız, kendi kırmızı çizgilerimiz var. Buna rağmen, Şam yönetimi SDG ile bir anlaşmaya girdiğinde, bunlar genellikle gözetilir.

SDG'nin kontrol ettiği bölgelerdeki Türk sol unsurlara, (örgüt tarafından) Türkiye'ye karşı faaliyet yürütmeleri için barınma ve operasyon alanı sağlanıyor.

Filistin-İsrail

"Bizim sorunumuz İsrail ile değil, bölgedeki İsrail politikalarıyla"

Gazze Barış Planı'nın ilk olarak Gazze sorununu çözmek için ortaya atıldığını ve şimdi Barış Kurulu'nun, tüm sürecin bir uzantısı olduğunu belirten Fidan, şu değerlendirmede bulundu:

"Geçen yıl 25 Eylül'de New York'ta BM Genel Kurulu toplantısı başlatıldığında, 8 Müslüman ülke lideri Başkan Trump ile bir araya gelerek Gazze'deki soykırımı çözmenin bir yolunu aradı. Bence asıl başlangıç ve 20 maddelik Gazze Barış Planı'nın doğduğu yer orasıydı. O günden bu yana, görüş alışverişinde bulunmak, kurumlar oluşturmak, anlaşmalara varmak gibi sürekli bir süreç devam ediyor. Şimdi, ateşkesin ilk aşamasını tamamladık ve Barış Kurulu'nun Gazze gündemini gerçekten ilerletebileceğimiz bir platform olduğunu düşünüyoruz."

Fidan, askeri açıdan bakıldığında, Hamas'ın hiçbir zaman İsrail için caydırıcı bir faktör olmadığını vurgulayarak, "Çünkü Amerikan ordusunun desteğiyle İsrail'in askeri gücü ile Hamas'ın askeri gücü arasında hiçbir denge yok. Hamas işgale direniyor olsa da, caydırıcı değil. En iyi ihtimalle İsrail için rahatsız edici bir faktör olabilir ancak caydırıcı bir faktör olamaz. Hamas güvenlik güçleri, tüm Gazze'yi yönetmek ve yerel güvenlik ve polislik hizmetlerini sağlamak için yeterince iyiydi. Ancak İsrail'i caydırmak söz konusu olduğunda, İsrail her zaman istediği zaman askeri operasyon düzenleyebilecek bir konumdaydı ve hala da öyle." diye konuştu.

Uluslararası İstikrar Gücü'ne değinen Fidan, "Bu önemli bir konu. Eğer bu uygulanabilirse, hem İsrail hem de Filistinliler için, karşı tarafın saldırısına uğramama ve güvenlik anlaşmalarının ihlal edilme riski olmaması açısından faydalı olacağını düşünüyorum. Bu, Filistin sorununun yeni bir sayfası olacak." dedi.

Fidan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Türkiye'nin Barış Kurulu'na katılımına itiraz ettiğini belirterek, "Davet edildik ve katıldık, adım Gazze Yürütme Kurulu'na dahil edildi ve hala oradayız. Mısır, Katar ve ABD ile birlikte arabuluculuk grubunun çekirdek üyeleriyiz. Dolayısıyla, şu anki konumumuz, Gazze'de devam eden barış sürecine insani, askeri veya siyasi olarak mümkün olan her türlü katkıyı sağlamak. Şimdi, talep edilirse, Uluslararası İstikrar Gücü'ne askeri birlikler sağlamaya hazırız." ifadelerini kullandı.

Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin son dönemine işaret eden Fidan, "İsrail ile ticareti keserken bunu çok net bir şekilde ifade ettik; savaş devam ettiği ve Gazze'ye insani yardım girmesine izin verilmediği sürece, hayır, ticaretimizi yeniden başlatmayacağız. Bu bir şeyleri anlatıyor. Bizim sorunumuz İsrail ile değil, bölgedeki İsrail politikalarıyla, özellikle Filistinlilere yönelik politikalarla ve son zamanlarda Gazze'de yaşanan soykırımla." diye konuştu.

Fidan, Türkiye ve İsrail arasındaki "kopuşun" şartlara bağlı olduğunu belirtti.

İran

Hakan Fidan, İran ile ilgili sorulara ilişkin de şu değerlendirmelerde bulundu:

Bakan Fidan, İsrail'in olası İran saldırısında birincil hedefinin İran ordusunun bazı kritik yeteneklerini yok etmek olacağını söyledi.

İsrail'in İran'da rejim değişikliği isteyip istemediğine ilişkin soruya Fidan, "Evet, bunu yapmak isterler ama yapabilirler mi bilmiyorum. Çünkü bu halkın elinde, dış askeri müdahalenin elinde değil. İran halkı savaş ve dış saldırı, özellikle de İsrail'den gelen saldırı sırasında, her zaman liderlerinin etrafında birleşir." cevabını verdi.