Normalleşme süreci bitti mi? CHP’li Gökhan Günaydın: “Görüşmeye kapalı değiliz”

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, CHP-AK Parti arasındaki görüşmeleri ve “normalleşme” sürecine ilişkin KARAR’a önemli açıklamalarda bulundu.

31 Mart mahalli idareler seçimlerinden sonra siyasetin ana gündemlerinden biri AK Parti ile CHP arasındaki görüşmeler oldu. CHP Lideri Özgür Özel ve Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Erdoğan, parti genel merkezlerinde karşılıklı ziyaretlerde bulundu.

Erdoğan’ın 18 yıl aradan sonra CHP Genel Merkezi’ne gitti, CHP’nin gölge bakanları, iktidarın bakanlarıyla görüşmeler yaptı.

Kamuoyuna “normalleşme” veya “yumuşama” olarak yansıyan siyasi diyalog süreci bir süredir askıda.

AK Partili eski belediye başkanı Beyoğlu tutuklandı AK Partili eski belediye başkanı Beyoğlu tutuklandı

AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş, dün (8 Temmuz) iktidarın siyaset ve ekonomide normalleşmeye nasıl baktığı ile ilgili Ekonomi Gazetesi’ne önemli açıklamalar yaptı.

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, KARAR’a verdiği röportajda hem Elitaş’ın açıklamalarını değerlendirdi hem de “normalleşme” süreci ile ilgili önemli mesajlar verdi. Günaydın, önümüzdeki günlerde görüşmelerin tekrar olabileceğini söyledi ancak “İlkelerimizden geri adım atmayacağımız” diye de ekledi.

CHP’li seçmenlerin bu sürece nasıl yaklaştıklarını da değerlendiren Günaydın, “Vatandaş bu görüşmelerin sürmesi gerektiğini düşünüyor ama görüşmelere de bir umut bağlamış değil” diye konuştu.

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin AK Parti-CHP görüşmelerine “Tümüyle olumlu baktığı söylenemez” yorumunda bulundu.

Ayrıca Günaydın, “Dışarıdan sermaye girişi” olarak anlatılan iktidarın ekonomi politikalarının Türkiye'nin büyük ölçüde borçlanması olarak değerlendirdiği ifade etti.

"CHP TABANI DİĞER SİYASAL PARTİLERE GÖRE NORMALLEŞME SÜRECİNE DAHA BÜYÜK BİR KUŞKUYLA YAKLAŞILIYOR"

AK Parti Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş, AK Parti ve MHP tabanın normalleşme ve yumuşama sürecine olumlu baktığını ancak CHP ve tabanının daha çekimser, daha olumsuz baktığı anlamına gelen bir açıklama yaptı. Gerçekten böyle mi? AK Parti-CHP’nin karşılıklı ziyaretler sonrası başlayan sürece CHP ve tabanı daha çekimser, daha uzak mı bakıyor?

“Siyasal partiler artık aldıkları tutumları araştırma şirketlerine hızla değerlendirtiyorlar, toplumun genelinden öte alt kırılımlarına da bakıyorlar. Dolayısıyla herhangi bir olaya AKP seçmeni nasıl bakıyor, MHP seçmeni nasıl bakıyor, CHP seçmeni nasıl bakıyor sorusunun cevabını ayrıntılarıyla görebiliyoruz.

Çok yakınlarda benzer bir anket bize ulaştı. Partiler arasındaki görüşmelere -bunun adını normalleşme ya da yumuşama olarak koymadan- olumlu bakmadaki genel oran yüzde 68. Daha sıcak bakan partiler var, daha soğuk bakan partiler var. Evet, Cumhuriyet Halk Partisi tabanında diğer siyasal partilere göre bu işe daha büyük bir kuşkuyla yaklaşılıyor. Buna da şaşırmamak lazım. Çünkü 22 yıllık Erdoğan uygulamalarının Türkiye'ye nelere mal olduğunu bilen bir taban Cumhuriyet Halk Partisi.

Ancak bunu ayırmak lazım: Görüşmeler tamamen yapılmasın demenin bu 22 yıllık zehirlenme ile alakalı olduğunu düşünüyorum. Yoksa Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki milletvekilleri birlikte komisyonlarda çalışıyorlar. Durum böyleyken genel başkanlar kendi arasında görüşmesin demenin çok uygun olduğunu düşünmüyorum.

Ancak bu görüşmelerde hangi pozisyonda, ney savunuluyor meselesi çok kıymetli. Cumhuriyet Halk Partisi kimle ne görüşmüşse bu görüşmeyi hem tutanağa bağlıyor hem de kamuoyuna bazen genel başkanı, bazen sözcüsü, bazen grup başkan vekili aracılığıyla açıklıyor. Dolayısıyla ortada şeffaf yürütülen bir süreç var. Biz mecliste ne konuşuyorsak, MYK sonrası ne konuşuyorsak, Erdoğan'la yapılan görüşmelere de Özgür Özel'in çantasında o konular gidiyor. Emeklinin, işsizin, memurun sorunu, adalet karşısında mağdur olan siyasi mahkum ya da adil suçlardan dolayı haksız ceza yemiş olan mahkumlar gibi.

Bütün bu kesimlerin sorunlarını masaya taşıyoruz. Karşı taraf da, ‘Ben Anayasa görüşmelerini taşıyorum. Yeni Anayasa yapmak istiyorum’ diyor. Burada daha ilginç olan bir şey söyleyeyim: Bu görüşmelere olumlu bakan yüzde 68’ten bahsettim. Ancak bu görüşmelerden bir şey çıkar mı sorusuna verilen olumlu yanıtların oranı çok daha düşük. Yani vatandaş bu görüşmelerin sürmesi gerektiğini düşünüyor. Ama bu görüşmelere de bir umut bağlamış değil.”

"BU SÜRECE DEVLET BAHÇELİ'NİN TÜMÜYLE OLUMLU BAKTIĞI SÖYLENEMEZ"

Elitaş, verdiği röportajda MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin “yumuşama” veya “normalleşme” sürecine olumlu baktığını ifade etmiş. Sizce de Bahçeli ve MHP, AK Parti-CHP görüşmelerinin ve yakınlaşması sürecinin tamamı düşünüldüğünde olumlu karşılayan bir noktada mıdır?

“Sayın Bahçeli'nin lafzı böyle; ‘Yumuşamaya olumlu bakıyoruz’ diyor. Ama unutulmasın, 11 Haziran'dan yani Özel ve Erdoğan görüştükten sonra özellikle Erdoğan ile görüştükten sonra kendisi bir açıklama yaptı. Dedi ki, "Ateş’in ailesiyle görüşüyor Cumhurbaşkanı. CHP ile ittifak yapsın, biz o ittifakı destekleriz. Devlet-i Ailerini desteklemeye devam edeceğiz ama istiyorsa CHP ve Altılı Masa ile yeni bir ittifaka girsin."

Bunun öncüleri neydi?

Biliyorsunuz önce Ferdi Tayfur şarkısı eşliğinde eşofmanlı yürüyüş yapmıştı. Arkasından "Allah bana yeter" yazılı bir yüzük takıp ve bu yüzüğü de bir dosya tutan parmakla gösterip sosyal medya paylaşımı yapmıştı. Üçüncü aşamada bu.

Bu üçünü birlikte düşündüğümüzde yapılan görüşmelere söylenildiği gibi Devlet Bahçeli'nin tümüyle olumlu baktığı söylenemez. Lafzen ifade ettiği ‘Yumuşama sürecine karşı değiliz’ sözlerini bu üç aşamalı planla birlikte değerlendirmek lazımdır diye düşünüyorum.”

"BİZ GÖRÜŞMEYE KAPALI DEĞİLİZ AMA İLKELERİMİZDEN GERİ ADIM ATMAYIZ"

Şu anda normalleşme süreci ya da yumuşama, siz görüşme demeyi tercih ediyorsunuz: Bu görüşmelere ara mı verildi? Yakın bir tarihte görüşmeler tekrar başlayacak mı?

“Biliyorsunuz, 5 Mayıs'ta ve 10 Haziran'da iki kez görüşme yapıldı liderler arasında. Onun dışında gölge bakanlarımız ile iktidarın bakanları arasında görüşmeler oldu. Örneğin ekonomiden sorumlu Yalçın Karatepe ile Mehmet Şimşek arasında görüşme oldu.

Herhangi bir tablo çıkmadı ortaya. Tabii o görüşmelerden sonra son derece yumuşak açıklamalar yapmamızı beklemiş olabilirler. Yalçın Karatepe, görüşmeden çıktıktan sonra ‘Asgari ücrete yeni bir zam yapmayacaklar. Demek ki asgari ücretin gayet iyi olduğunu düşünüyorlar. Emekli aylığına düşük bir zam yapacaklar. Ancak bu taban aylığı meselesinden dolayı 10 bin TL alan vatandaşların durumunu önemli ölçüde değiştirmeyecek. Mehmet Şimşek bunların yeterli olduğunu düşünüyor.’ dedi.

Bunun üzerine Mehmet Şimşek, ‘Oysa ben onu çok iyi karşılamıştım’ diye garip bir söylemde bulundu. Çağdaş insanlar birbirlerini iyi karşılarlar ama biz o görüşmede ne konuşulduysa bunu açıklarız. CHP böyle bir tutum aldığı için ‘Yumuşamayı hazmedemiyor derseniz’ biz deriz ki; bunun adı yumuşama falan değilmiş zaten. Biz muhalefetimizi en etkin şekilde yapmaya devam ediyoruz. Hem sizinle görüşürüz hem mitingimizi yaparız. Hem de görüşmelerin deşifresini de çok açık bir şekilde ortaya koyarız.

Bundan sonra ne olur meselesine gelince, mecliste grup başkan vekilleri görüşmeye devam ediyorlar. İki taraf da olumlu bakarsa bir gün yine liderler arasında bir görüşme olabilir. Biz her zaman şunu söyledik, biri bizden randevu talep ederse veririz, memleketin önemli bir konusu olur ise biz de karşı tarafla görüşmek için randevu talep ederiz. Dolayısıyla biz görüşmeye kapalı değiliz ama ilkelerimizden geri adım atmayacağımızı da bir kere daha ifade etmiş olayım.”

“SAYIN KILIÇDAROĞLU ÜZERİNDEN BİR POLİTİKA YAPILMASINI DOĞRU BULMAM"

Mustafa beyle röportajı yapan gazeteci "Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP Genel Başkanlığından ayrılması ve Özgür Özel'in gelmesi, sizin aranızdaki yumuşama ve normalleşme sürecinin başlamasına etkili oldu mu?" diyor. Mustafa Bey de "Evet" diyor.

“Geçmiş genel başkanımız üzerinden bu konunun tartışılmasını doğru bulmam. Kaldı ki ben hatırlıyorum, uçakların düşürülmesi meselesi vardı Suriye ile ilgili. Burada Erdoğan'ın bir görüşme talebi oldu. Kılıçdaroğlu Ayaş festivaline gidiyordu, döndü ve derhal kendisiyle görüştü. 15 Temmuz sonrası görüşme talepleri oldu, bunlara sıcak bakıldı. Ancak görüşme yerinin seçilmesi konusunda farklı düşünceler de oldu geçmişte ya da ‘Sen bunları yaparken görüşmeye ne gerek var’ denilen zamanlarda da oldu. Cumhuriyet Halk Partisi ilkelerinden ve kararlarından geçmişte olduğu gibi bugün de taviz vermemektedir. Görüşme trafiği de bu çerçevede sürdürülecektir. Sayın Kılıçdaroğlu üzerinden bir politika yapılmasını doğru bulmam.”

“RİSK PRİMİN BU KADAR DÜŞTÜYSE FAİZİN NİYE HALA BU KADAR YÜKSEK"

Elitaş’ın ekonomi ile ilgili açıklamalarını nasıl değerlendirdiniz?

“Uygulanan ekonomik politikayı çok olumlu buluyorum. Örneğin risk primi 900'lerde iken 260'lara düştü" diyor. Dolarınızı bozup TL'ye geçip TL'den faiz alırsanız TL sonrasında da tekrar dolara geçtiğinizde yüzde 17-18'lik dolar bazında faizi realize ediyorsunuz. Senin risk primin bu kadar düştüyse faizin niye hala bu kadar yüksek?

Dolarını bozup TL'ye geçiyorsun, TL'den sabit döviz kuruna birkaç ay sonra tekrar dönüyorsun ve bu sana dolar bazında yüzde 17-18 para kazandırıyor. Bu bağlamda senin dışarıdan sermaye girişi dediğin Türkiye'nin inanılmaz ölçüde borçlanması. Dolayısıyla bu mesele sadece risk priminin düşmesi olarak açıklanamaz.

"EYT'ye ilişkin ‘750 milyar lira civarında maliyet var. Depremin toplam maliyeti 104 milyar dolar. EYT'ninkini de 30 milyar dolar hesap edersek, depremin zararının tek başına üçte birini EYT'lilere ödenmesi gereken paralar götürüyor’ diyerek bir eleştiri getiriyor Mustafa bey.

Peki, bundan bahsediyorsun da kur korumalı mevduata gömdüğün 1 trilyon 200 milyar liradan niye bahsetmiyorsun? Bu 1 trilyon 200 milyar lira da depremin zararının yarısından fazlası bir zararı bize anlatıyor. Dolayısıyla memlekette vatandaşa ayırdığın parayı, muhalefetin zoruyla yapmak zorunda kaldığın uygulamaları geri dönüp de ‘Bunlar bizi batırıyor’ diye anlatmaya çalışmak abesle iştigaldir.”