Hayatı

Ünye’den babası Mehmed Kaptan ile İstanbul’a geldi. Ağabeyi devrin meşhur hattatı İsmail Zühdî’nin yanında hafızlığını ikmal etti medrese tahsili gördü. Sülüs ve nesih meşk edip 1183/1769’de on yaşında iken icâzet aldı. Resme olan üstün kabiliyeti ile tanındı ve hüsn-i hatta ilerledi. Devlet ricâlinden çevresi arttıkça Saray’a girdi. Yaptığı bir resmi gören III. Selim portresini sipariş etti. Sadece birkaç defa uzaktan padişahı görmekle portresini yaptı. Sultana arz ettikten sonra atâ ve ihsana nail oldu. Dehası fark edilerek teşvik gördü, sarayda müderrislik pâyesi aldı. Şehzâdelere hat hocalığı yapmaya başladı. Sikke ressamlığından sonra Tuğrakeş oldu. II. Mahmud tahta çıktıktan sonra hocası Mustafa Râkım’a sırası ile Edirne, Mekke ve İstanbul kadılığı pâyesi ile Anadolu kazaskerliği pâyesi verdi. Sonraları fiilen Anadolu kazaskerliği de yapmıştır. Saraylı bir hatun ile evlendirilmiş ama çocuğu olmamıştır. Vefatından sonra vasiyeti üzerine Atik Ali Paşa Cami yakınına defnedilmiş, hanımı tarafından kendisine türbe yaptırılmıştır. Türbenin başındaki ketebenin güzide hattının talebesi Hâşim Efendi’ye ait olduğu zikredilir. 

Hat Tarihindeki Yeri ve Özgün Katkıları

Mustafa Râkım, ağabeyi büyük hattat İsmail Zühdî’den Hâfız Osman hattının tavır inceliklerini gördü ve o yolda uzun bir süre yazdı. İsmail Zühdî çağdaşı Mahmud Celâleddîn gibi eski tavrın mühim temsilcileridir. Sonrasında Râkım Efendi, hat sanatındaki serbest, irticali yazma anlayışını, daha ketum, tasarlanan, harfler üzerinde düzeltmelere açık, çokça taslak kullanılarak girift ve intizamlı istifler yapmaya dönük bir tarzı ihtira etmiştir. Mustafa Râkım Efendi bilhassa celî sülüsde getirdiği yeni tavır ile Türk hat sanatı tarihinin en mühim simalarından biri olmuştur. Yahyâ Sofi ve oğlu Ali’nin temelini attığı Osmanlı celî üslûbunda ikinci devir olarak Mustafa Râkım sayılır. Mustafa Râkım, eski celî sülüs tavrını değiştirmiş, yeni bir kompozisyon anlayışı getirmiştir. Özellikle Avrupai üslupların dahliyle değişen mîmârî ve tezyînât, hat sanatında da birtakım değişmelerin kapısını açmış hatta mecbur kılmıştı. Sultân II. Mahmud devrinde ve öncesinde başlayan yeniliklerin bir neticesi olarak yazıda ve birçok sahada inkılaplar oldu. Tuğranın yeni ve sabit bir forma girmesi de yine bu devirde Râkım Efendi eliyle olmuştur.

İslam Düşünürleri

Öne Çıkan Eserleri

Râkım, çok sayıdaki yazdığı levha ve kıt’aâtinden başka celisülüs ve ta‘lîk kitâbeleriyle, kıymetli eserler vermiştir. Bu yeni tavrın mühim örnekleri başta; Fâtih Nakşidil Vâlide Sultân türbesi kapı ve iç kuşak celîleri ile Fındıklı Zevkikadın çeşmesi ile Nusretiye Câmi yazıları sayılabilir. 

  • Celî Sülüs İstif (Sübhanallâhi ve’l-hamdülillâhi…): TSMK, GY, nr. 324/12.

Kaynak: İslam Düşünce Atlası
Dijital Yapım: MÜSİDER ve TV5 Televizyonu