Hayatı

Kum ile İsfahan arasında yer alan Kâşân şehrinde doğduğu kabul edilen Abdürrezzak el-Kâşânî’nin hayatının ayrıntılarına ilişkin bilgi bulunmamaktadır. İlhanlı hükümdarlarından Olcaytu Han (1304-1316) ve Ebû Said Bahadır Han (1317-1335) dönemlerinde yaşayan Kâşânî’nin eserlerine bakıldığında gerek dinî ilimler gerekse felsefî disiplinler bakımından oldukça geniş bir birikime sahip olduğu, ayrıca edebî yeteneğinin bulunduğu görülür. Bölgesindeki Sühreverdî şeyhlerinden Abdüssamed b. Ali en-Natanzî’den hırka giyen Kâşânî’nin tarikat silsilesi Natanzî ve Necîbüddin b. Büzgaş vasıtasıyla Ebû Hafs Şehâbeddin es-Sühreverdî’ye ulaşır. Bilindiği kadarıyla uzun süreli yolculuklara çıkmamış olan Kâşânî, Misbâhü’l-hidâye adlı eseriyle tanınan İzzeddin Mahmud Kâşânî ile birlikte İsfahan, Şîraz ve Bağdat’a giderek buralardaki Sühreverdî şeyhlerinin sohbet meclislerine katılmıştır.

Öğretisi

Kâşânî’nin tasavvuf tarihindeki önemi İbnü’l-Arabî-Konevî çizgisini çeşitli yönlerden tasnif ve şerh eden eserleri dolayısıyladır. Aynı yüzyılı paylaştığı Fahreddîn-i Irâkî, Saîdüddin el-Fergânî ve Müeyyidüddin Cendî gibi diğer Ekberî müelliflere göre daha büyük ve kalıcı bir etki bırakan Kâşânî, bir yandan temel metinlerin şerhini yapmış, öbür yandan yeni dönemin tasavvuf dilini derleyen lugatler yazmış, ayrıca Kur’ân’ın tasavvufî yorumuna ilişkin güçlü örnekler ortaya koymuştur. Abdullah Ensârî Herevî ve İbnü’l-Fârız’ı Fusûs merkezli meseleler üzerinden yorumlaması, aktarıcılıktan çok sentezci bir yazım tarzı benimsemesi ve tartışmalı konuları çözümleyici bir dille sunması Kâşânî’nin dikkat çeken yönleridir. Özellikle tasavvuf ıstılahlarını konu alan metinleri sonraki dönem sûfîlerinin elinde oldukça yaygınlaşmış, şerhleri kendisinden sonra yazılan örnekler üzerinde belirgin bir etki bırakmıştır. 

Kâşânî’nin üslubunda yer yer Gazzâlî’den ve Ebû Hafs Sühreverdî’den de izlere rastlanır. Alâüddevle-i Simnânî ile vahdet-i vücûdu konu alan mektuplaşmaları, Kâşânî’nin yalnızca eserleri üzerinden değil farklı zümrelerle kurduğu diyoglarla da Ekberî üslubu yaydığını göstermektedir. Nitekim Horasan bölgesinin İbnü’l-Arabî’yi alımlayışında Kâşânî’nin belirleyici olduğu kabul edilir. Dâvûd el-Kayserî’nin Kâşânî’nin talebesi olması onu erken dönemlerden itibaren Osmanlı sûfîlerinin kaynaklarından biri hâline getirmiş, bu yönüyle Kâşânî, Aziz Mahmud Hüdâyî, İsmâil Ankaravî ve Muhyiddinzâde gibi Osmanlı sûfîleri tarafından dikkatle okunmuş ve kaynak olarak kullanılmıştır. Literatürde yer yer Şiîliğinin ileri sürüldüğü görülse de Fusûs ve Menâzil şerhindeki temalar onun Sünnî kimliğini ortaya koymaktadır.

Öne Çıkan Eserleri

  • Şerhu Fusûsi’l-Hikem: haz. Abdürrahim Alkış, Yayınlanmamış Doktora Tezi, Marmara Üniversitesi, İstanbul 2008.

  • Şerhu Menâzili’s-Sâirîn: thk. Ali Şirvânî, İntişârât-ı Zehrâ, Tahran 1373.

  • Letâifu’l-A’lâm fî İşârâti Ehli’l-İlhâm: çev. Ekrem Demirli, Tasavvuf Sözlüğü, İz Yayıncılık, İstanbul 2004.

  • Istılâhâtu’s-Sûfiyye: Sûfîlerin Kavramları: haz. Abdürrezzak Tek, Akademi Yayıncılık, Bursa 2014.

  • Reşhü’z-Zülâl fî Şerhi’l-Elfâzi’l-Mütedâvile beyne Erbâbi’l-Ezvak ve’l-Ahvâl: thk. S. Abdülfettah, el-Mektebetü’l-Ezheriyye li’t-Türâs, Kahire 1995.

  • Keşfü’l-Vücûhi’l-Gur li-Maânî Nazmi’d-dür: Matbaa-i Hayriyye, 1892.

  • Te’vîlâtü’l-Kur’ân: çev. Ali Rıza Doksanyedi, haz. M. Vehbi Güloğlu, Ankara 1988.

  • Hakâiku’t-Te’vîl fî Dekâiki’t-Tenzîl: haz. Necmettin Ergül, "Kaşani ve Hakâkitu’t-Te’vîl fî Dekâiki’t-Tenzîl Adlı Eserinin I. Cildinin (Fâtiha-En’âm) Tahkik ve Tahrici", Harran Üniversitesi, Şanlıurfa 2002.

Kaynak: İslam Düşünce Atlası
Dijital Yapım: MÜSİDER ve TV5 Televizyonu