Görüşmenin ardından kameralar karşısına geçen genel başkanlar gazetecilerin sorularını yanıtladı. Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, konuşmasında dış müdahalelere karşı net bir tutum sergileyerek, “Masada Amerika ve İsrail varsa, biz karşısındayız” vurgusunu yaptı. Bölgedeki gelişmelerin tesadüf olmadığını ifade eden Arıkan, çözüm için “Türkiye, İran, Irak ve Suriye’den oluşan bir masa oluşturmalıyız” değerlendirmesinde bulundu. İç barışın ve toplumsal bütünlüğün önemine dikkat çeken Saadet Partisi Lideri, “Emperyalizme ve Siyonizme karşı içeride birliği sağlamak zorundayız” dedi.

Mahmut Arıkan’ın konuşmasında öne çıkan başlıklar şöyle;
“Türkiye, İran Irak ve Suriye’den oluşan bir masa oluşturmalıyız”
“Bölgedeki sorunları çözmekle alakalı bizim yıllardır söylediğimiz şey, bölge ülkelerinin masanın etrafında olması gerektiğidir. Türkiye, İran, Irak ve Suriye’den oluşan bir masa oluşturmamız lazım. Bu masanın sağında, solunda, arkasında, önünde, perde gerisinde Amerika’nın, İngiltere’nin, Rusya’nın, İsrail’in olmadığı bir düzenek kurmak gerekiyor.
Bunun için önce Suriye’de, düzenli bir devlet anlayışının ve eşit hakların savunulduğu bir anayasanın inşası gerekiyor. İran’ın da bu yaşadığı süreçten bir an önce çıkmasıyla alakalı Türkiye’nin üzerine düşeni yapıp, bu dört ülkenin oluşturacağı bir mekanizmayı inşa etmemiz gerekiyor.”
“Masada ABD ve İsrail varsa, biz karşısındayız”
“Hepimizin malumu ki bölgemizde yeni oyunlar planlanıyor, yeni oyunlar sahnelenmeye çalışılıyor. Biraz önce ifade ettim; donanmalar çok hızlı bir şekilde bölgemize yaklaşıyor. Ve bu oyun kurucunun, bu planlayanların Amerika ve İsrail olduğunu görmemiz, buna göre hareket etmemiz gerekiyor.
Siyonizm, etnik ve mezhepsel farklılıklarımızı kendi çıkarları için kullanmakta son derece mahirdir. Geçtiğimiz dönemde bölgedeki oyunlarda ve planlarda bunu fazlasıyla gördük. Herkesi kendi cenazesiyle uğraşmaya, komşusunun cenazesine dönüp bakmayacak ortam oluşturmaya gayret ediyorlar. O açıdan bu dönemde herkesin kullandığı cümlelere dikkat etmesi gerekiyor.
Eğer masada Amerika ve İsrail varsa, Saadet Partisi altmış yıla yakın süredir siyaset sahnesinde yer alan bir parti olarak her zaman bu iki ülkenin karşısında durmuştur, bu iki ülkenin karşısında politikalar geliştirmiştir. Bütün politikalarımızın merkezinde de Hz. Ali’nin “Devletlerin dini adalettir” sözü vardır. Adaletle yaklaşıldığında birçok sorun kendiliğinden çözülecektir.
Emperyalizmin ve siyonizmin oyunlarına karşı, hiç olmadığı kadar içeride adaleti ön planda tutup birlikteliği sağlamak zorundayız. Bu nedenle herkesin kullandığı cümlelere dikkat etme mecburiyeti vardır.”
“İçeride birlik, bölgede adalet şarttır”
“Bu kadar sıkıntının, bu kadar badirenin yaşandığı bir dönemde; içeride bütünlüğü sağlamak, bölgemize büyük savaş gemilerinin hızlı bir şekilde yaklaştığı bir süreçte yakın bölgemizdeki komşu ülkelerde de huzuru temin etmek en önemli vazifelerimizden bir tanesidir.
Bugüne kadar Saadet Partisi her zaman işin yapıcı tarafında yer aldı. Sorunlar üzerinden oy devşirmek, sorunları istismar etmek yerine; kısa vadeli çözümler yerine uzun vadede çözüm üretme gayreti içerisinde oldu.
Hep söyledik; bizim Türkiye’mizde Türk’ün ne kadar hakkı varsa, Kürt’ün de, diğer etnik kökenli insanların da o kadar hakkı olduğunu her zaman savunuyoruz. Aynı şekilde komşu ülke Suriye’de Arap’ın ne kadar hakkı varsa, Kürt’ün de ve diğer etnik kökenli insanların da haklarının olduğunu her zaman ifade ediyoruz.
Nasıl ki bizim coğrafyamızda Türk’ün sayısal anlamda fazla olması diğer etnik kökenlerin dışlanmasını gerektirmediği gibi, Suriye’de de Arap nüfusunun fazla olması diğer etnik kökenli insanların ötekileştirilmesini gerektirmez. Biz her zaman hak tanımını doğru olan hak tanımı ve yanlış olan hak tanımı olarak değerlendiriyoruz ve hiçbir dönemde çoğunluk hak sebebi olmamıştır.”
“TBMM heyetiyle dünya doğru bilgilendirilmelidir”
“Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bir heyet oluşturarak gerek Şam yönetimiyle gerek Şam’da yaşayan diğer etnik kökenli milletlerle bir araya gelmesini, bir rapor hazırlamasını ve dünya kamuoyuna doğru bilgilendirme yapılmasını gerekli görüyoruz. Hep beraber görüyoruz ki çok farklı kanallardan gelen farklı haberler, farklı bilgiler var. Doğru bilgiye ulaşmanın yolu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bir heyet oluşturarak bölgeye bir an önce gitmesidir; bunu önerdiğimizi ifade ediyorum.
İran’a yönelik büyük bir savaş hazırlığının konuşulduğu bir süreçte, Türkiye’nin de komşularıyla hem yakın diyalog kurması hem de adil bir işleyişi temin etme noktasında daha fazla inisiyatif ve daha fazla rol almasını önemsiyoruz. İnsani yardım koridoru meselesi de burada önemli bir başlıktır. Nasıl ki biz millet olarak, ülke olarak Gazze’de yaşanan hadiselerde en güçlü dayanışmayı sağladıysak, Gazze’ye insani yardım koridorunun açılmasıyla ilgili olağanüstü çalışmalar yaptıysak, aynı hassasiyetin Suriye’deki bütün mağdur insanlara yardımların ulaştırılması konusunda da gösterilmesi gerekir. Yardımların en kısa mesafeden, en hızlı şekilde ulaşmasını sağlayacak sağlıklı iletişim kanallarının bir an önce açılmasını önemsediğimizi ifade etmek istiyorum.”


