Saadet Partisi'nin öncülüğünde İstanbul Çırağan Sarayı'nda Gelişen 8 Ülke (D8) Ekonomik İşbirliği Teşkilatı'nın 29. kuruluş yıl dönümüne ilişkin program düzenlendi.

Saadet Partisi'nin düzenlediği program İstiklal Marşı ve Kur'an-ı Kerim tilaveti ile başladı.

D 8 1-1

Selamlama konuşmasını Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Kaya yaptı.

D 8 Kaya

Dr. Ahmet Recai Tekin'in Moderatör olduğu panelde Mısır Arap Cumhuriyeti Eski Dışişleri Bakanı Amre Mahmoud Moussa, İran İslam Cumhuriyeti Eski Dışişleri Bakanı Bakanı Manuçehr Muttaki, 54. Hükümet Eski Devlet Bakanı Prof. Dr. Sabri Tekir ve D-8 Genel Sekreteri Sohail Mahmood konuşmalarını gerçekleştirdi.

D 8 Panel

Panelden sonra verilen kısa aranın ardından protokol konuşmaları yapıldı.

Protokol konuşmalarına ilk olarak Fİlistin-Türkiye Parlamenrolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Mazen Alhasasneh yaptı.

Mazen Alhasasneh'in ardından kürsüye çıkan Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan konuşmalarını yaparak şunları dile getirdi:

D 8Erbakan

"'Irkçı emperyalizm' geçen yüzyılda Birinci Dünya Savaşı'nı yaptılar. Osmanlı'yı yıkıp Filistin topraklarında söz sahibi olmak için ve söz dinlemeyen imparatorları, kralları tasfiye etmek için. İkinci Dünya Savaşı'nı yaptılar. İsrail Devleti'ni resmi olarak kurmak ve Avrupa'daki ve tüm dünyadaki Ben-i İsrail mensuplarını Filistin'de toplamak için. Savaşın sonunda 'Birinci Yalta Konferansı' ile bugünkü dünya düzenini kurdular. Yalta Konferansı ile kurulan bu dünya, hakkın değil kuvvetin üstün tutulduğu 'ırkçı emperyalizm'in dünyasıdır. Bugün maalesef 'güçlünün haklı sayıldığı' bir dünyada yaşıyoruz. Birinci Yalta Konferansı'nda kurulmuş olan 'zulüm dünyası' yerine, 'yeni ve adil bir dünyanın' kurulması zorunlu hale gelmiştir. D-8'ler 'yeni ve adil bir dünyanın' kurulmasının resmi ve somut adımı ve kurulacak olan yeni dünyanın çekirdeğidir. D-8'ler, 160 ülkenin, 6 milyar insanın oluşturduğu 'ezilenler' camiasının çekirdeğini oluşturmaktadır. Bundan dolayı merhum liderimiz Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın öncülüğünde, bundan tam 29 yıl önce, 15 Haziran 1997'de D-8'ler adımı bu münasebetle, 'adil bir dünyanın' çekirdeğini oluşturmak üzere atılmıştır.

Sekiz ülkenin meydana getirdiği D-8 topluluğu; bugün toplamı 8 milyarı bulan dünya nüfusunun takriben 1,5 milyara yakın kısmını, yani yüzde 18'ini teşkil etmektedir. Bu 8 ülkenin yüzölçümü 7,5 milyon km²'dir. Dünyanın kanıtlanmış petrol rezervlerinin yüzde 12'sine sahiptir. Dünyadaki kanıtlanmış doğalgaz rezervlerinin yüzde 22'sine sahiptir. Ayrıca bor, krom, toryum gibi stratejik maden rezervlerinin büyük çoğunluğunu ihtiva etmektedir. Pamuk ihracatının büyük kısmını sağlamaktadır. Dünyanın merkezindeki geniş bir bölgeyi kapsamakta (jeostratejik önem). Dünya deniz ticaretinin üçte ikisinin gerçekleştiği deniz ve boğazların kontrolü bu 8 ülkenin elindedir. Genç, dinamik, sürekli artan nüfus ve yüksek iş gücü potansiyeli. Toplam nüfusu 1,5 milyara yaklaşan D-8 ülkeleri, ekonomik bakımdan çok büyük bir pazar potansiyeline sahip bulunmaktadır. Ve yine D-8'ler, 60 üyeli İslam Konferansı Örgütü'nün toplam GSMH'sının yüzde 60'ını, nüfuslarının yüzde 65'ini, İslam ülkelerinin toplam dış ticaretinin yüzde 58'ini temsil etmektedir.

"D-8 AYDINLIĞA AÇILAN BİR KAPIDIR"

"D-8'lerin kurulması, baştan sona savaşlar, çatışmalar, kan ve gözyaşı ile dolu olan 20. asrın sonunda, aydınlığa açılan bir kapı gibidir. Bugün D-8'lerin niçin kurulduğunu, bunun zorunluluğunu ve bütün insanlık için önemini 29 yıl öncesine nazaran çok daha açık ve net bir şekilde hissediyoruz. Orta Doğu'da, tüm İslam coğrafyasında yaşanan olaylar D-8'in hayatiyetini en açık şekilde göstermektedir. Ancak D-8'lerin kuruluşundan bu yana geçen 29 senede istenen mesafenin alınamadığını da ifade ediyoruz. Bu sebeple, D-8'lerin 29. kuruluş yıldönümü münasebetiyle gerçekleştirdiğimiz bu toplantımızda, D-8 Organizasyonu'na gereken ilginin gösterilmesi, kuruluş amaçlarına uygun şekilde çalıştırılması ve hedeflerine ulaşması için gerekli adımların atılması çağrısını üye ülkelerin hükümetlerine bir kez daha yineliyoruz.

Erbakan'ın ardından konuşmalarını gerçekleştiren DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan şunları dile getirdi:

D 8 Babacan

29 sene sonra bugün dünyadaki tabloya baktığımızda, aslında maalesef bu hedeflerin hemen hemen tamamında bir iyileşme olmadığı gibi, geriye doğru gidişi üzülerek gözlemliyoruz. Baktığımızda diyalog diyoruz ama pek çok uluslararası kuruluş zayıflıyor. Çok taraflılık dünyada artık zemin kaybediyor. Hukuk, özellikle de uluslararası hukuk artık çalışmıyor. Güç kimin elindeyse onun dediği oluyor. İnsan hayatı çoğu zaman sadece rakamlardan ibaret olarak anılıyor. Demokrasi pek çok ülkede zayıflıyor. Daha otoriter, daha merkezi rejimler dünyada gittikçe yaygınlaşıyor. Gelir dağılımı bozuluyor. Servet dağılımı bozuluyor. Bütün dünyada servet ve gelir bir avuç insanın elinde toplanıyor. Geniş kitleler yoksullukla, fakirlikle, açlıkla mücadele etmek zorunda kalıyor. Ve belki de en önemlisi teknoloji konusunda çok geri kalıyoruz. Teknolojiyi sadece kendi başına bir alan olarak görmemek gerekiyor. Teknoloji bugün artık ekonomi demek. Teknolojiye sahip olan ekonomik üstünlüğü sağlıyor. Teknolojiye sahip olan askeri üstünlüğe de sahip oluyor. Hem ekonomide hem güvenlikte büyük bir avantaj sağlıyor teknoloji. Ve maalesef bizler göreli olarak geri kalıyoruz.

"TEMİZ SİYASET" VURGUSU...

Babacan, "Önce insan" anlayışının esas alınması gerektiğini belirterek, eğitim sistemlerinin güçlendirilmesi, insan kaynakları politikalarının geliştirilmesi ve her bireyin en yüksek katkıyı sunabileceği bir yapının kurulması gerektiğini söyledi. Devlet kurumlarının saygın, itibarlı ve öngörülebilir olması gerektiğini vurgulayan Babacan, ülkelerin gücünün kurumlarının toplam gücünden oluştuğunu ifade ederek, hukukun üstünlüğü, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerinin hayata geçirilmesi gerektiğini, temiz siyaset ve iyi yönetişimle ülkelerin yönetilmesinin zorunlu olduğunu dile getirdi. Babacan, "Evimizin içini toparlayacağız, ama ülkeler arası ilişkileri de geliştirmek için gayret göstereceğiz" dedi.

Zamanın hızlı geçtiğini belirten Babacan, "Bir 29 yıl daha beklemeyelim, elimizi çabuk tutalım. Aksi halde 'su uyur, düşman uyumaz' sözünü hatırlamak gerekir" dedi. Son üç yılda bölgede yaşananlara dikkat çeken Babacan, "Gazze'nin büyük bölümü işgal altına girmiştir. Batı Şeria'da işgal ilerlemektedir. Lübnan'ın güneyi kademeli olarak işgal edilmektedir. Suriye'de işgal Şam'a yaklaşmıştır. Bir an önce hareket etmemiz gerekir" ifadelerini kullandı.

Babacan'ın ardından konuşmalarını gerçekleştiren Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu şunları dile getirdi:

D 8 Davutoğlu

Bu bölgenin bütün sorunlarının anası Filistin'dir. Bu Filistin'in de anası Kudüs'tür. Kudüs'ün de anası Mescid-i Aksa'dır. Mescid-i Aksa özgür olmadan, Kudüs özgür olmadan ve Kudüs'ün başkent olduğu bir Filistin devleti kurulmadan barış olmaz, demeli. Bu yeni kurulacak güvenlik mimarisinde İran, Mısır, Türkiye, Suriye, Irak ve Sudan; hepsi bunu kurduktan sonra İsrail'e şu net mesajı verecekler: 'Bu bölgede yaşamak istiyorsan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarını uygulayacaksın. Filistin Devleti'nin kurulmasına engel olmayacaksın. Lübnan'dan çekileceksin ve bir daha Lübnan'ın güneyine adım atmayacaksın. Suriye'de, Golan Tepeleri dahil hiçbir yerde İsrail askerleri olmayacak. Birisi bize 'Abraham Antlaşmaları' diye bir antlaşma getiriyor. Bakın, bu sorunların temelinde Gazze soykırımıyla birlikte Abrahamic anlaşmalar vardır. Filistin'i unutarak Amerika'yla kim anlaşma yaparsa Filistin'e de bölgeye de bütün İslam dünyasına da tarihe de ihanet etmiş demektir.

Davutoğlu'nun ardından konuşmalarını gerçekletiren Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan şunları söyledi:

Mahmut Arıkan D 8

“D-8 DÜNYANIN GİDİŞATINA İTİRAZ EDEN BÜYÜK BİR MEDENİYET ÇAĞRISIDIR.”

“Elbette D-8’leri konuştuğumuz bir yerde, Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamıza özel bir başlık açmamız gerekir. D-8; Erbakan Hocamızın vizyonunun, ufkunun, inancının ve her şeyden önce emeğinin neticesidir. Bu vesileyle; başta merhum Erbakan Hocamız olmak üzere, D-8’lerin kuruluşuna imza atan kıymetli liderlerden ahirete irtihal edenlere Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum. Hayatta olanlara; sağlık, afiyet ve hayırlı uzun ömürler niyaz ediyorum.

D-8 dünyayı derinden sarsmış, küresel sistemi adeta panikletmiştir. Çünkü D-8; bugünün sözde uluslararası kuruluşları gibi göstermelik ve yalnızca Siyonizm’in çıkarına hizmet eden, karikatürize bir yapı değil, dünyanın gidişatına itiraz eden büyük bir medeniyet çağrısıdır.

Çünkü Siyonizm’in orkestra şefliğindeki uluslararası düzen; ‘demokrasi’, ‘insan hakları’, ‘özgürlükler’, ‘hukukun üstünlüğü’ gibi içini boşalttıkları kavramların arkasına artık saklanma gereği bile duymuyor. Öte yandan; biz yaklaşık 100 yıldır ‘laiklik nedir’ sorusunun cevabını ararken, Siyonist rejim dini ve tarihi referanslarını, coğrafi yayılmacılığının aracı haline getirerek burnumuzun dibine kadar geldi... ‘Vaat edilmiş topraklar’ safsatası üzerinden şekillenen yayılmacı anlayışı, bugün yalnızca bölgesel barışı değil, uluslararası hukuku ve insanlığın ortak vicdanını tehdit ediyor. Birilerinin "komplo teorisi" dediği argümanlar, bugün soykırım politikalarının meşruiyet zemini haline geldi. Bunun en acı, en çıplak ve en yakıcı örneğini bugün Gazze’de görüyoruz. Gazze’de ‘soykırım’ devam ediyor... Hem de bütün dünyanın gözleri önünde; ateşkeslere rağmen, anlaşmalara rağmen, uluslararası hukuka ve kuruluşlara rağmen.”

“DÜNYA BU KADAR GERİLİMİ KALDIRAMAZ”

“Artık şunu herkesin görmesi gerekir: İnsanımız bu gerilimi artık kaldıramaz. Çünkü bu gerilim; şehirlerin üzerine bomba olarak düşüyor, annelerin yüreğine ateş olarak düşüyor, çocukların geleceğine karanlık olarak düşüyor. Coğrafyamız bu gerilimi kaldıramaz. Çünkü bu gerilim; ülkeler arası ticareti zayıflatıyor, enerji yollarını tehdit ediyor, gıda güvenliğini kırılgan hale getiriyor. Dünya bu kadar gerilimi artık kaldıramaz. Çünkü bu gerilim; bütün ekonomileri sarsar, yeni göç dalgalarını tetikler, ortak geleceği tehdit eder.”

“İSRAİL CİVİTAS NON GRATAİLAN EDİLMELİDİR”

“Bugün kalıcı bir barıştan söz etmek isteyen herkesin öncelikle şu gerçekle yüzleşmesi gerekir: Barışın önündeki en büyük engel, İsrail'in mevcut politikalarıdır! Son dönemde ABD'nin İran ile gerilimi düşürmeye ve yeni bir diplomatik denge oluşturmaya yönelik girişimleri dikkatle takip edilmelidir. Kuşkusuz bölgesel tansiyonun düşürülmesine yönelik her çaba değerlidir. Ancak bu çabaların başarıya ulaşabilmesi için en önce İsrail'in sürekli kriz üreten politikaları hesaba katılmalıdır. İsrail'in, anlaşmanın ilan edildiği ilk saatlerde Lübnan'ı vurması bir tesadüf değildir. Öte yandan, yaşananları ‘Netanyahu ve Hükümeti’ üzerinden okuyan anlayışa da dikkat çekmek istiyoruz. Bugün tartışılması gereken şey; "persona non grata" (persona nan gırata), yani tek tek kişiler değil, belirli devlet politikalarının uluslararası toplum nezdindeki meşruiyetidir. "Civitas non grata" (kivitas nan gırata) kavramı, barışa, hukuka ve insanlık değerlerine sistematik biçimde zarar veren devlet politikalarının uluslararası vicdanda mahkûm edilmesini ifade eden yeni bir siyasi ve ahlaki çerçeve olarak geliştirilmelidir. Amaç bir halkı ya da bir inancı hedef almak değildir. Mesele; şahısları, hükümetleri, dönemleri aşmış, sistematikleşmiş bir devlet pratiğine dönüşmüştür.

Dünyada var olduğunu ve tamamen Siyonizm’e hizmet ettiğini bildiğimiz Epstein koalisyonuna, finans oligarşisine, küresel medya tekellerine rağmen İsrail’in bu devlet pratiğine topyekûn karşı koyabilecek kudret D-8’de fazlasıyla mevcuttur!

D-8; Asya’dan Afrika’ya, Afrika’dan Avrupa’ya uzanan bir stratejik kuruluştur.

Enerji üretim alanlarının, ulaşım ve nakil yollarının üzerindedir. İstanbul Boğazı’ndan Çanakkale’ye, Süveyş Kanalı’ndan Aden Körfezi’ne, Hürmüz Boğazı’ndan Hazar Denizi’ne varıncaya dek çok önemli bir jeostratejik konuma sahiptir.

Petrol ve doğalgaz başta olmak üzere her türlü yer altı ve yer üstü zenginliği bünyesinde barındırmaktadır. Ama hepsinden önemlisi; sahip olduğu insan kaynağıdır. D-8 ülkeleri; 1 milyarı aşan nüfusu, 5 trilyon dolara yaklaşan ekonomisi, 7,5 milyon metrekareyi aşan coğrafyası ile muhteşem bir güce sahiptir.

“GÜCÜMÜZÜ İRADEYE DÖNÜŞTÜRMELİYİZ”

“İşte bu açıdan bakıldığında D-8, üye ülkeler için büyük bir fırsattır. Çünkü üye ülkelerin ekonomilerini güçlendirebileceği; enerji, tarım, sanayi, teknoloji ve savunma alanlarında birbirini tamamlayabileceği büyük bir iş birliği zeminidir. D-8, bölgemiz için büyük bir fırsattır. Çünkü savaşların ve işgallerin kuşattığı coğrafyamızda barışın ve ortak kalkınmanın en güçlü imkânlarından biridir. D-8, dünyamız için büyük bir fırsattır. Çünkü tahakküme karşı adaleti, çifte standarda karşı hakkaniyeti temsil edebilecek tarihî bir zemindir. Ancak değerli dostlar, potansiyel tek başına yeterli değildir. Asıl mesele, bu gücü ortak bir iradeye dönüştürebilmektir. D-8'i sadece ekonomik bir iş birliği platformu olarak görmekten çıkarmalı; bu büyük yapıyı siyasi bir hüviyete, ahlaki bir duruşa, küresel bir "adalet" teklifine dönüştürmeliyiz. Bizim, vicdanı olan herkese bir teklifimiz var: Gelin! Barışın ve esenliğin olduğu yeni bir dünya kuralım!”

ADALETİ KORUYACAK İRADE VE CAYDIRICILIKTIR”

“Kıymetli misafirler, ne yazık ki günümüzde ‘barış çağrıları’, mazlumların, güçsüzlerin acizliği olarak okunuyor. Yalnızca ‘güçten anlayanların’ dilinden konuşulan bir dünyada kalıcı barış inşa etmek mümkün değildir.

Adaleti koruyacak irade ve caydırıcılık olmadan barışın güvenliğini kimse sağlayamaz. D-8'in kuruluş felsefesi tam olarak budur.

Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey, D-8'in kuruluşundaki o cesur ruhu yeniden harekete geçirmektir. O ruh; ekonomik kalkınmayı ahlaki sorumlulukla buluşturan bir ruhtur. O ruh; adaleti koruyacak yegâne irade ve caydırıcılıktır.

O ruh; insanlığı yalnızca bugünün krizlerinden değil, geleceğin büyük tehditlerinden de koruyabilecek bir vizyondur. Bu nedenle, D-8'in kuruluş ruhuna bugün her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır.”

“KAHİRE’DEN CAKARTA’YA UMUDUMUZ VAR”

“Bu nedenle, D-8'in her toplantısı, her zirvesi büyük bir öneme sahiptir. Bu bağlamda, Kahire Zirvesindeki Gençlik İş birliği Eylem Planı'nın teşvikini, 2030 yılına kadar D-8 dış ticaret değerinin en az 500 milyar dolara ulaşılması hedefini, helal ekonomi vurgusunu ve halklarımız için daha dayanıklı ve kapsayıcı bir geleceği birlikte inşa etme çağrısını çok değerli buluyor ve bu konuda Saadet Partisi olarak her türlü iş birliğine açık olduğumuzu bir kez daha ifade etmek istiyorum. Şimdi, tüm dünyanın gözü 12. Zirve'dedir...

Cakarta'daki Zirve'de yükselecek sesin, yalnızca üye ülkeler için değil; bölgemiz, İslam âlemi ve bütün insanlık için yeni bir dönemin başlangıcı olacağına inanıyorum.

Elbette zorluklarımız var. Elbette aşmamız gereken mesafeler var.

Ama aynı oranda umudumuz da var, imkânımız da var. Bugün burada gerçekleştirdiğimiz bu toplantı, bizim umudumuzu artırıyor.

D-8'in kurulacak ‘Yeni Bir Dünya'ya’ öncülük edeceğine yürekten inanıyorum. Hepimizin bu anlamda sorumluluklarımızı kuşanmasının artık bir tercih değil, zorunluluk olduğunu da bir kez daha hatırlatıyorum.”

11.Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, D-8'in kuruluşunun 29. yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen programda, bir arada olmaktan memnuniyet duyduğunu belirterek Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan'a teşekkür etti.

D 8 Gül

Eski Başbakan Necmettin Erbakan'ı rahmetle andığını belirten Gül, "Hepimizin yetişmesinde, hepimizi devlet hayatına kazandırmakta onun çok büyük bir rolü oldu ve o sayede hepimiz doğrusu bu hizmetleri yaptık" dedi.

Abdullah Gül, kendisinden önceki konuşmacılara teşekkür ederek D-8'in daha aktif olması ve hedeflerine ulaşması için herkese önemli görevler düştüğünü söyledi. Gül, son 30 yılda dünyada yaşanan büyük olaylara değinerek Filistin meselesinin her dönemde temel sorun olduğunu belirtti ve son gelişmelerin Batı toplumlarında dahi sorgulamalara yol açtığını ifade etti.

"MUTABAKAT MEMNUNİYET VERİCİ"

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, İsrail'in yıllardır İran'a yönelik bir saldırı planı içinde olduğunu öne sürerek, bu süreçte Arap ülkelerinin "tuzağa düşmediğini" ve saldırının ABD ile İsrail tarafından gerçekleştirildiğini ifade etti. İran'ın uzun süredir bu tür bir tehdide karşı hazırlıklı olduğunu belirtenGül, yaşanan gelişmelerin ardından mutabakatın memnuniyet verici olduğunu, kalıcı bir barışın sağlanmasının ekonomik ve siyasi istikrar açısından önemli olduğunu vurgulayarak İran halkını tebrik edip başsağlığı diledi ve İran'ın direnişiyle ABD ve İsrail'in ilk kez sarsıldığını söyledi.

D-8 29. Kuruluş Yıl Dönümü Programı, uluslararası misafirlerin katılımıyla düzenlenen İstanbul Boğazı turu ile sona erdi.

Boğaz Turu

Depremde yıkılan Sueda Kent Sitesi davasında "depremin büyüklüğü" tartışması
Depremde yıkılan Sueda Kent Sitesi davasında "depremin büyüklüğü" tartışması
İçeriği Görüntüle