Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis'in yarın Ankara'ya gerçekleştireceği ziyaret öncesinde Yunanistan basınına değerlendirmelerde bulundu.

Manolis Kostidis'in sorularını yanıtlayan Erdoğan, “Türkiye ve Yunanistan, sadece aynı coğrafyayı değil, aynı zamanda tarihi olarak da olan pek çok ortak unsuru paylaşıyoruz” diyerek, Yunanistan ile kapıda vize anlaşmasının her iki ülkeye de fayda sağlayacağını söyledi.

'Bıden ile programlarımız uymadı'

Cumhurbaşkanı, ABD Başkanı Joe Biden ile yapacağı görüşmenin ertelenmesine ilişkin de "programlarının uyumsuzluğunun" sebep olduğunu söyledi.

Erdoğan, "Arkadaşlarımız mevkidaşlarıyla toplantılar yapıyor ve uygun bir tarih belirlenmesi için çalışmalar sürüyor" dedi.

'Ertelemek sorunları çözmez'

Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis'in Ankara'ya gerçekleştireceği ziyareti değerlendiren Erdoğan şunları söyledi:

“Birlikte tüm konuları açık ve cesaretle konuşarak çözüme doğru adımlar atabiliriz. Ertelemek sorunları çözmez. Bunları cesaretle aşmak ve çözüm iradesi göstermek gerekiyor. Nasıl ki tüm dünya hayranlıkla izlerken, hem bölgemizde hem de dünyanın farklı coğrafyalarında barışın tesisi için çabalıyorsak, aynı şekilde Ege Denizi'nin her iki yakasında da barış ve huzurun ilelebet hakim olması için elimizden geleni yapacağız. Bir şeyi mahvetmek kolaydır. İşin zor kısmı problemleri beceriyle çözmektir. İhtiyacımız olan tek şey çözüm odaklı ve dürüst tarihi adımlardır.”

'Miçotakis ile iletişimimiz tatmin edici'

Bahçeli'den Kobani davası ve 'emniyette deprem' açıklamaları Bahçeli'den Kobani davası ve 'emniyette deprem' açıklamaları

Erdoğan “Miçotakis ile iletişimiz nasıl?” sorusuna ise “Atina'da bizi memnun eden bir misafirperverlik gösterdiler. Elbette Sayın Miçotakis'i Ankara'da ağırladığımızda Türk misafirperverliğinin nadide örneklerinden birini sergilemiş olacağız. Bahsettiğim iklim somut meyvelerini vermeye başladı. Atina Deklarasyonu, imzaladığımız anlaşmalar ve protokoller bunlardan sadece birkaçı. Yenilerini eklemenin önünde hiçbir engel yok. Sadece aramızda değil, bakanlar ve bürokratlar düzeyinde de çok iyi ilişkiler kurulduğunu söyleyebilirim. Sonuç olarak iletişimimiz birçok düzeyde tatmin edici ve olumlu yönde ilerleyeceğimiz çok muhtemel” yanıtını verdi.

'Türkiye'nin çevreye duyarlı olduğunu herkes bilir'

Yunanistan’ın Ege Denizi’nde deniz parklarıyla ilgili atmak istediği adımlara ilişkin bir soruyu da yanıtlayan Erdoğan, “Türkiye olarak çevreye ne kadar duyarlı olduğumuzu herkes biliyor. Ancak bunu bir kılıf olarak görmek ve diğer tartışmalı durumları bunun arkasına saklamaya çalışmak yanlış olur. Her konuyu kendi bağlamında değerlendirmek gerekir. Aslında Uluslararası Deniz Hukuku, Ege gibi kapalı veya yarı kapalı denizlerde kıyı devletleri arasında ve diğerlerinin yanı sıra çevre konularında işbirliğini teşvik etmektedir. Öte yandan Türkiye'nin bu coğrafyada fiili durumları kabul etmeyeceğini de herkes biliyor” ifadelerini kullandı.

Göçmenlerin durumuna ilişkin de konuşan Erdoğan, “Her zaman vurguladığımız gibi düzensiz göç konusunda uluslararası işbirliğinin olması, yük ve sorumlulukların eşit dağılması gerekiyor. Kalıcı çözümler için çok yönlü bir şema ile çalışmaya devam etmemiz gerektiği aşikar. Konuyla ilgili herkesin işbirliği, hızlı, verimli ve sağlıklı bir şekilde ilerlememizin önünü açacaktır” dedi.

'AB’nin vize uygulamasını serbestleştirmesi gerekiyor'

Yunanistan adalarına kapıda vize uygulamasının sağlıklı sonuçlar verdiğinin altını çizen Erdoğan, Avrupa Birliği’nin de vize uygulamasını serbestleştirmesi gerektiğine dikkat çekti.

Erdoğan, “Bu konuda ilerleme kaydetmek istiyoruz. Yunanistan ile kapıda vize gibi karşılıklı fayda sağlayabileceğimiz alanların olduğuna inanıyoruz. Olumlu bir gündemle yaklaştığımızda ticari ilişkilerimiz başta olmak üzere birçok alanda ilerleme kaydedebilir ve bunları ülkelerimizin yararına hale getirebiliriz. Örneğin karayolu taşıma araçlarına uygulanan kotaların kaldırılması ve transit rejiminin serbestleştirilmesi, ticaret hacmimizi çok hızlı bir şekilde artırarak hedeflerimize daha kolay ulaşmamızı sağlayabilir” diye konuştu.

'Biz Gazzelilerin hakkını savunuyoruz'

İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına ilişkin de açıklamalarda bulunan Erdoğan şunları söyledi:

"Gazze sadece 7 Ekim'den sonra değil, yıllar önce de açık hava hapishanesine dönüşmemiş miydi? Oradaki insanlar, adeta bir toplama kampında gibi, yıllarca sınırlı kaynaklara mahkûm değil miydi? Gazze'de 7 Ekim'den bu yana yaşanan en vahşi ve sistematik toplu katliamların sorumlusu kim? İnsanlara "o bölgeye gidin" diyen ve oraya bomba atan İsrail hakkında ne söylenebilir?

Netanyahu soykırımcı yöntemleriyle Hitler'i kıskandıracak düzeye ulaştı. Ambulansları hedef alan, gıda dağıtım noktalarını vuran, yardım konvoylarına ateş açan İsrail'den bahsediyoruz. Gazze'de yaşam hakkı başta olmak üzere binlerce insanın hak ve özgürlüğü ihlal ediliyor. Onların haklarını savunuyoruz. Barışı savunuyoruz.

İsrail ise Birleşmiş Milletler kararlarını, uluslararası hukuku ve insan haklarını pervasızca ihlal etmeye devam ediyor. Bir düşünün, biri evinize gelip "burası artık benim, gidin" dese tavrınız ne olurdu? "Gel benim evimde yaşa ve onu benden al" mı dersin, yoksa evini mi savunursun? Doğal olarak sizden evinizi savunmanız ve haksızlığa direnmeniz bekleniyor. İsrail bunu sadece Gazze'de değil, tüm Filistin topraklarında yaptı. Yerleşimci dedikleri teröristlerin eline Filistinlilerin evlerini, topraklarını aldı. Onları Filistinlilerin evlerine yerleştirdi. Tabii uzun yıllara yayılan bu sistematik zulme karşı Filistinliler de bir noktada örgütlenip direnmeye başladılar.

'Hamas ateşkesi kabul etti ama İsrail işgal istiyor'

Batı'nın terörist olarak nitelendirmeye çalıştığı Hamas ve Filistin'deki diğer direniş grupları, esasen bu baskıya tepki olarak ortaya çıktı. Hamas, Filistin'de İsrail'in elinde bulunan evlerini, işyerlerini ve topraklarını koruyan insanlardan başka bir şey değildir. Hamas ne istiyor? İsrail'in işgal ettiği Filistin topraklarını geri almak ve devletlerini yeniden kurmak. 1967 sınırları içinde, başkenti Kudüs olan egemen, bağımsız, coğrafi olarak birlik içinde olan Filistin devleti direnişe ihtiyaç duyar mıydı?

Ayrıca Hamas, bunun gerçekleşmesi halinde silahlı kanadını dağıtacağını ve siyasi parti olarak yoluna devam edeceğini de belirtti. İki devletli çözüm, kalıcı ve sürdürülebilir barışı sağlamanın etkili bir yoludur. Görüyorsunuz son açıklamalarıyla Hamas ateşkesi kabul etti ama İsrail Gazze'nin tamamını işgal etme arzusunu gerekçe göstererek ateşkes istemiyor.

Zulüm ve katliam devam ediyor. Çözüm için çabalarımızı sürdürüyoruz. İsrail'e destek verenlerin tüm bu olayları yeniden düşünmesi, tarihi sorumluluk bilinciyle barış ve huzuru savunan tarafta yer alması gerekiyor.”

'Türkiye-Yunanistan ilişkilerinde ABD dengeli olmalı'

Biden ile planlanan ve ertelenen görüşmeye dair de değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, “ABD ziyaretimiz her iki tarafın programlarının uyumsuzluğu nedeniyle ertelendi” dedi.

ABD’de seçim sürecinin sürdüğünü ve Biden’ın takviminin yoğun olduğunu belirten Erdoğan, “Programlarımız yurt içi ve yurt dışında yoğun bir şekilde devam ediyor. Bu tür ziyaretler her iki taraf için de uygun olan zamanlarda gerçekleşir. Arkadaşlarımız mevkidaşlarıyla toplantılar yapıyor ve uygun bir tarih belirlenmesi için çalışmalar sürüyor. Türkiye-Yunanistan ilişkilerinde ABD'nin siyasi dengesinin korunmasından yanayız. İttifak hukukuna yakışan mesafeyi koruyan, yapıcı diyaloğa zemin hazırlayan yaklaşımların faydalı olacağına inanıyoruz. Ayrıca Yunanistan ile aracısız doğrudan temasımız var. Bunu sürdürmek ve geliştirmek ilişkilerimize daha olumlu katkı sağlayacaktır” diye konuştu.