Ahmet Taşgetiren'in yazısı;

20 yıl uzun bir süre. Bu kadar uzun süre iktidarda kalınca insanlar oradan hiç gitmeyecekmiş hissine kapılabilirler. Bu da, icraatta titizliği, kurala uygunluğu ıskalamaya yöneltir. Unutulur, denir, kim görecek ki denir, kesemize kalır, denir, müruru zamana uğrar, denir… Denir de denir.

Ama bence bu, hayati bir yanlıştır. Şimdiden söyleyeyim, unutulmayacak ve bir iktidar değişiminde masaya yatırılacak çok sayıda mesele var. Şimdi, yargıda, emniyette, medyada sağlanan güçle üstünün kapatıldığı düşünülen pek çok mesele, yeni yargı, yeni emniyet, hatta yeni medya düzeninde teker teker gündeme gelir. Örnek mi, bir dönem bir örgüt “paralel devlet yapısı - PDY” haline gelmiş, yani bir tür paralel iktidar oluşturmuştu, öyle ki kendisini beri benzer yetkiliye “ayağımızın altında dolaşma” diyecek cür’ette görüyordu, sonrası malum. Nerede ise dokunduğu herkes yandı.

Şimdi geleceğe bırakılan dosyalardan bazılarını yazayım:

-17-25 Aralık’ın milat sayılması sorgulanır mesela.

-Yine, 17-25 Aralık’ın yolsuzluk boyutu sorgulanır.

-Rıza Zarrab ile ilişkiler sorgulanır.

-“Ne istediler de vermedik” yaklaşımı sorgulanır.

-SADAT konusu tüm ilişkileri ile sorgulanır.

-15 Temmuz’da gerçekten ne oldu, darbe ihbarı geldikten sonra MİT ne yapamadı – Genelkurmay ne yapamadı da 250 kişi can verdi, binlerce kişi yaralandı, sonra MİT Başkanı yerinde kaldı, Genelkurmay Başkanı çok çok yetkili hale geldi, buradaki sorular cevapsız kalabilir mi? TBMM’nin 15 Temmuz dosyasına ne oldu, sorulur. SADAT’ın 15 Temmuz’da rolü var mı, sorgulanır.

-İhaleler sorgulanır mesela. Diyelim şu anda Sedat Peker’in açıklamaları ile ilişkileri tartışılan Mehmet Cengiz, ve isimleri onunla birlikte dillendirilen hadi nazik ifadeyle söyleyelim “5 seçilmiş müteahhit” nasıl “davet usulü ile” milyarlık ve ballı ihalelere gark oluyorlar, muhalefet şimdiden bunları masaya yatıracağını bas bas bağırmıyor mu?

-Bu arada kimler, nereye, hangi motivasyonla milyon dolarlık aktarımlarda bulundu, bu dosyalar açılır.

-Etkili ailelerin devlet bürokrasisi ile ilişkileri sorgulanır.

-Bir saray dosyası oluşur mutlaka. Oradaki tüm kadrolaşma isim isim değerlendirilir. Diyelim şu anın muhalefeti böyle bir yapı düşünmediğine göre şayet iktidara gelirse onun için yeni bir formül geliştirecektir.

-Medya yapılanması kesinlikle sorgulanır. Havuz- mavuz işleri, ayrıca devlet bankalarından sağlanan kredilerle medya oluşumları sorgulanır.

-Yargıda FETÖ Borsası diye bir başlığın açılmaması mümkün mü? Cumhurbaşkanlığı avukatlarının etkinliği kesinlikle bir gündem konusu olur.

-Cumhurbaşkanına hakaret davalarının tartışılmaması mümkün değil.

-Yargıda verilen kararlar, “yargı kararı” denilip üstü kapatılacak nitelikte mi? “Alnı secdeye gelenler” söyleminin sonunda nasıl bir yargı düzeni oluşturduğu meselesi nasıl kapanır? Sonraki yargı yapılanmaları gerçekten yargı bağımsızlığı - tarafsızlığı çerçevesine oturuyor muydu?

-KHK’larla bir gecede binlerce insanın defterinin dürülmesi bir hukuk devletinde nasıl mümkün olabildi? Bu dosya açılmaz mı?

-Bir “kayyım masası” kurulması kaçınılmaz bence. Seçilmiş belediye başkanlarının görevden alınıp kayyımla yönetime gidilmesi demokratik haklar açısından,

-FETÖ bağlantısı gerekçesiyle el konulan iktisadi kuruluşlara yönelik kayyım uygulaması, buralarda yapıldığı iddia edilen yolsuzluklar sebebiyle masaya yatırılır.

-Süleyman Soylu usulü İçişleri Bakanlığı yönetimi önemli bir gündem oluşturacaktır yarınlarda. Sayın Soylu’nun girdiği fotoğraf kareleri de mutlaka konuşulacaktır.

-Hendeklere nasıl göz yumulduğu da bir gündem konusu olur mutlaka.

-Tabii bütünüyle sistem sorgulanacaktır. Bütünüyle ekonomik yapı sorgulanacaktır.

Ben burada yarınlara ertelenen problemli konulara işaret ediyorum. Şimdi her şeyi belirleme kudretinde olanlar bu gelecek okumasını yadırgayabilir. Ama geleceğe doğru, temiz, problemsiz işler bırakmak lazım. Yoksa sıkıntı yaşanılır.

Şerafettin Kılıç: AK Parti mental yorgunluğun ötesinde artık can çekişmektedir Şerafettin Kılıç: AK Parti mental yorgunluğun ötesinde artık can çekişmektedir

Sayın Cumhurbaşkanı partililere hitaben “2023’te kaybedersek kaybedeceğimiz çok şey var” dediğinde, belki de başka şeyleri kastediyordur, bu ifadelerden onu dinleyenler ne anladı, iktidarın işlerine daha sorgulayıcı bakanlar ne anladı, düşünmek lazım.

Ben şahsen o günlerdeki iktidar sahiplerine de “Adaletli olun, hukuksuzluk yapmayın” uyarısı yapacağım. Bugün çıkarları gereği gücün yanında - yöresinde duranların, özellikle iliştirilmiş medya mensuplarının nerede duracağını ise merak ediyorum