Siyasete tabela veya şahsi kariyer için girmediğini belirten Gülizar Biçer Karaca, paylaşımında şu değerlendirmelere yer verdi:
"Bir parti en çok kriz anında terk ediliyorsa, orada aidiyet değil, yalnızca çıkar ortaklığı vardır. Benim siyaset anlayışım bunun tam tersidir. Kolay olan gitmektir; zor olan kalıp mücadele etmektir. Fırtına çıktığında tarih, gemiden ilk atlayanları değil, gemiyi limana ulaştırmaya çalışanları hatırlar."
*Ben CHP’de kalacağım.*
— Gülizar Biçer Karaca (@GulizarBicer) July 23, 2026
Çünkü siyasete tabela için girmedim.
Cumhuriyet fikrine inandığım için siyasete girdim.
CHP benim için sadece bir parti değil.
Bir tarihsel hafızadır, siyasal okuldur ve
Cumhuriyet’in en önemli miraslarından biridir.
Bu mirasın içinde Atatürk var.…
Parti içi eleştirinin bir düşmanlık veya ihanet olmadığını, vefa ile biatın birbirine karıştırılmaması gerektiğini savunan Karaca, CHP’nin kişilerden ve yöneticilerden büyük bir tarihsel miras olduğuna dikkati çekti. Biçer Karaca, "Eğer her kriz yaşayan insan evini terk ederse, sonunda döneceği bir evi kalmaz. Ben evimi yıkmak için değil, onarmak için buradayım" diyerek parti içi değişim ve ilkeler etrafında kenetlenme çağrısında bulundu.
NE OLMUŞTU?
CHP'de bir süredir devam eden kurultay ve yönetim tartışmaları, yargıdan gelen kritik kararlar ve parti içi yol ayrımlarıyla yeni bir boyuta taşınmıştı.
CHP içerisinde gerçekleşen son olağanüstü tüzük/seçim süreçlerine ilişkin açılan davalarda mahkemenin vermiş olduğu "mutlak butlan" (hukuken geçersizlik) kararı, parti yönetiminin ve alınan kararların hukuki statüsünü tartışmaya açarak parti içindeki krizi derinleştirdi.
Yaşanan hukuki tıkanıklıklar ve Parti Meclisi ile yönetim düzeyindeki uzlaşmazlıkların ardından Özgür Özel, mevcut yapıyla yola devam etmenin zorlaştığına işaret ederek "yeni bir parti kurulacağı" açıklamasını yapmıştı.




