Röportaj: Ali Ekber Mete 

Cumhur ittifakı çatısı altında hazırlanan sosyal medya yasası, ortak hazırlanan diğer yasalardan farklı olarak basın toplantısı düzenlenmeden, meclise sunuldu. 40 maddelik yasa teklifi kamuoyunda olumlu ve olumsuz yönleriyle tartışmalara neden oldu. Özellikle 29’uncu maddede yer alan “halk arasında korku ve panik yaratmak saikiyle kamu barışını bozma gibi gerekçelerle ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ kısmı en çok tartışılan konu oldu. Getirilen madde sosyal medya kuruluşlarıyla internet haberciliğine yönelik kısıtlamalar da içeriyor. Adalet Komisyonundan geçen yasa, Genel Kurul’un gündemine alınmayarak, ertelendi. Yasama döneminin başlaması ile birlikte tekrar Meclise sunulması beklenen yasa teklifi üzerinde tartışmalar devam ediyor.

Öte taraftan Türkiye bu tarz tartışmalara yabancı değil. 2014 yılının mart ayında Ak Parti 5651 sayılı Yasa’da değişiklik yapılması yönünde teklif sunmuştu. O dönem “Sansür yasası” olarak ifade edilen yasa sonrasında Twitter, Youtube ve Wikipedia erişime kapatılmıştı. Uzun yıllar sonra Cumhur ittifakı tarafından meclise sunulan yasanın kapsamı ise genişletilerek gündeme tekrar getirildi. Yasanın getiriliş amacı ise sosyal medya da dezenformasyonun önüne geçilmesiydi. Ancak muhalefete göre yasa teklifi, fikir ve ifade özgürlüğünü kısıtlayacak. Konu ile ilgili Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kaya, Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili ve Adalet Komisyonu Üyesi Zeynel Emre ve İyi Parti Antalya Milletvekili ve Adalet Komisyonu Üyesi Hasan Subaşı ile konuştuk.

KAYA: İKTİDARIN BASKICI TUTUMUNUN DEVAMI

Türkiye’de demokratik hakların her geçen gün geriye gittiğini ifade eden Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kaya, çıkarılması düşünülen yasa teklifiyle düşünce, ifade ve basın hürriyetinin etkileneceğini söyledi. Kaya sunulan yasa teklifine yönelik sözlerini şöyle sürdürdü, “Medyalarının düzenlenmesi ile ilgili idari yetkilerin genişletilmiş olması ve bu idari yetkileri kullanan kurulların siyasi iktidarın belirleyici olduğu bağımsız olmayan kurumlar olması sebebiyle medyanın siyasi iktidar tarafından kontrol altına alındığı izlenimi doğurmaktadır. Bu iki ana ilke üzerinden değerlendirildiğinde sosyal medya yasasının iktidarın baskıcı tutumunun bir devamı olarak toplumu dizayn isteğinin bir sonucu olduğunu ve demokrasiye temel hak ve hürriyetleri aykırı düzenlemeler olduğunu düşünüyoruz.” dedi.

BELİRLEYİCİLİK İLKESİNE TERS DÜŞEN BİR DURUMDUR

Teklifte yer alan ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ibaresinin Türk Ceza Kanunu’na yeni bir suç olarak ekleneceğinin altını çizen Bülent Kaya, ancak yasa teklifinde bu suçun muğlak, soyut ve belirsiz ifadelerle tanımlandığını söyledi. Teklifin ceza hukukunun en temel ilkelerinden biri olan belirleyicilik ilkesine ters düştüğüne işaret eden Kaya,” Aynı zamanda suç için öngörülen cezanın alt sınırının bir yıl üst sınırın üç yıl olması ise kanunlarımıza göre üst sınırı 2 yıldan daha az ceza öngören maddelerde tutuklanma talep edilemeyeceği için bu cezanın üst sınırının 3 yıl olarak düzenlenmesi insanların tutuklanma endişesi ile düşünce ve ifadelerini açıklamaktan geri bırakılmasını amaçladığı endişesini doğurmaktadır.” diyerek sözlerini tamamladı.

EMRE: BU YASANIN AMACI, YOLSUZLUK, HUKUK DIŞILIKLARIN YAYILMASINI ÖNLEMEK

“Dezenformasyon düzenlemesi olarak gündeme gelen yasa teklifi, hukuken ise ciddi sorunlar içeriyor” diyerek söze başlayan CHP İstanbul Milletvekili ve Adalet Komisyonu Üyesi Zeynel Emre, yasanın dezenformasyonu engellemek yerine “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” başlıklı 29. Maddesi sebebiyle sansürün artırılacağını ileri sürdü. İktidarın medyanın yüzde 90’nını ele geçirdiğini, geri kalanları ise çeşitli baskılarla yıldırmaya çalıştığını ileri sürerek,” Türkiye’de sosyal medya, nefes alınan son yerlerden biri durumunda. Bir dönem trollerle sosyal medyaya hâkim olan AKP, özellikle ekonomik çöküşten kaynaklı artık trol hesaplarla gerçekleri çarpıtma, dezenformasyon yayma yönteminin işe yaramadığını görünce, sosyal medya üzerinde, gündeme getirdiği teklif benzeri yollarla baskı kurmaya yöneldi. Bu yasa teklifinin öncelikli amacı da seçime gidilirken, AKP iktidarının karıştığı yolsuzluk, hukuk dışılıkların yayılmasını önlemek.” dedi.

TÜRKİYE’NİN İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ ALANINDA YENİ SORUNLAR İÇİN VAKTİ YOK

Yasayı “Sansür yasası” olarak adlandıran ve düşünce ile ifade özgürlüğünün kısıtlanacağını öne süren Zeynel Emre, Türkiye’nin gelişmiş ülkelerden 20 yıl geride olduğunu ve yasanın geçmesi durumunda 20 yıl daha kaybedeceğini söyledi. Yasanın uygulamaya konması halinde toplumsal barışın ciddi anlamda sarsılacağına dikkat çekerek, “Hukukta keyfilik artacak ve yargının siyasallaşması yolunda yeni bir taş döşenecektir. Karşı çıkıyoruz çünkü Türkiye’nin, özellikle de ifade özgürlüğü alanında yeni sorunlar yaşayacak kadar vakti yok.” İfadelerini kullandı.

TEKLİFİN ERTENELENMESİ DEĞİL, GERİ ÇEKİLEREK DÜZENLENMESİ GEREKİYOR

Yasanın gelecek yasama yılına ertelenmesinde, meslek örgütleri ve muhalefet partilerinin tepkilerinin rolünün olduğunu vurgulayan Zeynel Emre, Yasanın ‘hukuki güvenlik ve ‘belirlilik ilkesine’ aykırılık taşıması nedeniyle hukuki sorunlar içerdiğini söyledi. Sözlerinin devamında ise,” Hem muhalefet milletvekilleri olarak bizler hem de Adalet Komisyonu toplantısına katılan Yargıtay hakiminin uyarılarının, bir nebze olsun akli selimin bulunmasını sağladığını umut ediyoruz. Teklifin ertelenmesi değil geri çekilerek, basın meslek örgütleri başta olmak üzere konunun taraflarıyla detaylı çalışılarak düzenlenmesi ihtiyaç duyulan yöntemdir.” dedi.

Kılıçdaroğlu: TV5, halka gerçekleri anlattığı için cezalandırılıyor Kılıçdaroğlu: TV5, halka gerçekleri anlattığı için cezalandırılıyor

BASIN MENSUPLARINDA OTO SANSÜRE NEDEN OLUR

Teklifte yer alan 29. Maddenin uygulanması durumunda kişilerin 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacaklarını  belirten  Zeynel Emre sözlerine şu şekilde devam etti,” Komisyon’da AKP’li milletvekillerinin önergesiyle ikinci fıkrada yapılan değişiklikle failin, suçu gerçek kimliğini gizleyerek veya bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlemesi halinde, cezanın yarı oranında artırılmasını öngören madde, gerekçesinde de ifade edildiği üzere ifade özgürlüğü sınırlarındaki bir alana müdahale içermekte. Teklifin gerekçesinde yapılan bu tartışmalar da göstermektedir ki konunun düzenlenmesinde hassas bir denge güdülmelidir. Düzenlemenin kaçınılmaz olarak basın mensuplarında oto sansüre neden olacağı, bunun da kanaat oluşturulması yönünde ikame edilemez bir konuma sahip olan basının, görevini yapamamasına yol açacağı nettir.”

SUBAŞI: YASA GEÇSEYDİ BASIN HAREKET EDEMEZDİ

İYİ Parti Antalya Milletvekili ve Adalet Komisyonu Üyesi Hasan Subaşı ise iktidarın yasayı getirmesindeki amacının yalan ve aslı olmayan haberleri önleme, kişilerin kişilik haklarına yapılan saldırıyı önleme amacı güttüğünü ancak izlenilen yolun yanlış olduğunu belirtti. Sözü geleneksel medya üzerindeki baskılara getiren Subaşı, “RTÜK’ün basına ve televizyonlara verdiği cezaların hemen hemen tamamına yakınını muhalif olanlara vermektedir. Sadece medyayı kontrol ederek siyasi iktidarların sürmesinin zor olduğunu gören iktidar, sosyal medyayı da kontrol etmek zorunda kalmıştır. Bu kanun teklifiyle büyük ölçüde sosyal medyayı ve basını neredeyse tam kontrol altına alınması amaçlanmıştır. Bu kanun teklifinde görüldüğü gibi, 300 bin liradan 1 milyon lira gibi cezalar; diğer taraftan, bir yıldan üç yıla hapis cezaları, muğlak ifadelerle kaleme alınmıştır.” dedi. Muhalif medya şirketlerinin ve gazetecilerin hapse girdiğini söyleyerek sözlerini sürdüren Subaşı, teklifin geçmesi durumunda basının hareket edemez hale geleceğini kaydetti.

 SİLİNEN İÇERİK RAKAMLARINI PAYLAŞTI

Hasan Subaşı, İktidarın bu yüzden sosyal medya üzerindeki baskısını arttırdığını ifade etti.  Sosyal medya üzerindeki kısıtlamalarla ilgili konuşan Subaşı, “2012-2019 yılları arasında dünyadan Twitter 7.396 mahkeme kararı gönderiliyor, bu kararların 5.487 tanesi yani yüzde 74'ü Türkiye'den gidiyor. 5651 sayılı Yasa'ya göre 10 bin YouTube videosu çıkarılmış, 6.200 Facebook içeriği erişimi engellenmiş, 408.494 ‘web’ sitesine erişim engeli getirilmiştir. Google'dan 65.973 içeriğin çıkarılması istenmiş ancak bunlardan 25.051 adedi çıkarılmıştır. Türkiye'de ofis açılması hâlinde yüksek cezalara muhatap kalmamak adına 65.973 içerik çıkarılması isteği muhtemelen tümüyle gerçekleşmiş olacaktı.” İfadelerini kullandı. İktidarın 3 Y politikasına atıfta bulunan Subaşı, “On sekiz yıl önce ‘Yasakları kaldıracağız, yolsuzluğu ve yoksulluğu kaldıracağız.’ diyen hükûmetin sicili bozuktur ve sadece Türkiye'de değil dünyada da hukukumuzun güvenirliği kalmamıştır. Yasa teklifinin gerekçesinde ‘Bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin korunması adına bu yasa teklifini hazırladık.’ deseler de arka planda rejimin muhalefeti ve eleştirel her platformu kontrol altına alma çabası vardır.” dedi.

 YASA MASUM İNSANLARI HEDEF ALMA POTANSİYELİNE SAHİP

“En çok tartışılan 29. Madde. Hukuk devleti ile suç ve cezaların kanuniliği ilkesi uyarınca suç tipi kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık olmalıdır. Taslakta hangi fiillerin suç teşkil ettiği açık ve net şekilde düzenlenmediğinden belirlilik ilkesine aykırıdır.” diyerek sözlerine başlayan Subaşı, Komisyon görüşmelerine Yargıtay’ın görüşünü bildirmek üzere katılan 8. Daire Üyesi İhsan Baştürk’ün teklife yönelik eleştirilenin olduğunu ifade etti. Baştürk konuşmasında, ‘Kamu düzeni’, ‘ülkenin iç ve dış güvenliği’ ve ‘kamu barışını bozma’ kavramları; bunların içeriğinin belirlemesinin ve yargı erki tarafından uygulanmasının çok önemli tartışmalar ve sorunlar çıkaracağını” belirtti. Subaşı sözlerine devamında getirilen teklif ile ilgili ise, “Sosyal medya ortamında alenen yayma unsurunun kapsamı ne olacaktır? Kapalı bir hesaba sahip olan bir kullanıcı da fikirlerini alenen yaymış kabul edilecek mi? Yine maddede yer alan ‘Failin gerçek kimliğinin gizlenmesi’ cezanın ağırlaştırıla sebebi yapılıyor. Sosyal medyada nickname kullanım oranı çok yüksek. Kanunun dezenformasyonla mücadele amacını aşacak, hedeflediğinden çok farklı ve vahim sonuçlar doğuracak, masum insanları hedef alabilme potansiyeline sahip bir suç ihdas ediliyor. Yine aynı maddede ‘gerçeğe aykırı bilgi’ kavramı yer alıyor. Gerçeği kim belirliyor? Dünya düzdür diyen insanlar gerçeğe aykırı bilgi yaydıkları için suçlu oluyorlar. Aşılar, zararlıdır çip takıyorlar diyen insanlar gerçeğe aykırı bilgi yaydıkları gerekçesiyle hapis cezası alabilecekler.” dedi.