Editör Masası'na konuk olan Yılmaz, gündeme ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.
Şirketler ile bunların altındaki sorunlu fonlar ve olağan tasfiyelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, kapalı fonlarda da olağan tasfiye edilen 3 kuruluşta 2 binden fazla kişi bulunduğunu, bu fonların kendi tabiatı ve özellikleri içinde tasfiye edileceğini bildirdi.
Yılmaz, "Dolayısıyla burada, aşağı yukarı 46 bin kişinin olağan yöntemlerle tasfiye sürecine girdiğini söyleyebiliriz. A1 Capital, Bulls ve Pardus bu üçü tasfiye edilmiş oldu. 7 şirketten 3'ü ayrılmış oldu bir kenara, 4 şirket kaldı." dedi. Yılmaz, bu şirketlerde mağdur kalmadığını, 46 bin kişinin bu sistemden çıktığını söyledi.
Dört büyük fon olduğunu, bunlardan en büyüğünün Tera Finansal Yatırımlar Holding, diğerlerinin Pusula, Hedef ve Atlas olduğunu dile getiren Yılmaz, "Atlas ile ilgili de şu anda müzakereler devam ediyor. Atlas'la ilgili de olağan tasfiye mümkün. Bunu bu hafta herhalde görmüş oluruz. Sahipleriyle görüşmeler yapılıyor, müzakereler yapılıyor. Atlas da devreye girerse olağan tasfiyeye tabi olursa orada da 58 bin civarında bu işten olumsuz etkilenen yatırımcı var. Bunlarla ilgili de olağan tasfiye uygulanmış olacak. Bunu bugün yarın, bu hafta içinde herhalde netleşmiş olur diye tahmin ediyorum." diye konuştu.
"Kamu kaynağının kullanılması söz konusu değil"
Fon soruşturmasının ekonomik boyutu ve olağan tasfiyede zarar görmüş yatırımcıların nasıl finanse edildiğine ilişkin soruyu yanıtlayan Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ne olağan tasfiyede ne olağanüstü tasfiyede kamu kaynağının kullanılması söz konusu değil. Kamu kaynağı, hazine dediğiniz milletimizin, vatandaşımızın kaynağı. Dolayısıyla bunları kullanmak söz konusu değil. Neden değil? Fon piyasalarında, sermaye piyasalarında devletin bir güvencesi yok. Bankacılık sisteminde var, belli bir miktara kadar bir devlet güvencesi var. Onun için de TMSF diye bir yapımız var orada biriken bir kaynak var, bir sorun çıktığı zaman o devreye giriyor ve tazminatları ödüyor. Burada öyle bir durum söz konusu değil, bir kamu garantisi söz konusu değil. Serbest fonlara giderken profesyonel yatırım ve nitelikli yatırımcı sözleşmesi imzalanıyor. Bu sözleşmede hem kazanç hem de kayıp bir anlamda kabul edilmiş oluyor. Dolayısıyla burada bir kamu kaynağı kullanımı söz konusu değil. Bu 3 fonun tasfiyesi de kendi kaynaklarıyla. Olağanüstü fonda da en önemli prensibimiz kamu kaynağının kullanılmaması."
Olağanüstü fonda toplanması beklenen paraların mağduriyetleri giderip gideremeyeceğine ilişkin soruya Yılmaz, şu yanıtı verdi:
"Burada bizim esas aldığımız ana para, net yatırım tutarı diyoruz buna. Bu net yatırım tutarını iyi çerçevelemek lazım. Nedir bu net yatırım tutarı? Basit bir örnekle, siz gittiniz diyelim bir fondan bir pay aldınız, bir milyon para yatırdınız. Ana paranız bir milyon. Sonra iki milyon da kar ettiniz diyelim. Arada o iki milyonunuzu çektiniz, bir milyon kaldı hesabınızda. Bir vesileyle o karınızı çektiniz diyelim, bir milyon kaldı. Biz size bu olağanüstü ödemede bir milyona kadar ödeme yapmayacağız. Çünkü siz ana paranızı zaten aldınız. Net yatırım tutarı üzerinden ana parayı ödeyecek bir sistem kurguluyoruz. Bu kanunumuzdaki teklif bu. Meclisimizden henüz geçmedi tabii.
Net yatırım tutarını alıp çıkanlar bir de hukuk dışı işlemler yapanlar, bu iki kesim bu bir milyona kadar şeyi alamayacaklar. Haksız kazanç elde etmiş, hukuk dışı soruşturmalara, kovuşturmalara konu olmuş şahıslar tabii ki faydalanmayacak. Bir şekilde net yatırım tutarıyla baktığınızda ana parasını almış olanlar yine yararlanmayacaklar. Ama bu geçici bir durum. Ana hükümler devam ediyor."
"Özellikle küçük yatırımcıyı ve para piyasası fonlarını önceliklendiren bir yaklaşım var kanunda"
Yılmaz, olağanüstü tasfiyenin bir milyon liraya kadar insanların ana parasını ödemeye imkan sağlayacak bir sistem olduğunun altını çizdi.
Cevdet Yılmaz, şunları kaydetti:
"Yani zamanı geldiğinde işte bütün bu kaynaklar toparlandığında kime ne düşecekse yine alacak. Orada bir mahsuplaşma olacak. Yani bu bir milyona kadar almış olanların aldığı miktar nihai hakları ve yükümlülükleri hesaplanırken, mahsuplaşmayla oraya hesaba girmiş olacak. Ama biz istiyoruz ki özellikle küçük yatırımcıyı ve para piyasası fonlarını önceliklendiren bir yaklaşım var bu kanunda. Küçük yatırımcılar bir an önce bu kaynaklara kavuşsunlar. Sosyal açıdan bunun önemli olduğuna inanıyoruz. Dolayısıyla büyük bir kitle de burada zaten. 450 bin dediğimizin çok büyük bir kısmı burada, nihai rakamlar netleşecektir kısa sürede ama ben şuna inanıyorum, bu olağanüstü tasfiyeye ilişkin kararlar Meclisimizden geçerse ve gerçekleştirilirse muhtemelen burada konuştuğumuz yatırımcı sayısı 100 binin altına düşmüş olacak."
"Her bir fon için 131 tane hesap açıldı"
Yılmaz, haksız kazançların iadesi kapsamında kaç kişi ve şirketin gönüllü iade yaptığı, iade edilen toplam tutarın ne olduğu ve ödemenin hukuki sorumluluğunu ortadan kaldırıp kaldırmadığına ilişkin soruyu yanıtladı.
SPK'nin 131 fonla ilgili bir karar aldığını ve TMSF bünyesinde her bir fona özel bir hesap açıldığını aktaran Yılmaz, "Çünkü her fonun hukuki durumu farklı. Her fona birebir bakmak durumundasınız. O fona girmiş yatırım yapmış olanlar var, o fonun ilişki biçimleri var. Dolayısıyla her bir fon için 131 tane hesap açıldı. Bir tane de genel hesap açıldı. O genel hesap da fon bazında değil, hisse senedi bazında hukuk dışı işlem yapanlarla veya haksız kazanç, fahiş gelir elde edenlerle ilgili bir hesap. Veya mal varlıklarının satışından elde edilecek gelirlerin konacağı bir hesap. 132'nci hesap da bu genel hesap." bilgisini verdi.
Mevcut durumda bir sürecin başladığını belirten Yılmaz, kanun çıkarsa bu sürecin çok daha sağlıklı bir zemine oturacağını vurguladı.
İsteğe bağlı olarak fahiş kazançları iade edenler, hukuk dışı işlemler yapmış, haksız kazanç elde etmiş şirketlerin veya kişilerin mal varlıklarının satışından gelecek gelirlerin bu hesaplarda toplanacağını kaydeden Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bir fona özel bir gelirse o fonun hesabına girmiş olacak. Değilse genel hesaba gelecek. Genel hesaptan da belli kriterlerle yine bu fonlara bu kaynak dağılmış olacak. Olumsuz etkilenmiş yatırımcılara, bu kaynakları iade ederken kullanacağımız 3 kaynak var. Birincisi bu fonda kalmış varlıklar, halen içinde belli değere dönüştürülebilir varlıklar var. İkincisi bu hesaplara yapılacak iadeler, üçüncüsü yine sorumlu birçok kişinin mal varlığına tedbir konmuş durumda. Şirket, kişi bu süreçte rolü olduğu düşünülen. Dolayısıyla bu kanunda TMSF'ye bu olaya özgü olarak çok ciddi yetkiler veriliyor.
TMSF'nin bu konudaki çalışmalarıyla bu varlıkların nakde dönüşmesi, bu varlıkların değerlendirilmesiyle gelecek kaynaklar var. Dolayısıyla bu yatırımcılara verilecek tutarlar bu kaynaklardan finanse edilmiş olacak. Herhangi bir kamu kaynağı söz konusu olmayacak. Bu hesaplar açılmış, süreçler başlamış durumda. Belli sayıda yatıranlar olduğunu da duyuyoruz ama asıl bundan sonra bu kanunla birlikte bu süreç daha hızlanacaktır."
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, fon soruşturmasının detaylarını açıkladı:
- "Fon piyasasının belli bir alanında yaşanan bu hadisenin genele sirayet etmemesi için, genel yapıya zarar vermemesi için çok hızlı bir şekilde tasfiyelerine karar verildi"
- "Ekonomimizin temelleri sağlam. Makroekonomik görünümümüz son derece sağlam. Özellikle de dünyayla mukayese ettiğinizde, büyümemiz devam ediyor"
- "Deprem harcamalarına rağmen, savaşın etkilerine rağmen, savaşın getirdiği bu enerji fiyatlarını sınırlamak için uyguladığımız eşel mobil sistemine rağmen bütçe açığımız oldukça yönetilebilir, iyi seviyelerde"
- "SPK'nin yayımladığı fon rehberiyle birlikte yeni kurallar, yeni kaideler geldi. Şeffaflık artırıldı, çok daha güven veren bir piyasa yapısı oluşması için kurallar kondu"
- "Çok yüksek, fahiş getiriler elde etmiş veya hukuka aykırı işlemlerle haksız kazanç elde etmiş kişilerle ilgili yine önemli soruşturmalar, incelemeler devam ettiriliyor"
- "Şu anda, toplam 15 civarında denetmenle, müfettişle Devlet Denetleme Kurulumuz çok yönlü bir şekilde, bütün ilgili kurumları kapsayacak bir şekilde bu çalışmasını sahada başlatmış durumda. Bağımsız finansal otoriteler, bütün bu kurumlar denetim altında incelenecek, soruşturulacak"
- "Geniş imkanlarla çok güçlü bir şekilde bu süreci idari yönden Devlet Denetleme Kurulumuz da denetliyor"
Cevdet Yılmaz, "Fon piyasasının belli bir alanında yaşanan bu hadisenin genele sirayet etmemesi için, genel yapıya zarar vermemesi için çok hızlı bir şekilde tasfiyelerine karar verildi." dedi.
"Ekonomimizin temelleri sağlam. Makroekonomik görünümümüz son derece sağlam. Özellikle de dünyayla mukayese ettiğinizde, büyümemiz devam ediyor." diyen Yılmaz, istihdam artışının devam ettiğini, 410 milyar dolarlık bir ihracat hacmine ulaşıldığını söyledi.
Yılmaz, cari açığın yönetilebilir düzeyde olduğunu belirterek, "Deprem harcamalarına rağmen, savaşın etkilerine rağmen, savaşın getirdiği bu enerji fiyatlarını sınırlamak için uyguladığımız eşel mobil sistemine rağmen bütçe açığımız oldukça yönetilebilir, iyi seviyelerde. Bankacılık sistemimiz sağlam. Sermaye yeterlilik oranı uluslararası gerekliliklerin ve yasal gerekliliklerimizin oldukça üstünde. Dolayısıyla makroekonomik görünümümüz böyle. Ekonomik temellerimiz sağlam, yolumuza bu şekilde devam ediyoruz." ifadelerini kullandı.
Fon soruşturmasına ilişkin "Şimdi adli bir süreç devam ediyor. Öncelikle bu adli süreç hangi aşamada? Sorumluların tespiti tam olarak yapıldı mı? Çünkü bu fonları kuranlar, yönetenler var. Bir de denetim ve düzenleme sorumluluğunda olan kurumlar var. Bir de mağdurlar var. Burada hangi aşamadayız? Bütün sorumluluğu olanların tespiti yapıldı mı? Mağdurların tespiti yapıldı mı? Bu süreci bize biraz özetleyin." sorusuna yanıt veren Yılmaz, bu konuda kamunun son bir yıl içinde attığı adımlar olduğunu kaydetti.
Yılmaz, SPK tarafından yayımlanan bir fon rehberinin bulunduğunu belirterek, "Bu fon rehberiyle birlikte, SPK'nin yayımladığı bu rehberle birlikte yeni kurallar, yeni kaideler geldi. Şeffaflık artırıldı, çok daha güven veren bir piyasa yapısı oluşması için kurallar kondu. Bu çok olumlu bir adım aslında. Yani bu şartlara uyan fonlar için, uyan finansal enstrümanlar için çok olumlu bir adım. Bu kurallarla birlikte sorunlu olan yapılar da açığa çıkmış oldular. Sorunlu olan fonlar da açığa çıkmış oldular ve buralarda bir sıkıntı yaşandı." diye konuştu.
Sorunlu fonlara yönelik hızla tedbir alındığını dile getiren Yılmaz, şöyle devam etti:
"Burada yaşanan, fon piyasasının belli bir alanında yaşanan bu hadisenin genele sirayet etmemesi için, genel yapıya zarar vermemesi için çok hızlı bir şekilde tasfiyelerine karar verildi. Bir anlamda bir karantinaya alınmış oldu bu sorunlu fonlar. Bunu şuna benzetebiliriz: Vücutta bir hastalıklı yapı veya işte ne diyelim, bir sorunlu yapı var, bunu vücuttan almak istiyorsunuz ama vücuda da zarar vermeden bunu başarmanız önemli. Dolayısıyla bunlar karantinaya alındı. 7 şirkete ve bunun altındaki 131 fona tedbir getirilmiş oldu. Tasfiye kararı alınmış oldu. Ondan sonra süreçte de adli mekanizmalar devreye girdiler. Bu işin sorunlu hale gelmesinde, bu süreçte rolü olan, birçok yatırımcının olumsuz etkilenmesine sebebiyet verenler hakkında biliyorsunuz çok etkili bir şekilde adli mekanizmalar işlemeye başladı.
Şu anda birçok kişi ya tutuklu ya gözaltında ya soruşturma aşamasında, ifadesi alınan birçok insan var. Dolayısıyla bir adli süreç başlamış durumda ve yürüyor. Mal varlıklarına tedbir konmuş durumda. Yurt dışı yasakları getirilmiş durumda. Yani öyle bu ana sorumlulara baktığınız zaman yurt dışına kaçan, giden pek fazla bir isim hatırlamıyorum ben doğrusu. Şirketlerin sahipleri adli mekanizmada zaten işlem görüyor.
Bağlantılı birtakım yapılarla ilgili yine adli mekanizmalar işliyor. İşte çok yüksek, fahiş getiriler elde etmiş veya hukuka aykırı işlemlerle haksız kazanç elde etmiş kişilerle ilgili yine önemli soruşturmalar, incelemeler devam ettiriliyor."
"Çok hızlı aksiyon alındı"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, idari tarafta SPK, BDDK'nin çeşitli kararlar verdiğini anımsatarak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başından itibaren bu sürece çok hassas bir şekilde yaklaştığını, hükümetin de bu süreci başından beri çok yakın bir şekilde takibe aldığını vurguladı.
Bu süreçte kurulan Fon Koordinasyon Kurulu'nun 4 kez toplantı yaptığını ve çok önemli prensip kararları aldığını aktaran Yılmaz, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından Devlet Denetleme Kurulunun (DDK) görevlendirildiğini anımsattı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, DDK'nin çok geniş yetkilere sahip bir denetleme kurulu olduğunu dile getirerek, "Şu anda, toplam 15 civarında denetmenle, müfettişle Devlet Denetleme Kurulumuz çok yönlü bir şekilde, bütün ilgili kurumları kapsayacak bir şekilde bu çalışmasını sahada başlatmış durumda. Bağımsız finansal otoriteler, bütün bu kurumlar denetim altında incelenecek, soruşturulacak. İdarelerin açıkları da kişilerin sorumlulukları da bu süreçte ortaya konmuş olacak." dedi.
DDK'nin yoğun şekilde sahada çalıştığının altını çizen Yılmaz, şunları kaydetti:
"Tabii bu doğrudan görevlendirdiği kişiler, bir de Devlet Denetleme Kurulunun tüm kurumların uzmanlarından istifade etme imkanı da var. Dolayısıyla bu geniş imkanlarla çok güçlü bir şekilde bu süreci idari yönden Devlet Denetleme Kurulumuz da denetliyor. Diğer yandan biliyorsunuz bir kanun hazırlandı. Çok hızlı aksiyon alındı gerçekten. Bu olaydan etkilenen 455 binden fazla yatırımcı var bu sorunlu fonlarda. Toplam baktığınız zaman bu fonlar, 131 fon, toplam fonlarımızın yüzde 4,6'sını oluşturuyor. Toplam fon portföyümüzün yüzde 7,7'sini oluşturuyor. Tekil kişi olarak baktığımızda 455 binden fazla yatırımcı bu fonlarda. İşte bunların hakkını, hukukunu gözetecek şekilde bir kanun teklifi de Fon Koordinasyon Kurulumuzda tartışıldı. Genel prensipler itibarıyla, ana çerçeve itibarıyla. Meclis grubumuzla bunu konuştuk.
Sayın Abdullah Güler de geçtiğimiz cuma günü biliyorsunuz bunu açıkladı. Toplumumuzla paylaştı bu yeni kanun teklifini. Burada da şunu öngörüyoruz: 7 tane şirket ve altında 131 sorunlu fon var. Bunlarla ilgili 3 tane şirket olağan tasfiye koşullarını kabul etti ve tasfiye edildi. 8 Ekim itibarıyla da bu gerçekleşti. 44 bine yakın, bu 455 binden 44 bine yakın vatandaşımızın ödemeleri gerçekleştirildi. Ziraat Bankası bu tarafı yönetiyor. Bu fonlar arasında bir Tera dediğimiz büyük bir fon var. Bir de 6 tane diğer fon var. Tera'nın tasfiyesinin yönetimi İş Bankasında. Çünkü Tera, İş Bankasıyla çalışmış bugüne kadar. Diğer fonların yönetimi Ziraat Bankamızda. Onlar Ziraat Bankasıyla çalışmışlar. Ziraat Bankasının tasfiyesini yönettiği 3 fon olağan şartlarla tasfiye edildi. Ne demek olağan şartlarla? Mevcut kurallarımız içinde. İşte bunların bütün ödemeleri yapılmış oldu yatırımcıların. Oradaki hak ve yükümlülükler yerine getirilmiş oldu. 17 fon böylece devreden çıkmış oldu."
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz'dan "fahiş gelir" değerlendirmesi:
- "Fahiş gelirden dolayı hukuk dışı bir işlem yapmamış olsa bile iade olmuşsa orada tabii söyleyecek bir şey yok. Ama hukuk dışı bir işlem söz konusuysa hukuk dışı işlemde sorumluluklar elbette ortadan kalkmaz"
- "Yıllardır, bakın planlarımızda, programlarımızda, hükümet politikalarımızda sermaye piyasalarımızı her zaman öncelikli gördük, destekledik. Bundan sonra da en güçlü şekilde desteklemeye devam edeceğiz"
- "Hiç kimse bu piyasalara genel anlamda gölge düşürmesin. Buralara yapılan yatırımı sanki suçmuş gibi göstermesin. Bunu yapanlar bu ülkeye zarar verirler"
Cevdet Yılmaz, fonlara ilişkin yürütülen tasfiye ve iade süreçlerinde hukuka aykırı işlem yapanların sorumluluklarının ortadan kalkmayacağını belirterek, sermaye piyasalarını desteklemeye devam edeceklerini bildirdi.
Fonlardan olumsuz etkilenen yatırımcılara yapılacak iadelerde kullanılacak kaynaklara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, bu kapsamda üç ayrı kaynak öngörüldüğünü söyledi.
Bunların fonlarda kalan ve nakde dönüştürülebilecek varlıklar, haksız veya fahiş kazançların iadesiyle oluşturulacak kaynaklar ve sorumlu kişi ya da şirketlerin mal varlıklarının değerlendirilmesinden elde edilecek gelirler olduğunu anlatan Yılmaz, iadelerde herhangi bir kamu kaynağının kullanılmayacağını vurguladı.
Yılmaz, ilgili hesapların açıldığını ve sürecin başladığını belirterek, TBMM'ye sunulan kanun teklifinin kabul edilmesiyle çalışmaların daha sağlıklı bir hukuki zeminde hızlanacağını ifade etti.
Kazançların iade edilmesinin hukuki sorumlulukları ortadan kaldırıp kaldırmayacağına ilişkin soruya da yanıt veren Yılmaz, hukuk dışı işlem yapmak ile fahiş gelir elde etmek arasında ayrım yapılması gerektiğini dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Fahiş gelirden dolayı hukuk dışı bir işlem yapmamış olsa bile iade olmuşsa orada tabii söyleyecek bir şey yok. Ama hukuk dışı bir işlem söz konusuysa hukuk dışı işlemde sorumluluklar elbette ortadan kalkmaz." dedi.
Piyasa bozucu faaliyetlerin nihai olarak yargı süreçlerinde belirleneceğini aktaran Yılmaz, bağımsız otoritelerin karar ve analizlerinin de sürecin netleşmesinde etkili olacağını belirtti.
Yılmaz, sermaye piyasalarının Türkiye'nin kalkınması, üretimi ve finansmanı açısından büyük önem taşıdığına dikkati çekerek, "Yıllardır, bakın planlarımızda, programlarımızda, hükümet politikalarımızda sermaye piyasalarımızı her zaman öncelikli gördük, destekledik. Bundan sonra da en güçlü şekilde desteklemeye devam edeceğiz." diye konuştu.
Yatırımcılarla piyasa bozucu faaliyetlerde bulunan kişilerin birbirinden ayrılması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, "Yatırımcı ayrı, manipülatör ayrı, spekülatör ayrı. Bunun altını kalın çizgilerle çizmek istiyorum." dedi.
Yılmaz, "Hiç kimse bu piyasalara genel anlamda gölge düşürmesin. Buralara yapılan yatırımı sanki suçmuş gibi göstermesin. Bunu yapanlar bu ülkeye zarar verirler. Bir defa bunun altını çok net çizmek istiyorum. Burada 455 bin insan var. Yatırım yapmışlar. Biz bunlara suçlu diyebilir miyiz hepsine? Böyle bir mantık olabilir mi? Bunlar gelmiş yatırım yapmış. Bir getiri elde etmeye çalışmış. Makul bir getiri elde etmişse de buna da söyleyecek hiçbir şey yok." değerlendirmesinde bulundu.
Hedeflerinin piyasa bozucu işlem yapan, manipülatif faaliyetlerde bulunan ve yatırımcıların zarar görmesine neden olan hukuka aykırı davranışları ortaya çıkarmak olduğuna işaret eden Yılmaz, yatırımcıların müsterih olması gerektiğini bildirdi.
Yılmaz, şunları kaydetti:
"Yeni Fon Rehberi’yle, sorunlu fonların bu sistemden çıkmasıyla birlikte, sermaye piyasalarımız eskisinden de daha güçlü bir şekilde yoluna devam edecek, bunda hiç tereddüt yok. Biz hastalıklı bir yapıyı, tabiri caizse bir virüsü sistemden çıkarma gayreti içindeyiz ve bu, bünyeye çok daha güç katacak. Sermaye piyasalarımızı zayıflatmayacak, aksine daha da güçlendirecek. Yeni Fon Rehberi ile bu yapılar, bu sorunlu yapılar ortaya çıktığı gibi, kalan yapılar için de çok daha ek bir güvence sağlanmış oldu aslında. Şu anki fonlar için, şu anki borsamız için çok daha sağlıklı bir zemin oluşturulmuş oldu. Dolayısıyla şu an biz borsamıza da sermaye piyasalarımıza da güveniyoruz."
"Tasfiye süreçleri borsamızı olumsuz etkilemeyecek şekilde sürdürülecek"
Devlet Denetleme Kurulunun (DDK) yürüttüğü incelemelere de değinen Yılmaz, hazırlanacak raporun hem sorumluların belirlenmesi hem de sistemdeki yapısal eksikliklerin ortaya çıkarılması açısından önem taşıdığını belirtti.
Yılmaz, incelemelerin devlet kurumları ve bağımsız kurumlar dahil ilgili bütün kuruluşları kapsayacağını ifade ederek, rapor doğrultusunda ihtiyaç duyulması halinde yapısal iyileştirmelere yönelik yeni yasal düzenlemelerin de TBMM'nin takdirine sunulabileceğini kaydetti.
Fon Koordinasyon Kurulunda tasfiye süreçlerine ilişkin bir prensip kararı aldıklarını bildiren Yılmaz, olağan ve olağanüstü tasfiye işlemlerinin borsa üzerinde olumsuz etki oluşturmayacak şekilde yürütülmesine önem verdiklerini vurguladı.
Yılmaz, "Borsadaki gelişmelerin tamamını bu fon piyasalarındaki durumla izah etmek mümkün değil ama tabii ki bu fon piyasalarındaki gelişmeler, bunun etrafındaki tartışmalar ister istemez yatırımcı davranışlarına da yansıyabiliyor." ifadesini kullandı.
Borsanın seyrinde birçok gelişmenin etkili olabildiğine işaret eden Yılmaz, küresel faiz oranları ve güvenlik riskleri gibi birçok unsurun da piyasaları etkilediğine dikkati çekti.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Borsamızı olumsuz etkilemeyecek bir anlayış içinde bu tasfiye süreçleri sürdürülecektir. Bu konuda Fon Koordinasyon Kurulumuzun da tüm kurumlarımıza yönlendirici bir yaklaşımı söz konusudur." ifadesini kullandı.



