İngiltere merkezli düşünce kuruluşu "British Future" ile "British Muslim Trust" tarafından yayımlanan "Müslüman Karşıtı Düşmanlığı Anlamak: Eylem İçin Temeller" başlıklı raporda, ülkedeki Müslümanların maruz kaldığı ayrımcılık ve İslam karşıtı tutumlara ilişkin araştırmanın sonuçları paylaşıldı.

Araştırmada, 4-18 Mart'ta İngiltere genelini temsil eden 18 yaş üstü 2 bin kişiyle yapılan anket ile 4-22 Mart'ta 1013 Müslüman yetişkinin katıldığı anketin sonuçlarına yer verildi.

Buna göre, araştırmaya katılan Müslümanların yüzde 27'si sokak veya toplu taşıma gibi kamusal alanlarda, yüzde 19'u iş yerinde ya da hastane gibi kurumlarda, yüzde 34'ü de sosyal medyada Müslüman karşıtı ön yargıyla karşılaştı.

Geçen yıl düzenlenen aşırı sağcı "Unite the Kingdom" protestolarının ardından Müslüman katılımcıların yüzde 61'i kişisel güvenlikleri konusunda daha fazla endişe duyduğunu belirtirken, bu oran Müslüman kadınlarda yüzde 69'a ulaştı.

Halkın yüzde 17'si Müslüman nüfusun artışını tehdit olarak görüyor

Araştırmada, halkın yaklaşık 6'da 1'inin Müslümanlara yönelik kaygı verici düzeyde düşmanca görüşlere sahip olduğu belirtildi. Katılımcıların yüzde 17'si, Müslüman nüfusun artışının İngiltere kültürü için "temel tehdit" oluşturduğu görüşüne "kesinlikle katıldığını" bildirdi.

Katılımcıların yüzde 19'u ise ülkede doğan Müslümanların, ülkede doğan beyaz ve Müslüman olmayan kişiler kadar İngiliz olduğu görüşüne katılmadığını ifade etti. Buna karşın halkın yüzde 52'si ise bu görüşe katıldığını dile getirdi.

Araştırmaya katılanların yüzde 63'ü Müslümanlara yönelik ön yargı bulunduğunu kabul ederken, yüzde 61'i hükümetin Müslüman karşıtı ön yargıyla mücadele için harekete geçmesini destekledi.

Medyanın Müslümanlara yönelik yaklaşımı adil değil

Rapora göre, Müslümanların İngiliz toplumuna katkısına ilişkin görüşlerde yaş grupları arasında "belirgin fark" ortaya çıktı.

Bu bağlamda, 65 yaş üstü katılımcıların yüzde 29'u Müslümanların katkısını "olumsuz" olarak değerlendirirken, 18-24 yaş grubunda Müslümanların topluma olumlu katkı sunduğunu düşünenlerin oranı yüzde 43 oldu.

Müslümanlarla düzenli sosyal temas, bu kişilere yönelik kabul düzeyiyle güçlü biçimde ilişkili.

Kurumların Müslümanlara adil davranıp davranmadığına ilişkin değerlendirmelerde medya en olumsuz tabloyu ortaya koydu. Müslüman katılımcıların yüzde 52'si, medyada toplumun geri kalanına kıyasla kendilerine "çok daha kötü" ya da "biraz daha kötü" muamele edildiğini düşündüğünü belirtti.

"Raporda, Müslümanların maruz kaldığı nefretle ilgili bazı endişe verici bulgular var"

İngiltere'de Müslüman karşıtı nefret suçlarını izleyen British Muslim Trust'ın Başkanı Ahmed, Müslümanlara yönelik ön yargı ve düşmanlığın boyutunu ele alan rapora ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Ahmed, düşünce kuruluşu "British Future" ile İngiltere'deki Müslümanların dinlerine dayalı ön yargılarla ilgili deneyimlerini incelemek ve Müslümanlara yönelik tutumları araştırmak amacıyla anket hazırladıklarına işaret etti.

AB Komisyonu'nun 3 üyesi Türkiye'de temaslarda bulunacak
AB Komisyonu'nun 3 üyesi Türkiye'de temaslarda bulunacak
İçeriği Görüntüle

Akeela Ahmed, "Anket sonuçlarına göre, Müslümanların yüzde 56'sı, yani yarısından fazlası son 12 ay içinde bir tür Müslüman karşıtı düşmanlık veya ön yargıyla karşılaştıklarını belirtti." ifadesini kullandı.

Söz konusu raporda, Müslümanların güvenliği ve maruz kaldıkları nefret türüyle ilgili bazı endişe verici bulgular olduğuna dikkati çeken Ahmed, buna karşın olumlu bulgulara da ulaştıklarını dile getirdi.

Ahmed, şöyle devam etti:

"İnsanlara, özellikle de Müslümanlara aidiyet duyguları hakkında sorduğumuzda, neredeyse 4'te 3'ü İngiltere'nin Müslüman olmak için iyi bir yer olduğunu ve dinlerini özgürce yaşayabildiklerini söyledi. Bu gerçekten çok olumlu bir durum. Ancak Müslümanların maruz kaldığı nefret suçlarına ve nefret olaylarına geri dönersek, British Muslim Trust olarak biz, ister sokaktaki küçük çaplı düşmanlık olsun ister son günlerde ve haftalarda gördüğümüz oldukça ciddi Müslüman karşıtı saldırılar olsun, her türlü Müslüman karşıtı düşmanlığı izlemek ve bununla mücadele etmek amacıyla kurulduk."

İngiliz Parlamentosunda da ayrıştırıcı siyasi söylemler arttı

Ahmed, halkın yaklaşık 6'da 1'inin Müslümanlara yönelik düşmanca görüşlere sahip olmasının da "kaygı verici" olduğunu belirterek, bu tutumların son yıllarda arttığına dikkati çekti.

Sosyal medya platformlarında Müslümanlara yönelik nefret söylemi, şiddet çağrıları ve sınır dışı edilme taleplerinin yayılmasına izin verildiğini dile getiren Ahmed, yanlış bilgi ve sahte haberlerin, bazı kişileri Müslümanlar hakkında radikalleştirebileceği uyarısında bulundu.

Ahmed, İngiliz Parlamentosunda da ayrıştırıcı siyasi söylemlerin arttığının altını çizdi.

Müslümanların İngiliz medyasında da çoğunlukla "olumsuz" biçimde temsil edildiğine ilişkin ciddi kaygılar taşıdığını dile getiren Ahmed, bir Müslüman tarafından işlenen suçun, aynı suçu işleyen Müslüman olmayan birine kıyasla daha olumsuz çerçevelendiğine dikkati çekti.

Ahmed, bu haberlerde kişinin Müslüman kimliğinin suçun nedeni gibi sunulduğunu ifade ederek, olumsuz medya söyleminin Müslümanların ülkede kabul görmedikleri duygusunu güçlendirdiğini ve Müslüman karşıtı düşmanlığın artmasına katkı sunduğunu belirtti.

Müslümanların kendilerine yönelik nefret suçlarını bildirmesi çağrısı yapan Ahmed, medya, sosyal medya şirketleri ve siyasetçilerin sorunun çözümünde sorumluluk taşıdığını vurguladı.

Kaynak: AA