Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Meclis Grup Toplantısı'na katıldı. Erdoğan konuşmasında, 86 milyonun mesuliyetini yüreğinde hisseden bu vatanın istisnasız bütün evlatlarını kucaklayan bir kadro olduklarını ve bu şekilde yola devam ettiklerini dile getirdi. Erdoğan, "Sadece bize oy veren kardeşlerimizin değil, her vatandaşımızın yüzünü güldürmek, refahını artırmak için çalıştık, bugün de aynı halisane niyetlerle çalışıyoruz" ifadelerini kullandı.
Verdikleri mücadelenin, çektikleri çilenin, ödedikleri bedelin karşılığını almaya başladıkları bir dönemde olduklarını vurgulayan Erdoğan, "Türkiye bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır. Türkiye, küresel sistemde meydana gelen değişimleri en doğru okuyan, rasyonel politikalar geliştirerek bu süreci en iyi yöneten ülkelerden biridir" dedi.
Erdoğan, imkanlarının olduğu kadar potansiyellerinin de farkında olduklarını belirterek, şunları söyledi:
"En son İran krizinde Türkiye'nin ve Türk dış politikasının ulaştığı yüksek kapasiteyi tekrar görme imkanı elde ettik. Aklıselimi, sağduyuyu, hakkaniyeti merkeze alan siyasetimizle ülkemizi bu ateş çemberinden uzakta tuttuk. Türlü kışkırtmalara rağmen tek bir insanımızın dahi burnunun kanamasına izin vermedik. İsrail'in bölgemizde yeni fitne kazanları kaynatmayı amaçlayan oyunlarına eyvallah etmedik.
Şu bir gerçek ki, İran krizi sürecinde yaşananlar, Türkiye Cumhuriyeti'nin ne kadar büyük bir devlet olduğunu herkese göstermiştir. Yine bu süreç, Türkiye'nin tecrübeli, güvenilir ve ehil kadrolar tarafından yönetildiğini bir kez daha teyit etmiştir. Aynı şekilde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin kriz yönetiminde ülkemize sağladığı asimetrik avantajlar berraklaşmıştır. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonraki en riskli çatışmalardan biri, partimizin ve ittifakımızın basiretli siyaseti sayesinde başarıyla idare edilmiştir.
Bu zor süreçte, başta Dışişleri ve güvenlik bürokrasimiz olmak üzere tüm kurumlarımız büyük bir gayret, büyük bir emek ortaya koymuşlardır. Kimi zaman arka kapı diplomasisiyle, kimi zaman doğrudan tavır alarak, kimi zaman anlaşmazlıklar büyümeden müdahale ederek çok dikkatli bir şekilde müzakere sürecine katkı sunduk."
"AZGIN BİR GÜRUH, SİLAHLARIN SUSMASINI ASLA İSTEMİYOR"
Daha hassas yürütülmesi gereken bir sürecin içinde olduklarına dikkat çeken Erdoğan, İsrail'in en küçük bir barış ihtimaline bile tahammül edemediğinin bilindiğini söyledi. Erdoğan, şunları kaydetti:
"Son 10 gündür yaptıkları açıklamalara bakıldığında, aslında karşımızda bir devlet aklından ziyade çıldırmış bir grup radikalin olduğu görülecektir. Durum öyle vahim ki, herkes birbirini daha az insan öldürmekle, daha az kan dökmekle suçluyor. İktidarı ve muhalefetiyle herkes soykırımcılıkta sürekli el yükseltiyor. Gözü dönmüşlükle birbiriyle yarışan azgın bir güruh, bölgemizde silahların susmasını asla istemiyor.
Ulusal güvenliğini, komşuları dahil kendisi dışındaki herkesin istikrarsızlık içinde olmasında gören, terörü ve işgali bir devlet politikası haline getiren bu katliam şebekesi, tüm tarafların büyük emeğiyle varılan mutabakatı dinamitlemek için son 10 gündür elinden geleni yapmaktadır.
Bölgemizde barış eğer gelecekse, İsrail'e rağmen gelecek. Bölgemizde huzur olacaksa İsrail'in fitnelerine rağmen olacak. Katliam şebekesi ne yaparsa yapsın bölgemizde sulh-u sükunun, adaletin, istikrarın, refahın egemen olmasını Allah'ın izniyle engelleyemeyecek. Türkiye olarak iğne ucu kadar bile olsa barış şansının değerlendirilmesi için üzerimize ne düşüyorsa yapmaktan geri durmayacağız. Önümüzdeki dönemde İran krizinin kalıcı çözümüne yönelik çabalara her türlü desteği vermeyi sürdüreceğiz."
"SURİYE'DEKİ ENTEGRASYON SÜRECİNE GEREKLİ KATKIYI SUNUYORUZ"
Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, Cumhur İttifakı ortağı MHP ile başlattıkları, akabinde devlet politikasına dönüştürerek bugünlere getirilen Terörsüz Türkiye sürecinde önemli merhaleler katettiklerini söyledi. Erdoğan, 23 Ekim'de yaşanan TUSAŞ saldırısı başta olmak üzere süreç boyunca karşılaşılan sabotajlara rağmen sabır ve sağduyuyla çalışmaları yönettiklerini vurguladı.
Erdoğan, Terörsüz Türkiye sürecinin geride bırakılan 22 yıllık zaman diliminde ciddi direnç testlerinden başarıyla geçtiğini kaydederek, sürecin önündeki en önemli engellerden biri olan Suriye'nin kuzeyindeki sorunun, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın kuşatıcı yaklaşımıyla büyük ölçüde çözüme kavuştuğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Entegrasyon süreci çeşitli güçlerle karşılaşmasına rağmen hamdolsun başarıyla hayata geçiriliyor. Biz de süreci yakından takip ediyor, gerekli katkıyı sunuyoruz. 13,5 yıllık iç savaşın ardından Suriyeli kardeşlerimizin ülkelerine yeniden sahip çıkmalarını memnuniyetle karşılıyoruz. Bunun korunarak devam ettirilmesi samimi temennimizdir.
"İran krizi süreci sadece ülkemiz ve bölgemiz için değil, Kürt kardeşlerimiz için de hayati önemde olduğunu tescil etmiştir. Sürecin sağladığı müspet atmosfer ve diyalog kanalları sayesinde Kürt kardeşlerimizin de zarar göreceği daha büyük fitnelerin önüne geçilmiştir. Burada sadece şunu söylemekle iktifa ediyorum: Türkler, Kürtler, Araplar, Farslar olarak ne kadar kanlı ne kadar sinsi bir oyunu bozduğumuz ileride daha net görülecektir.
"TERÖR ÇIKMAZ YOLDUR VE MİADINI DULDURMUŞTUR"
Bölgemizin nasıl bir uçurumun kıyısından döndüğü daha iyi anlaşılacak. Şunu bir defa artık herkes kabul etmeli. Terör çıkmaz yoldur ve miadını doldurmuştur. Terör aynı zamanda her türlü gelişmenin, ekonomik kalkınmanın, refahın, siyasi ve demokratik atılımın önündeki en büyük engeldir. Terörün gölgesi çekildikçe turizmden istihdama, güvenlikten tarıma her alanda nasıl bir bahar havasının estiğini hep birlikte görüyoruz ve göreceğiz."
Diyarbakır'ın sokaklarının, kahvehanelerinin bugün cıvıl cıvıl olduğunu, Hakkari'nin dağlarında Türkiye'nin dört bir yanından turistler gezdiğini, Dicle'nin kenarında serinlemek için herkesin sıraya girdiğini söyleyen Erdoğan, Kars'tan Van'a, Batman'dan Ağrı'ya, Mardin'den Şırnak'a her tarafta esnafın yüzünün güldüğünü ve bölgeye gelen yeni yatırımlarla özellikle gençlerin umudunun güçlendiğini ifade etti. Erdoğan, şunları kaydetti:
"İnşallah çok daha iyi olacak. Terör defteri tamamen kapanınca 86 milyonun tamamı yaklaşık yarım asır sonra derin bir nefes alacak. Terörle mücadele için ayrılan kaynaklar yatırıma harcandıkça milletimizin her bir ferdinin refahı artacak. Türkiye artık yeni bir kulvarda ilerlemeye başlayacak.
"TARİHE GURURLA ANACAĞIMIZ BİR KAYIT DÜŞECEĞİZ"
Milletimizin artık bu sorundan kalıcı biçimde kurtulmak istediği ortada. Cumhur İttifakı olarak biz de milletin bu beklentisini karşılamak istiyoruz. Gönül ister ki 50 yıllık bu sorunu süratle çözelim ve geride bırakalım. Maalesef bölgemizin içinden geçtiği dinamik, jeopolitik, hem aynı anda pek çok krize vaziyet etmemizi hem de çok hassas olmamızı elzem kılıyor.
Gelinen noktada örgütün tasfiye sürecini hızlandıracak bir yasal çerçeve üzerinde çalışıyoruz. Gerekli istişareleri yaptıktan sonra fazla da uzatmadan söz konusu düzenlemeyi sorunların çözüm adresi olan Meclis'in takdirine sunacağız. Devletimizin niteliklerinden, milletimizin değerlerinden taviz vermeden bu meseleyi çözecek kapasiteye ziyadesiyle sahip olduğumuza inanıyorum. Cumhur İttifakı olarak Meclisimizin de desteğiyle inşallah bu hayırlı süreci tamama erdirecek, tarihe gururla anacağımız bir kayıt düşeceğiz.
"YENİKAPI RUHU ARANIYORSA, GEREKEN ZEMİN TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİDİR"
Tekrar bir Yenikapı ruhu aranıyorsa bunun vücut bulması gereken zemin Terörsüz Türkiye sürecidir. Siyaset kurumu tıpkı Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu çalışmalarında olduğu gibi, farklılıklarını bir yana koymalı, sürece destek olmalı, bu meselenin milletin gündeminden çıkması için yük almalıdır. Biz ittifak ve iktidar olarak iradeyse irade, kararlılıksa kararlılık, uzlaşıysa uzlaşı, cesaretse cesaret üzerimize düşenleri fazlasıyla yaptık, yapıyoruz. Bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz."





