Filistinli genç Hamade (22), 2025'in ortalarında kıtlığın hüküm sürdüğü dönemde biraz yardım malzemesi alabilmek için Gazze'nin kuzeyindeki Zikim bölgesine gitti.
İsrail ordusunun, yardım almak için toplanan sivilleri hedef aldığı saldırı sonrası ortadan kaybolan Hamade'nin ailesine öldüğü haberi verildi. Ailesinin, cenaze töreni düzenlediği, taziye çadırı kurup, adına taziyeleri kabul ettiği Hamade, yaklaşık bir yıl sonra anne ve babasını telefonla arayarak hayatta olduğunu söyledi.
Hamade, annesi ve babasıyla AA muhabirine yaptığı açıklamada, derin bir üzüntü ve matemin ardından yaşadıkları tarifsiz sevinci aktarmaya çalıştı.
"Kelime-i Şehadet getirdim"
Hamade El-Benna, erkek kardeşi Ethem ile birlikte biraz un alabilmek için yardım sırasına girdiklerini, o esnada birbirlerini kaybettiklerini aktardı.
Kendisinin bir çuval un alıp döndüğünü ancak kardeşinin olmadığını belirten Hamade, o günü şöyle anlattı:
"Biri beni aradı ve kardeşimin vefat ettiğini söyledi. İnanamadım, iki ay önce de bir yakınımı daha kaybetmiştim. Elimdeki un çuvalı ile cenazelerin olduğu yere koşup kardeşimi aramaya başladım. Birden bire kendimi İsrail askerlerinin yanında buldum.
Aradan beş dakika bile geçmemişti ki aniden bir patlama oldu ve kendimi havada uçarken buldum. Artık 'öldüm' dedim, Kelime-i Şehadet getirdim."
"Hapishane sürecini ne kadar anlatsam da tasavvur edemezsiniz"
Hamade, İsrail güçlerinin kendisini alıp Soroka Hastanesine götürdüğünü ve orada iki ay süre komada kaldıktan sonra uyandığını söyledi.
"İsrail saldırısı sonrası komadan çıktıktan sonra 6 ay tedavi devam etti, sonrasında 4 ay hücre hapsinde tutuldum." diyen Hamade, tecrit günlerini şöyle aktardı:
"Orada gördüğüm eziyeti, acıları ne kadar anlatsam da tarif edemem, kelimeler yetmez. Orada kıtlık, açlık vardı. Kimseyle görüştürülmedim. Zamanımın neredeyse tamamını hücre hapsinde, tek başıma geçirdim. Hapishanede başkalarıyla kaldığım süre toplasanız ancak bir ay. Hamdolsun aileme sağ salim kavuştum ama çok acı çektim. Bana ne bir avukat verdiler ne de başka biriyle görüştürdüler. Kaldığım hücre, affedersiniz, tuvalet kadardı. Orada öylece oturuyordun. Ne kadar anlatsam da tasavvur edemezsiniz."
Hamade hapishanedeyken gün aşırı hücrelerine baskın düzenlendiğini ve arama yapıldığını; üstlerinin arandığını ve darbedildiklerini kaydetti.
Babası hayatta olduğuna inanamadı
Hamade, İsrail askerlerinin daha sonra kendisini serbest bırakmaya karar verdiğini, Uluslararası Kızılhaç Komitesi yetkilileriyle görüştüğünde ailesiyle görüşme isteğini aktardığını belirtti.
Filistinli genç, aylar sonra babasıyla geçen ilk görüşmesini şöyle aktardı:
"Babamı aradım. 'Baba, ben oğlun Hamade' dedim. Babam 'Sen de kimsin, yalancısın, Hamade değilsin. Biz oğlumuzun taziye çadırını kurduk, duasını ettik' dedi. 'Baba, ben Hamade'yim, hayattayım, nasıl cenaze töreni yaparsınız?' diye sordum. Babam 'Söyle bana, sen kimsin' diyerek telefonu yüzüme kapattı, inanmadı. Tekrar aradım, 'Baba valla ben Hamade'yim, inan bana. Teslimat noktasına beni almaları için birilerini gönder' dedim. Kızılhaç ile gelmekte olduğumu söyledim."
Ailesinin kendisi için taziye çadırı kurduğunu; üç gün boyunca taziye dileklerini kabul ettiğini söyleyen Hamade, "Yani resmen ölümden döndüm. Kardeşim Ethem'in naaşını ise bulup defnetmişler. Benim için ise kayıp demişler ve bir avukat onlara benim öldüğümü söylemiş." dedi.
"Canıma kıymayı düşündüm"
Hamade, patlama sırasında ağır yaralandığını, vücudunun pek çok bölgesine şarapnel parçasının isabet ettiğini; karnının ve bacağında bir kısmın neredeyse tamamen koptuğunu, başka bir bölgesinden doku nakli yapıldığını aktardı.
"Çok acı çektim. Hücredeyken kaç defa canıma kıymayı düşündüm. Allah kimseye böyle bir acı yaşatmasın." diyen Hamade, İsrail saldırılarında yaşamlarının paramparça olduğunu ifade etti.
Hamade, babasının bir bacağının ampute edildiği için çalışamadığını, ailenin geçimini sağlayan kişinin kendisi olduğunu söyledi.
Saldırıda hayatını kaybeden kardeşi Ethem'in de dört çocuğu olduğunu sözlerine ekledi.
"Hayatta olduğuna bugün bile inanamıyorum"
Yardım almaya giden iki oğlunu kaybettiği saldırı gününü aktaran baba Yasir el-Benna ise patlama sonrası Ehli Baptist Hastanesine gittiğini, oğullarından Ethem'in cenazesini bulduklarını ve toprağa verdiklerini aktardı.
Yasir, diğer oğlu Hamade'yi her yerde aradığını; Kızılhaç'ı aradıklarını ancak bir türlü bulamadıklarını, bir avukatın kendilerine "Hamade'nin hayatını kaybettiği" bilgisi verdiğini söyledi.
Taziye çadırı kurdukları oğullarından bir gün telefon aldığını aktaran Yasir, "İnanamadım, telefonu yüzüne kapattım. Çok geçmeden telefon bir daha çaldı. 'Baba, valla ben Hamade'yim. Beni unuttunuz mu, beni bıraktınız mı?' dedi." ifadesini kullandı.
Yasir, İsrail tarafından serbest bırakıldıktan sonra eve geldiğinde annesinin boynuna sarılıp bayıldığını kaydetti.
“Bugün bile inanamıyorum. Öz oğlumun hayatta olduğuna, şu anda yanımda oturduğuna hala inanamıyorum. Neredeyse bir sene yoktu, tüm ümidimi kesmiştim, her şeyden vazgeçmiştim. Allah'a şükürler olsun.”
"Oğlumun mürüvvetini görmek isterim"
Anne Veddad el-Benna ise oğlunun ölüm haberini almalarına rağmen sürekli "Oğlumun hayatta mı yoksa şehit mi olduğunu bana bildirsin diye" dua ettiğini söyledi.
Veddad, öldüğünü sandığı çocuğunun hayatta olduğunu öğrendiği günü şöyle aktardı:
"O gün öğle vakti oğlum Hamade'nin yattığı yerde uyurken telefon çaldı ve 'Hamade arıyor' dediler. Tüm ümidimi kaybetmiştim, tamamen bitmiştim; hatta onun için taziye çadırı kurup duasını bile okutmuştuk. 'Benimle eğleniyor musunuz lütfen dalga geçmeyin' dedim. Telefondan bir ses, 'Alo anne benim' dedi. Olduğum yere yığılıverdim. Zaten bende şeker hastalığı var; o an her yerim titremeye başladı ve bayılmışım."
Karşılamaya gitmek istediğini ama götürmediklerini söyleyen Veddad, "Sokakta beklemeye başladım. Derken bir otobüsün içinde çıkageldi. Ah, o sevincin güzelliğini bir bilseniz! Alemlerin Rabbine hamdolsun. Böyle uzun boylu, beyazlar içinde. Baksanız ya öyle güzel, nur yüzlüydü ki." ifadelerini kullandı.
Veddad, oğlunun değişmiş olduğunu farkettiğini söyledi.
"Oğlum 'Bak anne, ben geldim' dedi. Tam ona sarılacakken o anki sevinçle bayılmışım." diyen Veddad, duygularını şöyle dile getirdi:
"Tüm umudumu yitirmiştim. Hamade'nin hayatta olduğunu bilmiyordum ama Rabbim, ben hiç ummazken, uyuduğum yerde bana onun sesini duyurdu. Oğlumun mürüvvetini görmeyi, onun adına sevinmeyi çok istiyorum."
Veddad, çocuklarını kaybeden ve akıbeti bilinmeyen tüm ailelerin evlatlarına sağ salim kavuşmalarını umut ettiğini dile getirdi.



