“Geçiştirilemez: Ergen kavgası değil, çürümenin fotoğrafıdır”

AGD açıklamasında, olayların “bir anlık sinir” ya da “ergen kavgası” gibi ifadelerle geçiştirilemeyeceği ifade edilerek, yaşananların eğitimde, ailede, medyada, sokakta ve dijital dünyada derinleşen ahlaki çözülmenin bir sonucu olduğu kaydedildi.

Yetkililere çağrı: “Gençliği şiddete teslim etmeyeceğiz”

AGD, açıklamasında yetkilileri uyararak gençlerin “değerlerden koparıldığı”, “merhametten uzaklaştırıldığı” ve “edep-hikmet bağının zayıflatıldığı” bir kültürel saldırı altında bırakıldığını dile getirdi.

Sosyal medya içerikleri, diziler, sokak kültürü ve rol modellerin şiddeti “güç”, kabadayılığı “karizma”, suçu ise “cesaret” olarak gösterdiği belirtilirken şu ifadeler kullanıldı:

“Bu ülkenin gençliğini; uyuşturucu çetelerine, şiddet kültürüne, sokak serseriliğine ve ekran bağımlılığına teslim etmeyeceğiz.”

Topluma çağrı: “Bu mesele herkesin sorumluluğudur”

AGD, olayın yalnızca emniyet ya da adliye boyutuyla ele alınamayacağını vurgulayarak; mahallenin, okulun, caminin, medyanın, sivil toplumun ve her ferdin sorumluluğu bulunduğunu belirtti.

Açıklamada farklı kesimlere yönelik çağrılar yer aldı:

Ailelere:

Çocukların sadece okula gönderilerek değil; değer verilerek, dinlenerek, takip edilerek ve örnek olunarak yetiştirilmesi gerektiği vurgulandı. “Şiddetle büyüyen bir çocuk, bir gün şiddeti hayatın dili zanneder” denildi.

Okullara ve eğitimcilere:

Okulların yalnızca sınav odaklı kurumlar olmadığı, ahlak ve kardeşlik inşa eden yuvalar olması gerektiği belirtilerek rehberlik servisleri ve psikososyal destek birimlerinin güçlendirilmesi çağrısı yapıldı.

Türkiye'de 2025'te 889 bin 598 bebek dünyaya geldi
Türkiye'de 2025'te 889 bin 598 bebek dünyaya geldi
İçeriği Görüntüle

Medya ve dijital platformlara:

Şiddeti özendiren içeriklerin gençlerin ruhunu çürüttüğü belirtilerek, “Ekranlar kötülüğün reklam panosu haline getirilemez” ifadeleriyle yayın politikalarına tepki gösterildi.

Mahalle ve topluma:

“Benim çocuğum değil” anlayışının tehlikeli olduğu belirtilerek cami merkezli mahalle kültürünün ihya edilmesi; sokaklar, parklar ve okul çevrelerinin gençliği koruyan alanlar haline getirilmesi gerektiği ifade edildi.

Gençlere:

AGD, açıklamasında gençlere de seslenerek; öfkenin güç sanılmaması, kabadayılığın meşrulaştırılmaması gerektiğini vurguladı. Gençliğin iman, ilim, ahlak ve disiplinle büyüyeceği ifade edildi.

“Kalıcı çözüm: Önce ahlak ve maneviyat”

Açıklamanın sonunda AGD, çözümün yalnızca güvenlik tedbirleri ve ceza artırımıyla sınırlı olamayacağını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

“Kalıcı çözüm; önce ahlak ve maneviyat anlayışının yeniden ihyasında gizlidir.”

AGD, Allah korkusu, kul hakkı hassasiyeti, merhamet ve edebin yeniden topluma hâkim kılınması gerektiğini vurguladı.

“Gençliği imanla ve ahlakla buluşturalım”

AGD açıklamasında, gençliğin yeniden Kur’an, sünnet, edep ve hikmetle buluşturulması çağrısı yapılarak “bu yol tutulursa karanlığın dağılacağı, şiddetin gerileyeceği ve umudun büyüyeceği” belirtildi.

Anadolu Gençlik Derneği’nden yapılan açıklamanın tam metni şu şekilde:

ATLAS ÇAĞLAYAN EVLADIMIZA RAHMET DİLİYORUZ!

İstanbul Güngören’de yaşanan ve 17 yaşındaki evladımız Atlas Çağlayan’ın hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan “yan bakma” cinayeti; hepimizin yüreğini dağlamış, milletimizin vicdanını sarsmıştır.

Henüz 15 yaşında bir çocuğun elinde sustalı bıçakla bir başka gencin canına kıyması; sadece bir cinayet haberi değil, toplum olarak sürüklendiğimiz büyük bir çürümenin fotoğrafıdır.

Bilinmesini isteriz ki;

Bu ve benzeri olaylar; “bir anlık sinir”, “ergen kavgası” gibi ifadelerle geçiştirilemez.

Yaşananlar; eğitimde, ailede, medyada, sokakta ve dijital dünyada giderek derinleşen ahlaki çöküşün açık sonucudur.

BİZ ANADOLU GENÇLİK DERNEĞİ OLARAK YETKİLİLERİ UYARIYORUZ!

Bugün evlatlarımız; değerlerden kopartılmış, merhametten uzaklaştırılmış, edep ve hikmetle bağı zayıflatılmış bir kültürel saldırının ortasında bırakılmıştır.

Sosyal medya, diziler, sokak kültürü ve çarpık rol modeller; şiddeti “güç”, kabadayılığı “karizma”, suçu ise “cesaret” gibi göstermekte; gençliğin ruhunu zehirlemektedir.

Açıkça ilan ediyoruz:

Bu ülkenin gençliğini; uyuşturucu çetelerine, şiddet kültürüne, sokak serseriliğine ve ekran bağımlılığına teslim etmeyeceğiz!

Toplumsal hassasiyet taşıyan herkese çağrımızdır!

Bu mesele sadece emniyetin, sadece mahkemelerin, sadece öğretmenin ya da sadece anne-babanın meselesi değildir.

Bu mesele; mahallenin, okulun, caminin, medyanın, sivil toplumun ve her bir ferdin sorumluluğudur.

Bu sebeple;

Ailelere çağrımızdır

Evlatlarımızı sadece “okula göndererek” değil; değer vererek, dinleyerek, takip ederek, örnek olarak büyütmek zorundayız.

Çocuklarımızı sokakta değil, evde ve aile sıcaklığında kazanacağız.

Şiddetle büyüyen bir çocuk, bir gün şiddeti hayatın dili zanneder.

Öğretmenlere, okullara, eğitimcilere çağrımızdır

Okul sadece sınav öğreten bir kurum değildir.

Okul; ahlak, edep, merhamet ve kardeşlik inşa eden bir yuva olmak zorundadır.

Rehberlik servisleri, psikososyal destek birimleri ve değer temelli eğitim acilen güçlendirilmeli; öğrenciler yalnız bırakılmamalıdır.

Medyaya ve dijital platformlara çağrımızdır

Şiddeti pazarlayan içerikler, kabadayılığı yücelten senaryolar, suçu normalleştiren “trend” kültür; gençlerin ruhunu çürütmektedir.

Bu ülkenin ekranları; kötülüğün reklam panosu haline getirilemez.

Toplum olarak bu içeriklere karşı suskun kalmak, suça ortak olmaktır.

Mahalleye, komşuya, topluma çağrımızdır

Herkes “benim çocuğum değil” diyerek kenara çekilirse, bir gün bu ateş her evin içine düşer.

Cami merkezli mahalle kültürü yeniden ihya edilmeli; sokaklar, parklar, okul çevreleri gençliği koruyan alanlar haline getirilmelidir.

“Görmedim, duymadım, bilmiyorum” anlayışı; felaketin zeminidir.

Gençlere çağrımızdır

Ey genç kardeşimiz!

Öfkeni güç sanma!

Kabadayılığı güzel bir şey zannetme!

Sosyal medyada gördüğün şiddet kültürünü hayatın gerçeği sanma!

İnsan, “yan bakma” ile değil; hayatın anlamı ve gayesiyle meşgul olmalıdır.

Gençlik; kavga ile değil; imanla, ilimle, ahlakla, disiplinle büyür.

Reçete “önce ahlak ve maneviyat”tır

Son olarak altını özellikle çiziyoruz ki;

Bu tür acıların bitmesi için ümit vardır.

Çünkü bu millet, mayası sağlam bir millettir.

Çünkü bu toprakların vicdanı hâlâ diridir.

Ancak bilinmelidir ki; kalıcı çözüm yalnızca güvenlik tedbirlerinde değil, yalnızca cezaların artırılmasında değil; önce ahlak ve maneviyat anlayışının yeniden ihyasında gizlidir.

Gençliği kurtarmak istiyorsak;

Allah korkusunu, kul hakkı hassasiyetini, merhameti ve edebi yeniden topluma hakim kılmak zorundayız.

Güç zannedilen şiddetin yerine irfanı, kabadayılık denilen sapmanın yerine şahsiyet ve vakarı tesis etmek zorundayız.

Boşluğu ve anlamsızlığı değil; dava şuurunu ve hayat gayesini koymak zorundayız.

Bizler inanıyoruz ki; ahlaklı bir nesil yetişirse sokaklar düzelir, okullar düzelir, şehirler düzelir, memleket düzelir.

Bu sebeple çağrımız şudur:

Geliniz; gençliğimizi yeniden imanla, ahlakla ve maneviyatla buluşturalım.

Geliniz; evlatlarımızın kalbini yeniden Kur’an’la, sünnetle, edep ve hikmetle inşa edelim.

İnanıyoruz ki; bu yol tutulursa karanlık dağılır, şiddet geriler, umut büyür.

Allah milletimizi ve gençliğimizi her türlü kötülükten muhafaza eylesin.