Depremzede Gülçin Aykut Soydan, hayatlarını alt üst eden o depremin öncesini ve sonrasını anlattı:

"Ben önce oğlumu okula bıraktım daha sonra Kızılay Kan Merkezi'ne gidip kök hücre bağışı yaptım. 15- 20 dakikada kan merkezindeki işimi bitirdikten sonra yakınlarda bulunan bir markete girdim. Alışverişimi yaptım. Tam kasaya geldiğim sırada sallanmaya başladık. Deprem oluyor ne yapalım derken, bir yandan da tansiyon düşmesi mi yaşıyorum derken soluma döndüm, daha bir adım atmadan direkt omuzuma bir şey vurdu ve yerle bir oldum. Enkaz altında 16 saat kaldım ama o sırada ben kıyamet koptu her yer yıkıldı falan diye düşündüm. Ta ki ambulans ve itfaiye seslerini duyana kadar.

Şu an sağ bacağım ampute, diz altı. Sağ kolumda da hiçbir işlev yok. Üçte bir saç kaybım, kaş kaybım var. Çenemde biraz sıkıntı var. Bunların dışında psikolojik olarak da insan ayakta kalmaya çalışsa da illaki bir yara kalıyor içeride. Bu saatten sonra geri dönüş yok. Olan oldu. Önemli olan bundan sonra olacak olanlar."

"DİĞER ENGELLİLER NASIL ÖNEMSENMİYORSA BEN DE ÖNEMSENMİYORUM"

Fotoğraf tutkunları Mersin kıyılarındaki su altı kanyonları için dalıyor Fotoğraf tutkunları Mersin kıyılarındaki su altı kanyonları için dalıyor

Soydan, şu an yüzde 96 engelli olduğunu ve çalışamadığını belirtirken, şunları söyledi:

"2 yıllık bir malulen emeklilik hakkım var. Ama 2 yıl sonrası için tekrar heyete girmem gerekiyormuş. Ne olur bilemiyorum, bekleyip göreceğiz. Deprem öncesinde muhasebe işi ile uğraşıyordum. Onun öncesinde mağazada çalışmışlığım var. Aktif olarak çalışıyordum. Büyükşehir Belediyesi’ne, Valiliğe isteklerimizi, taleplerimizi belirttik. Ama tabi ben ölmediğim için hiçbir hakkım olmadı gibi bir durum var şu an maalesef. Yaşadığım için sağlıksızım, engelliyim. Çok da önemsenmedi. Diğer engelliler nasıl önemsenmiyorsa ben de önemsenmiyorum. Buna da alıştık. Aslında söylemek istediğim çok şey var. Hangisini sıralasam bilmiyorum. Bu deprem İzmir’de oldu bitti değil. Van, Elazığ, Sakarya belki önümüzdeki bir İzmir depremi bir İstanbul depremi olabilir. Orada insanlar ne yapacak o hasarlı binalarda oturanlar ölmek zorunda mı?"

"2 BİN 500 LİRAYA KİRADA OTURUYORUM, ÇIKSAM 6 BİN LİRANIN ALTINDA KİRA YOK"

Sağlık Bakanlığı'ndan kimsenin kendisini aramadığını vurgulayan depremzede Soydan, şöyle devam etti:

"Sağolsun Haluk Levent ve Ahbap ekibi yardımcı oldular. Protezime destek oldular ve tamamını onlar karşıladılar. Sağlık Bakanlığı'ndan beni kimse aramadı. Geçmiş olsun demişler ama İzmir’e, bana kimse gelmedi. Bana hiç kimse gelmedi. Komşularım, arkadaşlarım, ailem dışında gelen olmadı maalesef. Benim ilk önceliğim; kirada oturuyorum. Ben çalışamıyorum, eşim çalışıyor. Tek maaşla geçiniyoruz. Hani evimiz kira, ben mümkünse bir ev talep ediyorum. Artık devletimiz mi, belediyemiz mi yardımcı olur bilemiyorum. Ama en azından başımı sokabileceğim, güvenle oturabileceğim bir ev. Hani artık Bayraklı'da yaşayabileceğimizi de düşünmüyorum. Çünkü şu an 2 bin lira kiradayım. Ama ben bugün bu evden çıksam 6 bin liranın altında kira da yok. Bu rakam bizim için çok büyük. Aylık gelirimiz o kadar zaten. Biz hem kira verip hem de ne yiyip içeceğiz. Çocuğun okul masrafları var. Sürekli kimden yardım istenebilir? Belediye erzak paketi yolladı. Sağ olsunlar. Ama bir yere kadar herkes yardım ediyor. En azından 1-2 yıl yardım eder. Sonuçta bu İzmir depremi unutturulmaya çalışılıyor. Unutturulduktan sonra da kimse dönüp bakmayacak.