Partisinin Sakarya Teşkilatı tarafından düzenlenen “Geleneksel Sakarya Kardeşlik Buluşması” etkinliğinde konuşan Saadet Partisi Genel Başkanı, vatandaşın enflasyon, vergi, faiz üçgeninde vatandaşın kıskaca alındığını belitti.

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan’ın konuşmasında öne çıkan başlıklar şu şekilde;
“CUMHURİYETİMİZİN 80 YILLIK YATIRIMLARI BİR YILLIK FAİZ ÖDEMESİNE HEBA ETTİLER”
“Cumhuriyetin 80 yıllık tarihi boyunca yapılan bütün yatırımları özelleştirme adı altında sattılar, kasaya giren para 2,75 trilyon. 80 yıllık yatırımları bir yıllık faiz ödemesine heba ettiler.
Ankara'da takip ediyorsunuz; maden işçilerimiz var, günlerdir eylem yapıyorlar orada. Ne için biliyor musunuz? Patronlarından alamadıkları 36 milyon TL için. Aylardır gece gündüz oradalar, bedel ödüyorlar, aylardır maaşlarını alamıyorlar. Ne kadar? 36 milyon.
Şurada birkaç saatlik program için bir araya geldik. Ben bu alana geldikten sonra bütçeden faize ayrılan para 303 milyar TL. Bir saatte bütçeden 300 milyardan fazla parayı ödemekten sakınmıyorlar, bununla alakalı bir tedbir almıyorlar. Niye? Çünkü onları oraya getiren rantiyeler, faizci rantiyeler, faiz lobileriydi. Onları mutlu etmeleri gerekiyordu.
Enflasyon... Ya dünyanın hiçbir yerinde bu kadar uzun sürede çözülmeyen bir enflasyon yoktur. Neydi cümle? "Ver etkiyi, gör yetkiyi" dediler, doğru mu? Vatandaşımız verdi yetkiyi. Netice ne oldu? İktidara geldikleri günden bu tarafa %38'den enflasyonu sadece %32'ye düşürebildiler ya. Bir de oyun oynuyorlar; asgari ücrete, emeklilere zam yapılacağı ay ne hikmetse her yıl aynı ayda enflasyon bir anda düşüyor, zamlar açıklanıyor, ertesi ay enflasyon tekrar 4 kat, 5 kat artmak durumunda kalıyor. Çocuk mu kandırıyorsunuz siz ya?
Baktılar olmuyor, enflasyonu düşüremiyorlar; bu sefer dediler ki "tahmin edilen enflasyon" diye bir şey çıkarttılar. 2026'da, 2025'te, 2024'te dediler ki: "Arkadaşlar rahat olun, ekonomi rahatlayacak. 2026'nın sonunda enflasyon %12'ye düşecek" dediler. Bir umut bekliyorsun, "Acaba bu sefer başarırlar mı?" diye bekliyorsun; 2 hafta önce enflasyonu tekrar güncellediler. Ne oldu? %28'e çıktı. Ya hani %12'ydi? Tahmin edilebilir enflasyondan çıktık, gerçek enflasyonun %28 olduğunu gördük. %12 nerede, %28 nerede kardeşlerim?
Vergiye bakıyorsunuz; vergi de tamamıyla tabana yayılmış, zam üstüne zam yapılan bir vergi tablosu ile karşı karşıyayız. Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeyiz; her torba yasanın içerisinde mutlaka vergi var. Hiçbirini boş geçmiyorlar. Nerede bir torba yasa varsa kamulaştırma yasası çıkarıyorlar, askerle alakalı yasa çıkarıyorlar, ahlakla alakalı yasa çıkartıyorlar ama içerisine hemen bir vergiyle alakalı mevzuat yerleştiriyorlar. Toplumdan biraz daha fazla vergi almanın yollarını arıyorlar.”
“ARAÇ PERT OLDU SİZ KOLTUK KILIFI DEĞİŞTİRELİM DİYORSUNUZ”
“8 yıldır ülkeye bu etki, bu yetkiyi aldığınızdan bu tarafa doğru tek bir hamle yapmadınız. Ülke hep kötüye gitti. Bugün çıkıyorsunuz; 50+1'in olmaması gerektiğinden bahsediyorsunuz. Biz bunu kaç yıl önce söyledik? ‘Kuvvetler ayrılığı olması gerektiğini’ söylüyorsunuz; biz bunu kaç sene önce söyledik? Siz ‘Kuvvetler birliği olması gerekir’ dediniz.
Bu kadar zarar, bu kadar külfetten sonra sistemle alakalı şu yapılamaz: Pansuman tedavi dönemini geçti. 2017'de yaptığınız referandumla, 2018'de direksiyon başına geçtiğiniz otomobil bugün duvara tosladı, araç pert oldu. Pert olan araca siz geliyorsunuz, "Bu otomobilin koltuk kılıflarını değiştirelim" diyorsunuz. Böyle bir şey olmaz ya! Pansuman tedavi dönemleri geçti, kökten bir sistemin revizyonuna ihtiyaç var.
İyi niyetli misiniz? Biz Saadet Partisi olarak sonuna kadar buna destek vermeye hazırız. Eğer gerçekten partili bir cumhurbaşkanı olmasının zararlarını gördüyseniz, buyurun biz size destek sağlayalım. Kuvvetler ayrılığının ihtiyaç, kuvvetler birliğinin gereksiz olduğunu düşünüyorsanız; hadi buyurun, biz size destek olalım. Yargının üzerindeki kılıcınızı gerçekten çekecekseniz biz size destek olalım. Ama bunları getirmeden, sadece slogan üzerinden bizden destek talep ederseniz orada olmadığımızı bir kere daha ifade etmiş olalım”
“İSRAİL ORDUSUNDA ASKERLİK YAPANLARI VATANDAŞLIKTAN ÇIKARTIN”
“Hemen sınırımızın 60-80 kilometre ötesine, Suriye içerisine İsrail bombaladı, takip etmişsinizdir. Bombalama gerekçesi neydi arkadaşlar? ‘Orada Türk güçlerinin konuşlandırılma ihtimalinden dolayı bombaladık’ dediler. Dikkat buyurun; konuşlandığı için değil, ‘Konuşlanma ihtimali olduğu için bombaladık’ dediler. Bu İsrail bu cesareti nereden alıyor Allah aşkına ya?
Gazze'de en büyük katliamı yaptı, Lübnan'da yapıyor, Suriye'yi canı istedikçe bombaladı, en nihayetinde bizi tehdit etmeye başladı. Biz ne yaptık? En yüksek perdeden kınadık. En yüksek perdeden lanetledik. En yüksek perdeden ‘İsrail haddini bil, haddini bilmezsen sana gösteririz’ dedik. Ne yaptınız Allah aşkına bugüne kadar ya?
Hodri meydan! Gerçekten İsrail'e karşı çıkıyorsanız, gerçekten İsrail'e haddini bildirmek istiyorsanız Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin raflarında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup İsrail ordusunda askerlik yapan, Gazze'yi katleden vatandaşlar var. Muhalefet olarak biz bunun önerisini verdik; ‘Bunları Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkartın’ dedik. Hadi cesaretiniz varsa bu yasayı Meclis'ten geçirin bakalım! Geçiremezsiniz. Sadece cümle kuruyorsunuz, sadece miting yapıyorsunuz ama ticaretten geri adım atmıyorsunuz. İsrail'le perde gerisinde yapılan anlaşmalardan taviz vermiyorsunuz. Buyurun ya, 600 milletvekilinin hepsi imza atacak.”
Bugün belki Sakarya'da, belki Antalya'da, belki İstanbul'da Gazze'deki insanları katleden İsrailliler dolaşıyorlar ya. Ceplerinde de Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin nüfus cüzdanı var. Çıkartalım bunları vatandaşlıktan! Çıkartamazsınız. Maalesef birçok konuda olduğu gibi İsrail konusunda da samimi değiller.
‘Efendim, ateşkes imzaladık.’ Hadi ya! Kim imzalattı? Trump imzalattı. Hani biz İsrail'le aynı masaya oturmayacaktık? Masanın bir tarafında Türkiye oturuyor, masanın bir tarafında İsrail oturuyor; Gazze Barış Planı'nı açıkladık, Gazze için ateşkesi imzalattık. Peki, ne zaman imzalamış? 10 Ekim 2025. 1 yıl olmuş, bir ay bir buçuk ay sonra 1 yıl olacak. Bu 1 yıl içerisinde 1.313 Gazzeli'yi katletti bunlar ya! Ateşkesi imzaladıktan sonra yaptılar bunu. Yetinmediler; 4.365 insanı, oradaki insanı yaraladılar. Ve 7 Ekim'den bu tarafa 73.500 insanı katlettiler, insanlık tarihinin en büyük katliamını yaptılar.
Maalesef başta İslam ülkeleri olmak üzere herkes sessiz, herkes suspus olmuş vaziyette. Yine söylüyoruz: İsrail ancak güçten anlar. Biz bunu yaptık. Ne zaman? İktidarımızda yaptık. İsrail bugünkü gibi pervasızlık yapıyordu, bugünkü gibi katliam yapıyordu; Birleşmiş Milletleri harekete geçirdik, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne tezkereyi getirdik, Mehmetçik'i biz El-Halil kentine gönderdik, İsrail'e gönderdik. Bir tek Mehmetçiğimizin burnu kanamadı; oradaki katliamı durdurduk.”
“DERS ZİLİ ZAM ZİLİYLE ÇALIYOR”
“Okullar açılıyor; önümüzdeki hafta Allah nasip ederse küçük küçük yavrularımız okullara başlayacaklar. Önümüzdeki hafta ders zili çalacak, aynı zamanda zamların zili de çalmaya başlayacak. Her yerde bir panik olacak: "Bu kırtasiye masrafları nasıl karşılanacak? Beslenme masrafları nasıl karşılanacak? Servis masrafları nasıl karşılanacak?" Çok kıymetli hanımefendiler var burada; en fazla nerede toplanıyorlar son dönemde, son 3-5 sene içerisinde? Okul önlerinde toplanıyorlar. 100 metre ötedeki okula çocuğumuzu yürüyerek gönderemiyoruz ya! Sokakları o kadar güvensiz hale getirdiler ki, o kadar tehdit saçan sokaklar inşa ettiler ki 100 metre ötedeki okula çocuklarımızı annelerin, babaların, anneannelerin, babaannelerin göndermek zorunda kaldığı bir Türkiye inşa edildi. Eskiden çantaya kitaplar sığdırılmaya çalışılırdı; bugün bütçelere, maaşlara çanta sığdırmaya çalıştığımız bir Türkiye'yi AK Parti iktidarı maalesef inşa etti.”


