Saadet Partisi Gençlik Kolları İstanbul İl Başkanı Muhammed Safa Ocak, X hesabından yaptığı açıklamada İsrail’in savunma mimarisi ve bölgesel stratejilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. “Yenilmezlik Masalı Sona Erebilir” başlığıyla yapılan paylaşımda, İsrail’in çoklu ve uzun soluklu saldırılar karşısında dayanıklılığının sınırlı olduğu belirtti.

Ocak, İsrail’in inşa ettiği savunma sistemlerinin caydırıcılık üretirken aynı zamanda kırılganlıklar barındırdığını ifade ederek, bu durumu Ankebut Suresi 41. ayette geçen “örümcek ağı” benzetmesiyle ilişkilendirdi. Dışarıdan güçlü görünen yapıların sanıldığı kadar dayanıklı olmayabileceğini ifade etti.

Yenilmezlik Masalı Sona Erebilir!

  • Birçok kez test edilmiş ve görülmüştür ki İsrail, çoklu ve uzun soluklu bir saldırı karşısında dayanıklılığa sahip bir ülke değildir. Bu değerlendirme, yalnızca siyasi söylemlerin değil, gerçek askeri ve stratejik uzman görüşlerinin de işaret ettiği bir gerçektir.
  • İsrail’in inşa ettiği savunma mimarisi, bir caydırıcılık üretirken aynı zamanda ciddi kırılganlıklar da barındırmaktadır. Ankebut Suresi 41. ayette verilen örümcek ağı benzetmesi, tam da İsrail savunma gerçekliğini işaret eder: Dışarıdan bakıldığında karmaşık ve güçlü görünen bu yapı, aslında sanıldığı kadar dayanıklı değildir.

Bu kırılganlığın farkında olan İsrail’in, güvenliğini tahkim etmek adına bazı stratejik adımlar geliştirdiği çok iyi bilinmektedir:

1. Çevresel Güvenlik ve Bölgesel Dizayn

İsrailli ve Amerikalı yetkililerin açıklamalarında sıkça vurgulanan husus, bölgesel dengeyi kendi lehlerine şekillendirme çabasıdır. Orta Doğu’daki rejim değişiklikleri, Arap Baharı ve sonrası oluşan kırılmalar, terör olayları ve ülkeler arası gerilimlerin sürekli dinamik tutulması; bölgesel denklemin kontrol altında tutulması arayışıyla birlikte okunmaktadır.

İran Devrim Muhafızları: Netanyahu'nun ofisinin hedef alındı
İran Devrim Muhafızları: Netanyahu'nun ofisinin hedef alındı
İçeriği Görüntüle

2. İşbirlikçi Yapılar ve Kritik Alanlara Nüfuz

Tarih boyunca devletler, rakiplerini zayıflatmak için bürokrasiye, askeri yapılara ve karar alma mekanizmalarına nüfuz etmeye çalışmıştır. Bu yöntem yeni değildir. İşbirlikçi yönetimler, insani zaafların istismarı ve kritik noktalara yerleştirilen unsurlar; güç mücadelesinin klasik araçları arasında yer almaktadır. Bu başlık, sadece bir ülkeye değil, küresel siyasetin genel işleyişine dair bir gerçeğe işaret eder.

3. Algı Gücü

İsrail’in sahip olduğu askeri kapasitenin yanı sıra, belki de en etkili unsuru algı yönetimidir. Zayıf noktalar çok nadiren tartışılırken, güçlü yönler sürekli gündemde tutulur. Bu durum, “yenilmezlik” imajını besler. Oysa tarih, güçlü sanılan devletler, organizasyonlar ve şahısların yok oluşlarının hikayesinden ibarettir.

4. Basın ve Kanaat Önderleri

İsrail’in hedef veya etki alanında bulunan ülkelerdeki medya ve kanaat önderlerinin yaklaşımları da önemli bir etkendir. Bu kişilerin tamamını art niyetle itham etmek doğru değildir; cehalet, strateji eksikliği veya farklı perspektifler de rol oynayabilir. Ancak kamuoyunun sağlıklı bir değerlendirme yapabilmesi için, farklı görüşlerin ve eleştirel analizlerin de güçlü biçimde var olması gerekir.

Son yaşanan gelişmeleri takip etmek için medyaya baktığımızda bir kez daha görüyoruzki siyonizm’i, barındırdığı tehdidi ve onunla mücadelenin gerçek ve doğru yollarını değil bilakis insanları siyonizm lehine vakit kazanma uğruna oyalamaktadır.

Bugün her birimizin muhataplarına sorması gereken temel sorular vardır, bunların ilki ve en önemlisi: İsrail’in gerçekten problemlerin kaynağı olduğu ve ortadan kaldırılması gerektiğini düşünüyorlar mı ?

Tartışmanın duygusal reflekslerle değil, stratejik akılla yürütülmesi gerekir. Çözümlerin imkânsız olduğu algısı ile gerçekçi seçenekler arasındaki fark, ancak soğukkanlı ve bilinçli bir değerlendirmeyle ortaya çıkar.

Bu noktada Milli Görüş çizgisinin ortaya koyduğu perspektifin neden gündem edilmediği ve Milli Görüş’ün farklı ve saçma suçlamalar ile tartışma konusu yapıldığı daha iyi anlaşılmaktadır. Çünkü ideolojik ve stratejik mücadelelerde asıl belirleyici olan, askeri güçten önce fikir gücüdür.

Bizlere düşen görev; bilinç üretmek, stratejik aklı güçlendirmek ve daha fazla insana algılardan kurtularak kendi gündemini oluşturma özgürlüğü ve cesareti kazandırmaktır.

Ancak bu şekilde siyonizmsiz, sağlıklı bir dünya ve barış dolu bir gelecek inşa edilebilir, aksi halde bugün ekranlarda gördüklerimizi yaşıyor olmak sürpriz olmayacaktır.