ABD ve İsrail’in İran’a dönük saldırılarına aynı zamanda kapsamlı bir psikolojik savaş eşlik ediyor.

ABD Başkanı Donald Trump, savaşın başlamasından bu yana onlarca basın kurumuna konuşarak ve sosyal medya üzerinden açıklama yaparak gerçeklerle uyuşmayan bir dizi iddiayı gündeme getirdi.

ABD lideri Trump’ın ilk yalanı savaşın neden çıktığı hakkında oldu. İran ile devam eden müzakerelerde istediğini alamadığını, Tahran yönetiminin kendilerini oyaladığını ileri süren Trump, bu nedenle İsrail ile birlikte saldırı düzenleme kararı aldıklarını söyledi. Trump, Atlantic dergisine verdiği mülakatta “Anlaşma yapabilirlerdi, bunu önceden yapmalılardı. Bizi çok oyaladılar” diye konuştu.

Trump’ın bu iddialarını ABD ve İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yapan Umman üstü kapalı biçimde yalanladı. Umman Dışişleri Bakanı Busaidi, X sosyal medya platformundan paylaştığı mesajında, "Cenevre'deki görüşmeler, İran ve Amerika Birleşik Devletleri arasında benzeri görülmemiş bir anlaşmaya doğru gerçek bir ilerleme kaydetmişti." ifadelerini kullandı.

İran’dan gelen açıklamalarda ise Trump’ın yönlendirildiği yönündeki vurgular dikkat çekti. İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi “Sonunda istediklerine ulaştılar. Trump’ı kışkırttılar ve bize nedensiz yere saldırması için ikna ettiler” diye konuştu. ABD basınında çıkan bilgilere göre taraflar Cenevre’de düzenlenen ikinci tur toplantının olumlu gittiği tespitinde bulunarak üçüncü turda buluşmak için sözleşmişti.

“İran’ın komuta kademesi yok oldu: Teslimiyet istiyorlar”

ABD Başkanı Donald Trump, ikinci gerçek dışı söyleminde ise İran Devrim Muhafızları’na odaklandı. Ulusa Sesleniş konuşması yapan Trump “İran’ın askeri komuta kademsi yok oldu. Birçoğu hayatlarını kurtarmak için teslim olmak istiyor. Dokunulmazlık istiyorlar, binlercesi arıyor” dedi.

Trump’ın çizdiği tablonun aksine İran yaşadığı kayıpların ertesinde komuta kademesini hızlı biçimde doldurdu ve eylemlerin sertliğini artırdı. İran Ulusal Güvenlik Danışmasnı Ali Lariccani, komuta kademesinin izole ve özerk biçimde kararlar aldığını, birden fazla yapının “mozaik” şeklinde süreci yönettiğini duyurdu.

ABD-İsrail saldırılarının ardından İran Devrim Muhafızları’nın başına getirilen Ahmed Vahidi’nin geçmişi de Washington yönetimine sert mesaj olarak yorumlandı. Zira ABD ve AB’nin yaptırım listesinde bulunan Vahidi, 1983 yılında Beyrut’ta ABD Deniz Piyadeleri kışlasına düzenlenen ve 241 Amerikan askeri ile 58 Fransız paraşütçünün öldürüldüğü saldırıdan sorumlu tutulan isimler arasında. Bununla birlikte ABD basını 1996 yılında Hizbullah'ın 1996'da ABD Hava Kuvvetleri personeline ev sahipliği yapan Khobar kulelerine düzenlediği, 19 ölü 500'e yakın yaralıyla sonuçlanan saldırının arkasında da Vahidi’nin olduğunu iddia ediyor.

“Konuşmak istiyorlar ben de kabul ettim”

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri: "İran uzun süreli bir savaşa hazır"
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri: "İran uzun süreli bir savaşa hazır"
İçeriği Görüntüle

ABD Başkanı Donald Trump, üçüncü olarak ABD-İsrail saldırılarının hemen ardından yaptığı açıklamalarda İran tarafının yeniden temas kurmak istediğini öne sürdü. 1 Mart 2026’da verdiği röportajda Trump, İran’ın yeni yönetiminin görüşme arayışında olduğunu belirterek, “Konuşmak istiyorlar ve ben de kabul ettim” ifadelerini kullandı.

Trump’ın iki gündeki son gerçek dışı iddiasına yanıt en tepeden geldi. İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani 2 Mart 2026’da yaptığı açıklamada ABD ile müzakere iddialarını reddetti ve “ABD ile müzakere etmeyeceğiz” dedi. Laricani, İran’ın saldırılar sonrasında görüşme talep ettiği yönündeki haberlerin gerçeği yansıtmadığını belirterek Washington’u bölgeyi kaosa sürüklediğinin altını çizdi.